İçeriğe geç
Müzik 9 dk okuma

ROCK ALMANAĞI #3 | 17 Ülke, 49 Grup, 51 Yıl, 50 MİLAT Rock Şarkısı [’77-’86]

Yiğitcan Erdoğan
ROCK ALMANAĞI #3 | 17 Ülke, 49 Grup, 51 Yıl, 50 MİLAT Rock Şarkısı ['77-'86]

Son güncelleme: 13 Kasım 2017

Dünyanın bütün müziklerinin kendine has bir büyüsü olduğu tartışma götürmez bir gerçeklik. Herkese göre bir tını dizisi var şu hayatta, herkesin kendine dokunan bir sesler bütünü var. Ama öte yandan rock biraz diğerlerinden özel, bu da çok ortada. Rock müzik biraz garip insanların müziği, aykırı olanların, sırıtanların, tam yerine oturmayanların. Bu yüzden de hep değişimin sesi; devrimin tozu, isyanın nefesi olageldi. Sadece doğup büyüdüğü yer olan Birleşik Devletler’de değil, tüm dünyada.

Bu içerik dizisi de işte bunu belgelemek için yola çıktı. On yedi ülke, kırk dokuz grup, elli bir yıllık bir yelpaze dahilinde farklı sebeplerden 50 milat rock şarkısı alındı. Bu şarkılar bir çalma listesi olarak Geekyapar Spotify‘da olacak. Şarkıların beraberinde getirdikleri -ya da ayak uydurdukları- estetik, politik, sosyolojik ve bir iki durumda teknolojik değişimleri görsellerle destekleyen videolar Geekyapar YouTube kanalında bulunacak. Şarkıların hikayelerini bu sayfalarda beraber –bir çıt– akademik konuşacağız. Daha samimi muhabbeti ise podcast olarak Geekyapar Meram kanalında dinleyebileceksiniz.

Yine ilk önce video, sonrasında da maddeler!

https://www.youtube.com/watch?v=YZfpm6xPj4w

1. Sex Pistols – Anarchy in the U.K.

Various - 1977

Bugün üzerinde mutabık olduğumuz ve bu sayfalarda buluşmamızı sağlayan pek çok değerin izini sürün; hemen hemen hepsinin 1977’ye çıktığını göreceksiniz. O sene bizi bugün tanımlayan üç şey yaşandı. Apple kişisel bilgisayar alanında devrim yapan cihazı Apple II‘yı çıkarttı. George Lucas neredeyse günaşırı fenomen olan Star Wars‘ı sürdü piyasaya. Ve Britanya’da çengelli iğne takıp hiçbir şeyi umursamayan bir grup genç punk rock‘ı hediye ettiler dünyaya. İlki dünyanın kapılarını birbirine bağladı, ikincisi hayal güçlerine tuval tuttu, üçüncüsü ise muhteşem bir etik kattı lügatımıza: DIY, yani do-it-yourself, yani kendini-ifade-etmek-için-virtüöz-olman-gerekmiyor. İnternet kültürü bu üçünün kavşağı değil mi bir noktada?

 

2. Pink Floyd – Another Brick in the Wall (part 2)

02 Another Brick in the Wall

Pink Floyd 1972’de kendini çok enteresan bir pozisyonda bulmuştu. Yaptıkları müzik deneysel, saykedelik ve uçarıydı; ama ne hikmetse bir nesle dokunmuş ve o dönemki taze albümleri Dark Side of the Moon rekor üstüne rekor kırmıştı listelerde. Grup kendini dünya çapında ünlü ve hatırı sayılır mertebede zengin buldu. İkisiyle de rahat edemediler. Para kötü yatırımlarla suyunu çekerken, şöhretin sonu Roger Waters’ın konserde hayranlara tükürmesine vardı. Öte yandan eski dostları ve grubun ayrılmış kurucu üyesi Syd Barrett’ın akli durumu da kötülüyordu her geçen gün. İşte The Wall böylesi bir psikolojiyle yazıldı. Waters’ın başyapıtı, etrafındaki duvarıyla baş etmeye çalışan Pink’i anlatıyordu. Bir konsept albümdü, tematikti ve değindiği temalardan biri de bu duvara tuğlaların ne kadar küçük yaştan örülmeye başladığıydı. Mutsuz öğretmenler ciddi bir parçasıydı bu mitolojik işin. Bunu anlattığı şarkılardan biri de marş, pelesenk oldu. Daha bir şey söylemeye gerek var mı?

