Netflix’in Witcher markalı yeni uyarlaması Blood Origin birkaç gün önce seyircisiyle buluştu. Dört bölümlük mini seri, Witcher evrenindeki bazı çok önemli olayları ele alacak olmasıyla dikkat çekiyordu. Kürelerin Birleşimi dediğimiz şey neydi ve nasıl olmuştu, ilk Witcher kimdi ve neden yaratılmıştı, Ithlinne’in Kehaneti ne zaman gerçekleşmişti ve Ciri neden bu kadar önemliydi gibi konulardı bunlar. Biz de Blood Origin’den bunları anlatmasını bekliyorduk. Bir oturuşta izlediğim Blood Origin, bu beklentilerin altından kalkamadı. Açık yüreklilikle dört saatinizi bu diziye gömmenizi tavsiye etmiyorum fakat bir The Witcher izleyicisiyseniz, ilerleyen sezonlarda Blood Origin’de verilen bazı cevaplara da ihtiyacınız olabilir. O zaman iş başa düşer diyerek bir liste yapmaya giriştim.

Bu yazı Blood Origin’in, Netflix’in Witcher uyarlamasını daha iyi anlamanız adına önerdiği, The Witcher’ın sonraki sezonlarında zaman zaman göndermeler yapacağını tahmin ettiğim ve tanıyıp, bildiğiniz Witcher evrenine dair Blood Origin dizisinde yapılan değişiklikler ile sunulan yeni bilgileri içerecek. Blood Origin’i izlememize sebebiyet veren tek şey bu bilgilerin varlığı olabilir, nedenini de şuradaki inceleme yazısında uzun uzun açıkladım. Şimdiye kadar anlaşılmadıysa son bir uyarı girelim, yazıda The Witcher: Blood Origin ile ilgili büyük spoilerlar yer alacaktır, spoiler kaygınız varsa okumaya devam etmeyin. Öte yandan açık yürekli uyarımı dikkate alır ve dört saatinizi bu diziye vermektense, bilinmesi gerekenleri öğrenip daha mühim şeyler yapmak isterseniz devam edin, doğru yerdesiniz.

Eredin, Blood Origin
Eredin Bréacc Glas

1) Elfler hep Kıta’daymış.

The Witcher: Blood Origin’in detayları açığa çıkmaya başladığında evreni bilen herkesin kafasındaki en büyük soru işareti, zamansal açıdan gözden kaçabilecek ve ters düşebilecek problemlerdi. İnsanlar Kıta’ya Kürelerin Birleşimi ile Kıta’nın oluşumundan birkaç yüzyıl sonra ulaşacaklardı ama Elfler ve Cüceler de Kıta’ya, onun ilk sakinleri olsalar da sonradan gelmişlerdi. Kürelerin Birleşimi’nden önce Kıta’da yalnızca canavarlar değil büyü de yoktu, onu da Kıta’ya elfler getirmişlerdi. Oysa Blood Origin, Kürelerin Birleşimi gerçekleşmeden önceki bir zamanı anlatıyor ve bunların hepsini, elflerin klanlar kurması yahut kale duvarları arkasında yaşaması gibi kulağa saçma gelen birçok eklemeyle içinde barındırıyordu.

Eredin ve Avallac’h, Witcher evreninde yok olmanın eşiğindeki anavatanlarından ayrılan ve bazısı başka bir dünyaya (Aen Elle) bazısı da Kıta’ya yerleşenler olarak (Aen Seidhe) iki grupta ele alınan elfler. Biz Eredin’i hem kitaplarda hem de oyunlarda gördüğümüz şekliyle Witcher evrenine kıyamet vaktinde gelecek olan Wild Hunt’ın lideri olarak tanıyoruz. Blood Origin’de Eredin’in gençliğini gördük ve Kıta’dan nasıl sürgün edildiğini izledik. Fakat Eredin, kısaca açıklamaya çalıştığım bu iki gruptan ilkine ait, farklı bir dünyaya yerleşen bir Aen Elle elfi ve Kıta’nın bildiğimiz hâli oluşmadan öncesinde başka bir dünyada, Wild Hunt’ın komutanıydı zaten. Kürelerin Birleşimi ona vardığı dünyadaki Tekboynuz ırkına üstünlük sağlamak ve başka dünyaların kaynaklarına çökmek için daha fazla insan köle bulma imkânı sunuyordu, o da Kıta’ya fiziksel olarak geçmenin ve daha sonrasında Ciri’yi ele geçirmenin yollarını bu yüzden arıyordu.

Blood Origin’den itibaren ise Aen Elle’dir, elf mimarisidir, Tekboynuzlar’dır bir kenara bırakıyoruz ve Eredin ile Avallac’h karakterlerinin Kürelerin Birleşimi’nden önce bu dünyada olmalarını, Netflix’in Witcher uyarlaması için kabul ediyoruz. Elbette ki Kürelerin Birleşimi gerçekleştiği için bu dünya artık bir avuç elften oluşan üç elf klanının yaşadığı aynı dünya değil ama kanondan çok farklı bir köken hikâyesi olduğunu da kabul etmeliyiz.

2) Monolitleri Cüceler inşa etmiş.

The Witcher monolith
Netflix, The Witcher, Monolit.

