“Ne Okusam?” Derdinize Derman Olacak Birbirinden Kaliteli 11 FARKLI MANGA ÖNERİSİ
Son güncelleme: 3 Haziran 2020
Size dürüst olacağım; manga yazı dizisine başlarken bu kadar fazla yorulacağımı hiç tahmin etmiyordum. Zaten eğlenceli olan bir konuyu size anlatmakta ne gibi bir zorluk yaşayabilirdim ki? Ama gün geçtikçe anlatmam gereken mangaların, olayların, terimlerin çokluğunu fark ettikçe giderek gözüm korkmaya başladı, yalan yok.
One Piece benim için biraz özel bir manga olduğu için misyonerlik faaliyetlerime ondan başlamıştım ama daha sonra anladım ki bir mangayı anlatsam ikincinin hatırı kalıyordu, ikinciyi anlatsam üçüncünün boynu bükük… Bu yüzden ben de size kör göze parmak derecesinde ünlü, en popüler on bir mangadan oluşan bir liste çıkardım. Öyleyse gelin hemen başlayalım.
1) Akira

Akira, mangalar için tam olarak bir kilometre taşı. Daha önce Astro Boy’un yaptığını 1982 yılında çok daha ileri taşımış ve mangaları artık bütün dünyanın diline pelesenk etmiştir. 1988 yılında çıkan animasyon uyarlaması ise hala birçok insan tarafından en iyi anime uyarlaması olarak anılmaktadır. Dahası Leonardo Di Caprio da Akira’nın ününe kapılmış olacak ki live-action uyarlaması için kollarını sıvadı ve yapımcı koltuğuna oturdu.
1988 yılında Üçüncü Dünya Savaşı’nın ardından Tokyo yıkılır, Neo-Tokyo adında yeni bir kent olarak yeniden doğar. Bu kentte yaşayan Tesuo Shima ve Shoutarou Kaneda adlı iki motorcu yakın arkadaş bir gün askeri bir üsse girerken yakalanırlar ve birinin üzerinde deneyler yapılır. Böylece ikilinin mafyanın hüküm sürdüğü bu modern teknoloji dünyasında yeni kazandıkları güçlerle başa çıkma mücadeleleri başlar.
Akira’nın filmini izleyin ama daha sonra daha geniş bir zaman yelpazesinden konuyu anlatan mangasını kesinlikle okuyun. Pişman olmazsınız.
2) Dragon Ball

Birçok süper kahraman mangasına ilham olmuş, kendinden sonra klişeleşecek bütün ögeleri ilk defa kullanmış olan Dragon Ball, efsane savaş sahneleri, mükemmel hikayesi ve birbirinden özgün karakterleriyle sadece bir manga değil, aynı zamanda da yaşayan bir efsanedir. Kendisinden sonra birçok manga ve animeye ilham oluşuyla da büyük başarısını kanıtlamıştır.
Dedesinden kalan dört yıldızlı bir topla yaşayan Son Goku adında bir çocuğun hayatı bir gün Bulma adında bir kız ile karşılaşmasıyla tamamen değişir. Dedesinin dört yıldızlı topunun bir ejderha topu olduğunu, dünyada bunlardan toplamda yedi tane bulunduğunu ve bu yedi topun hepsini toplayan birinin Ejder Shenlong tarafından bir dileğinin gerçekleştirildiğini öğrenir. Böylece ejderha toplarının hepsini toplamak için çıktığı efsanevi yolculuğu başlamış olur.
Dragon Ball daha sonra Dragon Ball Z, Dragon Ball GT ve Dragon Ball Super olarak devam ederek hikayelerine hikaye kattı. Eğer süper kahramanları anlatan Shonen mangaların başlangıç noktasını merak ediyorsanız vakit kaybetmeden Dragon Ball’a başlayın.
3) One Piece

