İçeriğe geç
Sinema 11 dk okuma

GEEKYAPAR 2015’in En İyileri – GEEKYAPAR Yazarlarına Göre 2015’in EN İYİ 10 FİLMİ

geekyapar
GEEKYAPAR 2015'in En İyileri - GEEKYAPAR Yazarlarına Göre 2015'in EN İYİ 10 FİLMİ

Geekyapar, geride bıraktığımız yılın en iyi işlerini seçmeye başladı! Bugünle başlayarak, bundan sonra ince ince 2015’i kıyıp doğrayacağız; altında neler var, geçerken bizlere neler bırakmış onları irdeleyeceğiz. Sürecimiz çok basit. Geekyapar’ın yazarlarına, dizi, film, çizgi roman, oyun ve müzik kategorilerinde o sene onlar için ekstra anlam ifade eden üçer işi yazmalarını istedik. Sonra da en fazla aday gösterilenleri sıraladık. Oyları eşitse, o zaman da biraz kanaat kullandık; biraz da yazan kişi kendi sırasında kaça koymuş; ne kadar tutkuyla anlatmış onlara baktık.

İlk iş olarak da filmleri inceliyoruz. Buyurun, Geekyapar yazarlarına göre 2015’in en iyi 10 filmi!

 

10. Turbo Kid

01 Turbo Kid

Yazan: Mert Günhan 

Tamamen şans eseri denk geldiğim bir film Turbo Kid. Bir avuç Fransız’ın elinden çıkma, Sundance’de falan gösterildi. Bizim geek semalarında çok duyulmadı fakat film gerçekten kostümleri olsun, dünyası olsun, karakterleri olsun bambaşka bir vizyonun eseri. İzleyin, izletin.

 

9. The Hunger Games: Mockingjay, Part 2

03 Mockingjay Part 2

Yazan: J.H. 

The Hunger Games serisiyle ilgili söylenecek ne kaldı bilmiyorum. Evet, Battle Royale esintileri; evet young adult tatları, evet aşk üçgenleri; evet evet. Ama en nihayetinde, sinema salonunun bazı doğruları vardır. Tüyleriniz diken diken oluyor mu? Gözünüzü perdeden alabiliyor musunuz? Filmin sahneleri çıktıktan sonra aklınızda dolanıp duruyor mu? Karakterler kanlı canlı mıydı, konu aklı selim miydi, çekimler heyecan veriyor muydu? Mockingjay, Part 2 için bu soruların hepsinin cevabı evet. Yıllar sonra dahi hatırlanacak bir final olup olmadığı şaibeli. Ama bugün, şahane bir film olarak bu listede anılmayı çok net hak ediyor.

 

8. Youth

02 Youth

Yazan: Mert Yenici 

Paolo Sorrentino’yu ilk kez İstanbul Film Festivali’nde Il divo ile keşfetmiştim. Ondan öncesi bende pek yok maalesef. Geçen sene İtalya’nın adayı olarak Oscar kazanan The Great Beauty’i izlediğimde bunu ancak bir yönetmen yetkinliğe eriştiği yaşlılık döneminde çekebilir diye düşündüm. Uzun zamandır yönetmenlik anlamında bu kadar yetkin bir film izlememiştim zira. Ama Sorrentino’nun henüz 6. uzun metrajıydı ve daha adam 43 yaşındaydı. Youth’un The Great Beauty’den daha iyi bir film olabileceğini beklemiyordum açıkçası ama aklımı başımdan aldı. Tıpkı filmin kendi içindeki hikâyesine benzer şekilde, Sorrentino adeta bir orkestrayı yönetir gibi yönetmiş. Bu yaşta ölüm ve yaşam üzerine bu kadar dingin ve sakin bir film çektiyse, bu adam Scorsese gibi 70’lerine geldiğinde neler çekecek diye soruyor insan. Tebrikler Maestro!

