Boşluklar dolmaya, olaylar anlam kazanmaya devam ediyor. American Gods’ın her geçen bölümüyle daha da netleşen detaylar, bizleri kalan son iki bölümü merak etmeye feci şekilde çekiyor. Hiçbir şeyin anlamsız olmadığı ve her şeyin bir sebebinin olduğu özgürlükler ülkesi Amerika‘ya hoş geldiniz! Burada tüm tanrılar aramızda dolaşıyor millet!

Hepsine Feda Olacak Tek Bir Adam

2

Birkaç bölüm evvelinden, Wednesday ve Shadow’un konuşmalarından “Meksika’ya gelen İsa” muhabbetini ne kadar hatırlıyorsunuz? O sözün orada öylesine söylendiğine inananlar vardıysa şu an onların yanıldıkları tam olarak ispatlandı. Çünkü İsa tüm insanlığın günahlarının affolması için kendini feda etmeye geldi millet!

Bütün soğuk açılış sahneleri arasında günümüz tarihine ve de dinlerine en yakın sekans bu bölüme aitti. Üstelik insanların bir tık daha fazla aşina olduğu bir hikaye olan İsa’nın çarmıha gerilişi ile Meksikalıların Amerika’ya girmeye çalışması arasındaki bağlantı da çok güzel kotarılmış. Bunun sebebi elbette İsa’nın hikayesinin uyarlanış şekliydi. Birçok farklı kaynakta değişik hikayelerle anlatılan, ama genel konseptte insanlık için kendini feda ettiği belirtilen İsa’nın öyküsü; bazı sembolik detaylarla yeniden görsellik kazanmış bu bölümde.

ouev30ix9jaqkppxiv9c

Amerika’ya yasal olmayan yollardan girmeye çabalayan Meksikalı bazı mültecilerin sıkıntılarını izleyerek başladığımız soğuk açılış sekansı, ortalarına doğru anlam kazanmaya başlıyor. Silahlarının üzerinde “Thy Kingdom Come” yazısı bulunan birtakım adamların, masum canları alması ve de suyun üzerinde yürüyerek giriş yapan İsa’nın çok sembolik şekillerle avuç içi ile göğsünden vurulması gibi sonla özetlenebilir bu kısım.

Thy Kingdom Come kısmına biraz dikkat çekmek istiyorum aslında. Bu sözcük öbeği, İncil’de bizzat geçiyor ve de Hz. İsa’nın dünyaya yeniden gelmesine odaklanıyor. Anlam olarak “insanların, İsa tekrar dünyaya gelsin diye dua etmek zorunda olmaları”nı ifade ediyor; çünkü bütün bir insan ırkı yaptıkları işlerden ötürü günahkar hale gelmişler. Bu yüzden de herkes için kendini feda edecek olan İsa’nın yeniden canlanması, insanlığın kurtuluş kilidinin bir anahtarı olarak görülmekte.

1

Thy Kingdom Come yazan bir silaha sahip ve aynı zamanda minik bir haç taşıyan adamın, İsa’yı bizzat vurması da aynı şekilde sembolik ve ironik. Hıristiyanların kendi peygamberlerine böyle bir eylemi gerçekleştirmesi açısından, Judas’ın ihanetini anımsattı bana bu sahne. Tabii öte yandan kendilerini çok daha “dindar” olarak düşünen yozlaşmış kişilerin, asıl tarihte olduğu gibi İsa’yı öldürmeleri şeklinde ironileşmiş diye bir yorum getirmedim de değil. Birebir İncil hikayelerini dizinin bu sekansına başarıyla uyarlayan yapımcılar, İsa’nın avuç içinden ve göğsünden vurulmasını da detaylar arasına eklemeyi unutmamışlar tabii. Her ne kadar Hz. İsa çarmıha bileklerinden gerildi şeklinde bir bilginin genelliği var olsa da, sembolik olarak avuç içlerinin ve de göğsünün kullanılması; e üstüne bir de kafasının üzerinden minik bir vahşi batı-vari toz topağının geçmesiyle alnında beliren dikenli taç, tam anlamıyla klasik tablolarda yer alan İsa çizimlerine yapılmış büyük bir göndermeydi. Peki tüm bunların sonunda Meksikalı İsa’yı, orijin hikayesine uygun olarak (ne kadar kötü espriler bunlar) yeniden canlanmış vaziyette dizimizin ilerleyen bölümlerinde görmeyi istememiz ne denli yanlış? Sonuçta… İsa geri geliyor, değil mi?

