Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Müzik Oyunu
Son güncelleme: 25 Nisan 2014
Ufaktan ufaktan, tüm türlere el atarak ölmeden oynanması gereken oyunları belirlemeye; sevdiğimiz türlerin sevdiğimiz oyunlarını netleştirmeye devam ediyoruz. Taktiksel RYO, Gerçek Zamanlı Strateji, Sıra Tabanlı Strateji, Arcade Yarış Oyunları, Tycoon Oyunları derken biraz daha dar, biraz daha az bilinir, daha az popüler bir türe kadar geldik: müzik oyunları. Bu küçük türde iddialıyız, listenin sonuna kadar arkasındayız. Müzik oyunları öyle FPS’ler kadar bol bulunur türde yapımlar olmayabilirler ama diğer janrlardan çok başka bir noktadalar.
Bu noktadan hareketle şunu da söylemek gerek: Müzik oyunu, bizim için oyunun ana oynanış ögelerinden birinin müzik olduğu oyunlara denir. Yani arkada güzel bir soundtrack çalarken ritme bakmaksızın adam öldürüyorsak ona müzik oyunu demeyiz. Bizim için müzik oyunu, müziği oynuyormuş gibi hissettirendir. Hatta tercihen, oynanışın müziğe göre değişmesi kabul olunur. Karaoke oyunlarını da komple çıkardık, zira onlar tam “oyun” değiller sanki. Onun haricinde Geekyapar’ın asırlık kriteri de aynen yerinde duruyor: Her seriden sadece bir oyun alabiliyoruz. Buna DJ, Band gibi şeylere türeyen Hero serisi ile, her grup için ayrı çıkan Rock Band serisi de dahil. Aynı şekilde yeniden yapımlar da.
Tamam mıyız? Hazırız değil mi? O zaman başlayalım!
10. Donkey Konga
Namco’nun geliştirip Nintendo’ya hediye ettiği 2004 yapımı Donkey Konga tüm müzik oyunlarından ayrı bir yerde duruyor gönlümüzde. Bunun başlıca sebebi insanın içindeki en temel dürtülere hitap eden bongoları tabii ki. Namco da öylesine güzel, öylesine bongoyla çalınmaya müsait seçmiş ki şarkıları. We Will Rock You mu istersiniz, Whip It mi istersiniz, Mozart’ın Turkish March’ını mı istersiniz, yoksa yukarıdaki Rock Lobster’ı mı? Süperdi süper.
9. Space Channel 5
Uzaylılar fütüristik bir toplumu işgal etmiş, ve insanları dans etmeye mi zorluyorlar? Eğer Space Channel 5’in namı zaten almış başını gitmiş vaziyette olmasaydı size oyunun Japon yapımı olduğunu söylemem için daha fazla kelime harcamama gerek var mıydı? Basit bir “denilen tuşlara bas” oyunuydu, ama çok ilginç bir görsel tarzı vardı ve basit yapısıyla insan başından kalkamıyordu hakikaten.
8. Rez HD
Herhalde son dört yılda yapımına en çok sevindiğim HD remake’i işaret etmem istense, Rez HD derdim. Rez taa PS2 döneminden itibaren kelimenin tam anlamıyla insanın nefesini kesen bir görselliğe sahipti. HD çözünürlüğe çıkınca da tadından yenmez bir hâl almıştı. Çıkış yılı itibariyle müzik oyunlarının atalarındandı Rez. Buna rağmen HD yeniden yapımı gösterdi ki, hâlâ halefleri kadar iyi.
7. Beat Hazard
http://www.youtube.com/watch?v=kd-61CRXd_w
Ah Beat Hazard’ım benim. Seni lik defa bir arkadaşımın bilgisayarında gördüğümde şarkının hızına ve tonuna göre değişen muhteşem neon görsellerine inanamımıştım. Öyle ki, eve ne ara geldim, Steam’e cüzdanı ne ara fırlattım onları dahi hatırlamıyorum. İnsanı garip bir şekilde bağımlılığa iten rank sistemi ve leaderboard’ların küçük boyutuyla birleşmesi sağ olsun, kurduktan sonra bilgisayarınızdan kaldırmak için hiçbir sebep göremeyeceğiniz oyunlardan biridir Beat Hazard.
