The Mandalorian üçüncü sezonuyla Star Wars içerisindeki lore’unu açarak ve ana hikâyesini anlatmak için hiç de aceleci davranmayarak ilerliyor. Bu durum bazılarımızı tatmin etmese de özellikle The Convert isimli üçüncü bölüm ve araya giren bir maceradan sonra tekrar Coruscant’ı gördüğümüz The Pirate isimli beşinci bölümüyle Andor’u çok sevenleri, benzer bir tat sunduğu için mutlu ediyor.

The Mandalorian’ın kendisinin acelesi yoksa bizim neden olsun? Her bölümde yakaladığımız bir iki detaydan çıkartılan bir sürü teoriyi ve hikâyenin gittiği yeri değerlendirmeyi, her şeyin açık edildiği zamanlara bırakalım ve biz de The Mandalorian gibi dizinin konumlandığı kronolojik çizelgede, yani Return of the Jedi ile Force Awakens arasında neler olduğunu; İmparatorluk’un dibi gördüğü yenilmişlikten nasıl olup da tekrar dirilerek, mutlak bir istibdat rejimine dönüş yaptığını konuşalım istiyorum.

Dikkat: Görselden sonra The Mandalorian’ın üçüncü sezonuyla ilgili spoiler bulunmaktadır!

the mandalorian 3. sezon 1. bölüm

Evrenle ilgili bilgilerimizi genişleten her yeni bölümde, tarihteki pek çok Altın Çağ hikâyesi nasıl sona erdiyse ya da bin bir zorlukla elde edilmiş kazanımları nasıl geriye döndürüldüyse, baskıcı İmparatorluk’tan asiler ve halkın örgütlü mücadelesiyle kurtulup da yeni bir ümitle kurulan Yeni Cumhuriyet’in de tıpatıp aynı şekilde ‘bitirildiğini’ izliyoruz. Haydi, The Mandalorian’ın üçüncü sezonunun beşinci bölümüne kadar Yeni Cumhuriyet ile ilgili öğrendiğimiz her şeyi, bu bağlam içerisinde şöyle bir maddeleyelim: Bir Cumhuriyet nasıl çöker?

1) Halktan Bihaber Yöneticiler

İlk maddeyi açık ara halkından gelen şikâyetleri dinlemeyen, yükselen yardım isteklerini geçiştiren, yönetmekle yükümlü olduğu coğrafyanın gereklerinden habersiz yaşayan yahut bir kısmını kayırıp, işine gelmeyene ise kulağını tıkayan yöneticilere ayırmamız gerekiyor. Greef Karga, daha önceden Moff Gideon’un işgali altında olan ve iki yönetim arasında oluşan boşlukta da korsanların mesken tuttuğu Nevarro’yu işlevsel bir hâle getirmiş, yerli halk için mutlu bir yaşam sağlayacak şekilde yönetmeye çalışıyordu fakat sezonun ilk bölümünde gördüğümüz gibi korsanlara güven olmuyordu ve huylu huyundan vazgeçmiyordu. Nevarro saldırıya uğradı, Karga da güvendiği Yüzbaşı Carson Teva’dan yardım istedi. Yüzbaşı, mesajı alır almaz işe koyulmaya hazırdı ve Yeni Cumhuriyet’in Nevarro’yu kurtarmakta kendisine destek vereceğini düşünüyordu. Yanındakiler ona, bürokratik süreçlerin uzunluğundan dolayı Başkent’ten haber alamayacaklarını söylediler; Teva ise “O zaman gider kendim sorarım, yüzüme bakarak görmezden gelemezler!” dedi. Yanıldı.

Talep Birimi yetkilisi Albay Tuttle’ın, Nevarro’nun var olduğundan haberi bile yoktu. Zaten haberi olsa ne değişirdi; Nevarro henüz anlaşmayı da imzalamamıştı, eldeki kaynaklardan da önce Üye Devletler’in yararlanması gerekiyordu. Teva onu, Moff Gideon ve TIE Fighter söylentileri konusunda uyardı, bu iki vakanın münferit olamayacağını söyledi ama nafile. Yönetimine talip olduğun galaksinin genel durumundan haberdar değilsen ve çıkarına hizmet eden anlaşmaların dışında yaşanan herhangi bir şeyden kendini sorumlu tutmuyorsan, nasıl umursayasın ki? Nihayetinde Nevarro’nun kurtuluşu Din Djarin ile dostluğu vasıtasıyla şimdilik Mandalorianlar’a emanet edildi ama meydan da uzun süreçte takiyeci Elia Kane ve ileride mutlaka göreceğimiz şekilde Moff Gideon’a kaldı. Öte yandan meşru bir yönetim yetersiz kaldığı için koca bir gezegenin yardım çağrısını, kurtuluş müjdesi karşılığında toprak da kazandırarak Mandalore isimli ve neredeyse tamamen bir inanç sisteminin etrafında var olan bir cemaate teslim etmek ne kadar mantıklı? Bunu da biz, dizinin kurgusu içerisinde Din Djarin’i ne kadar sevsek de dizinin dışarısından, ayrıca düşünelim.

