MARVEL DİZİLERİNDEN, Farklı Sebeplerden Aklımızda Kalan 8 KÖTÜ Karakter!
Ah o yere bakan yürek yakan kötüler, ah! Ana kahramandan çok daha sevip kalbimizin tahtında oturttuğumuz doyamadığımız; bir de en azından yüreğimizin kapılarını tıklatıp kaçan potansiyeli yüksek ama harcanmış o şahane karakterler…
Son zamanlarda sürekli aklımda dolaşan bir düşünceydi bu yazı fikri aslında. Neden Kingpin, Kilgrave veya Cottonmouth gibi eriyerek izlediğimiz kötüler dışında, onlardan ardında kalanları ve yardakçılarını, hatta özlediğimiz simaları konuşmuyoruz ki? Konu Marvel dizileri olunca malumunuz, elimizde bol isim var aslında. O zaman daha uzatmadan iki kategori altında o sekiz kötüyü konuşalım, haydi!
Biz seçmece sekiz isim belirledik, iki kategoriye ayırdık. Dilerseniz kategorilerimize ekleme yapabilir ya da kendinizce farklı isimlerle yeni dallardan bahsedebilirsiniz. Yorumlar emrinize amade!
İzlemelere Doyamadığımız Dörtlü:
James Wesley

Daredevil birinci sezonda Fisk’in sağ kolu olmasına rağmen, kendini fena halde sevdiren bir karakterdi Wesley benim için. Şahsen, utanmasam Fisk’le aynı rütbeye oynar diyecektim ki… Karen bacı Wesley’i vurmayaydı iyiydi tabii. Sırf bu yüzden Karen Page karakterine uzun zamandır bir samimiyetsiz bakıyorum. NASIL KIYDIN WESLEY’E?! Şaka maka, harbiden en sağlam yardakçı ödülü olsa gözüm kapalı Wesley’e verirdim, net. Unutulmadın Wesley…
Dottie Underwood

Agent Carter’ı unuttuk mu sandınız? Hah, yanıldınız! Kısa soluklu olmasına rağmen aklımıza kazıdığı o şahane kadın Dottie’yi listeye almasaydım gerçekten gece gözüme uyku girmezdi. Leydi-vari sertliğiyle önüne gelen herkesi alt edebilen zehir gibi biriydi Dottie. Peggy’nin ihtiyacı olan kötüydü bence. O masumane suratın ardındaki pislik bir ajan olan Dottie elbette ki listede yer almaya hak ediyordu arkadaşlar! Uyanın!
Shades

Cottonmouth’ın erkenden harcandığını düşündüğümden ötürü biraz yıkılmış durumdayım aslında. Shades ise, Luke Cage’de ilk gözüktüğünden beri fena etkili gelmişti, yalan yok. Ufaktan “abi yemez, topuklayalım” bakışları bile adamın kötü karakter anlayışındaki farklı bir yorumuydu adeta. Hele o karizmaya karizma katan vazgeçilmez güneş gözlükleri var ya… Shades isminin hakkını veriyorsun koçum! Gölgende solduk gittik abim, seviyoruz seni.
Grant Ward

Nam-ı diğer Ercü! (Geekyapar Youtube lore hakimi arkadaşlar, bilmeyenlere anlatsın) Agents of S.H.I.E.L.D izleyip de Grant Ward karakterini, tüm pisliklerine rağmen, bir tane bile sevmeyen insana rastlamadım. Oyunculuk deseniz, kötü adam karizması deseniz falan her şey var. Abimiz Agents of S.H.I.E.L.D’ın en güzel twistlerinde de önemli rol oynadığı için hala gözlerim Ercü’yü arıyor ortalıklarda. Dizinin akışına saçma gidecek olsa bile getirsinler, yine oynasın istiyor insan. Geri dön Ercü! Söz Daisy’yi vereceğiz sana, yeter ki dön…
Potansiyeline Rağmen Hakkı Yenen Dörtlü:
Harold Meachum

Merak etmeyin, burada oturup Iron Fist’i savunacağım bir paragraf gelmeyecek. Sadece demek istediğim, Faramir abimizin potansiyeli çok harcandı böyle bir dizide yahu. Harold Meachum karakteri, Iron Fist’i kendime işkence ederek izlettiğim sıralar tek sevdiğim detayıydı sanırım. Oyunculuktan mıydı acaba? Yok yok, bildiğiniz bu kötüyü alıp Daredevil’e koysak mesela, gayet de leziz yerdik gibime geliyor her seferinde. Özellikle ölümden döndükten sonraki psikopatlıklarıyla hala aklımdan silinmeyen o sahneleriyle Iron Fist’ten hatrımda kalan tek güzel şey olma şerefine erişiyor kendisi. Faramir Meachum, sen iyisin de çevren kötü be abim.
Madam Gao

Yaşlı maşlı dediler ama Iron Fist’teki potansiyelinden sonra artık kimsenin Gao’ya yetersiz gözüyle bakacağını düşünmüyorum ben. O bastonu kafamıza yeseydik, muhtemelen daha önceden ayardık meseleyi.
Yine aynı şeyi söyleyeceğim ama, Iron Fist yerine başka dizide bu denli güzel potansiyelini patlatsalardı suratımıza suratımıza, Madam Gao’dan tir tir titreseydik önceki seferlerde, vallahi tadından yenmezdi. Sen bastonlu teyzeyi bu potansiyeline rağmen işkence makinesi Iron Fist’e koyup bir de utanmadan şahane gösterirsen, biz de sana bir dur deriz hocam. Eeey Netflix, niye Gao’yu daha önceden böyle fırlatmadın üzerimize ya?
Alexandra Reid

Defenders’a daha ana kötü olarak seçildiği ilk günden beri salyalarımıza hakim olamadığımız Sigourney Weaver gerçekten hakkı yenmiş bir karaktere hayat verdi. Bizim vigilante ekibin ekran süresinden kısma yapıp Alexandra Raid’i daha fazla ana kötü olarak gösterselerdi, öyle GoT-vari bir hızla çat diye almasalardı elimizden keşke… Kötülük namına başarabileceği çok şey vardı, yazık oldu be. Kadının tek kayda değer işini Black Sky olarak görmek üzücüydü, yalan yok.
Whitney Frost

Yazıyı da bir Agent Carter kötüsüyle kapatalım o halde. Dottie’nin gözlerimizden kalp atarak sırf kötü işler yapmasını izlerken akan ağzımızın suyu, Whitney Frost’ta da akabilirdi mesela. Gerçi Dottie gibi melek yüzlü şeytan konseptini kilo kilo sırtlanan Whitney Frost karakterindeki problem, tıpkı yukarıda diğer üç hakkı yenilen isim gibi yeterince fırsat tanınmamış olması bence. Ha tabii burada birçoğunuz “Ulan ortalığın anasını ağlattı, daha ne fırsat tanınanacak kadına?” diyenleriniz olacaktır muhtemelen, ki çok haklısınız. Ama Agent Carter’da hatırlarsanız Zero Matter son derece mühim bir meseleydi ve dizinin kısalığına paralel bir kötü aksiyonu görmek da üzmedi değil hani. Zero Matter gibi müthiş manyak kötülük potansiyeli varken daha fazlasını istiyor bünye, ne yapalım… Yani itiraf edin, şu kadını oturup da “ulan ne kötüydü bee” diye kaç kişi konuşuyor Allah aşkına? Hakkı yenmiş ki unutulmuş kadıncağız.
Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser
Tüm yazıları (523)
Yorum Yap