İçeriğe geç
Oyun 6 dk okuma

Ölü Dünyalar: Artık Aramızda Olmayan Ve Bu Yüzden Asla Oynayamayacağınız 9 MMO

J. H.
Ölü Dünyalar: Artık Aramızda Olmayan Ve Bu Yüzden Asla Oynayamayacağınız 9 MMO

Tek kişilik oyunlar sonsuza kadar sürerler. Hayır, hikayelerinden söz etmiyorum. Bizzat varlıklarını anlatıyorum size. Tek kişilik oyunlar bir kere dünyaya geldiler mi, bir daha gitmezler. Rafınıza koyar, indirip indirip tekrar kurarsınız. Yapan stüdyo iflas mı etmiş; dağıtımcı kepenk mi kapatmış, yayıncı ve marka arasındaki lisans anlaşması mı bitmiş? Size ne ki? Siz oyuna sahipsinizdir artık. Dilediğiniz kadar tekrar oynayabilirsiniz. İnisiyatif size aittir.

Ama MMO’lar böyle değillerdir. Oyunun kendisi bir sunucu üzerinden oynandığı için, biri gelip de sunucuların şalterini kapattığında dünya da uçup gider. Bir daha o diyara giremezsiniz. Ancak biri tutup oyunun client dosyalarını alıp; kendi sunucusunu çalıştırıp korsan bir hizmet sunarsa görebilirsiniz sevdiğiniz şehirleri, ülkeleri, düşmanları ve dostları. Ama o zaman da aylarca üzerinde uğraştığınız karakteriniz gitmiştir. Loncanız yoktur artık ortalıkta. Achievement’larınız toz olmuştur. Tadı aynı olmaz.

Biz bugün bu kepenk kapatan oyunları ele alalım istedik. Eğer bu MMO’ları vaktinde denediyseniz, şanslısınız. Zira hiç bulaşmamış olanlar o dünyaların nasıl yerler olduklarını, içlerinde bulunanları, bünyesinde yaşananları asla bilemeyecekler. Şayet hazırsanız, gelin başlayalım ölü dünyaları anmaya. Buyurunuz efendim!

 

Auto Assault

Auto Assault

Listemizdeki en cafcafsız oyun, aynı zamanda belki de en nevi şahsına münhasır MMO’lardan biriydi. NCSoft’un büyük 2000’ler ortası MMO atılımının bir meyvesiydi. O senelerde her eline para geçiren yapımcı bir MMO yapmaya girişiyor, rakiplerinden de kendini özel bir iki şeyle ayırmaya çalışıyordu. Auto Assault’ın ayrıldığı nokta, meselenin ekseriyetle arabalar üzerinden geçiyor olmasıydı. Mad Max vari bir dünyada, arabanızla oynayıp arabanızla savaştığınız bir oyundu Auto Assault. İlginç bir konseptti, denemeye değerdi. Gelin görün ki ömrü uzun olmadı.

 

City of Heroes

City of Heroes

Aah ah. Bu listeyi gidişine üzüldüğümüz oyunlar olarak kurgulasak ve liste şeklinde yapsak, muhtemelen bir numaraya açık ara City of Heroes’u koyardık. City of Heroes muazzam bir oyundu. Muazzamdı yani. Şimdilerde onun bıraktığı meşaleyi –aynı firmanın oyunu– Champions Online ve Sony’nin iyi götürdüğü DC Universe Online taşıyor, ama gelin görün ki ikisi de ne hikmetse City of Heroes’u özel yapan o gizemli sosa sahip olmaktan uzak gözüküyorlar. Bir başkaydı yani City of Heroes. Çok özletiyor kendini hayırsız…

 

Earth and Beyond

Earth and Beyond

Bu listede çok fazla WoW-Öncesi MMO yok. Nedendir bilinmez, WoW öncesi dünyanın büyük MMO’ları bir veya öteki şekilde hâlâ devam edebiliyorlar. Mesele öncü olmaları, yenilik sunuyor olmaları, ya da sadık hayran kitleleri diyeceğim ama; bu savımı da Earth & Beyond yanlışlıyor. Westwood’un geliştirdiği ve EA’in yayınladığı bu bilim-kurgu MMO’sunda saydığımız her şey vardı. Üstelik, benim hatırladığım ilk bilim kurgu MMO’lardan da biriydi kendisi. Fakat çıkışından tam iki yıl sonra kepenkleri kapattı, milletin içinde bıraktığı ukteyle uçtu gitti sanal diyardan.

 

Free Realms

Free Realms

Bir gün olur da en hakkı yenmiş MMO’lar diye bir liste yaparsak, bilin o gün Free Realms’ten tekrar bahsedeceğiz. Sony’nin bundan yaklaşık beş altı yıl önce galasını yaptığı Free Realms, çocuksu görüntüsünden olsa gerek; MMO kitlesi tarafından pek bir hor görüldü uzun süre. Gelin görün ki volkanik bir yükseliş de yaşamıştı aslında. Çıkışından bir yıl sonra 10 milyon kullanıcı tabanı vardı; ilk büyük F2P MMO’lardan biriydi ve içinde yapacak şeyler asla bitmiyordu. Sonra yavaş yavaş kullanıcı tabanı zayıfladı, Sony de en sonunda geçen sene finalini yaptı Free Realms’in. Yazık oldu be!

