Ama sonra, on birinci bölümde bocaladı dizi. Bu dizinin bir bölümü takriben altmış dakika sürüyor. Bir saat. Bu altmış dakikanın ellisinde Daredevil S01E11 boyunca “nasıl oldu bu?” diye sordum, “nasıl bu karakterleri böylesine umursar hâle geldim?”. Cevap basitti, on yazıdır da söyleyip duruyordum; dizi tüm adımlarını bilerek, kasten ve planlayarak atmıştı. Boşa salladığı bir yumruğu yoktu, hepsinin doğru yere oturduğundan milimetrik hesaplarla emin olmuştu. Sonra bir anda, bölümün finaline yakın şu dakikaya kadar tanıdığımız bir karakterin tanıdığımız tüm hâli ve tavrına zıt bir hareketi sadece hikayeyi ilerletmek için kullandı. Bu yabancı tabiriyle “anlaşma bozan” bir hareket değil elbette. Ama dizinin hanesine acemice bir hamle olarak yazıldı…

Wesley ile Karen arasındaki sahneden bahsediyorum tabii ki. Dedim ya, bu dizi bize Turk Barrett’ından Wilson Fisk’ine kadar bütün karakterleri etiyle, buduyla çekip çıkarttı karşımıza. Her biriyle empati kurabiliyoruz; hislerini hissediyoruz. Bu bağlamı çok oturtulmamış, ama bu bölümde yine bu yönde bir ima yapılan Karen Page için de geçerli. Bu bölümden örnek vereyim; Karen’ın Ben ile olan konuşması sırasında verdiği minnet duygusu çok katıydı, çok gerçekti biz izleyiciler için.

Daredevil S01E11 Matt

Wesley de böyle bir karakter. Onun Fisk’e olan sadakati aktörün paçalarından akıyor. Bu dakikaya kadar iki şey sabit oldu kendisiyle ilgili, iki şey reddedilemez derecede gerçek kaldı. Wesley Fisk’e halel getirecek ya da Fisk’in karşı çıkacağını bildiği her şeyden kaçınacak tipte bir adam ve aynı zamanda da tüm dizideki belki de en soğukkanlı, en planlı programlı ve en rasyonel karakter. Bu bölüm, son hamlesiyle bu ikisine de ihanet etti.

Wesley Karen’ı Fisk’e haber vermeden kaçırdı. Eyvalllah. Bir odaya elini kolunu bağlamadan oturttu. Eyvallah. Ceketinden silahını çıkarttı, masaya tehditkar bir şekilde koydu. Ee… O silahın dolu olmadığını, masaya dolu silah koyacak kadar salak olmadığını söyledi. E, peki… Sonra telefonu çalınca dikkati dağıldı, Karen silahı aldı. Allah Allah… Sonra Karen’a karşı bir hamle yapmak yerine blöf çekti, Karen da bastı tetiğe, Wesley’yi vurdu. E ama yani!

Bakın, Karen için belki Tulip O’Hare minvali bir mazi düşünüyorlar. Belki bunu açık da edecekler. E ama yani Wesley’yi böyle harcamak nedir? O sahnede tüm kadro yoruldu da yerlerini yedek ekibe mi bıraktı? Ya da ne bileyim, o hafta herkes hastaydı senaryoyu kuzenleri falan mı yazdı aile kontenjanından destek hesabına? Yani tutup da ben şimdi altı yüz elli dakika sonra Wesley’nin böyle davranacağına mı inanayım?

Daredevil S01E11 Wesley

Çok açık ve net konuşuyorum, yazık oldu dağ gibi karaktere ve şu dakikaya kadar ceketinde zerre leke olmadan buraya gelen diziye. Dediğim gibi, bu anlaşma bozan bir hareket değil. Bilakis dizi neleri doğru yaptığını da tekrar hatırlattı bölüm boyunca. Porter’ın kedi vari masumiyeti çok yürek burkucuydu, dövüş sahneleri bize Murdock’un yirmi yerinden dikişli olduğunu unutturmadığı için mükemmeldi, Claire ve Matt’in kimyası yine yerleri yaktı. Ama o son sahne ekrana bakıp “yani şimdi ne alaka?” dedirttirdi insana.

İlerleyen bölümlerde bunu toparlarlar mı? Mümkün. Bunu yapacak meziyetleri olduğunu gösterdiler. Bunu bize unutturmaktan söz etmiyorum, Wesley’nin niye karakter dışı davrandığını izah edebilirler, Karen’ın bağlamını verebilirler. Ama yine de şu an için bu acemice bir hamle gözüküyor, şu an için de öyle kalmaya devam edecek. Dizi kendini ateşe atmış, inşa ettiği yapıya hasar vermiş değil. Ama ne yalan söyleyeyim, beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

4 Yorum

  1. Dizi için iki tabiri çok uygun buluyorum: “etkileyici” ve “şoke edici”. Şoke edici finale kadarki sahneler etkileyiciydi baya. Dizi karakterleri nasıl anlatacağını iyi biliyor, yavaş fakat emin adımlarla yaptığı anlatım dizinin övülme sebeplerinin en başında geliyor. Dizinin en sevdiğim iki yanı karakter işleyişi ve dövüş sahnesi oluşturuyordu son sahneye kadarki kısmı ve hepsi etkileyiciydi. Son sahne ise.. Şok etse de, hikayeyi ilerletmiş olsa da neden Wesley yahu?! Agent Carter’da sevdiğim karakterler ölürken pek umursamamıştım, cesur ve hızlı bir “mini” diziydi o ama Wesley, Daredevil’in en iyi karakterlerindendi; benim için Matt ve Kingpin’le yarışır derecede iyiydi. Saçma sapan bir sahneyle yazık ettiler valla.

  2. Ben aslında zehirleme olayının arkasında Wesley’nin olduğunu düşündüm son anlarda sana bir teklifim var deyince Karen’e.
    Ancak teklif zaten saçmalıktı bu kız bilmiyormuydu peşinde olduğu iş açığa çıkarsa kendisine ve sevdiklerine zarar verileceğini, bu açıdan bakınca Wesleyin yaptığı hata dışında teklifi çok anlamsız kaldı. Karen silahı alıp Wesleyi vurmasaydı bile kocaman bir eksiyi almışı.

    Dediğim gibi Fisk’in arkasından iş çeviren en yakınındaki Wesley olsa belki karakter dahada güçlenecekti ve süperzeki, güvenilmez bir kötü adama daha kavuşacaktı dizi ama bu sonu tercih ettiler ilk bölümden itibaren ince ince işledikleri Wesley karakterine.

    Belkide Game Of Thronestan etkilendiler bizde dizi için çok değerli görünen bir karakteri dank diye öldürürz dediler 🙂

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.