[Efsane Dizi Rehberi] X-Files – S1E1 – “Pilot”
Son güncelleme: 22 Ocak 2020
X-Files’da bu hafta! Oregon’da bir kasaba yakınlarındaki tuhaf ölümleri araştırmak için iki FBI ajanı yola çıkar, ancak keşfedecekleri şey en muhteşem bir dizinin ilk bölümü olacaktır.

X-Files Rehberi Hakkında:
Naber okur? Şimdi sen “Dizinin üzerinden geçmiş 15 sene, siz şimdi bölüm rehberi filan, hayırdır kardeş?” diyorsun. Deme. Türkiye’nin güzel geekleri, X-Files gibi muhteşem bir diziyi yarım yamalak hatırladığı TGRT bölümlerinden ve başı sonu belli olmayan tuhaf filmlerinden biliyor. Şuna gerçekten inanıyorum ki, Türkiye’de yeni nesiller bu kadar armut yetişiyorsa, biz çocukken X-Files izlemediğimiz, bizden önceki nesil Star Trek izlemediği içindir. Yeni başladığımız Star Trek Rehberi gibi, bu rehber de eksik kapatma amaçlıdır. Gerçek orada bir yerlerde, boş boş oturmayın, haydi!
(bütün yazılar X-Files kategorisinde)
X-Files – Sezon 1 Bölüm 1 – Pilot
Yayın Tarihi: 10 Eylül 1993
Senaryo: Chris Carter
Yönetmen: Robert Mandel
X-Files’ın açılışlarına bayılıyorum. O ilk gizem, ilk heyecan çok tatlı! Bu ilk X-Files bölümü, gece yarısı ormanda koşan gecelikli bir kız ile başlıyor. Kız bir şeylere takılıp yuvarlanıyor, ormanda ışıklar yanıyor, kapkara bir figür kızın üstüne yürüyor ve kayboluyorlar.

Ertesi sabah kızın vücudu bulunmuş, kızı inceleyen dedektifler, sırtında iki tuhaf iz fark ediyorlar. Dedektiflerden biri kızı anında teşhis ediyor, Karen Swanson, oğlu ile aynı sınıftaymış. Diğer dedektif şüpheli, “1989 sınıfı mı yani?” diye soruyor, “Yine mi başladı?” İlk 2 dakikada mis gibi gizem geldi üstümüze, çok mutluyuz şu anda.

Bir sonraki sahnede Washington, FBI’ın ana merkezindeyiz. Takımlar, saçlar, bilgisayarlar, her şeyde yoğun bir 90’lar hissi var. Üç kişilik saç modeli ile Dana Scully içeri giriyor. Ensesi kalın bir abinin ofisine buyur ediliyor. Burada, ‘sigara içen adam’ karakterini ilk kez görüyoruz, merhaba SİA!
Öğreniyoruz ki Scully tıp mezunuymuş, ancak doktor olacağına FBI’a katılmış. Fox Mulder diye birinin adı geçiyor, tuhaflıklar, psikoloji ve tarikatler konusunda çalışmaları olan meşhur bir ajanmış, şimdilerde de X-Files adında bir seri olaya takmış kafayı. Amirleri Scully’i Mulder ile çalışması için bu birime atıyorlar, “bu olayları bir incele, neymiş bakalım olayları, gerçek mi değil mi bize rapor et” diyorlar.