 

7. Ex Machina

04 Ex Machina

Yazan: Ozan Cem Yılmaztürk

Filmlerde fazla gerilebilen biri değilim. Bu biraz inancımdan, biraz da fazla film izlemenin verdiği öngörme yetisinden kaynaklanıyor. Ama aynı Ex Machina gibi, psikolojinin, etiğin kıyısında, cam kadehin ağzında parmak ucunuzu gezdirircesine gezinen filmler beni tür listesinde gerilim yazan filmlerden daha çok geriyor. Yapay zeka üzerine kurulan film en dingin anından en heyecan verici anına kadar ensenize gerilim nefesi veriyor. Oyunculuk, müzik, atmosfer gibi başarılı teknik yönlerini de hesaba katarsak filmin başından keyifle kalkıyorsunuz. Film sonu damağınızda kalan o metalik tat filmi her hatırlayışınızda damağınıza tekrar yerleşiyor.

 

6. Kingsman: The Secret Service

05 Kingsman

Yazan: Ozan Cem Yılmaztürk

Kingsman bir şaheser, bir magnum opus falan değil. Easter egg aramaktan kör olduğumuz bir geek hazinesi de değil. Filmi listeme alma sebebim de tam olarak bu. Her film izleyişimde kendimi öyle ya da böyle yorduğum bir dönemde karşıma çıktı Kingsman: Secret Service. Beni hiç yormadan, son derece eğlendirerek, suratıma gevrek bir sırıtış çizerek başladı ve bitti film. Beyin yakmak için, merak uyandırmak için asıl işinin ne olduğunu unutan casus filmlerinin arasında tam olarak yapması gerekeni yaptı: Makul ve ilginç bir kötü adam sundu; dolaysız bir twist çizdi; casuslarına aksiyon, mizah ve karizmayı “özel yapım takım elbise” gibi giydirdi; en nihayetinde günü kurtardı ve prensesi kaptı. Benden de tam puan aldı.

 

5. Ant-Man

06 Ant-Man

Yazan: Can Türkdoğan

Guardians of the Galaxy ile bizi pek güldüren Marvel’ın Ant Man’i de bu senenin en komikli, en eğlenceli işlerinden biriydi kesinlikle. Filmden ne bekliyorsam onu fazlası ile aldım. Ant Man’i diğer MCU filmlerinde görmek için çok sabırsızlanıyorum.

 

4. Inside Out

07 Inside Out

Yazan: Mert Yenici 

Pixar’ın Brave, Cars 2 ve Monsters University gibi son dönem işlerine pek bayılmamıştım açık konuşayım. Up’tan bu yana beni aman aman etkisi altına alabilen bir iş çıkaramadılar. Kötü işler değiller elbet ama duygu olarak yeterince bana geçmediler maalesef. Belki bu sene az film izlediğimden belki de gerçekten çok sevdiğimden bilmiyorum, Inside Out’un 3. sırayı hak ettiğini düşünüyorum. Daha güzel filmler izlemişsindir bu sene eminim ama Pixar, Wall-E’de bu yana ilk kez bana bu kadar yoğun duygular hissettirmeyi başardı. Film bitince Sadness’ın devasa bir pelüş oyuncağını alıp sarılıp yatmak istedim.

 

3. Justice League: Gods and Monsters

08 Gods and Monsters

Yazan: Yiğitcan Erdoğan

Çizgi roman şirketleri çok sık yaparlar “what-if?” şeklinde hikayeleri. Bazısı Red Son olur, çok tutar; bazısı da Marvel Zombies olur, iki hafta eğlendikten sonra koşarak uzaklaşmak suretiyle unutursunuz. Bunun komik olma ihtimali çok yüksektir çünkü. “Batman, ama, bak bak burası çok önemli, gerçekten yarasaymış meğersem!” olduğu zaman, ateş ederek vazgeçesiniz gelir. Ucuz olma, ilk akla geleni yapma ihtimali ise daha da fazladır. Gods and Monsters bunlardan hiçbirini yapmadan, taş gibi bir seyirlik sundu bu sene. Karakterlerin silüetleri aynıydı, ama kendileri o kadar başka, o kadar eğlenceli, o kadar merak uyandırıcı ve akılda kalıcıydı ki; alternatif değil, paralel bir hikaye olarak daha ilginizi çekmeye başlıyordu. Senenin en iyi animasyon işlerinden biri, DC’nin efsane animasyon stüdyosundan çıkan son yılların en iyi işi.

