İnsanı güldüren filmleri hepimiz severiz. Bu filmlerin bizim aramızdan çıkması, yaşamlarımızı konu alması her zaman için bir artıdır. Başını sürekli belaya sokan ve kendini sevdiren, açıkgöz ama bir o kadar da saf karakterleri içinde barındıran filmler ise kalbimizde bambaşka bir yer tutar. Bu karakterlerden birisi olan Osman da Kemal Sunal gibi destansı bir isim tarafından canlandırılırsa zaten tüm yeşil ışıklar yakılmış hâldedir. Tabii biz Osman’ı değil de yine başka bir efsanevi isim olan Şevket Altuğ’un kan ve can verdiği, Tokatçı Şevket adlı karakterden bahsedeceğiz. Filmin kendisi hakkında ayrıntılı bir yorum yapmaktansa Şevket’in kendisi hakkında konuşacağız. Yine uyarımızı yapalım, yazının devamı Tokatçı filmi hakkında spoilerlar içerecek.

Tokatçı Şevket’i ilk defa, Osman’ın ikinci defa İstanbul’a gelişinde görüyoruz. Osman’ın gözleri bir hokkabazlık gösterisine takılmışken Şevket de onun ceketinin cebinden cüzdanını yürütmeye çalışıyor. Osman, tam bu anda Şevket’i iş üstünde yakalıyor ve iki kişinin gözleri buluşuyor. Kısa bir gerginlik anından sonra, iki karakterin askerlik arkadaşı olduklarını anlıyoruz ve bir kenara geçip konuşuyorlar. Osman, şehre ilk gelişinde köyüne götürmek üzere para toplamak için ne kadar uğraştığını ve dönüş yolunda nasıl ‘tokatlandığını‘ anlatıyor. Şevket de arkadaşına yardım etmeye karar veriyor ve Osman’a, onun da dolandırıcılığa başvurması gerektiğini söylüyor. Tabii ki bu dolandırıcılık zanaatını Osman’a öğretecek kişi, kendisi oluyor. Buraya döneceğiz, aklımızın bir köşesinde dursun.

Şevket, Osman’a aşama aşama dolandırıcılığın çeşitlerini, detaylarını ve numaralarını gösteriyor. Her defasında bu ‘tokat‘ uygulamalarını kendisi yürütmek yerine Osman’a yaptırıyor ve işlerin nasıl yürüdüğünü anlatmaya çalışıyor. Osman tabii ki her bir denemede ayrı bir çuvallıyor ve tokat yiyen taraf yine Şevket oluyor. Yaşamını dolandırıcılık yaparak sürdürmeyi seçen bir insan için her defasında bu şekilde para kaybetmek çok sıra dışı bir durum olmalı ama Şevket, askerlik arkadaşına numaralarını öğretmeye ve böylece para kaybetmeye devam ediyor. Osman’ın her başarısızlığında Şevket ona “Senden bir şey olmaz!” sözünü tekrarlıyor, sanki onu yetiştirmeye çalışan bir öğretmeni veya ailenin yaşlıca bir üyesi gibi…

Şevket, hayatının bir noktasında dürüstçe çalışmak yerine insanları dolandıra dolandıra yaşamını sürdürmeyi tercih etmiş birisi. Bu onun ekmek teknesi, işi. Karşısındaki insanın kaybını önemsemeksizin de işini yapmaya devam ediyor. Aslında Osman’la uzun zaman sonra yeniden karşılaşmış oldukları anda arkadaşını hemen tanıyor, yüzündeki ifade yumuşuyor ve onun dertlerini dinlemeye başlıyor. Osman hakkındaki her şeyi öğrendikten sonra da kendi kıymetli zamanını ona ayırıyor; onu, yaşamda daha iyi olacağını düşündüğü bir noktaya getirmek için etkin bir çaba harcıyor. Bencillikten öte, yardımsever bir yola giriyor. Osman ile birlikte ‘tokatladıkları‘ hedeflerin de hepsi ayrı bir dolandırıcı, toplumun ayrı bir kara lekesi. Basit kumarbazlardan kabadayılara, kaçakçılardan organize suç örgüt üyelerine tırmanan bir ölçekte, hedeften hedefe geçiyorlar. “Vicdansız” ve “namussuz” olarak düşündükleri insanlardan çalıyorlar ve belki de bilinçlerinin bir noktasında toplumu bu insanlardan temizliyorlar.

