Garry’s Mod’un yaratıcılarının yeni oyunu Rust, an itibariyle Alfa fazında. Rust’ta açtığınız her oyun, yeni bir hikâye. Bizim hikâyelerimiz de burada.

 

Sorun sunucu. Evet abi. Sorun sunucu yani. Benim neyime 130 kişilik sunucuda koşuşturmak? Ana rahmine dönmem lazım benim. Kendi milletimden adamlarla olmam lazım. Buluyorum bir tane Türkiye sunucusu. 50 kişi ya var ya yok. Doğuyorum. Yine elimde taş.

Bu sefer yalnızım. Çok gelen giden yok. Taktikleri kurdum kafamda. Bir yere yerleşmeden önce sağlam bir envanter edineceğim. Kenara bir ateş yakıyorum, ucuna da bir kutu koyuyorum. Kayalıkların arasına da gizliyorum ki belli olmasın. Güneş batmadan çıkıyorum avlanmaya.

2014-01-24_00001

Allah’ım ne büyük bir lütuf bu? Her yer hayvan, kaya, odunluk dolu! Ceplerim kumaş, yağ, et doluyor. Pişirip pişirip yiyorum etlerimi, kumaşlarla kendime bir pantol, bir de bere yapıyorum. Şu oyuna başladığım günden beri ilk defa yaşıyorum, anlıyor musunuz? Yaşıyorum ulan! Gece çöküyor, ateşimin başında gelecek planları yapmaya başlıyorum. Şimdilik iki tane temelim, dört tane de sütunum var. Alırım bir duvar koyarım bunların yanına, bir tane de kapı… Güneş tekrar doğmalı, tekrar ava çıkmalıyım!

Kutum doluyor bir müddet sonra. Kafamda bir fırın yapıp, topladığım metalleri eritmek var. O metallerle silah yapacağım. Kadir İnanır’ın atom fizikçisi olduğu filmde ettiği akti ediyorum. “Hepsinin canı cehenneme. İnsanlık için çalıştık, sokakta kaldık. Avlanmak da, inşa yapmak da yerin dibine batsın. Bundan sonra başka bir adam olacağım. Beni mezara itenlerden daha gaddar, daha insafsız. Onun için, avlanmaya da, inşa yapmaya da lanet olsun. Kumarbazlığı, itliği, hergeleliği öğreneceğim. ” Evet anasını satayım. Öğreneceğim!

 

http://www.youtube.com/watch?v=WOErsic3Ti4

 

Talih de yüzüme gülüyor. Hazır yapılmış evlerden birine denk geliyorum. Avlanma arazimin çok yakınında. Arkada bir kapısı eksik, yapılmamış. Önde bir metal kapısı var. Boşluğa kapıyı koyup, içeri sığınıyorum. İçerisi benim için adeta gizli bir hazine odası. Kamp ateşi, kutular, çalışma masası, fırın, her şey var ulan! Şansımın yaver gitmesine alışık değilim. Kendimi resmen dünyevi zevklere boğuyorum. Sabah akşam pişmiş et yiyorum, kendime bir yay, bir de ok yapıyorum. Doğru düzgün bir baltam bile var.

Sıra silah yapmaya geliyor. Yarabbim sana şükürler olsun. Çok bir şey değil ama millete karşı kendimi savunabileceğim derme çatma bir silah. Hayatımda gördüğüm en güzel şey resmen. Bir iki kurşun yapmam lazım şimdi buna… Onun için de barut lazım. Çıkmışken ayağıma bir pabuç da yapayım değil mi? Yalın ayak başı kabak gezmeyelim.

2014-01-24_00002

İleride bir domuz görüyorum. Benimsin domuz! Alacağım senin derini! Bu nidalarla koşturuyorum. Koşuyorum. Koşuyorum. Koşunun bir noktasında acı gerçek suratıma dönk diye çarpıyor. Domuz değil bu. Bu kurt. Götüne vurunca kaçmayan cinsten bir hayvan bu. Saldıran. Kovalayan cinsten. Üzerimdeki iki paçavranın gazına geliyor, geçiriyorum baltamı. Benim ona iki vuruşuma o bana dört vuruyor. Bandajlar bitiyor. Kanamalar başlıyor. Durmuyorlar. Hayvan ölmüyor.

Ben ölüyorum. Allah belanı versin Rust. Bu sefer umutlanmıştım…

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.