 

2. The Martian

09 The Martian

Yazan: Tutku Tuzlu

Kitabı okuyanlar beğenmedi ama benim gibi okumayanlar için uzay bilim kurgusu böyle olmalıydı. Kendini aşırı ciddiye almadan olabildiği kadar basit düşünen, bunu yaparken de saçmalamayan, düzeyini düşürmeyen, her dakikasında keyif veren, hiç sıkmayan, izlenmeyi kesinlikle hak eden bir film. Yılın akılda kalan filmlerinden olmayı başardı. Bir şans verin pişman olmayacaksınız.

 

VE SENENİN EN İYİ FİLMİ…

1. Mad Max: Fury Road

10 Mad MAx Fury Road

Yiğitcan: Bir film, A noktasından B noktasına gidip, B noktasından A noktasına geri dönmeyi anlatırken, ne kadar derinlikli olabilir? Ne kadar felsefi olabilir? Ne kadar zeki olabilir? Ne kadar sürükleyici, gerilimli, büyüleyici, üzücü, düşündürücü, umutlandırıcı olabilir? George Miller bir başyapıt çıkartıp koydu bu sene karşımıza. Kimse de “aa, hiç de bile?” diyemedi.

J.H.: Bu sene Mad Max’i sevmemek nasıl bir şey biliyor musunuz? ‘ben kışın üşümüyorum‘ gibi bir şey. ‘ben güneşte ısınmıyorum‘ demek gibi bir şey. ‘ben güzel bir kadın görünce dokunmak istemiyorum‘ gibi bir şey, ‘ben yakışıklı bir erkek görünce öpmek istemiyorum‘ gibi bir şey, ‘anamdan çok haz almıyorum‘ benzeri bir cümle. Bu sene Mad Max sevmemek, öyle garip, öyle anlamsız. Başına gelen falan varsa, Allah acil şifalar versin…

Mert G.: Benim Mad Max’in fragmanını görüp filmin kötü olacağı ile ilgili çok efsanevi yanıldığım, çok fena bir yazım var sitede. Hatta Yiğitcan ve Sungur beyler aralarda “o yazıyı” hatırlatıp beni tehdit ederek bana zorla yazı yazdırıyorlar. Neyse, hayatımda pişman olduğum iki şey varsa, birisi o yazıyı yazmış olmak. Çünkü Mad Max sadece 2015’in değil, tarihin en büyük sinema olaylarından biri.

Can S.: Bu yıl Mad Max olmasa, yılın filmi listem de dizi listesi gibi yoklukta gideri olanlar olacaktı. Ultron, Ant-Man, Star Wars gibi geekin göbeğini kaşıyan filmler yerine, tek, dev, muhteşem, gelmiş geçmiş en iyi filmlerden birisini buraya koymayı tercih ettim.

Ozan: Sanırım filmi biraz daha översek sıkılacaksınız. Ama bana ne? Hakkını vermezsem içim rahat etmez. Fazla aksiyonun, anlamı ve merak duygusunu gölgelediğini düşünen ben, filmden çıktıktan sonra -tüm o çoşku anları bitince tabii- oturdum aksiyon filmlerine bakış açımı değiştirdim. Heyecan ve derinliği aynı filme yedirmek zorken bu ikisini aynı ana yediren bir filmdi. Oturduğun yerden adrenalin hissetmek böyle bir şey olsa gerek. Büyük şapkamı filmin yönetmeni Miller’a, onun altına sakladığım küçük şapkamı ise film ekibine çıkarıyorum.

