Her GEEK’in Cephaneliğinde Olması Gereken Dizi, MISFITS’i Övüyoruz, Sakin Durun
Kendinizi çok sevdiğiniz bir arkadaş ortamında hayal edin; uzun yıllardan bu yana birlikte vakit geçirdiğiniz, dizisinden filmine, kitabından çizgi romanına kadar her şeyi konuşup tartıştığınız ve muhabbetinizden zerre iticilik duymadığınız dostlarınızla oturduğunuz bir kafeyi düşünün mesela. Dışarıdaki bunaltıcı yaz sıcağına iyi gelecek buzlu meşrubatlarınızı yudumlarken içinizden birinin aklına aniden eski bir diziyi yeniden konuşmak gelmiş diyelim. Hepiniz de bu diziyi izlemişsiniz ve ondan konu açıldığında bahsettiğiniz detaylarla birbirinizi nasıl eğlendiriyorsunuz nasıl…
Zaman akıp giderken, hem eski günleri anmanın getirdiği duygu seli hem de eğlenceli bir diziyi sevdiğiniz arkadaşlarınızla zamanında izlemiş olmanın verdiği heves ile kendinizden geçiyorsunuz belki de. Nasıl, kulağa hoş geliyor değil mi? Eskileri yad etmek, her zaman düşündüğünüz kadar sıkıntılı olmayabilir ve bize inanın, şimdi bahsini edeceğimiz diziyi izleyenler bileceklerdir, o zamanlar seyretmesi absürd ama bir o kadar da zevkliydi denebilir sanırım.
Sizlerden gelen istek üzerine oturup düşündük, kafamıza yatan bu fikirle yola çıktık ve sizlere kısa bir Misfits yazısı hazırladık! Umarız izleyen ya da izlemeyen herkesin beğeneceği noktalara parmak basmış oluruz yazımızın sonunda. O halde hadi bakalım, iyi okumalar sevgili geekler!
Dizi Hakkında Genel Bilgiler

Kısaca anlatmak gerekirse, bir grup İngiliz gencinin yaptıkları işler yüzünden “toplum hizmeti” cezasına çarptırılması üzerine bir araya gelmesini ve aniden çıkan tuhaf bir fırtına sonucunda kazandıkları doğaüstü güçlerle sürdürmeye çalıştıkları yaşamlarını konu alan bir bilim kurgu ve komedi dizisidir. Toplamda beş sezondan oluşan dizinin her bir sezonu en fazla sekiz bölüm sürmüş ve bir bölüm başına düşen ortalama süre ise 45 dakika civarındadır. Ağır argo, küfür ve +18 içerik bulunduran dizi, 2009 yılında E4 kanalında başlamış ve 2013 yılında da sona ermiştir.
Tanıdık Yüzler Var Mı?

Game of Thrones dizisiyle Ramsay olarak ekranlarda boy gösteren Iwan Rheon, Misfits’te de baş rollerden biri. Ayrıca daha ilk bölümden Nathan Young’ın annesi olarak gördüğümüz ve yine Game of Thrones ile Harry Potter gibi yapımlarda da karşımıza anne rolüyle çıkan Michelle Fairley de kadroda mevcut. İlerleyen sezon ve bölümlerde Curtis Donovan’ın sevgilisi olarak gördüğümüz Nikki’yi canlandıran Ruth Negga ve Nathan’ın diziden ayrılmasından sonra yerini doldurmak için gelen Rudy karakterini canlandıran Joseph Gilgun‘ı da görmemiz mümkün. Negga Agents of SHIELD ve Preacher’da ve Warcraft’ta çıktı karşımıza. Gilgun da şu sıralar Preacher’da Cassidy olarak gönlümüzü çalıyor.
Ne Kadar Başarılıydı?

