Komedyenlerin insanlarda bıraktığı izlenim genel olarak mizah anlayışının uyuşmasıyla sağlanır. Adı üstüne, komedyenin işi mizahtır; materyali seyirci tarafından ne kadar beğeniliyorsa komedyen o kadar başarılıdır. Bugünkü komedyen ise arkadaşım olsa saatlerce konuşabileceğim kadar kendime yakın gördüğüm biri. Benim için bir nevi stand-up’ın güvenli limanı; çıkardığı her türlü içeriğe gözüm kapalı dalıp komedi anlamında beni asla hayal kırıklığına bırakmayan birisi. Karşınızda, Saturday Night Live (SNL) geçmişinden dolayı kalbimde özel bir yeri olan, en sevdiğim komedyenlerden, John Mulaney. 

John Mulaney’i bir kez görseniz ya da sesini duysanız bir daha unutamazsınız. Hatta kendisini çoktan duymuş bile olabilirsiniz. Mulaney, Into the Spider-Verse filmindeki Spider-Ham ve Big Mouth’taki Andrew Glouberman karakterlerinin ta kendisi! Eski usül tonlama ve cümle kurma biçimlerini aralara sıkıştırdığı absürt esprilerle birleştiren Mulaney’nin kendine has bir konuşma stili var. Seslendimede kullandığı üslup, stand-up’ından ve daha büyük çerçevede kendi kişiliğinden geliyor, yani yapaylık veya numara yok. Mulaney, materyali gibi sunumu da kendine has bir komedyen.

“Komedinin Geleceği”

David Letterman biri için “komedinin geleceği” demişse boşuna değil. On yedi seneyi aşkın süredir bu işi yapan Mulaney’nin stand-up şovlarıyla çok büyük başarılara imza attı. Hikaye anlatımı gerçekten çok güçlü; vurgusu ve her şeye heyecanlı yaklaşımı izleyeni kendine kitliyor. Hareketli ve enerjik, yerinde duramayan bir çocuk gibi. Her daim neşeli bir tonu olan komedyenlerden. Ağır konulara girmeyip kendi hikayelerinden yola çıkıyor, toplumsal eleştiri yapma gayesi yok. Bu sebeple de enerjisi anlattığı hikayelerle uygun bir şekilde yüksek.

Mulaney hikayelerini anlatırken çok belirgin olmasa da yararlandığı birkaç tiplemesi var. Nostaljik ses tonu ile seslendirdiği kendi çocukluğu benim kişisel favorim. Kid Gorgeous’un başında anlattığı babasıyla kurduğu diyaloglardan bir tanesinde “Ben o sırada bankta oturuyordum” cümlesini söylerken kulağa aynı anda hem yaşlı hem de çocuksu gelmeyi başarması şakanın esas noktası olmasa da anlatımı zenginleştiren bir unsur. Yetişkinlerin kuracağı düzeyde kompleks cümleleri sanki yirminci yüzyılın başlarında doğmuş bir çocuk gibi seslendirmesi, çocukluğuna dair anlattığı hikayeleri renklendiriyor. Annesinin onu Bill Clinton ile tanıştırdığı zamanı anlattığı hikayesinde de yine aynı ses tonu sayesinde gözümüzde canlanan dokuz yaşlarında, sanki sahnede giydiği takım elbisenin aynısını giyen büyümüş de küçülmüş bir çocuk. Bu yaptığı çocuk tiplemesi ile günümüzde bize bu hikayeyi anlatan Mulaney yapboz parçası gibi oturup bir bütünlük hissi oluşmasını sağlıyor.

Hikayelerin anlatımlarında Mulaney’i özel kılan unsurlardan biri de detayları kullanma biçimi. Okullarına gelen Dedektif JJ Bittenbinder karakterini anlatırken dış görünüşünü de detaylı biçimde betimlemesi buna güzel bir örnek. Bittenbinder gerçekten var olan biri. Karakterin dış görünüşünün hikayeye artısı bulunmasa bile Mulaney’nin bize bu kadar detay vermesi, karakterin ne kadar uç noktada olduğunu vurgular nitelike. Hikaye boyunca Mulaney’nin detaylı betimlemeleri sayesinde Dedektif JJ Bittendinder kovboy şapkası ve kocaman bıyığı ile unutulmaz bir karaktere haline geldi. Hatta öyle ki gerçek Bittenbinder şovu izlemiş ve Mulaney’nin onunla dalga geçmesinden rahatsız olmuş.

Mulaney’nin de her komedyen gibi arada “badım tıss” esprileri de yok değil. “Ben iPhone gibiyim, her sene daha kötüye gideceğim ayrıca öğleden sonraları, hiç sebep yokken aşırı ısınıyorum.” gibi şakaları da gayet güldürü alıyor. Esprilerinin arasında kendini yeren kısa cümleler kurması da küçük ama güzel detay. Ancak Mulaney’nin esas olayı hikayeleri. Zaten kendi de farkında olacak ki bu tip kısa esprileri yine ya hikaye anlatımında laf arasında ya da iki hikaye arasındaki geçişlerde kullanıyor. Bu özelliği de stand-up dışında yaptığı yazarlık işinde de baya kendini gösteriyor. Örneğin SNL’de yazarlık yaptığı zamanlarda skeçlerde araya sıkıştırdığı son dakika şakaları ile Bill Hader’ı her daim güldürmeyi başarmasıyla ünlü.