One Piece hakkında yeteri kadar misyonerlik yaptığımı düşünüyorum. Ama yine de bu One Piece’i listeye koymama engel değil. Dünyada en çok satılan çizgi roman olma rekorunu elinde bulunduran böylesine bir mangayı listeye almazsak çok ayıp olur çünkü.
Korsanlar Kralı Gol D. Roger’ın yakalanmasından ve ünlü hazinesi One Piece’i bir adada bıraktığını söylemesinden sonra Büyük Korsanlar Çağı başlamış ve dünyanın bütün denizlerinden bu hazineye sahip olmak ve yeni Korsanlar Kralı olmak için yüzlerce korsan yelken açmıştır. 22 yıl sonra East-Blue’dan bir varilin içinde, hiç tayfası olmadan yola çıkan Luffy’nin ise gözünü diktiği tek bir şey vardır: Korsanlar Kralı olmak.
One Piece gerçekten sınırsız olanaklarıyla dolu dünyası, harika karakterleri, tarihi ya da popüler kültür göndermeleri ve tek çizgi şeklinde ilerlemeyen, karmaşık hikaye anlatımıyla efsanelerin arasına adını yazdırmış bir mangadır. Eğer korsanlarla ilgili hikayeleri seviyor ve okuyacak bir şeyi arıyorsanız One Piece’e mutlaka bir şans verin. Biraz uzun olabilir ama en azından Game Of Thrones ya da Kral Katili Güncesi gibi yeni bölümünü bekleme derdi yok.
4) Naruto

Birçok kişinin benden çok daha iyi bildiği, anlatmaya bile gerek olmayacak kadar ünlü olan Naruto, belki de listemizdeki en popüler manga olabilir. Her ne kadar Dragon Ball ile benzerliği birçok insan tarafından eleştirilse de daha sonra kendi çizgisini bularak bu eleştirilerden bir nebze kurtulmayı başarmıştır. İçerisinde bulundurduğu Naruto, Sasuke, Kakashi, Madara gibi karakterleri sadece Japonya’da değil, dünyanın birçok yerinde bir rock yıldızı kadar ünlü.
Naruto, anne ve babası doğumundan sonra ölen ve hayatının büyük bir kısmını yalnız başına geçiren Uzumaki Naruto’nun bir ninja olma yolunda geçirdiği hikayeleri anlatıyor. Geçirdiği yalnız ve uzun yılların karakterine olan etkisi, herkesin ondan uzaklaşması yüzünden arkadaş edinme çabasıyla dolu hikayesi, her ne kadar çok basit ve naif başlasa da giderek daha karmaşık ve daha güzel bir hale geliyor.
Naruto’nun çocukluğundan başlayan hikayesi daha sonra Shippuden’de çok daha girift, karanlık bir hikayeye evriliyor ve bu yüzden sanırım Shippuden ilk Naruto’dan daha çok seviliyor. Ama eğer mangalara çok yeni iseniz sizi yormadan eğlendirecek bir manga olan Naruto’yu okuyarak başlayabilirsiniz.
5) Bleach

Bleach’i anlatmaya başlarken hep içimde bir burukluk oluyor. Hikayenin ana temasını deli gibi sevdiğim böylesine bir manga, daha sonra arka arkaya aldığı kötü kararlarla kendini yedi bitirdi. Animesinin filler bölümlere boğulması, mangasının ise giderek daha zorlama karakterler çıkarması gibi durumlar yavaş yavaş tüketerek bitirdi güzelim mangayı. Oysa Ichigo, Zaraki Kenpachi, Ulquiorra gibi karakterler ne kadar havalıydı, savaşın ortasında “bankai” diye bağırmaları ne kadar gaza getiriciydi, ah ah…
Ölüm melekleri olan Shinigami’ler dünyaya sıkışmış iyi ruhların Ruhlar Dünyası’na huzurla kavuşmalarına, kötü ruhların ise sorun çıkarmalarına engel olmaya çalışırlar. Dünyadaki bir ruhun peşine düşen Kuchiki Rukia adlı bir Shinigami, aldığı bir darbe yüzünden yaralanır ve gücünü umutsuzca en yakınındaki insan olan Ichigo adındaki bir lise öğrencisine devreder. Böylece hem ruhlar dünyasındaki en büyük kurallardan birini çiğnemiş hem de büyük bir gücün açığa çıkmasına neden olur.
Daha fazla uzatmayacağım; Bleach mangasını okumadıysanız okuyun, animesini izlemediyseniz izleyin. Hatta gazınızı daha da arttırmak için hemen şimdi gidin Bleach soundtrackleri dinleyin. Sonlara doğru gelince siz de benim gibi üzüleceksiniz ama yine de Bleach, deneyimlemeniz gereken bir manga.
6) Fairy Tail