Mulder darmadağınık bir odaya kapanmış, duvarında dünyanın en meşhur posterlerinden birisi, çalışıyor. Scully ne kadar tatlı tatlı dursa da kadına pek güvenmiyor hatta ilk dakikadan “Seni casusluk ya diye gönderdiler” diyor. Bir de dosyası var Scully hakkında, kim olduğunu şimdiden biliyor gibi. Burada Scully’nin bir de fizik doktorası olduğunu öğreniyoruz.
Mulder doğrudan konuya giriyor, bölümün açılışında gördüğümüz olayın delilleri ulaşmış eline. İzlerin etrafında bilinmeyen bir protein bulunmuş, üstelik sadece bu olayda değil, ülkenin başka yerlerinde de belinde izi olan cesetlerde aynı maddeye rastlanmış. Mulder, daha dizinin 7. dakikasında “Uzaylılara inanıyor musun?” diye soruyor, Scully elbette burada mantığın sesi, “Yıldızlar arası uzaklık, süre, zaman, enerji, mantık” filan derken Mulder lafını bölüyor, “Bu kız aynı lise, aynı sınıftan başına aynı şey gelen dördüncü insan. Madem mantık işimize yaramıyor, bu vaka için fantastiği değerlendirsek?” diyor.

Mavi gözlü, kızıl saçlı, güzel sesli, zeka küpü düzgün insan Scully’i şu noktaya kadar sevmiştik zaten de, şu lafları ile Mulder da her geekin gönlünü çalacak adam oluyor. Biz söyleyelim, bu dizi tutar arkadaş!
Ertesi gün Oregon’a uçuyorlar. Scully ve Mulder arasındaki farkı iyice anlayalım bir güzel kare daha var burada. Scully dosyayı incelerken uçak alçalmaya başlıyor, bir anda çok hızlı bir sallanıyorlar, bebekler ağlıyor, bavullar saçılıyor. Chris Carter kullandığı tek uçak sahnesinde bütün seyircilerini gerecek hamleyi yapmayı atlamıyor.

Havaalanından kasabaya sürerken ilk üç olayda adli tabip, son olayda farklı adli tabip imzası olduğunu konuşuyorlar, Mulder kasaba yetkilileri ile konuşmuş, benzer olayda evvelden ölen çocuğa tekrar analiz yapılması için mezarını açtıracakmış. Mulder tatlı artisliklerini yaparken bir tuhaf olay daha oluyor, radyo frekansları aniden birbirine giriyor. Mulder çıkarttığı bir sprey boya ile yeri işaretliyor. Gizemler, gizemler!

Mulder ve Scully Oregon, Bellfleur’a varıyorlar, mezarlıkta onları dizinin başında gördüğümüz Adli Tabip ve asistanı karşılıyor. Mezarı açmakla uğraşırken, bir araba duruyor, anlıyoruz ki gelen önceki üç vakayı muhtemelen eksik inceleyen eski adli tabip. “Siz” diyor, “Kimsiniz ya siz” diyor, “Kimin köyünde kimin tabutunu açıyorsunuz?” filan bi dikleniyor. Kızı giriyor araya, endişeli kız, babası ile gidiyorlar.
Tabut çıkarılırken Mulder ve Scully tartışıyorlar, çocuğun ölümünü de, ölümünden öncesi de gizemli olaylar ile örülü. Tam bu noktada Chris Carter çok iyi bir senarist olduğunu kanıtlıyor, tabutu taşıyan kayışlardan biri kopuyor, tabut yuvarlanıyor, içindeki bedeni görüyorlar… Aha buyrun:

Sonrasında otopsi odasındayız, Scully’nin sonradan çok alışacağımız kılığı üzerinde, bu tuhaf ceset üzerinde otopsi yapıyor. Mulder heyecanlı, sürekli fotoğraf çekiyor, Scully ise işini doğru yapmak peşinde. Cesedi orangutan ya da şempanze olarak teşhis ediyor. Mulder ise uzaylı peşinde, doku, DNA, dışkı, her şeyin test edilmesini istiyor. Gerçekten de otopsi sonrasında Scully, cesedin burun boşluğunda gri bir nesne buluyor.

