İçeriğe geç
Spor 7 dk okuma

Her Dimağın Bir Tatması Gereken CAVS – WARRIORS Maçından Evvel Bilmeniz Gereken 4 Şey

Yiğitcan Erdoğan
Her Dimağın Bir Tatması Gereken CAVS - WARRIORS Maçından Evvel Bilmeniz Gereken 4 Şey
OAKLAND, CA - JUNE 13: Kyrie Irving #2 of the Cleveland Cavaliers reacts in the fouth quarter while taking on the Golden State Warriors in Game 5 of the 2016 NBA Finals at ORACLE Arena on June 13, 2016 in Oakland, California. NOTE TO USER: User expressly acknowledges and agrees that, by downloading and or using this photograph, User is consenting to the terms and conditions of the Getty Images License Agreement. (Photo by Ezra Shaw/Getty Images)

NBA her zamanki gibi, bir spor müsabakasından önce bir eğlence platformu olduğunu unutmadı, ve senenin en önemli maçını, Hıristiyan kültürünün en önemli gününe buldu yerleştirdi. Bu arada kurum olarak bu maçın uluslararası şöhretinin de farkındalar. Zira sağ olsunlar, geçen seneki efsanevi finalin tekrarı, an itibariyle NBA’in en iyi iki takımının kapışması, bizim memleket saatine göre Pazar akşamı saat 22:30’a koymuşlar. Yani gerçekten, bu maçı izlememeniz için hiçbir sebep yok.

Basketbol hayranı olmasanız bile. Çünkü gerçekten, dedik ya, bir müsabakadan önce bir eğlence platformu bu. Beslendiği şeyin müsabaka olması, tamamen hasbelkader. Bir film izler gibi Cavs – Warriors maçını izlemenizi öneriyoruz. Endişe etmeyin, bizim büyük spor müsabakaları gibi olmaz bunlar. Herkes oraya yarışmaya, eğlenmeye ve kazanmaya gelir. Dizini tutup tribünden pet şişe yağarken birbirine küfreden insanları izlemezsiniz 20 dakika.

Yalnız, tabii ki, çok ciddi NBA hayranı değilseniz, birkaç ön hazırlık bilgisine ihtiyaç duyabilirsiniz. En azından kafanızda bir şeyler oluşması için. Merak etmeyin, çok daldır duldur girmeyeceğiz. Bizce bu maç neden çok keyifli olacak, onları yazmak derdindeyiz. Buyurun!

 

1. Bu Takımlar En Son Karşılaştığında…

The Block

Önce bir sahneyi ayarlamak gerek. Golden State ve Cleveland Cavaliers en son karşılaştıklarında aylardan Temmuz’du. Çok enteresan şeylere sahne olmuş bir final serisinin, Golden State Warriors’ın evi The Oracle Arena’daki son maçıydı. LeBron ve Kyrie 40’ar sayı üstü attıkları iki karşılaşmayla seriyi 3-1‘den final maçına taşımıştı. Yedinci maç, bir süre Golden State’in üstünlüğüyle ilerledi. Sonra Cavs yakaladı.

Bir ara başa baş gittiler. Uzunca bir süre sayı atamadı kimse. Sonra Andre Iguodala topu aldı. Yarı sahadan taşımaya başladı. İnce adımlarla turnikeye girdi, ve sonra o dakikaya kadar kimsenin dikkat etmediği LeBron, kadraja girdi, basketbol tarihinin en muazzam bloklarından birini attı (Ki kendisine The Block deniliyor şu an) ve ardından birkaç hücum sonra, Kyrie zafer üçlüğünü geçti kayıtlara. Cleveland şehrinin 52 senelik sportif başarı hasreti sonlandı, Cavs, NBA finalleri tarihinin en büyük geri dönüşüne imza attı.

Ha bu arada, bu Cavs – Warriors sagasının ikinci filmiydi. Bir de LeBron’un tüm yıldızları sakat bir takımı sırtlayıp, zorlamasına rağmen Golden State’in şiir basketboluna yenildiği ve yedek oyuncunun Finallerin MVP’si ödülünü aldığı bir dramatik ilk filmi var. İzleseniz onu da çok seversiniz, böyle beklenmedik insanlar zor zamanda yük sırtlanıp yıldız oluyorlar falan. Eğlencelidir yani…

2. Tam Bir Hücum Şöleni Bizi Bekliyor!

cleveland-lebron-james-smac

NBA zaten hiçbir zaman hücum yapmadan önce süre eriten bir lig olmadı. Genelde yarı saha çabuk geçilir, sıcak oyuncu ya da plan çabuk bulunur ve hemen uygulanır. Ancak burada bundan ekstra bir şey var. 100 hücum başına puan istatistiği (ki hücum ayarını ölçmek için sayı ortalamasından daha sağlıklı bir istatistiktir) en yüksek takımları listelediğimizde, ikinci ve üçüncü sırada yarın parkeye çıkacak takımlar var. Bu arada liderlik hiçbirine ait değil, Toronto Raptors‘a ait, ama onlar da ligin en çok sayı veren 14. takımı oldukları için Doğu’da Cavs’i takip ediyorlar.

