Yılın o zamanı geldi çattı dostlar, sonunda Britanya yapımı dizi batağına düştük. Tekrar. Ama ben bugün bunların arasından, Doctor Who’dan bahsediyorum. Geçen sene yüzümüzü bolca ekşitti, kabul. Küçük detaylar uğruna büyük hikâye boşlukları açan bir sezondu, doğru. Dakikalar içerisinde anlatılabilecek basit fikirler için bizden bütün bölüm ilgi istiyordu, bu da kabul. Ancak bu dizi, ‘Geçen sezon çok küfrettim, sezon finalinde ağladım.’ deseniz dahi izlemeye sabırla devam edeceğiniz bir dizi. Doctor Who her ne olursa olsun ‘artık çöp oldu, izlenmez’ denilebilecek bir dizi değil. Elli yılı aşkın süredir devam etmesinin bir sebebi var; her bölüm başka gezegene giden, her üç sezon da bir oyuncularından yapım ekibine kendini sıfırlayan bir dizi ‘bozamaz’ ki. Bir noktada, ufak bir kelimenin gönlünüzü alabileceği bir dizi, olmadı Doktor müthiş bir rejenerasyon geçirecek iki yıla, hep böyle olmuyor mu? Doctor Who’da çareler tükenmez. Tükenmiyor. O yüzden dişimizi sıkacak ve yeni sezonu paşa paşa izleyeceğiz, umut fakirin ekmeği.

Peki bu sezon nasıl başladı? Bol bol kılık değiştirmeyle, dinleme cihazıyla, gizli gizli bilgisayarlardan veri indirmeyle, James Bond tadında ajanlık oyunlarıyla başladı. Doktor Avustralya çöllerinde eski arkadaşlarıyla buluştu, kısa paçalı takım elbise giydi, pişti oynadı. Basitçe Doktor MI6’ten görev başına çağrıldı çünkü tüm dünyada ajanların DNA’ları baştan yazılıyor, bakalım başlarına neler gelecek?

Elbette yazımın bundan sonrası bolca spoiler içerecek, şu güzel resmi bir sınır olarak alın. (Beklediğinizden büyük bir ters köşe bulunuyor bölümde, uyarıldınız!)

doctor who 12x1

Bölüm, oldukça taşrada menzil almak ya da uçakta makyaj çantası üzerinden şifreli konuşmak gibi ilginç işlerle uğraşan insanların ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Her Doctor Who bölümü gibi kötülerin planlarına şöyle bir göz atmış oluyoruz. Ardından Ryan’ı basketbol oynarken görüyoruz, Doktor ile maceraya atılmak bize yaramasa da ona yaramış gibi, koordinasyon problemini çözmeye başlamış duruyor. Zaten peşinizden kötü niyetli uzaylılar kovalıyorken merdiven tırmanamamak pek de bir seçim olmuyor, değil mi? Yaz’ın hayatı ile ilgili ilgilenmemiz gereken tek şey kız kardeşinin Ryan’ın telefon numarasını almak istemesi mi gerçekten, kızıyorum biraz. Graham’ın sağlığı Ryan ile ters orantılı olsa gerek, kendisini muayenehanede görüyoruz. Bakalım bu hikâyeler sezon boyunca alttan alttan nasıl devam edecekler?

Bölümün can sıkıcı noktalarına geliyorum yavaş yavaş; siyah parlak araba ve takım elbiseli, güneş gözlüklü adamları gördükleri anda niye sazan gibi atlıyor bu karakterler? Eğer varış noktasına ulaşmadan öldürülmekten korkuyorsan ne diye bindin o arabaya, nafile de olsa neden çaba göstermedin? Peki Doktor niye bu kadar pasif? Bölümün devamı da bir noktaya kadar fazla uzatılmış havası veriyor. Bölümün geri kalanı ve Part 2 için hazırlık yapılıyor; ajan sohbetleri, rıza olmaksızın ses kaydetme, Ryan ve Yaz’in maceraları var. Bir de Doktor ile Avustralya taşrasında ışık saçan evren dışı canlılarla kapana kısılırsanız neler olur sahnesi var, Doktor’un elinin kolunun bağlı oluşunu gereksiz uzun bir süre izlemek de diyebiliriz o sahneye. Ancak her şeye rağmen -Doktor da bir şey anlamadığından- elimizde çok az bilgi var. MI6 ile ilgili en ilgi çekici şey muhtemelen Stephen Fry’dı. O da ‘Doktor erkek değil miydi?‘ diye güzelce pot kırdı zaten. Sanırım fragmanlar MI6’i çok gözümüzde büyüttüler çünkü bölümün belki de en sıkıcı yeriydi.