Şu ana kadar neler oldu? Işıklı orman, sallanan uçak, tuhaf radyo, acayip ceset, yürüyen uçak… 40 dakikalık dizinin daha ilk 16 dakikasındayız kuzen, farkında mısın? X-Files’ın bir bölümünün yarısındaki kadar gizemi 2 sezonda izleyen CeyCey Abram nesli, farkında mısın? Peki, sizce bundan sonra ne olur? Chris Carter tatlı tatlı bir gizem klişesi daha atıyor önümüze.
(sayfa böldük sorry)
Bu sefer psikiyatri koğuşundayız, Scully ve Mulder, buradaki doktor ile konuşuyorlar. Doktorun dediğine göre cesedi uzaylı çıkan çocuk bir dönem burada travma tedavisi görmüş. Hatta iki sınıf arkadaşı, Billy ve Peggy, 4 yıldır hala burada tedavi görüyormuş. Mulder ve Scully bu iki çocukla tanışıyorlar, konuşma sırasında tekerli sandalyesinde duran Peggy dellenip kendini yerlere atıyor. Mulder kızı kaldırmak bahanesi ile bir an beline bakınca, ilk sahnede ölen kızda ve diğer çocuklardaki iki delikli izden bu kızda da görüyorlar.
Scully sinirli bir şekilde dışarı çıkıyor, Mulder da arkasından. “Bu konu hakkında ne biliyorsan söyle, ben anam babam İrlandalı boğdurturum seni burada” diyor Scully, Mulder dökülüyor. Meğer çocukları uzaylıların kaçırıp, test yapıp, geri getirdiğine inanıyormuş ama Scully hepten deli sanmasın diye söylemiyormuş. Scully ve Mulder burada yine karakterlerini vurgulayan bir tartışmaya giriyorlar. Scully tuhaf olduğunu ama bilim ile açıklanacağını söylüyor, Mulder “Olm uzaylılar lan işte, gel he de” diyor. Neticede dört çocuk da ormanda bulunduğu için gece ormana gitmeye karar veriyorlar.
Gece ormanda, Mulder elindeki pusulanın ibresinin çıldırdığını fark ediyor, Scully ise yerde ilginç bir toprak buluyor, ondan alıyor biraz. Tam o anda ışıklar fark ediyor, ışıklarında önünde de uzun bir silüet. Scully silahını çekince ışıktaki karakterin dizinin başındaki dedektif olduğunu görüyoruz, özel mülkte oldukları konusunda ajanları uyarıp uzaklaştırıyor. Arabayla geri dönerken tuhaf toprağı inceliyorlar, tam o anda bir ışık çakıyor, arabaları duruyor. Mulder saatine baktığında 9 dakika ileri zıpladılarını fark ediyor. Scully yine bilim peşinde “Zaman kaybolmaz” diyor. Yahu elbette kaybolmadı, uzaylılar kaçırdı sizi! Tam o anda bir de bu olayın sabah çizdikleri X’in yanında olduğunu fark ediyorlar.

Gece otelde Scully raporunu yazarken elektrikler gidiyor, Scully de “Oooh bugün uzaylı otopsisi yapıp mezar açtım, ormanda koşup uzaylılarca kaçırıldım, bir de elektrikler kesikken duş alırsan tamam” diye düşünüyor olsa gerek ki duşa giriyor. Abla sen iyi misin? Yani iyisin de, napıyorsun? Scully tam o anda belinde bir iz fark ediyor, panik oluyor. Gece yarısı Mulder’ın odaya koşuyor, Mulder Scully’nin izlerine bakıyor, bu arada Scully’nin üzerinde iç çamaşırları var, Mulder sinek ısırığı olduğunu söyleyince kısa bir an sarılıyorlar. İşte sayın seyirciler, bir dizi daha ilk bölümünden HER ŞEYİ böyle yapar. Durun şimdi hükümet komplosu da gelecek…
Sonrasında gece muhabbetindeler, hayır bir şey olmadı, Mulder’ın hikayesini dinliyoruz. Mulder küçükken bir akşam kız kardeşi yatağında kaybolmuş, Mulder okula yazılmış, yüksek dereceler ile bitirmiş, FBI’dayken X-Files’ı keşfetmiş. O vakitten beri, biraz da kız kardeşinin izini bulmak için gizemli dosyaların peşindeymiş. Hükümet içerisinde bir komplodan bahsediyor (aha!), arada Scully’e de “sen de onlardansın, biliyorsun” diyor. Scully alakası olmadığını izah etmeye çalışırken telefon çalıyor, gizemli bir ses “Bugün hastanede dellenen o kız da öldü, haberiniz olsun ağam” diyor.
Araştırmaya gittiklerinde tekerlekli sandalyedeki kızın yola koştuğu, bir kamyonun altına girdiğini görüyorlar. Kızın kolundaki saat, tam da bizimkilerin yolda zaman kaybı yaşadığı anda durmuş. Bir kaç dakika sonra otele dönüyorlar, otel YANIYOR abi, cayır cayır yanıyor. Çocuğun mezarında buldukları bedenin otopsi sonuçları, resimler, xrayler her şey gitmiş. Tam o anda adli tabibin endişeli kızı geliyor yanlarına, “Beni koruyun” diye yalvarıyor.