6. Amplitude
Frequency tek kelimeyle süperdi. Ayıldık, bayıldık, daha fazlasını istedik. O zamanların körpe firması Harmonix de tuttu, “Alın size Amplitude!” diye fırlattı suratımıza yeni oyununu. Bir yandan Guitar Hero’nun, bir yandan da Audiosurf minvali oyunların direkt örnek alacağı şablon oldu anlayacağınız. Rez’in HD’sini yaptılar, bunu da yapsalar ya.
5. Bit.Trip Runner 2: Future Legend of the Rhythym Alien
Ömrümü yedirdim sana Bit.Trip Runner 2. Kaç saat gömmüşümdür sana? İlk oyunun retro havası iyiydi, güzeldi, zaten Bit.Trip serisini hep sevdik. Ama sen o inanılmaz harika görsel dilinle tutup ilk oyunu bambaşka seviyelere taşıdın. Bu listedeki çoğu oyundan daha da fazla bir şekilde, gözünüzle değil, kulağınızla oynarsınız Bit.Trip Runner 2’yi. O kadar iyi örmüşlerdir ritmle oynanışı birbirine.
4. Audiosurf
Herhalde müzik oyunlarıyla ilgili şimdiye kadar genel bir tablo belirmiştir gözlerinizin önünde. Oynanışın nasıl müzikle yoğurulduğu, müziğin size oyunu oynatan faktör olduğu gibi. Ama muhtemelen bir şeyin daha farkına varmışsınızdır. Bu oyunlar, evet, müzik tabanlılar ama, her biri muhteşem gözüküyorlar. Audiosurf henüz “indie” oyun lügatımıza tam manasıyla yerleşmemişken patlayan indie bir oyundu. Şimdi inanması zor geliyor ama, o dönem benim etrafımda Audiosurf oynamak için bilgisayarına Steam kuran insanlar vardı. Harbiden…
3. Guitar Hero III: Legends of Rock
http://www.youtube.com/watch?v=g2MOX3HYmcU
Guitar Hero oyunları az çok birbirleriyle aynı olduklarından, hangisini seçeceğimizi kara kara düşündük biraz. İlk olarak yan oyunları eledik, her ne kadar Guitar Hero: Metallica’yı kalbimizde sevgiyle besleyip büyütmüşlüğümüz varsa da, herkese hitap etmeyebilişine de saygı duyduk. Sonra grup oyunlarını eledik, zira davullu, mikrofonlu Guitar Hero hiçbir zaman Rock Band kadar iyi olamadı. En sonunda da ilk üç Guitar Hero arasında seçim yapmaya gelince mesele, düşünmeden üçüncü oyunu seçtik. Şarkı listesi süper olmakla kalmayıp, üstüne bir de neredeyse tamamen asıl kayıtlardan oluşuyordu. Bu da ilk iki oyunun önüne koydu açıkçası Legends of Rock’ı.
2. Elite Beat Agents
Eğer bugüne kadar hiç elinize bir DS alıp, Elite Beat Agents’ı oynamadıysanız, ya da en azından eliniz internetteki popüler OSU klonlarına gitmediyse şu an içinzden “Ne işi var lan bu oyunun burada?” diyebilirsiniz. Demeyin. Bize güvenin. Şu an baktığınız oyun, dünyanın belki de en bağımlılık yapan, en oyun oynarken bir yandan da sizi dans ettiren müzik oyunu. Resmen insana “İyi ki DS almışım ulan!” dedirttiren bir oyundu. Yapımcısı şimdi Xbox’a karaoke oyunları falan yapıyor. Nintendo, bas parayı, al şu adamları, torba torba EBA yapsınlar sana, Agent’lar hep GO olsun işte.
1. Rock Band
2007’nin bir sonbahar günü Rock Band piyasaya çıktı ve ev partileri neredeyse bir anda baştan aşağı değişti. Artık üçten fazla arkadaş bir araya geldi mi ya en yakın “Gitar Hirocuya” gidiliyor, ya da Rock Band seti olan bir arkadaşa çökülüp, rockstarcılık oynanıyordu. Davulda kendini John Bonham hisseden Murat, vokalde Kurt Cobain semalarında gezinen Hüseyin, gitarda adeta bir Malmsteen edasında döktüren Ayşe ve basta Flea’ymışçasına kopartan Eda… İnsana kendini bu kadar güzel hissettiren bir oyun daha yoktur herhalde. Sanki sahnedeymişsiniz de insanlar gerçekten sizin şarkılarınızla kendinizden geçiyormuşsunuz gibi uçuyordunuz oyunu oynarken. Harmonix’in dehası tam da bunu sağlamaktı işte. Olsa da oynasak hatta.
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)
Yorum Yap