Wikipedia’da yer alan bilgilere göre ilk sezonunda yaklaşık 700 bin reyting alan dizi, ikinci sezonu itibariyle bir milyonu aşmayı başarmıştır. Zirvesini üçüncü sezonda yaşayan dizi reytingler, dördüncü ve beşinci sezonun başlamasıyla bir milyon sınırından 800 bine kadar düşüş yaşamıştır. Hatta öyle ki en düşük izlenme rekoruna beşinci sezonun ikinci bölümü sahip, şu ana kadar en çok izlenen bölümü ise üçüncü sezonun ilk bölümü.
Önce Küçük, Sonrasında Büyük Çapta Değişen Kadro Üzerine

Dizi ilk başladığı zamanlar ana kadroda yer alan Nathan Stewart-Jarrett, Iwan Rheon, Lauren Socha, Antonia Thomas ve Robert Sheehan gibi oyuncuların sırasıyla Curtis Donovan, Simon Bellamy, Kelly Bailey, Alisha Daniels ve Nathan Young gibi canlandırdıkları karakterler uzun bir süre baş rol olmayı sürdürdü. Fakat üçüncü sezon itibariyle diziden ayrılan Roberth Sheehan’in Nathan karakterinin yerine Joseph Gilgun‘ın Rudy Wade’in ana kadroya ekleniyor. Üçüncü sezon sonunda da zaten gerek senaryo aracılığı ile gerekse gerçek hayattaki bazı sorunları nedeniyle diziden ayrılan Iwan Rheon, Lauren Socha ve Antonia Thomas dışında ilk kadrodan geriye sadece Natha Stewart-Jarrett kalmıştı.
Joseph Gilgun’ın bu sefer ana kadrodan devam eden tek kişi olmasıyla -zira Curtis Donovan karakteri bir süre sonra o kadar da görülmemeye başladı- birlikte komple değişen oyuncular sırasıyla Matt Stokoe, Natasha O’Keeffe, Nathan McMullen ve Karla Crome şeklinde kararlaştırıldı. Küçük değişikliklerle birçok ama genel olarak iki farklı kadroyla hayatına devam etmeye çalışan dizi, ilk ekiple birlikte yakaladığı şöhreti ne yazık ki sürdüremedi. Dizinin en sevilen karakteri sayılabilecek Nathan Young’ı canlandıran Sheehan’in de tamamıyla yapımdan çıkması üzerine düşen reytingler, dizinin çok da uzun ömürlü olmayacağının işaretçisiydi zaten.
Ana Kadrodan Kısaca Karakterler ve Güçleri

Curtis Donovan (Nathan Stewart-Jarrett):
- Gücü: Zaman manipülasyonu (1 ve 2. sezonlar), cinsiyet değiştirme (3. sezon), ölüleri hayata döndürme (3. sezon)
- Geçmişi: 2012 Olimpiyatları’nda yarışmayı hayal eden bir sporcu iken yasa dışı malzeme bulundurmaktan dolayı kariyerine zarar vermiş ve sonucunda toplum hizmeti cezasına çarptırılmıştır.
Simon Bellamy (Iwan Rheon):
- Gücü: Görünmezlik (1 ve 2. sezonlar), geleceği görebilme (3. sezon)
- Geçmişi: Oldukça utangaç ve sessiz olan Simon, YouTube kapsamında yarattığı kanalı ile uğraşmaktaydı. Kendini bu toplum hizmeti cezasında bulmasının sebebini ise ilk bölümde birinin evini yakmaya çalışması olarak tanımlıyor.
Kelly Bailey (Lauren Socha):
- Gücü: Telepati (1 ve 2. sezon), roket bilimcisi (3. sezon)
- Geçmişi: Dizi boyunca duyabileceğiniz en ilginç aksana sahip olan Kelly, cezaya çarptılırma nedenini bir kızın ona uygunsuz bir laf söylemesi üzerine ona saldırması olarak belirtiyor.
Alisha Daniels (Antonia Thomas):
- Gücü: Dokunduğu kişide cinsel istek uyandırma (1 ve 2. sezon), başkasının gözünden etrafı görebilme (3. sezon)
- Geçmişi: Tam anlamıyla bir parti kızı olan Alisha’nın toplum hizmeti cezasını alma nedeni alkollüyken araba kullanmak.
Nathan Young (Robert Sheehan):
- Gücü: Ölümsüzlük (1 ve 2. sezon), ileri sihirbazlık (3. sezon özel bölümü)
- Geçmişi: İlk iki sezon ve bir de üçüncü sezonun başında izlemeye doyamadığımız Nathan, oldukça eğlenceli ama bir o kadar da ağzı bozuk biri. Toplum hizmeti görevine çarptırılma nedeni ise yalnızca bir mekanda parasını ödemeden yediği abur cuburlar.
Rudy Wade (Joseph Gilgun):
- Gücü: Bedenine hapsolmuş farklı kişiliğe sahip bir ikiz (3 ve 4. sezon)
- Geçmişi: Nathan karakteri yerine yaratılan “yeni komik çocuk” konseptiyle ortaya çıkmış olan Rudy’nin toplum hizmeti cezasını almasının nedeni, liderlik ettiği bir grubun araba çalması.
Dizideki En Geek İki Güç

