Adventure Time’ın yaratıcısı Pendleton Ward’ın elinden çıkma The Midnight Gospel neyin nesidir, nasıl olmuş diye kara kara düşünenler buraya! İlk Bölüm Canavarı The Midnight Gospel için çene çalmaya ayağınıza geldi!

İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer mi değmez mi, bakmaya karar vermiş bir canavardır. İlk bölüme bakar, azıcık wiki kurcalar, tavsiyelerini verir kaçar! Dizilerle ilgili yorumlar kesinlikle objektif değildir, geek izleyicinin keyfine göre ayarlanmıştır! Bu yazılarda sadece ilk bölüm ile ilgili olmak üzere spoilerlar olabilir.

Özet Geç!

The Midnight Gospel, Clancy’nin günlük maceraları üzerinden ilerliyor. Clancy, Evren Simülatör’ünü karıştırarak her gün bir başka gezegene yolculuk yapıyor. Gezegenlerin çoğu zombi istilası gibi sebeplerle yok olmak üzere ancak kendisinin derdi önüne gelenle derin diyaloglara girip internette yayın yapmak ve yayın chatini coşturmak.

Ne Kadar Uzun?

Toplam 8 bölüm, her bölüm aşağı yukarı 25 dakika. Birkaç güne yayarak bile eforsuz bitirilebilecek uzunlukta.

Neyi Seven Bunu da Sever?

Rick and Morty, Netflix’de yayınlanan ortalama bir ‘yetişkin çizgi filmi’

Neyi Beklemeyin?

Rick and Morty, Adventure Time’ın yapımcısından diye bir Adventure Time, Netflix’de yayınlanan herhangi bir ‘yetişkin çizgi filmi’ beklemeyin. Kafalar karıştı değil mi? Merak etmeyin, her şeyi açıklayacağız.

Biraz Daha Detay ve Yorum?

Fikir bakımından Rick and Morty’yi çağrıştırıyor ancak emin olun çok başka bir dizi. Tamam, farklı farklı bir sürü dünya var, ortada bir simülatör ve bir sürü hardcore bilim-kurgu fikir var. Ancak bu dizi bu bilim-kurgu ögelerini Rick and Morty’nin yarısı kadar ciddiye almıyor. Rick and Morty bu ögeleri alıp parodi olarak kullanıyor ise The Midnight Gospel hiç umursamıyor.

Arka planda sürekli acayip işler dönüyor, evet. Kan çıkıyor; yok zombi koşuyor, yok birileri ölüyor, yok garip parlak renkleriyle tasarımı Rick and Morty’yi hatırlatan gezegenler görüyoruz. Ama ne Clancy ne de dizi hiç umursamıyor bunları, arkada isyan çıkmışmış, kaos ve kıtlık varmışmış, kimin umurunda! Geride yaşam savaşı veriliyor. Ön tarafta Clancy, cüce bir Amerikan Başkanı konuğuyla fenomenoloji tartışıyor. Arkada açlık var. Clancy ile konuğu ölümün insan hayatına etkisini irdeliyor. Arkada gerillalar arası çatışmalar çıkıyor. Clancy konuğu ile Amerika’da uyuşturucu kullanımı ve sorumluluk üzerine fikir belirtiyor.

Aslında Clancy basbayağı bir twitch yayıncısı, emin olun bölümlerden görüntüyü çıkarınca Amerika’dan sıradan bir ‘just chatting’ yayınına dönüyor dizi. Dizinin parodisini yaptığı şey de bunlar. Ses olarak sıradan, sakin bir podcast düşünün, onun üzerine apokaliptik görüntüler yerleştirmişler gibi duruyor tüm dizi. Seslendirmelerden bazı klişe repliklere kadar aşırı sıradan bir podcast dinliyorsunuz, arada can alıcı cümleler çıkmıyor da değil. Bazen konuştukları konu ile arkaya itilmiş görüntüler öyle tezat oluşturuyor ki bu güldürüyor da.

