İçeriğe geç
Müzik 7 dk okuma

Clint Mansell’in Gelmiş Geçmiş En İyi Film Müzisyeni Olduğunu Bizce Kanıtlayan 9 Epik Şarkı

Yiğitcan Erdoğan
Clint Mansell'in Gelmiş Geçmiş En İyi Film Müzisyeni Olduğunu Bizce Kanıtlayan 9 Epik Şarkı

Başlık çok sarih değil mi? İddiamızın arkasındayız. Pop Will Eat Itself’in eski vokalisti, İngiliz besteci Clint Mansell, bizce gelmiş geçmiş en iyi film müzisyeni olabilir. Bunu John Williams’ların, Howard Shore’ların, Hans Zimmer’ların, Alan Menken’lerin yanında söylememiz belki biraz abesle iştigal, fakat farz edin ki otuz yıl sonrasından gelip yazıyoruz bu cümleleri. Sene olmuş 2050, Mansell Hakk’ın rahmetine kavuşmuş, kavuşana kadar da tonla daha klasik bırakmış genç dimağlara. Yaptığı müzikler tek kelimeyle efsane olarak görülecekler, bunu biliyoruz. Mesele ikoniklikse, dibine vuracaklar; çarpıcılıksa, dumur edecekler; duygu vermekse, insanların hislenmek için açtıkları şarkılar olacaklar…

Bize inanmıyor musunuz? Şu aşağıdaki 10 şarkıyla ikna etsek sizleri?

 

1. 2πr (Pi)

Clint Mansell’in ilk film müziği, sonradan göbek bağlarını beraber kestiklerinin ortaya çıkacağı Darren Aronofsky’nin de ilk filmiydi. Neresinden tutsanız garip bir filmdi 1998 çıkışlı Pi. Wikipedia’nın “sürrealist psikolojik gerilim” olarak tanımladığı bir filmden söz ediyoruz. Dolayısıyla soundtrack’i de bu sürrealiteyi yansıtan bir tonda oldu. Hızlı başlayan, kafanızın içine nüfuz eden, dönemin popüler Prodigy, Chemical Brothers gibi Big Beat elektronik gruplarından bolca esinlenen bir eserdi. 2πr de bizce bu eserler arasında en acayibi.

 

2. Lux Aeterna (Requiem for a Dream)

http://www.youtube.com/watch?v=hiNvk4xizc0

Çok nadirdir, ama bazen olur. Bazen, bazı filmlerin müzikleri uğruna yazıldıkları filmleri çiğneyip geçerler. Aronofsky’nin ikinci uzun metraj filmi Requiem for a Dream ileri derecede rahatsız edici, ölümüne karanlık ve dokusu kalın bir filmdi. Çıkışından yıllar sonra da hâlâ bir klasik olarak anılıyor. Ama söz konusu ün, bilinirlikse, Clint Mansell’in altı buçuk dakikalık muazzam başyapıtı Aronosfky’nin flimini aşalı çok, hem de çok oldu. Lux Aeterna’nın artık ezberlenmiş o ritminin tüyler ürpertici bir yanı var. O kadar çok fragmanda gördük ki, artık hızlıca kesilmiş sahneler geliyor gözümüzün önüne. Ama aslında Lux Aeterna, her şeyden çok, spiral bir düşüşü anımsatıyor bize. Yavaş başlıyor ama sona doğru hızı korkutmaya başlıyor. Aynı Sara, Harry, Marion ve Tyrone’un düşüşleri gibi.

 

3. Death is the Road to Awe (The Fountain)

http://www.youtube.com/watch?v=vr0NBPRMe2E

Bazı şarkılar vardır, sizi 30. saniyesinde çekerler içine. Bir şey yapmalarına gerek yoktur, sizin ilginize zaten sahiptirler. Death is the Road to Awe, o şarkılardan biri değil. Clint Mansell’in ölüm üzerine söylenmiş en güzel sözleri içeren film The Fountain’e yaptığı şarkı, sizin başından sonuna kadar takip etmeniz gereken bir yolculuktur. Aynı Tommy ve Izzy’nin yüz yıllar süren yolculuğu gibidir. Aynı filmin en kemik sahnesinde, insanı en baş aşağı eden o sahnesinde yaşadığınız hisleri; kendisini sahneden bağımsız dinlediğinizde de yaşatır. Ve aynı o sahne ile Tommy’nin yolculuğu gibi, ışıklar arasında biter. Belki de tüm bu liste içerisinde, Clint Mansell’in dehasını en fazla kanıtlayan işi de budur…

 

4. Dead Reckoning (Smokin’ Aces)

Smokin’ Aces, eldeki bütün verileri yan yana koyduğumuzda şu portreyi çizen bir filmdi: Bazen her şeyi doğru yapsanız da akılda kalıcı bir film yapamazsınız. Ben Affleck, Andy Garcia, Ryan Reynolds, Ray Liotta, Jeremy Piven, Alicia Keys, Chris Pine gibi isimleri kadrosunda bulunduran film, çoklukla unutuldu gitti. Smokin’ Aces soundtrack’inin son şarkısı Dead Reckoning ise gösteriyor ki, filminizin müziğini Clint Mansell’e yaptırırsanız, aslında filmi yayınlamanıza da gerek kalmaz. Hiç filmi izlememiş olanlar söylesin, ilk gitar tıngırtılarından, son saniyeye kadar dinlediğinizde, sizin de gözünüzün önüne sahneler gelmeye başlamıyor mu?

