GEEKYAPAR 2016’nın En İyileri – GEEKYAPAR Okurlarına Göre, 2016’nın En İyi 10 Filmi!
Son güncelleme: 26 Aralık 2016
Bu sene, yılın enlerini seçme sohbetine sizi de dahil edelim dedik. Bunu da 2016’nın en güzel icadı, Yazı Çağrısı üzerinden yapalım istedik. Her birinizden güzel güzel yazılar istedik, güzel güzel yazdınız. Ama sonra dedik ki, “Dur“. Bu böyle olmayacaktı. Dedik “Yazı Çağrısı’na cevap vermeyenleri de dahil edelim sürece”. Böylece şöyle bir sistem yaptık. Yazı Çağrısı’na senenin enlerini gönderen herkesin oyunu bir kabul ettik. En çok zikredilen dört filmi de aldık, Twitter’a koyduk. Böylelikle bu listenin ilk dördü, demokratize oldu, kendi içlerinde çok çok Geekokur tarafından sıralandı.
Yalnız gelelim ödül meselesine.
Bu Yazı Çağrısı’nda, herkesin oyları değerlendirildi. Ancak sadece 7 kişinin yazıları yayınlandı. Bu da, söz verdiğimiz gibi, özel bir ödülü hak ettikleri anlamına geliyor. İsimlerini aşağıda gördüğünüz 7 çiçek insan, bizden birer adet sürpriz ödül kazandılar. Sürprizi de biz yakın zamanda Facebook sayfasından duyuruyor olacağız. Takipte olun!
Kazananlar, maillerinize bakılı olun, size mail atıyor olacağız. Okuyanlar, siz de şuradan buyurun, ve afiyetle yiyiniz!
10. 10 Cloverfield Lane
Anlatan: Eke Paşaoğlu
10 Cloverfield Lane, malumunuz, Cloverfield’ın bir nevi devamı niteliğinde. Ama aslında baya da alakasız bir film. Filmin ilerleyişinde aşırı ağır bir hava var esasında. Ancak bu havanın verdiği gerilim unsuru ayrı bir tat katıyor. Filmi sonuna kadar her an her yerden bir şey çıkabilir korkusuyla izliyorsunuz. Üç ana karakter üzerinden tek mekanda ilerlemesi de elbette, bu gerilimin önemli bir parçası. Son savaşını bile yavaşlatmak pahasına, gerilimi iliklerimizde hissettiren bir film olmayı kafasına koymuş 10 Cloverfield Lane. Bunu da güzelce başarmış.
9. Hacksaw Ridge
Anlatan: Fazlı Boratay
Mel Gibson 10 sene sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturuyor ama o nasıl oturuş, koltuğu kemirip ateşe vermiş resmen. Saving Private Ryan’dan bu yana savaş, hiç bu kadar korkunç yansıtılmadı. Yer yer Mad Max gibi bir aksiyon filmine dönüşüp sizi koltuğunuza mıhlıyor film, yer yer de muhteşem bir karakter hikayesine dönüşüyor. Askerlerin savaştan önceki ve sonraki hallerini de olağanüstü bir şekilde analiz ediyor. Film bitince de Mel Gibson o koltuktan bir daha kalkmaz inşallah diye dua ederek salonu terk ediyorsunuz.
8. Nocturnal Animals
Anlatan: Sezai Baran Özen
Tom Ford ikinci filminde de turnayı gözündan vurmayı başarabilmiş. Nocturnal Animals hepiniz için bu sene izlerken en çok gerildiğiniz yapım olma özelliğine sahip. Benim için oldu. Sağlam senaryosu, harika yönetmenliği ve tüyleri diken diken eden oyunculuklarla geliyor Nocturnal Animals. Özellikle Michael Shannon ve Aaron Taylor-Johnson’a hasta oluyorsunuz. Ara sıra temposu düşüyor, ancak iki saat boyunca sarıp sarmalamayı da ihmal etmiyor.
7. Captain America: Civil War
Anlatan: Berkem Kosma
Tamam, bir yerde DC hayranı olabiliriz. Ama neticede, Marvel da hoş, değil mi? Öncelikle şahsi bir itiraf yapmak gerek, filme önyargıyla dolu bir şekilde gittim; çünkü çizgi romanı önceden okumuştum ve oradaki kadar kapsamlı bir hikaye olamayacağını tamin ediyordum. Zaten o kadar fazla oyuncuyu filme doldursalar, batarlardı herhalde. Ancak tüm bu önyargıya rağmen, filmi izlerken hayran kaldım. Bunda da en önemli faktör, dövüş sahneleri oldu. Özellikle havalimanı sahnesinin altını çizerek söylüyorum bunu. Örümcek Adam’ı seneler sonra görmek de hoştu doğrusu. Bucky’yi hikayeye katmaları da hakeza, doğru bir karardı. Zira çizgi romandaki hikayey işlemeleri zor olacaktı, onun yerine böyle bir rota tercih etmeleri de doğru geldi. Filmin şahsen en sevdiğim yanı ise Black Panther’dı, onu da söylemeden geçemeyeceğim. O kostüm ve atletik hareketlerle, yalnız olduğumu da düşünmüyorum.
