Bu yazının içinde bolca palyaço resmi bulunmaktadır. Palyaço fobiniz varsa dikkatli ilerleyiniz. 

Söyle belli belirsiz hatırladığım bir çocukluk anım var. Anaokuluna gittiğim yaşlarda bir doğum günü partisindeyim. Sanırım kendi doğum günüm, ama ne yalan söyleyeyim hatırlamıyorum. Yer, İzmir Lozan Meydanı, McDonalds üst kat. Her yerde renkli renkli balonlar, güzel paketlenmiş hediyeler, top havuzunda oynayan çocuklar. Derken kırmızı saçlı bembeyaz yüzlü kıpkırmızı dudaklı biri, saçma sapan hareketlerle bize yaklaşıyor. Huzursuz oluyorum bu saçma tipten; ne anneme ne babama benziyor, insan demeye bin şahit ister. Başlıyorum ağlamaya. Parti mahvolmasın diye kırmızı saçlı beyaz yüzlü insanımsı birey partiden apar topar uzaklaştırılıyor, bense pasta yiyerek sakinleşiyorum. 

Palyaçolardan rahatsız olan az çok herkesin böyle bir anısı vardır. Bırakın Stephen King’in IT’ini okumaya daha okuma yazma bilmeden korkmaya başlarız palyaçolardan. Çocuklukta bu travma bir kez yaşandıysa kaçışı yoktur, yetişkinlikte korkunun yerini tedirginlik alır. 

ZZ6CAF79CB
Ortaokula giderken serviste liseli ablalardan biri IT’i okuyordu. Yukarıdaki kapak fotoğrafını ilk o ablanın kitabında görmüştüm. O günden beri ışıklar açık uyuyorum.

 

Peki çocukluktan yetişkinliğe, kolektif olarak bir meslek dalından korkmamızın sebebi nedir?

Palyaço korkusu belki de günümüzün en ilgi çekici ve ironik mitlerinden bir tanesi. Tarih boyunca kitleleri eğlendirmek amacı taşıyan palyaçolar, amaçlarının tam tersi hikayelerde buldular kendilerini. Katilinden tutun boyutlar arası varlıklara kadar her türlü şekle girip insanlığı katletme arzusu olan bir gruba dönüştüler. Modern zamanın en kana susamış mitine dönüşmüş olmaları, o kadar da alakasız bir durum değil. Üstelik tarih, psikoloji, edebiyat ve sinema da bunun bir parçası. 

Kraliyet Saraylarından Sirklere

Palyaçoluğun temelinde, abartılı biçimde tavırlar takınıp insanları güldürmek yatar. Bu tanımıyla yola çıktığınızda palyaçoları Antik Yunan ve Mısır’dan Çin ve Kızılderililere kadar tarih boyunca çeşitli kültürlerde görmek mümkün.Tarihin her bir köşesinde ya bilerek yapılan ahmakça hareketlerle ya da alaycı sözlerle insanları güldürmeye çalışan bir palyaço görebilirsiniz. 

Halkın palyaçosu varsa zenginin de soytarısı vardı.Tüm krallıkta soylularla dalga geçebilme yetkisine sahip tek kişi olma lüksüne sahip tek meslek soytarılıktı. Kendileri dahil herkesle dalga geçebilme özgürlüğü, insanları eğlendirdiği kadar endişelendiriyordu da. Soytarılığın bütün olayı beklenmedik olmaktı, haliyle de eğlence beraberinde rezil olma riskini de getiriyordu. Bu sebeple de insanlar soytarıları sevdiği kadar onlardan çekiniyorlardı da. 

Viktorya döneminde palyaçolar tiyatro sahnelerinde boy göstermeye başladı. Joseph Grimaldi sayesinde palyaçoluk önem verilen bir sahne şovu haline geldi. O zamana kadar sarhoşları anımsatacak kadar makyaj yapmak palyaçolar için yeterliydi. Grimaldi ise beyaz yüz boyası, kıpkırmızı burnu ve akıl almaz akrobatik hareketleriyle İngiltere’den çıkıp Avrupa’nın her yerinde sahne aldı. Grimaldi ile birlikte palyaçoların dış görünüşü ve eylemleri daha da gerçek dışı bir hal almaya başladı. 