5. The Wrestler (The Wrestler)

http://www.youtube.com/watch?v=YB-PU6VlWDg

Bir gitar melodisiyle filmin ana karakterini nasıl bu kadar başarıyla çizebilirsiniz? Elbet o melodinin çıktığı gitarı Slash’in eline tutuşturmanız bu konuda sizin avantajınıza olacaktır. Ama şu şarkı, aslında Randy ve kızı arasındaki ilişkinin tam bir portresidir. Sadece o da değil. Kaybetmiş gibi çalınan o notalar, aynı zamanda Randy’nin ringle olan bağının da sembolüdür. Kaybeden Randy’nin, kaybeden müziğidir çalan. Son maçına, her şeyi kaybedip çıkan bir güreşçiye, daha da iyi bir melodi bulamazsınız zaten. Mümkün değildir.

 

6. Welcome to Lunar Industries (Moon)

Eğer bugün Warcraft filmini büyük bir merakla bekliyorsak, bunun sebebi Moon’un muazzam bir iş olmasıdır. Moon eğer muazzam bir işse, bunda yarattığı o izolasyon havasının, sonda açık ettiği twist’ine kattığı şok değeridir. Eğer Moon harika bir izolasyon havası yarattıysa da bunun sebebi Duncan Jones’un yönetim seçimleridir. Fakat o izolasyon havası, bir yandan da yerini meraka bırakıyorsa film boyunca, bunun sebebi Clint Mansell’dir. Moon sadece tek bir oyuncunun ekranda gözüktüğü bir film olduğundan, Mansell’in melodileri ağır kullanılmışlardı. O kadar ki, neredeyse bir müzikaldi Moon. Başrolde Sam Rockwell kadar Mansell’in müzikleri de vardı.

 

7. A Swan Song For Nina (Black Swan)

Darren Aronofsky sırasıyla bağımlılığı, ölümü ve kaybetmeyi anlattıktan sonra, gözünü takıntı ve rekabete çevirince, kadim dostu Clint Mansell de soluğu yanında aldı. Mevzubahis eser sırtını çok büyük oranda Kuğu Gölü Balesine dayadığından, Mansell’de Çaykovski’nin notalarını kullandı. Bizce o koskocaman soundtrack’in içerisindeki en kıymetli parça da, en sondaki A Swan Song for Nina’dır. Çaykovski’nin meşhur melodisini alıp, arkaya Nina’nın paramparça olan akli dengesinden kalan cam seslerini yerleştirmek muhteşem bir etki yaratır çünkü. Bir yanda Çaykovski’nin balesi, diğer yanda da o balenin Nina’da kırdığı her şey yan yanadır sanki. İnsana şarkıyı ayakta alkışlatır.

 

8. Leaving Earth (Mass Effect 3)

Pardon, başlıkta film dedik, ama bunu koymadan da edemedik. Clint Mansell’in Mass Effect 3 soundtrack’ine kattığı iki parçadan biri olan Leaving Earth’ü şurada bir anmadan geçsek kendimizi berbat hissederdik. Mass Effect 3’ü oynayıp, şu melodiyi aklına kazımadan çıkan var mıdır? En azından, oynamamış olsanız bile, o muhteşem fragmanı izleyip kafanızda bir yere “ulan bu müzik ne?” not etmişsinizdir illa ki. Üçüncü oyunun başında Dünya’yı terk etmek garip hissettiriyordu insana. Görevden kaçıp, göreve gidiyormuşsunuz gibi. Öyle bir arada kalmışlık. Sanki bu şarkının bir yandan hüzün, bir yandan da korkunç tonlamalarla yarattığı arada kalmışlık gibi aynen…

 

9. In The Beginning, There Was Nothing (Noah)

http://www.youtube.com/watch?v=1E49v3imcXU

Bir müzisyen, ne yapabilir, nasıl yapabilir de Tanrı’nın gökten indirdiği seli anlatabilir müziğinde? Sadece sel değil, yağmur, tufan değil anlattığı. Mansell’in şarkı boyunca kullandığı enstrümanlar yavaş yavaş gelen, korkuta korkuta gelen Tanrı’nın gazabını anlatır. Neredeyse ilahi bir huşu, sadece Tanrı’ya yöneltilebilinecek bir korku vardır indirip çıkardığı seslerinde. Noah’nın daha tozu kalkmadı, farkındayız. Ama bize 2014’ün en etkileyici film müziği olmayı hafiften garantiledi gibi geliyor. Sadece ve sadece, In The Beginning, There Was Nothing’in, son otuz saniyesi bile alır bu payeyi…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.