Vuku bulan o esrarengiz fırtına sonrası herkesin farklı bir gücü olurken, dizi boyunca gördüğümüz en geek gücü belirlemek o kadar da zor olmadı aslında. Üçüncü sezonun üç ve dördüncü bölümlerinde hikayeye dahil olan Peter isimli karakter (Michael Marcus tarafından canlandırıldı), onca sezon boyunca en havalı güçlerden birine sahipti: Çizdikleriyle geleceği kontrol edebilme yetisi. Karakterin kendisi özünde tam bir geek; zira Peter çizgi romanlarla fazla içli dışlı biri ve bu kültürü fazlasıyla benimseyerek kendince de bir şeyler çizmeye başlamış. Hayalindeki süper kahramanları hayata kazandırabilme gibi bir gayeye sahip olan Peter’ın çizdiği her şey, gelecekte yaşanacak bir an haline dönüşüyor.

Misfits sezonları boyunca karşılaştığımız bir diğer geek güç ise video oyunu halisünasyonu denilen bir yeti. İkinci sezonun dördüncü bölümünde karşılaştığımız Tim ismindeki karakter (Matt Cross canlandırmakta), gerçek hayatı Grand Theft Auto ya da Saints Row gibi görmekte ve gördüğü insanların her biri onun için bir görev niteliği taşımaktadır. Çekirdek kadromuza oldukça zor anlar yaşattığı o bölümde, oyun animasyonu olarak gördüğü herkesten ve başarıyla tamamladığı her görevden sonra bir yenisine giden Tim, dizimizin en geek güçlerinden birine sahip olmaya hak kazanıyor. Kendisi bir oyunun içinde yaşıyor olabilir, fakat gerçek hayatta alnına yediği tek kurşunla ölmeyecek diye bir kaide de yok tabii. Ona “game over” yazarken, diğer herkese hayat olduğu gibi devam edecektir muhakkak.
Dizideki En Gereksiz Güç
Bu konuda diziyi izleyenler de hak verecektir diye düşünüyoruz, zira ciddi anlamda pek bir manası yoktu bu yeteneğin. Bir kahvecide tezgahtar olarak çalışan Brian isimli karakterin (Jordan Metcalfe tarafından canlandırılıyor) sahip olduğu güç laktokinezi. “Peki bu güç nedir?” şeklinde aklında soru işaretleri kalanlar için hemen cevaplayalım, bu yeteneğe sahip olan karakterin tek yapabildiği şey, tüm süt ürünleri üzerinde kontrol sahibi olmak. Biraz komik ve gereksiz değil mi sizce de bu güç? Yani onca insanın yapabildiği şeylere bir bakın; kimi ölümsüz, kimi düşüncelerinizi falan okuyor, hatta su üstünde yürüyerek mesihliğini ilan eden bile varken bir bakıyorsunuz ki size bahşedilen yetenek yalnızca süt ürünleri kontrolü oluyor. Tabii sevmediğiniz bir insan süt içerken ya da süt ürünlerine dair bir şeyleri mideye götürürken onu amansız yakalayıp oracıkta katledeceksiniz, sizden kötüsü olmaz, o konuda hak veriyoruz.
Nasıl bir şey olduğunu merak edenler için küçük bir gifimiz var, şuraya bir tık alalım.
Son ve Öznel Kanılar