Beş büyük Shonen’in en yeni ve en son üyesi olan Fairy Tail de başlangıçta saydığımız diğer büyük mangaların etkisinde çok fazla kalmış ve bu yüzden çok eleştirilmiş ve hatta dalga geçilmişti. Yine de kendini geliştirmekten vazgeçmeyen manga en sonunda adını en popüler beş büyük manganın arasına yazdırdı ve akıllarda yer etti.
Fairy Tail, insanların çözemediği işleri büyüyle çözerek para kazanmak için toplanan büyücülerin olduğu bir dünyada manga ile aynı ismi taşıyan Fairy Tail adındaki bir büyücü loncasının hikayesini anlatıyor. Büyücüler arasında bile güçlü olmalarıyla bilinen Dragon Slayer’lardan biri olan Natsu Dragnel ile arkadaşları Lucy, Gray ve Erza’nın diğer loncalarla ve birbirinden zorlu görevlerle mücadele ediyor, bunu yaparken de sizi çok eğlendiriyorlar.
Fairy Tail’in diğer büyük mangalardan belki de en büyük farkı bu olabilir: Gerçekten olabildiğince komik ve eğlenceli. En karanlık zamanlarda bile Natsu’nun bir mimiği, bir sözü sizi güldürmeye yetebiliyor. Şu aralar kafanızı dağıtacak eğlenceli bir şey arıyorsanız mutlaka Fairy Tail okumaya başlayın.
7) Death Note

Sanıyorum ki birçok insanın manga okumaya veya anime izlemeye başlamasına sebep olan yegane isim Death Note olabilir. Her ne kadar insanlar mangayı okumaya kısa olduğu için başlasa da Death Note’un bu kadar akılda kalması ve çoğu insanın en sevdiği manga olmasına, hikayenin sürükleyiciliği ve karakterlerin mükemmelliği neden olmuştur.
Manganın hikayesi ise bu listedeki diğer bütün mangalara göre çok daha karanlık. Shinigami dünyasında canı sıkılan Ryuk adlı bir ölüm meleği Death Note’unu yanlışlıkla dünyaya düşürmüştür. Onu bulan Yagami Light adlı bir lise öğrencisi ise defteri bulmuş, deftere ismiyle yazılan bir insanın öldüğünü keşfetmiştir. Böylece artık kendine bir amaç atamış, suçluları öldürerek dünyaya düzen getirmeyi görev edinmiştir. Yagami Light muhteşem zekası ile bunu başaracak gibi görünse de karşısında en az onun kadar zeki L adındaki özel bir dedektifi bulur ve ikilinin heyecan verici akıl oyunları ile geçen kedi-fare oyunu başlar.
Hiç lafı dolandırmayacağım, bu mangayı okumanız için Yagami Light ve L gibi iki mükemmel karakter bile yeter. Zaten çok kısa hemen okuyun eğer beğenmezseniz ben buradayım bak, gelin beni bulun.
8) Fullmetal Alchemist

Bu kadar kaliteli bir manganın sekizinci sıraya koyduğumdan ötürü yiyeceğim lincin oldukça farkındayım. Ama hadi kabul edin Fullmetal Alchemist yukarıda saydığım birçok mangadan çok daha kaliteli olsa da daha az popüler. Gerçi son zamanlarda Elon Musk’ın Twitter profil fotoğrafını Edward olarak değiştirmesi üzerine manga tekrardan bir anda popülerleşti, ama olsun.
Küçükken annelerinin ölümüne şahit olan iki kardeş Edward ve Alphonse Elric, simya ile uğraşarak annelerini geri getirmenin yollarını ararlar. Sonunda annelerini diriltmek için aradıkları ritüeli gerçekleştiren Elric Kardeşler, bir ölüyü diriltmenin korkunç bedelleriyle yüzleşirler. Ritüel sonunda Alphonse, bütün vücudunu kaybetmiş, Edward ise bir kol ile bir bacağını yitirmiştir. Alphonse artık metal bir vücutta yaşayan bir ruh olarak, Edward ise hem kardeşinin bedenini kaybetme hem de annesini geri getirememenin sebep olduğu suçluluk duygusuyla hayatına devam eder.
Fullmetal Alchemist, tüm zamanların manga sıralamasında 9.13 puan alarak üçüncü sırada yer alıyor. Fullmetal Alchemist ve Fullmetal Alchemist: Brotherhood adındaki iki animesi de en az mangası kadar başarılıdır, ki onları da izlemenizi mutlaka öneririm. Ama bence mangayı önce okuyun. Sadece bir tavsiye.
9) Shingeki no Kyojin

