Yazan: Kadir Yılmaz

Çocukluğumda Fox Kids’te yayınlanan X-Men çizgi dizisini izlediğimden beri kendimi mutantlara çok yakın hissediyorum.  Bunun sebebi zihnimi kullanarak cisimleri oynatabilmem veya uçabilmem değil elbette.  X-Men, kendi temeline sonraları benim için çok daha büyük anlamlar taşıyacak olan iki kavramı yerleştirdiği için bende kıymetli: ayrımcılık ve öteki olmak. Fantastik Dörtlü gibi kahraman gruplarının alkışlarla karşılandığı bir evrende, sadece mutant olarak doğdukları için dışlanan grupların hikayesinden bahseder X-Men. Bu tema zaman geçtikçe çizgi romanlarda da filmlerde de daha geniş bir yer buldu kendine. X2 filminde Bobby’nin ailesine mutant olduğunu söylediği sahne baya baya eşcinsel bir ergenin açılma hikayesi aslında. Bu çok da açıklamaya gerek duyulmayan hatta belki birazcık da kör göze parmak bir metafor olabilir fakat filmin çıkışından 12 sene sonra ailemle aramda benzer bir diyalog geçtiğini söylersem bu sahnenin, mutantların ve X-Men’in öteki olma konusundaki önemini biraz daha iyi gösterdiğini anlayabiliriz sanırsam.

2

Marvel evreninde mutantsanız hükümet ve halk sizi pek sevmez. Peki ya bizim dünyamızda mutantsanız? Üzgünüm, cisimlerin içinden geçemeyeceksiniz ama hükümet ve halk tarafından sevilmemeniz tabii ki de cepte! Türkiye’den bahsediyorsak, devlet ve eğitim sistemi sizi yok sayacak. Bazen sokakta yürümeniz bile sorun teşkil edecek. Arkadaşlarınıza ve ailenize, kendinizle ilgili temelinde sevgi yatan küçük bir özelliğinizden bahsederseniz hor görülme ve dışlanma ihtimaliniz olacak. Bu, insanın ailesine ve bulunduğu çevreye karşı güvenini fena halde etkileyen ve kişiyi yalnızlaştıran, konuşmaktan pek de keyif alamadığım bir konuydu benim.

Yaşadığımız dünyada kendimizi korumak ve sorunlarımızdan kaçmak için ışınlanamadığımızı  düşünürsek, elimizde heteronormatif düzene karşı gelmek için mutantlarımızın güçleri değil, Profesör X ve Magneto’nun ideolojileri kalıyor. Profesör bu iki eski dostun savaşında toplumun geri kalanına karşı takındığı pasifist ve yapıcı tutumla her zaman desteklediğim, kendimi ait hissettiğim taraftı. Biraz sabır ve biraz da diplomasiyle barışı getirmek istiyordu Profesör X. Adil bir geleceğe inanıyordu. Tabii ki de Profesörü destekleyecektim. Magneto’nun insanlara ve sisteme olan öfkesi, zaten yeterince öfke dolu bulduğum bu dünyaya asla iyi bir şey getiremezdi. Bu yüzden Profesör haklıydı! X-Men haklıydı!

Ya da… Acaba Magneto da biraz haklı olabilir miydi?

1

İncelediğimiz zaman Magneto’nun öfkelenmekte bolca nedeni var aslında. Nazi kamplarında kalmış ve insanların nefret ettikleri şeylere karşı ne kadar acımasız olabileceklerini görmüş. Mutantlara olan nefreti insanların göz bebeklerinde görmüş ve bunu Nazilerin gözlerindeki nefretle bağdaştırmış. Tarih tekerrürden ibarettir! Tabi ezilmeyi kabul etmeyip biraz taşkınlık çıkarmadığın sürece. Magneto da bunu kabullenmemiş ve aynı şeyleri tekrar yaşamamak için saldırganlaşmış.

Ben de biraz Magneto’laştım geçtiğimiz seneden beri. LGBTİ’ler dünyayı ele geçirsin demiyorum tabii ki ama Charles’ın tavizlerle dolu politikası yetmiyor bana. Dans edemeyeceksem neyleyim böyle devrimi?  Bu yüzden de içimdeki öfke günden güne büyüyor benim. Kabul edilmek için kendimi topluma uygunlaştırmak istemiyorum. Cinsel yönelimini/kimliğini keşfeden çocuklar odalarında ağlasın istemiyorum. Gitsin evinde yaşasıncılara inat sokakta sevgilimin elini tutmak istiyorum ama toplumsal normlar engelliyor beni. Bu yüzden ne zaman el ele tutuşan heteroseksüel bir çift görsem sinirleniyorum.

3

El ele tutuşan çifte değil, dünyaya. İnsanların sözde ahlakları, iki elin bir araya gelmesini engelliyor, düşünebiliyor musunuz? Öldürülen veya intihara sürüklenen trans kadınlar görüyorum, öfkeleniyorum. Tek suçları kendilerini bulundukları bedene ait hissetmemeleri çünkü. Binlerce insanın rol yapmadan sadece kendi olabilecekleri tek günde yürüyüş yapıyorum, bir biber gazı bulutu kaplıyor her yanı. Birilerinin inancına saygısızlık etmişiz, öyle diyorlar? Tıpkı Magneto gibi ben de onların gözlerindeki nefreti görüyorum, sinirleniyorum. Ama Magneto değilim ya ben, metal bir şeyler fırlatamıyorum. Magneto bile süper güçlerine rağmen ayrımcılığı bitiremezken bu fani dünyada ben, sadece sinirlenebiliyorum.  Tıpkı benim gibi öteki olan Magneto’ya nasıl hak vermem ki ben?

Öteki olmak, yanında ek olarak biraz hüzün biraz da inanç getirir genelde.  Bu evrede hepimiz Profesör X’in ütopyasına, mutantların ve insanların birlikte barış içinde yaşadığı geleceğe inanır kendimizi mutlu ederiz. Hayal etmesi bile güzeldir aslında.  Kendi dilinde konuşmanın linç unsuru olmadığı, sevdiğin insanı sokakta öpebildiğin, sana cinsiyet rollerinin verilmediği özgür bir dünya! 4. Duvarı yıkıp, işin içine biraz girince ise gördüklerin/yaşadıkların seni bol öfkeli Magneto aktivizmine inandırmaya başlar. Yeterince güçlü olanlarımız, her şeye rağmen Profesör X’in ütopyasına inanıp X-Men’de bunun için çabalarlarken biz yorulmuş olanlar ise öfkelerimize yenik düşüp ne kadar çok X-Men’e katılmak istesek bile Brotherhood of Mutants’a katılırız. Biz bir tutam yorgun, bir tutam da deliyiz çünkü. Ama vallahi bizi siz delirttiniz!

Yazar

Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.