Son derece subjektif bir düşünce paylaşmak gerekirse, dizi üçüncü sezonun sonunda finalini vermeliydi diye düşünüyorum. Nathan Young karakterinin diziden ayrılmasıyla beraber sonlara doğru ana kadroya dair elde avuçta ne varsa gittiği için, kalan iki sezonda da hiçbir zaman aynı tadı alamadım şahsen. Diziyi götüren ve dinamikleriyle birbirlerine can veren beşlideki tek kabullenebilir değişim Joseph Gilgun’ın Robert Sheehan yerine gelmesiydi sanırım. Gerçi çoğu hayran Sheehan diziden ayrılınca izlemeyi bıraktığını belirtse de, Joseph Gilgun gibi başarılı bir aktörün böylesine pis ama izlemesi bir o kadar da eğlenceli bir karakteri canlandırırken sergilediği performans için o kadar da fazla yadırganmaması gereken bir karar olduğunu düşünüyorum bunun.
Diziyi güzel kılan şeylerden birinin şüphesiz oyuncular olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu diziyi izlerken daha önceden hiçbirini tanımadığımı ama çoğuna da bu diziyle ısındığımı belirtmezsem yalan söylemiş olurum. Zira üniversitedeki bir dersimde işlenilen filmde bile karşılaştığım Joseph Gilgun’dan tutun, role play hikayelerim için yarattığım karakterlerin dış görünüşlerini paylaşan aktris ve aktörlere kadar hepsini bir şekilde Misfits sayesinde sevdim. Son derece öznel bu düşüncem konusunda benimle hemfikir olmayabilirsiniz elbette. Fakat başlarda en sessiz ve işe yaramaz gibi gözüken karakteri canlandıran Iwan Rheon bile bir süre sonra kendini Game of Thrones’a kapak atarken bulmuş. E diğer oyuncuların çoğu da şöhretlerine kavuşmadan önce basamak olarak kullandıkları bu dizide maharetlerini göstermekten geri durmamışlar. Oldukça yeterli bir neden diye düşünüyorum, bilmem siz ne dersiniz.

Dizideki güç meselesi, ilk bölümü izlerken anlayacağınız üzere kaynağını bir fırtınadan alıyor. Çakan şimşek sonucu bundan etkilenen ve güçlere sahip olan insanlar düşüncesi aslında o kadar absürd geliyor ki kulağa, izlenebilecek bir dizi sıfatını almayacağı gibi kimse de suratına bakmazdı normal şartlarda. Ama dizi kendini satmayı iyi bildi ve o kadar büyük popülerlik yakalayamasa da bir şekilde hayatına devam edebildi. Çizgi romanlardan ve onların uyarlaması film ile dizilerden gördüğümüz orijin hikayelerinin etkileyiciğilinin belki onda üçü falan vardır ama yine de senaryoya uyarlanan karakter özgeçmişleri ve emellerine yönelik kullandıkları güçleriyle Misfits yine de kendini sevdirmeyi başarıyor bana kalırsa. Hiç fena kerata değil vallahi!
Tüm bunların dışında gerek absürdlükleri, gerek güldürücü ögeleri, gerekse karakterlerin kendi öyküleriyle bizleri etkilemeleriyle dizi tek-oturuşta-bitirmelik-diziler kategorisinde yer alabilir. Binge-watching olarak adlandırılan bu eylem için oldukça ideal sezon ve bölüm sayısına sahip olan dizinin, izlemesi önerilen kısımları ilk üç sezondur bence. Diğer iki sezonu açık ve net şekilde bilerek izlemediğimi de belirtmek isterim. Dördüncü sezonun ilk bölümünü izlemeye zorlasam da kendimi, sonlara doğru bunu başaramayıp yarıda bıraktığımı hatırlıyorum. Zira yeni karakterlere alışmak ve onların bir dinamik yakalamasını beklemek yeterince sıkıcı olacak düşüncesiyle kavrulurken, tek moral verenin Joseph Gilgun olması ne yazık ki yeterli gelmemişti. Ama dileyen beş sezonu birden hüpletebilir, sıkıntı yoktur. Hatta bütün sezon ve bölümleri yalayıp yutmuş okurlarımız varsa, düşüncelerini belirtmekten çekinmesinler, zira böyle konularda fikir çeşitliliği her zaman en iyisidir. Belki de dört ve beşinci sezonda izlenmeye değer şeyler vardır da biz izlemediğimiz için bilmiyoruzdur, ne dersiniz? Bu nedenle dilediğinizi söyleyin, eleştiri de övgü de serbest!
Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser
Tüm yazıları (523)
Yorum Yap