2) Tarihten Ders Almayan Otoriteler

the mandalorian colonel tuttle

Tarih tekerrürden ibarettir” cümlesini pek çok kez duyduk; bunu da çoğunlukla olduğu gibi, ‘olaylar birbirini tekrar eder‘ şeklinde andık. Tıpkı bu yazıdaki gibi düşündüğümüzde; yani olaylar ve onların habercilerini, üzerinden yeterince zaman geçtikten sonra ve tekil olarak değerlendirdiğimizde bu anlam yanlış değil. Ancak işin bir de ‘olayların tekrarı‘ndan ziyade, düşünce dünyası boyutu var. Bizler, belki yüzyıllar boyunca belirli sıkıntılardan geçerek bu sıkıntılara çözüm yolları buluyoruz fakat çoğunlukla bulduğumuz çözüm yolları; kanayan bir yarayı sarmakla sınırlı kaldığı için, sadece o tekil olay için geçerli oluyorlar. Yaşamaya devam etmek için o kanı durdurmak gerekiyor elbette fakat sonrasında, bir daha yaralanmamak için önleyici tedbirler almaktan uzak kalırsak, tarih kendini tekerrür ediyor.

İmparatorluk bütün bir galaksiyi düzen uğruna baskıyla sınadı; bu uğurda atılacak her adımı da mübah gördü. Büyük mücadeleler ve fedakarlıklardan sonra İmparatorluk yenildi fakat galaksiyi en başında o rejime sürükleyen düşünce yapısı değişti mi? Eh, üçüncü sezonun üçüncü bölümü ve henüz izlediğimiz beşinci bölümü, değişmediğini söylüyor. Elit sınıf bir zamanlar İmparatorluk ne yapıyorsa onu onaylıyormuş, şimdi de Yeni Cumhuriyet ne yapıyorsa onu onaylıyorlar. Yeni Cumhuriyet bir kere kendisini, çıkarları sabit kaldığı sürece her türlü toplumsal olaydan soyutlayan bu kesimin yerine gerçekten umursayan yeni bir sınıfı desteklemekte başarısız olduğu gibi, yönetim basamağında da eski rejimin pratiklerini devam ettirmiş gibi görünüyor.

İmparatorluk hem Andor karakteri Syril hem de The Mandalorian’da izlediğimiz Dr. Pershing örneğinde gördüğümüz gibi sadece kendine yarar sağlayacak durumlarda bireyleri dikkate alıyordu; şimdi Yeni Cumhuriyet de içerisindeki yetişmiş bireyleri dinlemek yerine, onları droidlerle mülakatlar yapmaya mecbur bırakarak ve duymak istemediği herhangi bir şeyi söyleyenleri de bir başka işkence yöntemiyle hafıza terbiyesine sokarak sorunları çözebileceğini düşünüyor. Bu maddede son olarak beşinci bölümde Talep Birimi’ne başvuran Carson Teva ve Elia Kane arasındaki diyaloğa davet ediyorum sizi:

– “Belki de Nevarro’nun liderleri, Cumhuriyet Antlaşması’nı imzalamanın önemini anlasa iyi olur.

– “Acı çekerek mi anlayacaklar? Bu, İmparatorluğun düşünce tarzına benziyor.

3) Hesaplaşılmayan Bir Geçmiş

the mandalorian 3. sezon 5. bölüm gorian shard

Bir önceki maddeyi bitirdiğimiz aynı diyaloğun devamında Albay Tuttle, Carson Teva’yı haddini aşmakla uyarıyor ve “Artık asiler değiliz, belirli bir yapılanmamız var!” diyordu. Peki, bu yapılanma neleri yapılandırmış, görebiliyor muyuz? Yeni Cumhuriyet yapılanmasını, önceki maddelerde de özetlediğimiz şekliyle bir öncekinin laciverti olarak kurmuş. Moff Gideon’un kaçışı gibi çok önemli bir bilgiyi, kendi istihbarat birimlerinden bile saklayarak yok saymaya çalışıyorlar; onunla yahut yine İmparatorluk ile çalışmış olan çoğu kişiyi de ufak bir oryantasyon programı ile çok da takip etmeden yeniden işe sürüyorlar.

Kanun dışı çalışanlar her zaman soylu haydutlar olmazlar. Evet, yine aynı o küçük sahnenin içerisinde Elia Kane, “Işığı görebilmek için bakış açısını değiştirmek lazım“, diyordu ve bir sivil mücadelenin haklı olup olmadığı çoğunlukla muktedirin mi yoksa ezilenin mi cephesinden baktığınıza göre değişebiliyor ama bu sınır, amaçlar doğrultusunda bakıldığında o kadar da belirsiz değil. Genel bir başlık ile suç örgütleri, mafyalar ya da özel örneğimizde olduğu şekliyle korsanlar gibi gruplar, yozlaşma zamanlarında ayyuka çıksalar da refah da dâhil her durumda yasal olmayan eylemler içerisinde bulunurlar ve bunu da kendi özel çıkarları için yaparlar. Amacımıza ters düşmüyor diye desteklediğimiz yahut beşinci bölümde izlediğimiz şekliyle “Aman iki-üç korsandır, dikkat etmeye değmez” dediğimiz noktada, onların çıkarlarına uyuyorsa hemen aleyhimize çalışmaya başlayacaklardır. Tıpkı geçmişte olduğu gibi.