Blood Origin, içerisinde yer alan bir Meldof karakterinin aracılığıyla bizlere evrendeki cücelerle ilgili birkaç bilgi veriyor. Bu bilgilerin geneli dişi cücelerin çoğunlukla sakallı olması, çoğunun elflerin elinde işkence çekip azınlık konumuna düşmesi ve baltaya ismini veren Gwen’in varlığı ile Kıta’da bektaşiüzümüyle leylak kokarak gezen tek kişinin Yennefer olmaması gibi trivia türünden bilgilerdi. Bununla beraber laf arasında geçirilen bir tanesi, tanıyıp bildiğimiz Witcher evreninin bu uyarlamadaki geçmişi ve geleceğiyle ilgili farklı bir bilgiydi o yüzden de bu yazıda kendi ayrı başlığına kavuştu: Monolitleri cüceler inşa etmişler ya da en azından Balor’un sarayına getirdiği monoliti onlar inşa etmiş. Elfler ise cücelere karşı elde ettikleri tahakkümün bir göstergesini sunacak şekilde, onların bozumundan saklanmak için cücelerce gömülen bu eski yapıların üzerine konma derdindelermiş.

Monolitler, Witcher kitaplarındaki kulelerin Netflix uyarlamasındaki karşılığı. Zaman ve mekânda seyahat etmek için portallar oluşturabilen bu güçlü yapılar, kitaplarda elf mimarisinin bir parçasıydı. Aen Seidhe ismiyle andığımız Kıta elfleri tarafından kadim zamanlarda inşa edilmiş bu kulelerden iki tanesi, Tor Lara ve Tor Zirael, Ciri’nin hikâyesinde oldukça büyük bir yere sahip olduğu için üzerlerinde durmak önemli. Netflix uyarlaması The Witcher dizisinin ikinci sezonunda da bu yüzden ana hikâye kulelerin yerine ikame edilen bu monolitler üzerine kurulmuştu.

Blood Origin’de ise monolitleri cücelerin inşa ettiklerini öğrendik. Yüzyıllar sonra onları tek başına Balor çıkartıp, kaosa erişimi olmadan evvel o büyülemediyse ki orijinal çalışmanın Syndril tarafından yapılması söz konusu, nereden geldi bu müthiş estetik ve kadim kan bilgisine dayanan büyülü kabiliyet cücelere? Bilemiyoruz; belki bir sonraki mini seride de bunu açıklarlar, belki de laf arasında geçtiği için çok üzerinde durmamıza gerek yok, farklı şeylerden bahsediyoruz.

3) İlk Witcher savaşçı bir elfmiş.

The Witcher: Blood Origin, Fjall Taşyürek
The Witcher: Blood Origin, Fjall Taşyürek

İlk Witcher’ın kimliği ve nasıl meydana getirildiği, kitaplarda ve oyun uyarlamasında cevabı olmayan bir soru. Blood Origin bu soruya bir cevap verdi ve bizler de ilk Witcher’ın Köpek Klanı elflerinden Fjall isimli bir savaşçı olduğunu öğrendik. Teknik olarak işin içinde genetik bir mutasyon bulunmadığı ve Fjall’ın dönüşümü tam anlamıyla gerçekleşmediği için ona bir prototip de diyebiliriz tabii.

Kendisi bir prototip olduğu için yaratılır yaratılmaz insanlığını kaybetmeye başladı. Ot Sınavı’nın insanı insanlıktan çıkarttığı ve bir şeyler ters giderse çok kötü sonuçları olduğunu biliyorduk, böylece ilk Ot Sınavı’nda o sonuçlardan birine şâhit olduk. Fjall’ın sonu kaçınılmaz olarak bir canavara dönüşmek oldu; bölüm sonu canavarını yendikten sonra kendini iyice kaybedip, üç gündür tanıdığı sevgilisinin ellerinde hazin bir şekilde can verdi. Fakat ne olursa olsun Witcher külliyatına ilk witcher’ın kim olduğu sorusuna bir cevap olarak eklendi.

4) Ciri, bir Witcher’ın soyundan geliyormuş.

The Witcher: Blood Origin Fjall Lurk
The Witcher: Blood Origin, Ciri’nin uzaktan ataları Fjall ve Eile

Ciri’nin taşıdığı kan Witcher evreni için her zaman çok önemliydi. Fakat elimizdeki kaynaklara göre ilk atalarının kimler olduğunu ve neden bu denli eşsiz olduğunu tam anlamıyla açıklayamıyorduk. Blood Origin’de gördüğümüz şekliyle Ciri’nin soy ağacı, dönüşümü tamamlanmamış bir witcher’a dayanıyormuş.

Witcherlar kısırdır. Geralt ile yine kısır olan Yennefer’in, Ciri’de bir aile bulmasının hikâyesi bu yüzden daha da etkileyici. Fakat Blood Origin’in çok da açıklayıcı olmayan varsayımına göre Fjall’ın dönüşümü tam anlamıyla Ot Sınavı değil, daha üzerinde çalışılması gereken bir ilk deneme. Dolayısıyla Fjall bir canavara dönüşmeden hemen önce Kuzgun Klanı’ndan Eile ile sevişerek kadim kanı tek başına yaratmış oldu diyebiliriz.

Bu da Ciri’yi bir daha tekrarlanmasının umarız mümkün olmadığı bir eylemin sonucunda, bir canavarın soyundan gelmesiyle eşsiz yapıyor. Aynı zamanda Kurt Okulu’ndan Geralt ile kader bağlantısını biraz daha açıyor. Tabii ikinci sezonda Voleth Meir ile ortaya attıkları kaosun çocuğu laflarını ve ilk bölümdeki Bruxa’nın kendisine yönelttiği canavar ithamlarını da biraz daha geçerli kılıyor.

Yazar

Editör-in-çiif. Hayvan dostu, çokça yalnız; ismiyle müsemma ama çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine şaşırarak ‘takı taluy takı müren‘ arıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.