Mert Y.: Yılın sinema olayı Star Wars olabilir pek tabi ki de, ancak hem eleştirmenlerin hem de seyircinin kalbini kazanan tek iyi film çıktı bu sene. Ödül sezonunda yer almasının yanı sıra pek çok eleştirmenin listesinde de yılın en iyileri arasında Mad Max Fury Road. Genelde büyük ödüllerde burun kıvrılması beklenen büyük bütçeli bir ‘blockbuster’’ı ödül sezonuna sokmak her baba yiğidin harcı değil. 30 yıllık bir filmi basit bir remake ya da devam filmi kalıbına sokmadan, son derece taze çekebilmek de öyle. George Miller ve ekibine koca bir alkış boynumuzun borcu.

Can T.: Yeni Mad Max resmen filmden öte bir şey! Gerçek bir eğlence makinesi olan bu çılgın ötesi şölen resmen senenin beyin uçurucusuydu. Tartışmasız senenin en keyifli şeyiydi.

Ömercan: Bu filmi sevmemin nedeni hizmet ettiği amaca dair olmayan bir kısım içermeden kurgulanmış olması. Ve olan kısımları da çok iyi işlemiş olması. Film de fazla veya eksik hiç bir şey yoktu ve olduğu kadarı da çok eğlenceliydi. Baş karakterin içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için yaptıkları ve daha sonra verdiği karar, takip etmesi keyfli bir öykü sunuyordu.

Yigilante:  Açık söyleyeyim, bu sene çok fazla vizyon filmi seyretmedim. Mad Max’i de aslında çok beğenmeme rağmen hikayesini o kadar başarılı bulmuyorum (hatta Furiosa karakterinin neden bu kadar özgün bulunduğunu, adeta bir feminizm simgesi haline getirildiğini de anlamış değilim). Ancak her şeyin ötesinde George Miller kendi başlattığı efsaneyi ölçülü bir şekilde devam ettirmesini bildiği için takdiri hak ediyor. Bu yaz sinema tarihinin pek çok şaheser serisinin nostaljik refleksler ile bizi tavlamaya çalışmasına tanık olduk (Terminator:Genisys, Jurassic World). Bu filmlerin kolaycılıklarıyla kıyasladığımızda Mad Max’in değil 2015 için belki de bütün 2010’lar için örnek aksiyon filmi sayılması gerekiyor. George Miller gerçekten bizleri mutlu etmesini bildi. Şu popüler kültür camiasında kendi eserine değer vermeyi bilen, ona sadece kolay para tuzağı gözüyle bakmayanen azından  bir George’un olduğunu görmek güzel.

Tutku: Abarttınız dediler ama abartmadık. Yapmak istediği şeyi mükemmel yapan bir filmdi karşımızdaki. Max bir çılgındı ve filmi izlerken hepimiz delirdik. Basit bir kovalamaca sahnesinden bu kadar gaza getirici bir film yaratabilmek. Sırf bunu başarabildiği için bile her türlü övgüyü hakediyordu. Ama daha fazlası da vardı. Öve öve bitiremedik zaten, açın yazıları okuyun, daha da gaza gelmezseniz ne diyeyim.

Yücel: Geçen sene Interstellar ile beraber bir filmi ilk defa sinemada iki kere izlemiştim. Film ile ilgili hiçbir şeyi takip etmemiş, sıfır bekletiyle, keyiflik film niyetine gittim Mad Max’e. Filmden çıkınca arkadaşlarla nefes nefese kaldık, gazımızı alamayıp sağa sola saldırdık, bağırdık, çağırdık. O saf, ince işlenmiş aksiyona o kadar doyamadım ki yetmedi bir daha gittim sinemada izledim, sonra yetmedi bir daha. Halen arada açıp açıp adrenalin seviyem kıvamına gelince kapatırım.

geekyapar

Geekyapar ekibinin ortak imzası. 2013'ten beri sinema, dizi, oyun, çizgi roman ve pop kültür üzerine haberler, duyurular ve ekip yazıları bu hesaptan yayımlanıyor.

Tüm yazıları (604)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.