Bu yüzden bir bakış açısı ile diyebiliriz ki Şevket’in dünya görüşü av ve avcı ilişkisi, yani dolandıran insanlar ve dolandırılan insanlar üzerine kurulu. Tokatçılar ve tokat yiyenler… Karşılaştığı arkadaşının da tokat yiyen, yani av konumuna düştüğünü görünce hemen ona yardım ediyor. Kafasında kurduğu bu çarpık ve acımasız dünya düzenine göre arkadaşına destek çıkıyor. Her bir hedefleri, bir öncekinden daha büyük oluyor; besin zincirinin tepesine doğru, adım adım tırmanıyorlar. Ne var ki yeniden karşılaşmış oldukları yine aynı sahnede Şevket, hiç tanımadığını düşündüğü, rastgele birisini “tokatlamayı” hedeflemişti. Hatta izleyicinin bilgisine göre de bu kişi aslında emek harcayarak, ter dökerek kazandığı parayı sevdiği insanlar için köyüne götürmeye çalışan, saf bir kişi olan Osman’dı. Bu yüzden Şevket’in hedefleri ve dünya görüşü hakkında ne kadar bir aklama yapabilecek olsak da Osman ile karşılaşana kadar beslediği güdü, onu çok açıkta bırakıyor.

Yine de Şevket, filmin sonunda Osman’a yardım etmeye devam ediyor. Köye döndüklerinde o küçük dünyanın, kendi küçük hâkim tokatçısı olan ağayı dolandırıyorlar ve o dünyanın üzerine çökmüş olan küçük, çarpık düzeni yıkıyorlar. Bu yıkılan düzen aslında, Şevket’in dış dünyaya hâkim olduğunu düşündüğü tokat ve tokatçıların var olduğu düzen. Şevket bir noktada bu düzenin gitmesi gerektiğine karar vermiş oluyor ve arkadaşına yardım etme bahanesiyle de harekete geçiyor.

Şevket köyden ayrılmadan önce Osman’a diyor ki “Sen de bana saflığı, temiz yürekliliği ve iyiliği öğrettin.

Buna rağmen o tanışma sahnesinde bu dolandırıcının, uzun bir süre sonra ilk kez karşılaştığı arkadaşına verdiği tepki ve bu noktadan sonra giriştiği yoldan biliyoruz ki Şevket, bahsettiği bu saflığı, temiz yürekliliği ve iyiliği filmin sonunda öğrenmiyor. Osman’ı yeniden gördüğü anda Şevket’in içinde bu kavramlar zaten vardı ve sadece eski yaşamına ait bir yüzü görmesiyle yüzeye çıkıyorlar. Belki de Osman’ın yüzü, Şevket’in tokatçılık yaşamını benimsemeden önce sahip olduğu, başka bir hayata aitti. Onu bir gün düş kırıklığına uğratan ve farklı bir yol seçmesine neden olan bir hayata…

Şevket zamanında böyle bir seçim yapmış olabilir ama en sonunda Osman ile yeniden karşılaşıp içindeki bu doğrucu duyguları ve düşünceleri, en baştan benimsedi. İnsan farklı zamanlar ve süreçlerden geçip, ani değişimler yaşamak isteyebilecek bir varlık. Sizin de böyle zamanlarınız oldu mu? Nasıl süreçlerden geçtiniz?

Yazar

Gelin size bir hikaye anlatayım...

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.