 

3. Bijelo Dugme – Bitanga i Princeza

03 bitanga i princeza

Balkan müziği başkadır. Gerçekten başkadır. Zaman ölçülerinden, vokallere kadar her şeyi biraz daha farklı yaparlar. Belki de bu kadar fazla uygarlığın kavşağında durmanın getirdiği bir kafa karışıklığıdır bu. Belki de üzümü yeyip bağını sorgulamamız gerekir. Ne de olsa bu gariplik 70’lerde dünyaya hükmeden pek çok deneysel ve progresif rock müzik bırakmalarına sebep oldu. Şüphesiz bunların arasında Goran Bregovic’in liderliğindeki Bijelo Dugme bambaşka bir yerdeydi. Onların new wave tarzına geçmeden önceki son ciddi rock albümleri de tarihe başka bir yerinden yazıldı. YU 100 listesine göre gelmiş geçmiş en iyi 10. Yugoslav albümünün son parçası da bir başka harikadır, biz buradan önermiş olalım!

 

4. Joy Division – Love Will Tear Us Apart

Portrait of Joy Division

Love Will Tear Us Apart’ın baş döndürücü şekli ve hüviyetine müzik alimleri post-punk derler. Daha birinci maddede punk derken, post’una nereden geldik diye soruyorsanız eğer; çok haklısınız. Punk etkili olmasına rağmen kısa ömürlü bir müzik dalıydı. Etkiliydi, çünkü kulağını eşelediği herkes dönüp büyük işler yaptılar müzik dünyasında. Kısa ömürlüydü, çünkü punk yapan çocuklar; eh, bir noktadan sonra enstrümanlarını çalmayı öğrendiler. O DIY etiği, o sistem dışılık hâlâ vardı; ama artık salt isyan değildi anlattıkları. Onlar kalplerini kıran aşklardan, kollarını yoran taşlardan ve kafalarında yer işgal eden bulutlardan da söz etmek istediler. Tam o noktada post-punk girdi hayatımıza. En ön safında da Ian Curtis’in karamel sesi vardı.

 

5. AC/DC – For Those About To Rock (We Salute You)

05 For those about to rock

AC/DC’nin en mühür, en unutulmaz, en damga şarkısı bu mu? Sanmıyoruz. Ama liste belirli yıllara, belirli dönemlere ve belirli akımlara ayrılmıştı. Bazı grupları bazı yerlere koymak gerekiyordu ve AC/DC’nin bütün diğer bayrak şarkılarının yeri kapılmıştı önceden. E ama hard rock‘ın ön cephe askerlerine bir selam çakmak gerekiyordu. En nihayetinde göz deviren bir tercih olmadı For Those About to Rock. Çünkü, birincisi: Şarkıda toplar patlıyordu ve biz bundan daha rock çok şey düşünemiyoruz. Ama daha önemlisi, ikincisi: AC/DC’yi evrensel bir değer yapan her şey bu şarkıda bulunabiliyordu. Herkesi kapsayan bir rock selamıydı çünkü bu şarkı. Her neysen, rengin, dilin, dinin ya da inançların önemli değil. Sallanıp yuvarlanmaya geldiysen, selamımız sana.

