Başlıktaki laf biraz iddialı gelebilir, ancak bir yandan an itibariyle beta testi aşamasında olan ve dileyenlerin 14 günlük bir deneme süreciyle bir arkadaşa bakıp çıkabileceği Jump, sanıyoruz biraz iddiayı hak ediyor. Şuradan erişebilirsiniz Jump’a. “Erişebilirsiniz” derken, gidip sitesine bakabilirsiniz, ekran görüntülerini gezebilirsiniz demiyorum. Gidip, linkini verdiğim web sitesinden direkt olarak Jump’ın sunduğu temel hizmete erişebilirsiniz. Indie oyun oynamak. 

Jump, Netflix/Spotify tipi açık büfe iş modeli yapan bir site. İlk olarak bunu belirleyelim. Ayda 10$ gibi çok cüzi bir rakam veriyorsunuz, Jump’ın tüm kütüphanesi emrinize amade oluyor. İkincil olarak, bu parayı verdikten sonra oynadığınız oyunların tümünü tarayıcıdan çalıştırıp oynuyorsunuz. Zaten sitenin esprisi indie oyunlar üzerine olduğu için kimsenin boyutu 35 gigabayt değil. Hafif bir ön indirmeden sonra Jump roket gibi açmaya başlıyor oyunu.

Jump

Bunlar Jump’ı bir ürün olarak kaliteli kılan şeyler. Peki “devrimsel” yapan nedir? O da Jump’ın üçüncü büyük esprisi, kürasyon. Jump’ta ilk etapta 60 oyun olacak, kısa vadede de buna 10 oyun eklenecek. Fakat bunlar, bir ekip tarafından elenerek oluşturulan bir listeye aitler. Hangi oyunun içeri girip, hangisinin dışarıda kalacağına özen gösterme bir vaat değil bu platform için, aynı zamanda bir satış politikası. Siteye giriyorsunuz, “Jump Nedir” kısmında ikinci başlık kürasyon.

Burada hangi standartları gözetecekleri tabii ki bir tartışma konusu. Sitede “ödüllü oyunlar” demişler ama, indie oyunlara ödül veren yeterli saygın kurum yok dünya üzerinde. Şahsi keyifse, ona da varız, ama o şahsı tanımamız gerekiyor önce. Yani soru işaretleri var konseptin üzerinde, buna hiç şüphe yok. Ancak şu da çok su götürmez bir durum: Jump gibi bir şey yok oyun dünyasında şu an. Steam, XBLA ve PSN gibi platformlar tabii ki indie’lere yer veriyorlar, ama birçoğu –dikkat çekmezlerse– silinip gidiyorlar yığınların içinde. Bu herkeste bir dikkat çekme mecburiyeti getiriyor. Bu dikkat çekme mecburiyeti de iki tip durumu ön plana çıkartıyor: Bir şeyin klonu olmak ve YouTuber/Twitchcaster’ın oynayacağı oyun olmak. Ama işte indie oyunlar sadece “bir şeylerin ucuz kopyası” ya da “şok değeri üzerinden ticaret yapan leşlikler” kategorilerinden ibaret değil. Bir de sanat yapmaya çalışan çocuklar var.

Jump eğer sağlam gelirse ve sağlam tutarsa, bir anlamda dijital bir sanat galerisi vasfı görebilir bu alanda. Ve görürse de, muhteşem olur. Ben kendi payıma her ay bir sonraki Braid’i bulma umuduyla Jump’a 10$ veririm. Çünkü zaten tarayıcıdan açılıyor, 10 dakika bakıp çıkmak çok kolay. Kürasyon düzgün yapılırsa, uğrak mekanı bile olur insanın. Siz ne dersiniz?

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.