Ve son kovalamaca sahnesine ne demeli? Takım elbiseyle motosiklete binen bir Jodie Whittaker görmek aşırı havalı, tamam. Peki elinde zaman ve mekanda yolculuk yapabilen bir araç varsa bırakın motosikleti, neden uçağın peşinden koşsun ki? TARDIS’in varlığını unuttular mı gerçekten?

doctorwho12x1

Bölümün ilk yarısını bırakıp pasiflik ve karakter sıkıntılarına dönecek olursak: Bunlar geçen sezonun da rahatsız edici problemleriydi, karakterlerimiz tepki vermekten yoksunlar. Ortalıkta dolaşıyorlar ancak ne itiraz ediyorlar bir şeylere, ne de duygu gösteriyorlar. Karakter olarak düzler. Basit bir düşünce deneyi yapalım, Martha’nın üstüne kahve dökseniz ne tepki vereceğini tahmin edebiliyorsunuz, Donna’nın size nasıl gün boyu saydıracağını da kestirebiliyorsunuz. Ancak şimdiki yoldaşlar biraz sığ kalıyor, Yaz bölümde ilk defa duygusal bir tepki göstermiş gibi gelmedi mi? Yol arkadaşları oradan oraya sürüklenen figüranlar olmamalı çünkü. Bu konuda Bradley Walsh biraz sıyrılıyor ve daha derinlikli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Zaten yaşlı bir yol arkadaşı modern seride ihtiyacımız olan bir şey. Klasik Seri’de daha çeşitli bir yol arkadaşı yelpazesi var; uzaylıdan tutun gelecekten gelen yol arkadaşlarına, siyah-beyaz Klasik Seri bu konuda çok daha renkli. Bu yüzden Graham bana çok iyi bir tercih gibi geliyor.

Öte yandan Doktor da biraz tepkisiz, siyah bir arabaya binmesi emredilse Doktor ne yapar? Her Doktor için cevap farklı da olsa bu kadar sessiz kalmaz herhalde. Geçen sezonda da çoğu zaman pek ön plana çıkmayan, neşeli de olsa kişiliği muğlak bir Doktor izledik. Gördüğü her şeye şak diye teşhis koyan Doktor çoğu zaman ne ile karşı karşı karşıya olduğunu bilmiyor, dizideki en baskın karakter de değil artık. Bu da aklıma tek bir şeyi getiriyor, ‘Captain Marvel’ı Allah yapmışlar.’ tadında bir eleştiri yememek için üzerine gitmiyorlar Doktor’un. Oysa bu da bambaşka eleştiriler almalarına sebep oluyor. Ama eğer durum başkaysa, gerçekten Doktor’un karakteri ile ilgili yeni bir şeyler keşfetmeye çalışıyorlarsa güzel bir şeyler çıkabilir ortaya -bir sezondur güzel bir şey çıkmasını bekliyoruz zaten-.

doctorwho-12x1

Bu vesileyle de bölümün bombasına atlıyorum, ikinci yarı bölümün keyif aldığım kısmıydı çünkü: ‘Bildiğini sandığın her şey yalan.’ Doktor gerçekten bir şey bilmiyor mu, basit hikâye düğümlerini çözememesinin sebebi bu mu?

Bölüm boyunca ‘O’ karakterini zevkle izledim. Sanırım sırf Doktor’un eski arkadaşı olduğu, Doktor’la ilgili şeylerden söz edildiği için. Çünkü koca bir sezon eski Doktor’larla ve hikâyelerle –sezon finalinde gelen Dalekler hariç- bağlantısı kopuk bir Doktor izledik. Oysa Doktor’un masasında Susan ve River’ın resmini görmek, Doctor Who ile ilgili en tatlı şeylerden biri. Bu yüzden O’yu sevmiştim, Master olduğu açığa bile çıkmadan önce hem de. Bir kere Doktor’la ilgili evinde koca bir raf bulunan, Doktor’un fanboyluğunu yapan bir yol arkadaşını izlemek çok keyifli olabilirdi. İkinci olarak  Doktor’la rekabete girmeyen ve ona hayranlık duyan az sayıda yol arkadaşından biri olurdu.

Kendi kendime Doktor’un yol arkadaşı olmasını umduğum vakit Sacha Dhawan’ın yüzündeki sempatik gülümseme yerini şeytani bir sırıtışa bırakmıştı bile. Bu Master, John Simm ile Michelle Gomez arasında mı kalıyor, Missy’den sonra mı geliyor (öyleyse bu Missy’nin ölmediği anlamına mı geliyor?) yoksa ‘çok uzaklardan’, paralel bir evrenden mi geliyor bilmiyoruz. Master rolü teklif edildiğinde anksiyete krizi geçirdiğini söyleyen Sacha Dhawan rolü nasıl kaldırır göreceğiz, şu an için iyi duruyor. Bu konuda tek eleştiri Master‘ı çok çabuk döndürdükleri olabilir, umuyorum ki kalitesiz senaryoları maskelemek için kullanıp atmazlar.

Peki acaba bu sezon sonunda kişilikleri oturmuş karakterler görebilecek miyiz? Sonunda bilim-kurgu ve Doctor Who izlediğimiz hissini veren o sezona ve hikâyelere kavuşacak mıyız, alışma süreci bitti mi? Ya da daha önemlisi: Doktor başka bir boyutta sıkışmışken düşen bir uçağı nasıl kurtaracak? Siz ne diyorsunuz?

 

Yazar

İstanbul'da yaşıyor, buraya yazacak havalı bir şey de bulamadı. @charles_bourbaki

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.