Meğer bu kız da gözünü açıp kendini ormanda buluyormuş, diğerleri gibi ölmekten korkuyor. Kızın aniden burnu kanamaya başlayınca babası gelip kızı alıyor, yanında da bizim ajanları ormandan kovan dedektif var. Bu noktada Mulder fark ediyor ki, psikiyatri koğuşunda dört yıldır yatan Billy’nin babası da bu dedektif.
Kızı alıp götürdüklerinde Scully sinirli “Bu şefersizler her şeyi biliyorlar, söylemiyorlar, kesin oteli de onlar yaktı, delilleri saklamak istediler” diye dökülünce Mulder çakalı “Diğer çocukların mezarlarında ne var kim bilir?” diye ortaya laf atıyor. Neticede Scully İrlandalı, Laz sayılır, “Yürü lan” diyor, “Gidip bakıyoruz diğer mezarlara da!”

Halbuki heeey, ajanlar. Komplocuları boşuna komplocu yapmazlar. Gittiklerinde bir de görüyorlar ki diğer iki mezar çoktan boşaltılmış bile. Mulder o anda cinayetleri işleyenin dedektifin oğlu Billy olduğunu çıkarsıyor. Scully yine şüpheci, yine de yağmur altında, durumlarının absürdlüğü ve gördüğü tuhaf şeyler yüzünden Mulder’ın suyuna gidiyor. Mulder da Scully’nin inanmadığının farkında. Yağmur altında deli teoriler uydurup kahkalarla gülüyorlar. Olm ne güzel dizi lan bu… 🙂
Bir sonraki sahnede hastanedeler, Billy’i kontrol etmek için. Hemşire “Yahu bu çocukcağız 4 senedir komada yatıyor burada, vah yavrım” derken Scully, Billy’nin ayaklarına bir bakıyor ki çocuğun ayakları toz toprak içinde. Scully, daha önce aldığı toprağa benzeyen bir toprak buluyor çocuğun ayağında.

Mulder hatırlatınca Scully üstlerine bilimsel bir rapor yazacağını, raporun da doğru olması için gerçekten kıyas yapmaları gerektiğini hatırlıyorlar. Yanan otelde kaybettikleri toprağın bir örneğini daha almak için ormana gidiyorlar. Dizinin son 10 dakikasındayız beyler bayanlar, olaylar şimdi net kopacak!
Dedektifin arabasını görüyorlar, arkasından da bir çığlık! Heyecanlı müzik giriyor, koşuyorlar ormana, dedektife rastlıyorlar, elindeki tüfeği ile Mulder’ı durduruyor. Bir çığlık daha atılınca ikisi de koşuyorlar, Billy orada, yanında da baygın bir kız var. Babası dursun diye bağırıyor, vuracak gibi oluyor, onu da Mulder engelliyor. Billy, kucağında kız, üstlerine parlak bir ışık geliyor, yaprak havalanıyor… Kayboldular diyeceksin ama yoo, Billy de, kız da orada. Ancak Billy kendine geliyor, 4 yıllık komadan çıkıyor. Üstelik belindeki izler kaybolmuş.

