İnsanın Kanını Pompalayan, Karizma Fışkırtan 8 Motosiklet Filmi
Normalde buraya uzun uzun giriş paragrafları yazıyoruz, biliyorsunuz. Listemizi yapmaya neden karar verdiğimize dair bir şeyler söylüyoruz, yok efendim listede nelere baktığımızı anlatıyoruz. Kriterlerimiz nedir, çıkarttıklarımız nedir gibi. Bu sefer hiçbirine bulaşmayacağız. Burada insanın kanını pompalayan, kaba tabirle karizma s.çan filmleri arıyoruz. Bu listeyi yapma sebebimiz de şu:
Oynatınca video YouTube’dan yüklenir.
Anlaştık mı? O zaman kökleyin gazı, başlayalım!
8. Hells Angels on Wheels

IMDB notu düşük, klasmanı ancak “B” olabilecek bir film Hells Angels on Wheels. 2014 yılında izlerseniz sizi güldürmekten başka bir şey yapmayacağı kesin. Zira film çok abartı, çok parodi. Ama her şeye bir yerden başlamak lazım. Motosiklet filmlerine ve genel olarak “biker” kültürüne aşina değilseniz başrolünde Jack Nicholson’ın olduğu bu B-filmiyle bir şekilde girizgah yapabilirsiniz.
7. Harley Davidson and the Marlboro Man

Mickey Rourke’un yakışıklılıktan öldüğü zamanlardı 80’ler. Araya ağır madde kullanımları ve boks müsabakaları girmemişti. Harley Davidson and the Marlboro Man de bu dönemin son ürünlerinden biri işte. Rourke başrolü Don Johnson ile paylaşıyor. Tipik bir Amerikan hikayesi film. Buraya koymamızın sebebi de, o tipik Amerikan hikayelerindeki kovboyların yerini biraz motosikletçilerin aldığına dair yaptığı atıflar.
6. Stone

Grave Diggers Motorcycle Club üyelerini ve onların bindikleri Kawasaki 900’leri konu alan bir film Stone. Kült film dediğiniz budur işte. 1974 yapımı, Avustralya çıkışlı. IMDB’de epi topu 700 kullanıcı oy kullanmış. Filmin yazarı, yönetmeni ve başrol oyuncusu olan Sandy Harbutt’ı kimse tanımaz etmez. Stone motosiklet filmleri arasında bir turnusöl testidir. Bunu biliyorsanız, motosiklet filmlerinde bir eşiği atlamışsınız demektir.
5. The World’s Fastest Indian

Listemizdeki muhtemelen en yeni filmlerden biri. 2005 yılında çekilen film, ülkemize 2006 yılında “Efsane adam” ismiyle girmişti. Yazık bir çeviri ama doğru da aslında. Yeni Zelanda’lı Burt Munro’nun gerçek hikayesini anlatır The World’s Fastest Indian. Motosikletlerden çok, motosiklet aşkı üzerinedir. Her zaman motosiklet kültürü deri ceket giyip sigara tüttürmekle eş değer değildir. Bazen de hayat üfler insana hızıyla, rüzgarıyla, olay odur.
4. The Wild Angels

Motosiklet filmlerinin baba isimlerine geliyoruz biraz yavaş yavaş. 1966 tarihli The Wild Angels’ın, kabul edelim ki çok kaliteli bir senaryosu yok. Ama eğer kendisiyle özgünlük konusunda tartışacaksanız bir şeyi hatırlatmak isterim: The Wild Angels motosiklet çete filmlerinin babasıydı. Peter Fonda’lı, Nancy Sinatra’lı film kendinden sonra çıkan motosiklet filmlerine ciddi anlamda bir şablon oluşturdu. O yüzden filmin formülü aşina gelebilir. Membaına baktığınızı hatırlayın, yeter.
3. The Wild One

Marlon Brando ile Mickey Rourke çok benzeşirler aslında pek çok konuda. Kariyerlerini ve yeteneklerini hunharca harcamaları bir yana, ikisi de tarihin gördüğü en yakışıklı adamlardanken güzelliklerini de fütursuzca harcamışlardır. Tabii Brando’nun zaafı Rourke’dan biraz daha naif, kendisi yemeğe vurmuştu son yıllarında. Ama eğer ki Baba filmiyle tanıdığınız adamı, en ikonik rollerinden birinde, en yakışıklı haliyle görmek isterseniz The Wild One’dan öteye bakmayın. “Neye isyan ediyorsun?”, “Neyin var?”
2. The Motorcycle Diaries

Orijinal ismi Diarios de Motocicleta olan, dilimize de isabetli bir biçimde Motosiklet Günlüğü olarak giren Walter Salles yapımı bu film, listedeki diğer tüm motosiklet filmlerinden farklı. Zira burada konu alınan şey, motosiklet kültürü de değil, çeteleri de. Bu film, bir adam üzerine. O adamın, motosikletinin üzerinde öğrendiği şeyler üzerine. O motosikletin, sırtında taşıdığı ve dünyayı gösterdiği o adamı, dünyanın en ünlü devrim ikonlarından biri hâline getirişi üzerine. Söylemeden de geçmek olmaz, Gael Garcia Bernal de müthiştir bu filmde.
1. Easy Rider

E yani. Motosiklet denince akla ilk gelen ismin Peter Fonda olmasının sebebi. Dennis Hopper ve Peter Fonda’nın yazdığı ve Hopper’ın yönettiği 1969 tarihli Easy Rider, tarihin en iyi yol filmlerinden biri. Aslında sadece öyle sınıflandırmamak lazım Easy Rider’ı. Sinema tarihinin en kıymetli alt kültür işlerinden de biridir kendisi aynı zamanda. Karizması felfecirdir, insanda inanılmaz bir basıp gitme isteği uyandırır… Muazzamdır be!
Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.
Tüm yazıları (1579)
Yorum Yap