Daha önceden cin haricinde hep bir tanrıyı tanıdığımız bu soğuk savaş sekanslarının asıl amacı, devamlı olarak “bu inanış nasıl kayboldu, öldü” mesajını empoze etmekti. Şimdi bir de bir peygambere şahit olduğumuz bu kısım, hala kendi çapında bir mesaj kaygısı taşısa da, dizinin çok daha derin konulara girmesine yardımcı oluyor. Bunca mitolojik tanrı arasında bildiğimiz semavi dinlerin varlığı veya o dinlerin peygamberleri ve önemli kişilikleri şu ana kadar önemli bir soru idiyse bile, artık olmamalı. Çünkü her inancın bir arada varlığı bu sayede kanıtlandı zannımca. Tanrılar var, cinler var, peygamberler insanlar için kendilerini feda ediyor. Siz daha ne arzulamıştınız?

 

Küçük Bir Mola: John Grimshaw Detayı

asd

Laura’nın araba derdine düştüğü sırada sözleriyle dövercesine konuştuğu adamın, motel danışma bürosunun ardında John Grisham’a ait bir kitap okuduğunu herkes gördü herhalde, değil mi? Zira bu detay benim ilgimi biraz fazla çekti, gözümüze inadına John Grimshaw ismini sokuyorlarmış gibi algıladım bir an. Bu nedenden ötürü, o sahnede gördüğüme en yakın kitap kapağına sahip Josh Grimshaw eserini aradım ve Gray Mountain isminde bir sonuçla çıkageldim. Özetinde yer alan bilginin Laura’nın hayatına uzaktan birazcık benzediğini görünce de ister istemez sizinle paylaşmak istedim. Ne kadar kastidir, ne kadar öylesinedir bilemem tabii.

Kitabın kahramanı Samantha Kofer isimli bir kadın. Bir Wall Street hukuk firmasında çalışmakta olan Samantha’nın ilerleyişi, ekonomik durgunluk sebebiyle yerle bir olur; sonuç olarak işten çıkartılır. Tüm bunlara rağmen Samantha “şanslı” olarak nitelendiriliyor. Bir sağlık kuruluşunda bir yıl boyunca ödeme olmadan çalışması için şans veriliyor kendisine, böylelikle eski işini geri kazanabilmesi için ufak da olsa bir umudu olacaktır.

laura

Şimdi yukarıda yazanları Laura’ya uyarladığımızda işten çıkartılmasını ölümü, ödeme yapılmadan çalışmasını Shadow’un ardından hiçbir şeyi umursamadan koşturması ve de eski işine kavuşabilme şansını da yeniden hayata dönebilme umudu olarak yorumlayabileceğimizi düşündüm. Üstelik “şanslı” olarak belirtilen kısımda, bizim leprikon Mad Sweeney’in şanslı parasının bir çeşit rol oynadığını düşünüyorum. Ne dersiniz? Uzak ihtimal olsa da böylesini düşünmek, yapımcıların bilerek böyle bir detayı koymayı tercih etmelerindeki sebebi irdelemek kulağa hoş geldi mi? Bana öyle geldi çünkü iki kurguyu da anlatırken kullanılan fiillerin çok benzer olması fazla dikkat çekici. Kitabı okumadığımdan daha ne kadar alaka kurabilirim pek emin değilim fakat içinizden birisi eğer bu kitabı daha önceden okumuşsa, Laura ile ilgili olası bağlantıları üzerine yorum getirmekten çekinmesin lütfen!

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.