4) Eski Zaferlerin Sarhoşluğuna Kapılmak

the mandalorian coruscant

Üçüncü bölümde İmparatorluk hakimiyetinden kurtulan başkent Coruscant’ta birçok hatıranın ve Yeni Cumhuriyet’in yeni kazanımları ile yeni değerlerinin simgesi olan pek çok unsurun müzelerle, doğa parkları ve botanik bahçeleriyle sergilendiğini öğrendik, hatta bazılarını da Elia Kane ve Dr. Pershing’in sahnelerinde görme imkânı bulduk. Büyük zaferler kazanmak kadar bu büyük zaferleri hatırlamak da önemlidir, buna kimsenin bir itirazı yok. Fakat bu anıtları çerçeveleyip, üzerine güzel bir aydınlatma vurdurmak tek başına yeterli değil sanki?

Ne zaman ki anıtları güzelce süsleyip bir yere koymayı yeterli görür ve onların en başında neden birer anıt değeri taşıdıklarını unuturuz, o zaman yapılan işten ziyade görünüşe önem vermeye başlarız. Kocaman binalarımızdan bakınca görebildiğimiz halkın, sırf tarafımızca atanan toplu konutlarda bir çatı altına sığınabilmesini veya mesai çıkışında da bir bardak lezzetli Photon Fizzle’a erişebiliyor olmasını refah belirtisi olarak sayarız. Heybetimiz bozulmasın, otoritemiz sağlam gözüksün diyerek sistemi sürdürecek olan bürokrasiyi, bireysel ihtiyaçlardan önde tutarız. Fazlaca gerekçeli sebeplerle tutukladığımız Moff Gideon mürettebatımızı da katlederek kaçtığında, bu olayı araştırıp dört bir yana duyurmaktansa inkâr edip, üstünü örtmeye çalışırız. Kendimizi bolluk zamanında gelen o heybete güvenerek, bir zamanlar kazandığımız bir zaferin tekrarını da gerçekleştirebileceğimiz yönünde o kadar avuturuz ki gözümüzün önündeki yeni tehditleri kaçırırız.

Bu da bizi kaçınılmaz olan o son maddeye vardırır.

5) Yok Sayılan Tüm Uyarılar

the mandalorian 3. sezon 5. bölüm nevarro

Gözünüzün önünde, biri vakti zamanında Jedilar ile birlikte savaşmış olan güçlü Mandalore olmak üzere bir sürü gezegen ya İmparatorluğun kendisi ya da iş birliği yaptığı zararlı cemiyetler tarafından talan edilmiş, tehdit görüp yakaladığınız Moff Gideon beceriksizliğinizden kaçmış, daha iki bölüm önce çalışmalarını yasaklamaya çalıştığınız bir bilim insanını yanlış anlamışsınız ve onu, yine eski bir İmparatorluk taraftarının lafına teslim etmişsiniz, Dış Halka’nın ne durumda olduğunu bilmiyorsunuz

Bütün bunlara rağmen hâlâ en iyiyi kendinizin yaptığını düşünüyorsunuz çünkü sizi oraya, asla tam olarak özünü kavrayamayacağınız bir asi mücadelesi taşımış. Bu saatten sonra uyarıları göz ardı etmek, suçluları ölçüp biçmeden beraat ettirmek, sizden aman dileyene “Aman önce şartlarımızı kabul etsinler” demek filan kimseyi kurtarmayacak. Kötülük, farklı zamanlarda ortaya çıkıp farklı formlarda görünüyor olabilir ama iyiliğe giden yol da farklılıklarınıza rağmen bellidir. Aksi hâlde Yüzbaşı Carson Teva’nın dediği gibi: “Orada tehlikeli bir şeyler oluyor. Sizi harekete geçirene kadar büyüdüğünde, iş işten geçmiş olacak”.

Benim şimdiye kadar üçüncü sezonundaki The Mandalorian macerasından çıkartabildiklerim bunlardı. Tabii ki Disney bünyesindeki bir Lucasfilm yapımından bahsettiğimizin ve bütün bu anlamları üzerine anlam yükleyen bizlerin çıkarttığının farkındayım. Fakat bu kurgusal yapımdaki meşruiyetini tartıştığımız kurumun da başında kocaman bir Yeni Cumhuriyet yazdığı için ayrıca dikkatinizi çekmek istiyor olabilirim ki özellikle bu zamanlarda bu dikkati de hepimiz, beraber paylaşmalıyız diye düşünmüyor değilim. Sizler bu konuda başka neler söylemek istersiniz, onları da yorumlarda duymak isterim! Bakalım, bahara denk gelecek yeni bölümler bize neler getirecek?

Yazar

Editör-in-çiif. Hayvan dostu, çokça yalnız; ismiyle müsemma ama çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine şaşırarak ‘takı taluy takı müren‘ arıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.