Shingeki no Kyojin, nam-ı diğer Attack of Titans, son yıllarda manga dünyasına yeni bir soluk getiren yapımlardan biri oldu. Artık en fazla okunan mangaların gelenek haline geldiği bir zamanda yeni yüzler, yeni bir hikaye getirerek Avrupa ve Amerika’da mangaları tekrar popüler hale getirdi. Şarkıları söylendi, live-action filmleri yapıldı, figürleri yok sattı. Şahsen bunu da sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.
İnsanlığın devler tarafından avlanıldığı ve yenildiği bir dünyada son çare olarak insanlık, nasıl yapıldığı sır olarak saklanan üç büyük duvarın arkasında yeni bir medeniyet kurmuştur. Üç duvarın arkasında devlerden uzak güvenle yaşayan bu toplumun bütün huzuru bir gün Armored ve Colassal devin saldırılarına maruz kalmış ve en büyük duvarlarından biri yıkılmıştır. Bu duvarların içinde yaşayan Eren ve Mikasa devlerle savaşmak için orduya katılmış ve büyük sırların peşine düşmüştür.
Attack of Titans’ı mutlaka daha önce duymuşsunuzdur. Son zamanlarda o kadar popüler ki bizim size önermemize hiç gerek görmüyorum. Yine de eğer okumadıysanız animesinin bölümlerini beklemeden mangayı okumaya başlayın derim.
10) One Punch Man

Bu listedeki belki de en garip, hatta yok yok en garip manga kesinlikle tartışmasız One Punch Man’dir. Bir karakterin basit bir antrenmanla fazla gelişerek karşısına çıkan bütün düşmanlara sadece tek yumruk atarak yendiği bir manga ilk bakışta size dünyanın en saçma ve sıkıcı fikri gibi gelebilir. Tamam, belki saçma ama kesinlikle sıkıcı değil.
Başlangıçta süper kahraman mangalarına bir parodi olarak başlayan One Punch Man, Saitama adlı bir gencin antrenman yaparak çok büyük bir güce kavuşmasını ve dünyasını tehdit eden düşmanlara karşı kısa ama komik savaşlarını anlatıyor.
İnanın One Punch Man’i o kadar uzun uzun anlatmaya hiç gerek yok. Sizi fazla yormadan, sıkmadan okuyacağınız ve okurken doyasıya eğleneceğiniz harika bir manga. İlk bölümü okumaya başlayın, gerisi zaten kendiliğinden gelecek emin olun.
11) Sailor Moon

Aslına bakarsanız bu listeyi yaparken aklımda on madde vardı ama baş rolün erkek olduğu bu kadar fazla mangadan oluşan bir liste bir türlü içime sinmedi. Ben de 90’larda hayatımıza girmiş ve bütün dünyanın aklına “In the name of moon, you will be punished!” sözleriyle kazınmış Sailor Moon’u dahil etmek istedim.
Usagi Tsukino adlı bir ortaokul öğrencisi onu bulan iki konuşan kediden bir ay kraliçesinin reenkarnasyonu olduğunu öğrenir. Her ne kadar başlarda bu ünvanın getirdiği güçleri kabul etmeyip normal hayatına devam etmek istese de zamanla sevdiklerini korumak için bir Ay Savaşçı’sı olmayı kabul eder ve kötülerin peşine düşer.
Her ne kadar büyük kitleler tarafından “kıyafet değişimleri” yüzünden kadınları cinsel objeye dönüştürdüğü düşünülse de Sailor Moon aslında bunun tam tersidir. Cinsel ayrımcılığa karşı sert tavrı, bireylerin kişisel gelişimleri için özgün olmaya yönlendirmesi, Disney prenseslerine karşı bir portre sergileyen karakterleri ve tabi ki “Savaşçı Kadın” terimini kafalara çakmasıyla Sailor Moon, birçok genç kız ve kadının hayattaki yerlerini bulmasında yardımcı olup, onların manga dünyasındaki sesi olmuştur. Sailor Moon’u sevin, Sailor Moon’a saygı duyun, Sailor Moon’u okuyun.
Başta söylediğim gibi, bu mangaların benim övmeme, haklarında edeceğim birkaç cümleye kesinlikle ihtiyacı yok. Ama eğer aralarında hala okumadığınız bir manga varsa ve bu aralar okuyacak bir şeyler arıyorsanız ben bu on bir mangaya sonuna kadar kefilim. Tabi benim almadığım ve sizin “Yuh! Bunu nasıl koymazsın listeye?!” dediğiniz, bunu mutlaka oku diye önerdiğiniz manga önerilerinizi de sabırsızlıkla bekliyorum.
Kalabalıkta sesini kaybetmemek için içerik üreten biri. Her ateşin iyi bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu düşünür. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde "Tavşan" diye çağırabilirsiniz.
Tüm yazıları (703)
Yorum Yap