DEADPOOL Sonrası Bir RYAN REYNOLDS Gazına Geldiyseniz İzleyebileceğiniz 7 Film
Son güncelleme: 22 Şubat 2016
Ryan Reynolds‘ın kariyeri, itiraf edelim, çok da parlak değil. Hatta dürüst olmak gerekrise çoğu zaman Reynolds’ın tam olarak niye ve nasıl meşhur olduğunu hatırlamıyorsunuz bile. En azından bu, Deadpool’a kadar böyleydi. Artık Reynolds’ın, aynı Hugh Jackman gibi, sonsuza kadar onu kurtaracak ve adının yanına yazılacak bir rolü var. Deadpool. Ve muhtemelen pek çoğunuz, Reynolds’ın mühür performansından sonra, kariyerine dönüp bakma ihtiyacı hissedeceksiniz.
Biz sizi kurtaralım. Reynolds’ın oynadığı filmler arasından, illa bir şeyler izleyecekseniz, şu 7’sini düşünebilirsiniz. Başlıyoruz.
Van Wilder
Reynolds’ı meşhur eden rol, aynı zamanda kariyerinin çok büyük bir kısmında “havalı parti çocuğu” olarak bir kutuya sıkıştırılmasına da sebebiyet verdi. Ülkemizde çok olmasa da, Amerika’da bir hayli popüler olan bu film, geri dönüp izlediğinizde buram buram 2000’ler başı Amerikan komedisi koktuğu için izlerken biraz yorabilir. Bir de Tara Reid gibi oyuncuları filmlere koymanın iyi hamle olduğunu düşündükleri yıllarmış yani. Keyifli film, ama biz yine de uyaralım.
Blade: Trinity
Blade serisinin tartışmasız en kötü filmini niye buraya aldığımızı haklı sebeplerle sorgulayabilirsiniz. Eleştirmen ve izleyici puanlarını toplayan hemen hemen tüm mecralarda üç Blade filminin en zayıfı genelde Trinity gösterilir. Ama biz yine de filmi buraya aldık, zira kariyerine bir şekilde üç süper kahraman rolü sıkıştırabilmiş olan (hatta Paper Man’i sayarsanız, dört) Ryan Reynolds’ın meseleyle ilgili tüm gelişmeleri buradan başladı. Kapıdan bir bakıp çıkabilirsiniz isterseniz.
Smokin’ Aces
Bu film genelde Ben Affleck‘in korkunçlar ötesi Jersey Girl – Gigli döneminin bıraktığı tabloid izlerini silip, tekrar sevilen bir aktör olmaya başlayışının ilk adımlarından biri olarak görülür. O yüzden de Smokin’ Aces ile ilgili bir şeyler konuşulurken, sıranın Ryan Reynolds’a geldiğine pek denk gelmezsiniz. Zaten kadro efsane kalabalık olduğu için de çok anormal bir şey değildir bu. Ama yine de, Smokin’ Aces’in kendine has bir büyüsü varsa, Reynolds’ın da bir payı var bunda. Orası kesin.
The Nines
John August‘ın yazıp yönettiği The Nines, baştan aşağıya garip bir film. Bu gariplik bir David Lynch seviyesinde mi bilmiyorum, ama en azından filmin sonunda “bir dakika n’oluyor ya” seviyesinde olduğuna kalıbımı basabilirim. Üç kısımda geçen ve Ryan Reynolds’ın –biri video oyunu tasarımcısı– üç karakteri canlandırdığı filmle ilgili ne anlatsak spoiler olacak. Biz en iyisi şunu diyelim: The Nines herkesin sevebileceği bir film değil. Ama sevenin kesinlikle yıllar, yıllar sonra çok iyi anacağı o nadir filmlerden biri.
The Proposal
Reynolds’a kariyerinin Van Wilder sonrasındaki ikinci büyük hitini getiren Proposal için de gönül rahatlığıyla herkese önerilecek bir film ayağı çekemeyeceğim. Çok spesifik bir film tipi seviyor olmanız lazım. Hani fontları serif, kırmızı / siyah yazılan, afişte beyaz arka plan üzerine oğlanla kızı gördüğümüz tipte romantik komediler var ya? İşte onların hakikaten eli yüzü düzgün olanlarından Proposal. Başka bir şey bekleyerek girerseniz üzülürsünüz, ama ne olduğunu bilerek yürürseniz, keyfiniz garanti.
Buried
Bir oyuncu rüştünü ne zaman ispat eder? Ben söyleyeyim, bir filmi performansıyla tek başına götürüyorsa. Bunu James Franco 127 Hours’ta yapmıştı, Sandra Bullock da Gravity de. Reynolds da işte Buried’de yapıyor. Rodrigo Cortes’in yönettiği filmde Reynolds’ın karakteri bir tabutun içerisinde, bir telefon ve birkaç eşya ile uyanıyor. Sonrası, sadece Reynolds’ı görerek yaşadığımız inanılmaz bir hikaye. Kanadalı aktörün oyunculuk kasları nereye kadar esniyor görmek istiyorsanız, kesinlikle öneririz.
The Voices
Listenin sonuna doğru Reynolds’ın gişede iş yapmayan, ama eleştirmen ve izleyicilere rüştünü ispatlayan filmlerine yer vermeye başladık, ama bu bizim kasti tercihimiz değil, Reynolds’ın kariyeri –2010-14 arasındaki kötü film serisini saymazsak– biraz o yönde ilerledi. Buried’in üstüne The Voices’ın gelmesi yani, doğal bir gelişim. Bu kara mizah filminde, Reynolds döktürdükçe döktürüyor maşallah. Yan kadronun da desteğiyle, belki de Reynolds’ın en parladığı filmlerden biri bu…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)






Yorum Yap