Kendine gelen Billy olayları anlatıyor. 4 yıl önce ormanda mezuniyeti kutlarken ışık gelmiş, Billy’e diğerlerini toplamalarını söylemiş, Billy’nin kafasına da bir şey yerleştirmişler, ışıktan emirler duyar olmuş. Bütün FBI sorguyu dinliyor, Scully’nin amirleri tuhaflıkları reddetmiyor ama tümüyle de delil kabul etmiyor, çünkü geriye fiziksel delil kalmamış… fakat! Fakat muhteşem Scully, tuhaf bedenden çıkarttığı metal objeyi saklamış. Hangi maddeden yapıldığı ya da ne olduğu laboratuar tarafından anlaşılamamış. Yani Scully, “Fiziksek delilim var, yerseniz” diyor. Odadan çıkarken, sigara içen adamı odayı girerken görüyoruz.
Ve muhteşem final. Gece yarısı, Scully olayların etkisinde, uyku tutmamış, saate bakmaktadır. Mulder arar, Billy Miles’a ait dosyanın kaybolduğunu söyler. Deliller yok edilmiştir. Bir sonraki sahnede sigara içen adamı görürüz, kutularla dolu dev bir depoda, Scully’nin sakladığı metal parçasını, pek çok benzerinin yanına koyar, odadan çıkar. Kapı kapandığında, deponun, Pentagon’da “Acil Çıkış” diye yalandan etiketlenmiş bir kapının arkasında durduğunu görürüz.

Bölümün Ardından
Geek aleminin en muhteşem dizisine hoş geldiniz! Bu yazıyı serisine başlayarak X-Files’a üçüncü kez başlamış oluyorum. Bölüm sonları hayal meyal hatırlasam da, her bir bölümde her bir on dakikanın tatlı tatlı gerginlikler ile bezenmesi, beni yine etkiledi.
Tek bir bölümde neler gördük? İrlanda soyunun en üstün örneği bir bilimkadını, deliliği bulaşıcı bir ajan, kaçırılan çocuklar, bilinmeyen enzimler, kafaya yerleştirilen çipler, tuhaf cesetler, kaybolan zaman, bürokrasi çarkları, hükümet komplosu, yüzlerce delil olan bir oda… Daha ilk bölümündeyiz be X-Files, hele dur be abi, bir soluklan? Ama yok.
Chris Carter yola çıkarken “Dur lan” demiş, “Öyle bir dizi yapayım ki, dolu dolu, kitleyici olmak bakımından Breaking Bad gelene kadar eşi benzeri gelmesin, içerik açısından da anca Fringe falan iki sezon yakınına gelebilsin. Hatta Breaking Bad’i yazacak çocuğu da alayım yanımda yetişsin.” demiş.
Sevgili okur, endişe ediyorum ki şu yazdıklarımı okuduktan sonra “ohaohaohahoahoa” diyerek X-Files açıp, ben ikinci yazımı yazana kadar iki sezon izleyeceksin. İzle, canın sağolsun. Sonra herkese anlat.
Neler Gördük Neler?
Mulder, Scully, Sigara İçen Adam, FBI abiler
Zaman Kaybı, Bilinmeyen Enzimler, Belde İki İz, Işık, Toprak, Tuhaf Cesetler
Türkiye'nin ve dünyanın en büyük bileklik şeker üreticisi, sucuk distrübütörü, prodüksüyon şeysi ve maydonoz fatihi.
Tüm yazıları (30)Bunlar da ilgini çekebilir
2 yorum
-
-
ivit ihihi 😀
-
Breaking Bad’in mi eşi benzeri yok 😀