Joseph-Grimaldi

Palyaçoların modern görünümü ise sirklerde şekillendi. Akrobatların mükemmeli hedefleyen performanslarını dengelemek amacıyla dengesiz ve rahat palyaçolar sirklere dahil oldu. Sirklerin Amerika’da yaygınlaşması ve palyaçoların yaygın ürünlerin reklam yüzü olmasıyla birlikte, palyaçoluk halk ve yetişkinlere hitap etmekten ayrılıp çocuk eğlencesi haline geldi.

Buraya kadar hep eğlence yönünden bahsettik, fakat palyaçoluk mesleğinin kendisi huzursuz edici. Grimaldi’nin yarattığı ekol haricinde modern zamanda palyaçoluk mesleğinin fiziksel yanı rezil olmak, yani akrobatik hareketleri bilerek “başaramamak” üzerine kurulu. Düşmek, muz kabuğunda kaymak, küçücük yerlere sıkışmak derken kendini fiziksel olarak tehlikeye atmak iş tanımına dahil. Her ne kadar akrobatik hareketlerde usta olsa da palyaçoların palyaçosu diye anılan Grimaldi bile performansları sırasında kendini fiziksel olarak zorladığı için erken emekli olmak durumunda kalmış. 

Fiziksel zorluk işin sadece görünen kısmı. Palyaçoluğun mesleği icra eden kişiye en büyük yükü psikolojik olsa gerek. Topluma ayna tutmak ve bunun üzerine seyirciyle dalga geçmek tahmin edebileceğiniz gibi her zaman palyaço yararına değildi. Soytarıların işi biraz daha kolaydı, onlar kraliyet tarafından korunuyorlardı. Fakat Grimaldi ve Jean-Gaspard Deburaru gibi ün sahibi olmayan palyaçolar için bu meslek dalı toplumdan dışlanmak demekti. “Ahmak” tiplemesiyle de insanları kendine güldürmeyi sağlayan palyaçolar ise günlük hayatlarında sahnedeki muamelenin devam ettiğini gördüler. Bu da beraberinde kendi sorunlarını getirdi.

Üzgün ve Katil Palyaçolar

MbCfW2Y2V_Zm05Z1V093XhU4-9EAbwdEJ4AFUoUvkXs

Bir yandan toplumu eğlendirmek için sağlıklarını riske atan palyaçolar öte yandan da topluma ayna tutma görevi de taşıyorlardı. Üstüne bir de hayatın getirdiği talihsizlik eklenince palyaçoların namı kötüye gitmeye başladı. Üne sahip olan ilk palyaço Grimaldi’nin hayatı bile komediden çok uzaktı. Aile sevgisinden yoksun büyümüş, eşini çocuğu doğarken kaybetmiş, oğlu ise sonradan alkolik olmuş. Grimaldi’nin bu trajik hayatın anılarını kaleme alan Charles Dickens, üzgün palyaço kavramını edebiyata kattı. Dickens’ın palyaçolara yer verdiği örneklerden biri de seyirciyi mutlu etmek için gerçek anlamda kendini parçalayan bir palyaçonun hikayesi. Dickens’ın palyaçoları kaleme dökmesiyle, sahnede ya da sirkte izlenen beyaz yüzlü karakterlerin gerçek dünyası daha da ilgi çekici olmaya başladı.