6. Captain Fantastic
Anlatan: Eke Paşaoğlu
Kesinlikle senenin en beklenmedik filmlerinden biri. Sanat filmi tadında başlayıp devam eden fakat size bunu hissettirmeyen nadir filmlerden. Filmdeki karakterlerin her birinin üzerine tez yazılabilecek derecede sağlam bir karakterizasyona sahip zaten bir kere. Tabii bunda oyunculuklarında büyük bir payı var. Çoğu oyuncunun nerdeyse adam akıllı ilk işleri olmasına rağmen başarılı bir şekilde verilen görevin altından kalkıyorlar. Ve elbette, özel bir teşekkür de, yarattığı renklerin doğal uyumu için filmin sanat yönetmenine…
5. Arrival
Anlatan: Umur Işık
Arrival, sanırım şuana kadar izlediğim en güzel “uzaylı” temalı filmlerden bir tanesiydi. Film “Eğer uzaylılar gelse ne olurdu?” sorusunu öyle harika bir şekilde cevaplamıştı ki, tatmin olmamak elde değildi. Uzaylıların bir anda gelmeleriyle yaşanan kaos olsun, uzaylılarla yapılan konuşmalardaki aradaki bariyerle iki farklı atmosferi ayırmak olsun, uzaylı biyolojisinin farklılığı olsun, uzaylıların dillerini öğrenme çabamız olsun. Her şeyiyle harikalaşan bir filmdi. Filmden sonra kafanızda bir veya ikiden fazla soru kalması biraz zordu çünkü filmde neredeyse her şeye bir cevap yerleştiriyorlardı. Filmin gerek müzikleri, gerek oyunculuğu, gerek o uzaylı tasarımları olsun her şeyi harikaydı.
4. Zootopia
FİNAL OYU: %10
Anlatan: Fazlı Boratay
Zootopia çok büyük bir şey yaptı bu sene, bugünlerde sıkça gördüğümüz, osuruk şakalı “izle, eğlen, unut.” tarzı animasyonları yerin dibine gömdü. Birçok animasyonun ima ede ede vermeye çalıştığı mesajlara hareket çekerek gümbür gümbür güçlü mesajlar verdi. Ayrıca 80’li yıllarda Amerika’daki kokain salgınının arkasındaki komplo teorisinin birebir bir remake’i olmasını saymıyorum bile. Bütün bunları da şu ana kadar gördüğüm en iyi “yaşayan” dünyalardan birini sunarak servis etti önümüze. Kendi Disney kılıfının içinde çarpıcı, güncel ve eğlenceli bir hikaye anlattı. Gişede de coştu, helal olsun sana Zootopia!
3. Doctor Strange
FİNAL OYU: %18
Anlatan: Özkan Polat
İddialı giriyorum: Benedict Cumberbatch Marvel’ın en iyi casting seçimlerinden biridir. Bunun haricinde, Doctor Strange’in en güçlü yanlarından biri, filmin orijin hikayesinin fazla hızlı geçilmesiyle direk konuya giriş yapılmasıydı. Ve film daha çok baştan, giriş sekansındaki Ancient One sahnesiyle, yaygın dövüş sahnesi klişelerini bize tekrar sunmayacağını da anlatıyordu zaten. Bütün bunların üstüne, görsel açıdan şölen olan bu filmin finaldaki kötü karakterini esas oğlana tamamen zekasıyla yendirtmesi, filmin kalitesini çok arttırıyordu.
2. Rogue One: A Star Wars Story
FİNAL OYU: %19
Anlatan: Umur Işık
Rogue One, bunu yazmazsam buraya içime otururdu. Tamam belki biraz Star Wars hayranlığım, geekliğim bastırıyor zorla yazdırtıyor bunu buraya ama yalan yok film harikaydı. Bu film Star Wars’ın ne olduğunu bizlere yeniden hatırlatan bir filmdi, çünkü Star Wars’ı Star Wars yapan şey ışın kılıçları, Jedi’lar, Sith’ler değil aksine bir amaç uğruna yapılan savaşlar, inançları için ölen insanlar ve sevdikleri için imkansızı yapanlardır. Peki filmi harika yapan yönleri nelerdi? İlk olarak senaryoda VII’de olduğu gibi falan bir kopukluk yoktu, oyuncular arasındaki kimya zaten harikaydı, oyunculuk üst seviyelerdeydi. Filmin atmosferi harikaydı bir uzay filminde olması gereken değişik gezegenler, garip atmosferler vardı. Bizim Sahra Çölü’nün iki güneşli versiyonundan ibaret değildi yani. Böylece de kalbimizi çaldı.
1. Deadpool
FİNAL OYU: %53
Anlatan: Unrated Logician
2016’da yapmaya çalıştığı şeyi en kusursuza yakın yapan iş olabilir Deadpool. Bir yandan, bekleneni zaten veriyordu. Komikti, kanlıydı, dördüncü duvara karşı kararlı bir kayıtsızlığı vardı. Öte yandan, beklenmeyen tarafları da vardı. Hikaye anlatış şekli yaratıcıydı örneğin. İçerisinde beklenmedik bir duygusal ağırlık vardı. Karakterleri arasındaki kimya, aşık aşığa, dost dosta, dost düşmana iyiydi. Ve film boyunca süren bir doğallık hissi vardı. Bu yüzden Deadpool, hem ihya etti, hem de şaşırtmayı başardı.
Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!
Tüm yazıları (162)









Yorum Yap