SNL demişken…

Saturday Night Live Etkisi

Mulaney’nin hikaye anlatımı dışında güçlü olduğu, benim de kendime çok yakın bulduğum bir yanı da mizah anlayışı. Kendisinin komedisini daha iyi anlamak ve hikaye anlatım becerilerini nereden kazandığını görmek için biraz da SNL’den bahsetmek gerek. Amerikan komedisinde SNL çok elzem. Eddie Murphy ve Will Ferrell gibi efsane komedyenlerin yanı sıra Andy Samberg, Bill Hader, Kristen Wiig, Maya Rudolph gibi daha güncel komedyenlerin kariyerlerinin başlangıç noktası. Komedinin en güçlü isimlerinden 30 Rock’ın yaratıcısı Tina Fey başta olmak üzere Conan O’Brien ve Seth Meyers da SNL mezunu yazarlardan. SNL’den çıkan oyuncular daha çok sitcomlara yönelirken yazarları da bir süre sonra dizi veya talk show yapımcısı oluyor veya stand-up şovlarıyla ünlenirler.

John Mulaney de ünlü SNL mezunlarından. 2008 – 2014 yılları arasında SNL’de yazarlık yapan Mulaney’nin hayatında SNL’in yeri büyük. “Okul gibi” metaforu gerçekten yerinde, zira Mulaney’nin espri anlayışı bu ünlü skeç şovuna çok uygun. Kendi stand-up şovlarında bahsettiği karakterlerin her birinden SNL skeci çıkarmak mümkün. Hayatının belli dönemlerinde karşılaştığı kişileri kendi filtresinden geçirerek komedi unsuruna dönüştürme yeteneğini Mulaney SNL’den almış ya da en azından burada geçirdiği yıllar sayesinde geliştirmiş. SNL’de yazarken Bill Hader’la birlikte yarattığı, 2000’li yılların başında gece kulübüne giden kitleden esinlenerek yarattığı Stefon karakteri, Mulaney’nin karakter yaratabilme becerisine güzel bir örnek. 

Comeback Kid adlı şovunda bahsi geçen New York’ta gezerken karşılaştığı yaşlı bir hayat kadını ile olan anısı, her ne kadar televizyon şovunun yaş kitlesine uymasa da, gayet bir SNL skecine dönüşebilir. Özellikle hikayeyi anlatırken kullandığı betimlemeleri sayesinde anlattığı anıyı gözümde çok net canlandırdım. Mulaney’nin sahneye (bu durumda sahne kadınla karşılaştığı sokak oluyor) girişi, kadının pozu, repliğini söyleyişi ve seyircinin tepkisi, adeta skeç şovu hazırlanır gibi planlanmış ve betimlenmiş. Birçok komedyen sahnede anı anlatır, ama Mulaney kadar o anıyı gözünüzde canlandırmayı başaran sayısı azdır. 

Mulaney’nin SNL geçmişinden bahsedip 2010 yılında yazdığı ancak geçen seneye kadar canlandırma fırsatı bulamadığı “Diner Lobster” skecinden bahsetmezsek olmaz zira Mulaney’nin espri anlayışını en iyi özetleyen skeçlerden biri bu. “Saçma bir fikre çok emek verip mükemmel şekilde sunmak” çok spesifik bir espri anlayışı ve tam olarak Mulaney’nin uzmanlık alanı. Genellikle absürtlükten doğan fikirler ve karakterler Mulaney’nin fazlasıyla detaylı betimlemeleri sayesinde kafanızda çok belirgin bir resme dönüşüyor. Mesela Stefon’un ağzından çıkan her gece kulübü detayı gerçek olamayacak kadar saçma olsa fa kafanızda tamı tamına canlandırabileceğiniz nitelikte. Diner Lobster skeci de her ne kadar gerçek olamayacak kadar saçma bir fikirden çıksa da, ciddiye alındığında mükemmel bir skece dönüşüyor. Şaka spoilerı vermemek adına skeci aşağıya bırakıyor ve yazıya devam ediyorum.

Temiz(!) Bir Mizah 

John Mulaney’nin en güçlü yanı hikayeleri ve betimlemeleri dedik. Birçok ünlü komedyen materyaline öyle ya da böyle toplum eleştirisini de dahil ediyor. Mulaney’nin öyle bir gayesi yok. Trump’a karşı yaptığı “hastanedeki at” şakası toplum eleştirisi olmaya en yakın materyali, onda bile toplu bir gruba karşı ofansif sayılabilecek bir cümle söylemiyor. Olur da sert bir şaka yaparsa da bu genellikle ünlü biri hakkında oluyor, mesela ata benzetilen Trump gibi. Yahudi olan eşi hakkında yaptığı esprileri bile ofansif olmaktan çok uzakta. 

Netflix’te Comeback Kid ve Emmy ödüllü Kid Gorgeous‘a ek olarak John Mulaney & The Sack Lunch Bunch adlı geçmişteki çocuk programlarından esinlendiği bir saatlik müzikal şovu, Nick Kroll ile birlikte Broadway’de sergilediği Oh Hello! adlı bir tiyatro şovu ve son olarak yine Nick Kroll ile birlikte yaptığı Big Mouth adlı animasyon dizisi de bulunuyor. Bu şovlar da Mulaney’nin mizahının Sack Lunch Bunch ile “temiz”den Big Mouth ile “ben ne izliyorum” seviyesine kadar çeşitlenebildiğinin kanıtı, istediğinizi seçin. Özetle gerçekten komik hikayeler dinlemek istiyor ve kimseyi ötekileştirmeye gerek kalmadan nasıl komik olunur sorusuna yanıt arıyorsanız, saçma mizahı ve kendine has sunumuyla John Mulaney’i tüm kalbimle öneririm.

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.