Cleveland 100 hücum başına 111 sayı, Golden State ise 100 hücum başına 113 sayı atıyor. Rakamlar birbirine yakın anlayacağınız. Yalnız defans anlamında makas daha açık. Warriors 100 hücum başına 100 sayı yerken, Cleveland için bu rakam 104. Yani esasında şunu demek istiyoruz: Sayı yağarsa, sakın şaşırmayın. Zaten her iki takımın da, maç başı en az 20 sayı ortalamasıyla oynayan birer Büyük Üçlü’sü var. Ki, lafları açılmışken

3. Büyük Üçlü vs. Büyük Üçlü

Cleveland Big Three

Bu sene Draymond Green, belli ki artık kendi takımının büyük üçlüsünün bir parçası değil, öyle de görülmüyor. Sahip olunabilecek en iyi dördüncü adam kendisi, ancak çift hanelere bile ulaşamadığı için, bir istatistik kapıştırırken diğer üç arkadaşını not etmek istiyoruz: Durant, Curry ve Thompson. Sene başında bu üçlünün hücum bitiriş dağılımları nasıl olacak merak konusuydu, ama git gide her gün top Durant’in elinde daha çok bitmeye devam ediyor. Bu da istatistiklere yansımış vaziyette, KD 25.9 sayı ortalaması ile iki takımın da en skorer oyuncusu. Üstelik saha atış yüzdesi de %54.1 gibi inanılması güç bir seviyede. Curry ona 24.4 sayı ortalaması ile eşlik ediyor, Thompson’ın da 21.3 sayısı var.

Cleveland cephesinde ise sıralama beklendiği gibi. LeBron 25.3 sayı ortalaması ile, %51.2 yüzde ile atıyor. Durant’in aksine, LeBron aynı zamanda Cavaliers’ın oyun kurucusu olduğundan, vitesin kendisinde olduğunu ve çoğu maçta kendisi devreye girmektense Kyrie, Love veya Smith’i devreye sokmayı tercih ettiğini ise unutmamak gerek. Kral’ı 23.8 sayı ortalaması ve %48 yüzde ile Kyrie takip ediyor. Onların arkasında ise bu sene istatistiklere yansımayan bir özgüven ve oturmuşluk ile top oynayan, en sonunda Minnesota’da ışığını gördüğümüz o mükemmel uzak 4 rolünü savunmasıyla / postuyla / üçlüğüyle benimsemişe benzeyen Love var. 21.9 sayı ortalaması, %48 atış yüzdesi var. Love’ın bu sene eteklerinde dolaştığı zirveyi anlatacak herhalde en bomba istatistik şu: Bu altı oyuncu içerisinde en yüksek üçlük yüzdesine sahip oyuncu Kevin Love.

NBA’in an itibariyle iki Big Three’si var. Geçen sene olsa, buraya “Biri üç MVP kalibresinde oyuncu, biri bir efsane ve onun yanındaki iki çırak” yazardık. Ancak şu an öyle bir tarafı da kalmadı işin. Yarın sahada altı tane roket olacak. Yalnız söylemek gerek, J.R. Smith’in sakatlığı sonrası, şu gerçek de var: Roketlerden biri durursa, Warriors da hazır kıta bekleyen Green, Iguoadala, Zaza, McGee gibi oyuncular var. Cavs tarafında ise üçlü tekleyince, gözler Smith’e dönüyordu. Smith olmayınca da insan bir Richard Jefferson’a bakabiliyor. Yani üçe üçü iyi, ama Warriors üçlüsü mahalleyi toplarsa sıkıntı büyük.

Ki, demişken…

 

4. Warriors Hâlâ Öğreniyor
Golden State Team

Golden State, Kerr tarafından görev devralındığında ivmesi yukarıya dönük bir takımdı. Birbiriyle oynamayı öğrenmeye ve bundan keyif almaya çalışan bir grup genç oyuncu vardı takımda. Herkes birbirini seviyor gibi gözüküyordu. Amerikalılar çok şaşırmıştı elbette, ama bizim buralarda bir tabirimiz bile vardı bunun için: Kolej Takımı. Yıllardır Beşiktaş başkanlarının Metin – Ali – Feyyaz’lı dönemi referans göstererek “Tekrar öyle bir şey yapacağız” diye hedef belirlediği bu soyut tabir, Warriors’a çok yakışıyordu.

Bu istatistiklere de yansıyordu, Warriors’ın asist rakamlarını görünce alkışlayasınız geliyordu içinizden. Bu sene bir gariplik var. Ve bu da istatistiklere yansıyor. Warriors, top kayıpları konusunda ligin en kötü 9. takımı. Daha da fenası, zaten savunmaları çok müthiş değil, topu kaybettiklerinde sayıyı da yiyorlar. Maç başına top kayıplarından rakibe verdikleri sayı konusunda da ligin en kötü 9.su konumundalar. Bunun sebebi de açık: Daha birbirlerini o kadar iyi tanımıyorlar. Ha daha bu hâlleri lig lideri, orası ayrı!

Durant geldiği zaman, çarkın çok ciddi bir anlamda değişmesi gerektiği aşikardı. Çünkü Durant gibi bir oyuncu, Curry’nin sırf kendini iyi hissetti diye üst üste üç hücum yarım saha üçlük çekmesini bir yere kadar kabul eder. Durant imzayı atarken, Curry de bunun bilincindeydi, Steve Kerr de. Durant’e o yeri açana kadar, bu denli az bocalamaları bile takdir edilesi bir şey aslında. O yüzden, bu maçı izlemek, ekstra keyifli. Çünkü motivasyonlar yüksek, herkesin odaklanma yüzde yüz. Bu maç takım yapan, bu maç takım bozan bir maç. Warriors ekip sinerjisi az buçuk tökezlemiş, Cavs ise “Balına kazanmadık biz geçen sene” hırsında. Takımlardan biri bu maçın sonunda biraz daha kırılgan, ötekisi ise daha sağlam ayrılacak salondan. Ve biz hangisinin hangisi olduğunu görmek için sabırsızlanıyoruz.

 

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.