Daha önce sizlere Franko-Belçika ekolünden çıkmış efsanevi çizgi romanları sıralamıştık hatırlayacaksınız. O zaman şöyle büyük bir cümle etmiştik:

Eğer olur da, bir gün Çizgi Romanların Dünya Tarihi gibi bir külliyata girişirsek (ki, aslında girişmesek mi?) olayı üç ana dalda ele alsak, sanıyorum ayıp etmiş olmayız. Birincisi, Amerikan çizgi roman sektörü önderliğindeki Anglo-Sakson ekolü. İkincisi Bonelli Comics’in liderliğinde yükselen ve ülkemizde de çok etkili olan İtalyan ekolü. Sonuncusu ise Frankofon ülkeler için tasarlanan, ama dünya çapında tanınırlığa ulaşan Franko-Belçika ekolü.

Tabii ki bu cümleyi kurarken ya öncesinde “Batı usulü çizgi romanlardan söz ederken” diye bir ayrıştıcı koymak, ya da işin içine mangaları da katmak gerekiyor. Ama genel hatlarıyla söylediklerimiz o gün de doğrulardı, bugün de. Çizgi roman denince, üç dominant ekol var neticesinde Batı dünyasında. Biz o gün Franko-Belçika ekolüne saygımızı sunmuştuk, bugün de sıra İtalyan ekolünde. Var mısınız şöyle İtalya’nın sunduğu en güzel çizgi romanlarda bir seyahate?

İtalya, aslında biraz daha kendi yağında kavrulan Franko-Belçika ekolünün aksine dünyaya çok daha açık bir doğaya sahip. Hugo Pratt, Milo Manara gibi pek çok sanatçısını Amerika’ya ihraç etmesi bir yana, onlarca Franko-Belçika çizgi romanı Frankofon ülkelerin dışına çıkmazken, İtalyan ekolü devamlı farklı pazarlara açılmış. Bunun yanı sıra, ortada bir de Disney gerçeği var. Disney pek çok çizgi romanı İtalya’da yazıp çizdiriyor yıllardır, bunların başlıcaları arasında da hepimizin eline bir vakit düşen Mickey ve arkadaşlarının “cep” çizgi romanları var.

Fakat ne hikmetse Avrupa’da İtalyan çizgi romanları dominasyonundan hiçbir şey kaybetmez ve ihracatı tam gaz sürdürürken, Amerika’ya da yazarları paketle gönderirken; markalarını bir türlü o camiaya sokamamış vaziyetteler. Tenten, Şirinler, Red Kit ve Asteriks gibi Franko-Belçika markaları etkileyici animasyon / film uyarlamalarıyla Amerikan pazarını bir şekilde büyülemeyi başardılar. Ama nedense şöyle doğru düzgün, etine dolgun, Amerikalıların da ayağını yerden kesecek bir Martin Mystere, bir Zagor uyarlaması yapılmadı…

Ama onlar bizim gönlümüzde hep şampiyonlar! O halde dilerseniz lafı uzatmayalım, buyurun, İtalyan ekolünden çıkmış en efsane 10 çizgi roman serisine bir bakalım beraber!

 

10. Teks (Tex)

1 Teks

Ülkemizde “Teks” olarak bilinir Tex Willer çizgi romanı. Aslında listedeki diğer pek çok serinin aksine daha serttir. Ton olarak da Tommiks, Swing gibi muadilleriyle pek uyuşmaz zaman zaman. Ama bu listede ona on numarayı bahşetmemizin bir sebebi var. Amerika çizgi romanları için Superman neyse, İtalyan ekolü için de Tex odur. Bonelli’nin yükselişine sebep olmakla kalmamış, aynı zamanda Bonelliano denilen formatın da yaygınlaşmasını  sağlamıştır. 100 sayfa, cep kitabı şeklinde ve siyah beyaz. Tanıdık değil mi? E biz de çizgi romanlarımızı böyle okuduk yıllarca ve bugüne bugün hâlâ dergi formatında değil, toplanmış kitap formatında okuyorsak çizgi romanları, sebebi biraz da Tex Willer…

 

9. Diabolik

2 Diabolik

Diabolik neresinden bakarsanız bakın havalı bir karakterdi. Anımsar mısınız bilmiyorum, ama Fox Kids’de çok akılda kalıcı bir açılış müziğine sahip çizgi filmi yayınlanırdı. Siyah Diabolik ve onun beyaz giyinen sevgilisi Eva Kant. Tefrika hikayelerinden fırlamış öyküleriyle, tartışmasız tarz görselleriyle iki İtalyan kız kardeş Angela ve Luciana Giussiani’nin yarattığı Diabolik bizce bir Hollywood yapımcısı tarafından keşfedilecek, herkes karakterin ne kadar havaı olduğunu görecek ve işte o gün, biz burada durup “biliyorduk zaten!” diye kollarımızı açıp haykıracağız.

 

8. Teksas (Il Grande Blek)

3 Il Grande Blek

İtalyan ekolü çizgi romanlar Amerikan tarihinin erken dönemleriyle ilgili herhalde tüm Amerikan filmlerinden daha çok iş üretmişlerdir; e baksanıza, Amerikan Western estetiği dediğimiz şey de çoğunlukla İtalyanlardan çıkma değil mi? EsseGesse’nin Il Grande Blek’i de işte benzer bir estetikle yapılmış, ama merkezine daha net bir özgürlük mücadelesi koymuştu. Çelik Blek Teksas ve arkadaşları adeta bir gerilla gibilerdi ve baskıcı İngiliz askerleriyle savaşıyorlardı. Bu seri sayesinde “kırmızı urbalılar” bizim için bir nefret söylemi oldu resmen. Valla helal olsun, Amerikalı denese bu kadar net propagandasını yapamazdı!

 

7. Nathan Never

4 Nathan Never

Nathan Never, listedeki tüm çizgi romanların aksine herhalde Amerikan ekolüne en yakın duran eser. Baktığınız zaman kanunu korumanın devlet ve özel sektör arasında paylaştırıldığı bir distopik gelecek çok Amerikan bir formül. Ama işte bunun içinde yine İtalyan tuzu vardı. O macera havası, o yerinde duramama, o uzun ve başı sonu belli olan, sayfa çevirdirten hikaye. Nathan Never muhtemelen bu listede Amerikan çizgi romanını sevenlere en rahat giriş kapısı olabilecek türdeki eser. Tam geçiş dönemi yaşatır insana, öyle arada!

 

6. Kaptan Swing (Comandante Mark)

5 Comandante Mark

Aslında baktığınızda Kaptan Swing’in Çelik Blek Teksas’dan daha farklı yaptığı bir şey yok gibi gözüküyor. Karakterler bile ilk bakışta çok benzerler, Teksas gibi Swing’de rakundan yapılma bir şapkayla geziyor, o da kırmızı urbalılara karşı savaşıyor. Ama Swing’i Teksas’dan daha iyi yapan bir şey var, o da yan karakterleri. Mister Blöf ve Gamlı Baykuş, serinin tonunun Teksas’tan daha yumuşak bir ayarda olmasını sağlıyorlar, aynı zamanda kendileri muhtemelen görüp görebileceğiniz en komik çizgi roman karakterleri arasındalar. Özellikle Gamlı Baykuş.

1 2
Author

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

1 Comment

  1. Kesinlikle sıralama ve özellikle de bir numara konusunda yazının altına bir imza da ben atarım. 🙂 Derleme için ellerine sağlık. 🙂

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.