Çok derinleşmeye gerek yok ama yirmi birinci yüzyılda da insanlık ya da gençlik olarak biraz böyleyiz sanki. Yani arka planda epey can sıkıcı olaylar dönüyor ama biz duraklayıp ‘Budizm öfkeyi kökü acı, kendi tatlı bir bitkiye benzetir.’ diye sohbet açıyoruz galiba.

Rick and Morty ya da BoJack Horseman gibi pek çok dizi neyle boğuşuyor? Depresyonla, beyhude yaşam tarzıyla, hayatın anlamsızlığıyla, öyle değil mi? Biz doğuştan nihilist bir nesiliz yani. The Midnight Gospel da halefleriyle böyle ortak bir payda da buluşuyor. Ama yine de olay örgüsüne ağırlık vermiyor ve basbayağı cortlamış bir dünyada bu kadar vurdumduymaz gezinen karakterler insanı başta afallatıyor. Hatta muadillerinden daha fazla ‘rahatsız edici içerik’ barındırmasa da karakterlerin umursamazlıkları, insanı, örneğin bir Rick and Morty’den daha fazla irite ediyor. Sonuçta body horror ya da gore dediğimiz ögeler bir noktada can sıkıyor, art arda izlenmesi kimisini huzursuz eder kimisini etmez, bizden söylemesi.

 Ancak alışınca bu iki farklı örtüşmeyen içerik güzel bir dizi yapıyor denebilir. Apokaliptik bir dünya, artı dinlendirici bir podcast ve üzerine pasparlak bir animasyon cilası. Fena bir üçlü değil doğrusu.

Devamı Nasıl Olur?

Clancy her bölümde farklı mekanda farklı konularla alakalı yayın yapmaya devam eder, felsefi içerik üretmeyi sürdürür, dehşet verici dünyalara göz atmayı da bırakmayız, arada yayıncı olmadan önce ne yaptığına bakılır, özel mevzulara değinilir, böylece ‘kişisel gelişim podcast’ı tamamlanmış olur.

Ve Sonuç! İzler Miyim?

Başka yerde görülebilecek bir şey değil, tarzı pek çok muadiline göre çok daha ilgi çekici kalıyor. E bir de kısa kısa zaten. Aynı günde olmasa bile sırf ‘ne garip bi’ diziymiş bu’ demek için izlenebilir. Yeni bir soluk şu dizi, özellikle animasyon severler için.

Yazar

İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer mi değmez mi, bakmaya varar vermiş bir canavardır. İlk bölüme bakar, azıcık wiki kurcalar, tavsiyelerini verir kaçar! Dizilerle ilgili yorumlar kesinlikle objektif değildir, geek izleyicinin keyfine göre ayarlanmıştır! Bu yazılarda sadece ilk bölüm ile ilgili olmak üzere spoilerlar olabilir.

1 Yorum

  1. Murat Ekinci Cevap ver

    Bence bu diziyi özel kılan son zamanlarda popüler olmaya başlayan (bence de çok keyifli) görselli podcast diyebiliriz. doomsdaymixtape de buna benzer bir iş gibi mesela. Dizide karakterimiz tek bir dinleyiciye radyo yayını yapıyor ve genelde değişik evrenlerden değişik karakterlerle (her bölüm belli bir karakter ile) belli konular üzerine sohbet ediyorlar. Her bölüm röportaj yapılan karakteri gerçekte işi ve uzmanlıkları farklı olan kişiler seslendiriyor. Örneğin uyuşturucuların etkisi üzerine konuşulucak bölümde bağımlılık uzmanı bir doktor gibi. Keyifli kısmı ise konuşma belli bir konu üzerinde devam ederken izlediğimiz animasyonun akışı çok farklı bir düzeyde ilerliyor ve ikisi de çok zevkli bir akışa sahip. Podcast ve animasyon seven herkesin beğenebileceğini düşünüyorum.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.