Dickens ile tohumları atılan “üzgün ve depresif” palyaço kavramı, beklenmedik derecede çok tuttu. Edebiyattan sinemaya komedi ve trajedinin birleştiği en uç noktalardan biri palyaçoluk oldu. DC, depresif hikayeye sahip ve akıl sağlığını kaybetmiş Joker’i yarattı, hayatı büyük bir şaka olarak gören bu karaktere bir palyaçonun yüzünü verdi. Watchmen ise filmde şu ünlü şakaya yer verdi: “Depresyonda olan bir adam doktora gider. Çare olarak doktoru ünlü palyaço Pagliacci’yi görmesini söyler. Adam da gözyaşları içinde “ama doktor… Pagliacci benim” cevabını verir.” Mesleği insanları güldürmek olan insanların toplumdaki en üzgün kişiler olması melankolik bir durum. Yazarlar bu melankoliden esinlendikçe palyaçoluk mesleğinin kendisi melankoliyle birleşti.

Depresif palyaçodan katil palyaçolara geçiş ise biraz daha ürkütücü oldu. Bunun sebebi ise “üzgün palyaço” gibi “katil palyaço” teriminin de gerçek hayattan esinlenilmesi. 

ct-john-wayne-gacy-timeline

1970’lere damgasını vuran en ünlü palyaço şüphesiz Pogo’dur. Herhangi bir palyaçodan çok da farkı olmayan Pogo’nun ünlenmesinin sebebi, karakteri canlandıran Amerika’lı John Wayne Gacy’nin otuz beş erkeği cinsel yoldan taciz etme ve öldürme suçundan tutuklanması oldu. Gacy, dışarıdan herhangi bir vatandaştan farklı gözükmüyordu; çalışkan aile babası, çocukları eğlendirmeye hazır bir palyaçoydu. Yakalandığında Amerikan halkında büyük bir şok etkisi yarattı; masum çocukların eğlence kaynağı bir seri katildi. Üstelik  “Katil Palyaço” ünvanı ile anılan Gacy’nin kurbanları arasında ergenlik çağında çocuklar da vardı. Palyaçoların çocuk partilerindeki yerini düşününce Amerikan halkı palyaçolardan ve genel olarak tanımadıkları kişilerden daha da korkmaya başladılar.

Bu haberle birlikte palyaçolar artık üzgün olmaktan çıkıp katil olmaya başladılar. Üzgün palyaçolar gibi didaktik bir amaç gütmek yerine genellikle Gacy gibi seri katil olarak edebiyatta yer aldılar. “Dans Eden Palyaço” Pennywise, bugün hala korku kültürünün en bilindik karakterlerinden. Stephen King 1986 ITi çıkartarak çocuk yetişkin fark etmeksizin herkesin palyaçolardan korkmasına sebep olan furyayı başlattı. 1988 yılında Killer Clowns From Outer Space filmi, 1990 yılında Tim Curry’nin Pennywise olarak başrolde yer aldığı IT mini dizisi, palyaçoları andıran maskesiyle Saw serisi derken palyaçolar korku türünün vazgeçilmez üyesi oldular. American Horror Story’de yer alan Twisty ve IT ‘in gelen yeni iki filmiyle de son on sene içinde palyaço furyası hız kesmeden bizi korkutmaya devam etti. 

Satırlardan Sokaklara

11132980fed269fcbec8e72170170b10

Ekran ve satırlara gömülen katil palyaçoların akıbeti, sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin artmasıyla yön değiştirdi. Hayal gücümüzde kalan palyaçolar, son birkaç yılda tekrar sokaklara döküldü. Amerika’nın kırsal kesimlerinde insanları korkutmak amacıyla palyaço kılığına giren insanlar birkaç senede bir gündemi meşgul ettiler. Hali hazırda insan dışı bembeyaz yüzleri ve gerçek yüz ifadelerini saklamaya yarayan makyajların üstüne bir de sivri dişler gibi korkutucu öğeler eklenmeye başlandı. Sadece şaka amaçlı yapılsa aniden insanları kovalamaya başlayan korkutucu palyaçolar, “katil palyaço” mitinin tamamlamasına yardımcı oldu.

Korkuların arkasında çocuklukta yaşanan travmalar yer alır. Ben de kısaca palyaço gördüğümde neden yüzümü kazağıma gömdüğümü anlatmaya çalıştım. Siz de palyaçolardan korkar mısınız? 

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.