Matrix Online

Matrix Online

Monolith’in geliştirdiği Matrix Online garip bir oyundu. Dövüş sistemi Matrix külliyatının o kendine has estetiğini dönemin teknolojisiyle mükemmel yansıtıyordu, evren cuk diye oturmuştu filmlerden gördüğümüz şeylerin ortasına ve stüdyo tarafından yönetilen; organik event’lerle ilereyen harika bir hikayesi vardı. Fakat sorun şuydu, oynanışı bok gibiydi oyunun. Görevler hep aynıydı, çeşitlilik yoktu, itemizasyon çok zayıftı… Böyle böyle tutunamaz oldu Matrix Online. Potansiyeli büyüktü, ama bir türlü kullanamadı.

 

Shadowbane

Shadowbane

Shadowbane. Listemizdeki en ismi bilinmeyen oyun muhtemelen kendisi. Ubisoft tarafından 2003’te piyasaya sürüldü, iki ek paketi çıktı, altı yıl da dayandı aslında. Çok büyük yeniliklere sahipti dönemine göre. Üstelik başlangıçta arkasında büyük bir hayran desteği de vardı. Fakat kendini bitiren kurşunu, kendi kendine sıktı Shadowbane. Berbat ötesi bir çıkış yaptı, teknik sorunlar arasında bğuldu ve sonraki altı seneyi can çekişerek geçirdi. Aslında bir ara her şeyi silme baştan ayarlayıp, şeklini çok düzeltmişlerdi oyunun, ama artık iş işten geçmişti; WoW diye bir şey vardı ortamda. Tutunamadı.

 

Star Wars Galaxies

Star Wars Galaxies

Her şeye rağmen. Her şeye rağmen savaşı sürdürdü Star Wars Galaxies. Sony’nin ısrarla kendisini sabote etme çabalarına direndi, prequel üçlemeyle oluşan Star Wars tiksintisine dayandı; WoW çıktı ona bile karşı dik durdu SWG. Ama en sonunda onu bitiren, The Old Republic oldu. Bir dönem iki MMO’nun yan yana devam edebileceği söyleniyordu; fakat muhtemelen sonrasında Lucasfilm cephesinden sert bir çıkış gelmiş olacak ki, SWG, TOR’un çıkışından beş gün önce görkemli bir event’le elveda dedi. Bugüne bugün hâlâ oyunu NGE öncesi ve NGE sonrası hâlleriyle yaşatma çabaları devam ediyor en azından.

 

Tabula Rasa

Tabula Rasa

Büyük, kocaman umutlar vardı Tabula Rasa’nın sırtında. Oyunu yapan kişi, MMO türünün babası Richard “Lord British” Garriott’tı. Üstelik kendisi uzaya gidip geldikten sonra ilhamlanıp girişmişti oyuna. Yani ilk defa uzay görmüş birinin elinden bir uzay oyunu oynayacaktık. Heyecanlıydık. Avuçlarımız kaşınıyordu. Peki ne oldu? Tüm beklentilerin altında bir şey çıktı karşımıza. Açık konuşayım, Garriott faktörü ve oyunun sahip olduğu potansiyel ışığı olmasa, listeye bile almazdım Tabula Rasa’yı; o kadar sessiz sedasız sönen bir oyun oldu. Ama yine de, Garriott var işin içinde. İçimiz hafif de olsa bir sızladı.

 

Warhammer Online: Age of Reckoning

Warhammer Online

Warhammer Online: Age of Reckoning, ya da kısa adıyla WAR her benim diyen oyun stüdyosunun elindeki lisansı bir MMO’ya çevirmeye çalıştığı günlerin meyvesiydi. EA bu yarışta “ben de koyucam ha!” diye çıkıvermiş, işe de Mythic Studios’u sürmüştü. Mythic deneyimliydi, Warhammer IP’si ağız sulandırıcıydı ve ortaya çıkan iş de çok özeldi gerçekten. Fakat Warhammer da WoW’un kemerindeki çentiklerden biri olmaktan kurtulamadı. Ne kadar şaşaayla çıkmış olsa da yola, sessiz sedasız bir şekilde 2013’te kapandı. Bir yıl sonra da yanına Mythic’i alarak…

J. H.

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Tüm yazıları (1579)

Bunlar da ilgini çekebilir

3 yorum

  1. Konu MMO’dan açılmışken artık Warhammer Fantasy gelmesin piyasalara… Olmuyor işte WoW piyasada oldukça yürümüyor. 40K yaptınız da her türlü desteği vermedik mi nedir WHFantasy merakı? 🙂

  2. DCU Online’ın City of Heroes tadı vermediğine katılmıyorum. Her ne kadar uzun süredir oynamasam da DCUO bence en hakkı yenen MMO’lardan. Hem oynanış olarak çok başarılı, hem de DC Universe içinde olduğunuz için daha bir havaya giriyorsunuz. (Bu arada PC’de oynadım sadece, diğer platformlardaki verimini o yüzden öngöremiyorum.) Dip not: Çok anlamam MMO’lardan, single player bi insanım ben.

    PS: Matrix gibi bir fikrimülk varken, konsepte bu kadar uygunken nasıl olur da başarılı bir Matrix oyunu olmaz, inanmakta güçlük çekiyorum. Tasarımlar zaten filmde mevcut, azıcık da konu-görev falan yazıcaksın olacak, inanılır gibi değil.

  3. Pirates of Caribbean Online da ekleseydiniz fazla kullanıcısı yoktu ama baya sevilen bir oyundu : )

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.