6. Survivor – Eye of the Tiger

06 eye of the tiger

Geri dönüp bakınca insanın gerçekten de bu şarkının hem En İyi Şarkı Oscar‘nı, hem de En İyi Şarkı Grammy‘sini kaybettiğine inanası gelmiyor. Çünkü kazanan şarkıları kimse anımsamıyor ve yıllar sonra da kimse anımsamayacak, ama Eye of the Tiger’ı anneannem biliyor. Sylvester Stallone’un Another One Bites the Dust’ın haklarını alamayınca Survivor grubuna özel olarak yazdırdığı hard rock şarkısı sadece rock değil, müzik tarihinin en ikonik parçalarından biri. Öyle ki, biz epey eminiz artık: Eye of the Tiger Rocky’yle özdeşleştirilmiyor artık. Rocky yekten Eye of the Tiger ile özdeşleştiriliyor.

 

7. U2 – Sunday Bloody Sunday

LEAD Technologies Inc. V1.01

Büyük rock şarkılarının ardına bakın, çok yüksek ihtimalle büyük bir acı bulursunuz. Büyük İrlandalı rock şarkılarının ardına bakın, büyük bir acı bulacağınız bu sefer kesindir. İrlanda yıllar içerisinde acıların adası olagelmiştir istemeden. En büyüğü de kardeşin kardeşe kırıldığı The Troubles dönemidir. U2 da bu iç savaşa şahitlik eder Sunday Bloody Sunday’de. Askeri davul ritminin üzerine Bono içtenlikle sorar: Daha ne kadar söylememiz gerekecek bu şarkıyı? Çok fazla kişiyi kaybettik, peki söyler misin bana, kim kazandı? U2 kendi hesabınca tutabildiği tek tarafı tutmuştur İrlanda’nın Protestan-Katolik/Milliyetçiler-Britanyacılar kavgasında. Barışın tarafını. Sükutun tarafını. Tarihin gözünde en güvenli taraf da budur zaten.

 

8. Hanoi Rocks – Up Around the Bend

08 up around the bend

Muhtemelen rock müzik bir Amerikan icadı olduğundan, Avrupa’dan çıkıp da Amerika’yı etkileyen grup sayısı azdır genelde. Hele ki İngiltere’yi çıkartırsanız denklemden bu rakam iyice ufalır. İşte Finlandiyalı grup Hanoi Rocks bu ufak ve elit kategoriye dahildir. Sadece müzikal olarak değil üstelik. 1979’da kurulan grup Guns ‘n’ Roses, Poison, Mötley Crüe gibi grupların da benimseyeceği ve aşağı yukarı 80’lere damga vuracak olan glam rock / hair metal estetiğini yayar dünyaya. Def Leppard’ın frontman’i Joe Elliott çok sonraları “pek çok kişi o tarzı benimsedi, ama beceren tek grup Hanoi Rocks’tı” diyecekti. E taklitler de asıllarını yaşatır zaten genelde.

 

9. Наутилус Помпилиус – Князь тишины

09 nautilus pompilius

Dokuzuncu maddemiz için çok enteresan bir yere gidiyoruz. Bir gotik rock grubu var elimizde. Biraz karanlık. Biraz yankılı. Bolca buğulu. 1983’te Vyacheslav Butusov ve Dmitry Umetsky tarafından Sovyetler Birliği’nde kuruluyor. Üç şehrin yeraltı tünellerinde büyüyen, konuşmayı tercih ettiği konulardan dolayı yaylımını radyoyla değil, ağızdan ağıza sağlayan bir rock akımı var o sıralarda, Moskova, o zamanki Leningrad ve o zamanki Sverdlovsk. İşte Sverdlovsk’un çocukları Nautilus Pompilius. Burada misafir ettiğimiz şarkılarının adı ise Türkçe’siyle Sessizlik Prensi. Macar şair Endre Ady’nin aynı isimi şiirinden alınma. “Bir yanlış hareket” diyor şarkı. “Bir gereksiz ses“. Ve iyi prens sessizlik, ezer geçer beni. Şiir ve rock birleşince ne kadar güzel değil mi?

 

10. 崔健 – 一无所有

10 nothing to my name

Cui Jian için Çin rock müziğinin babası denir. Bu şaşırtıcı da değildir. Onun burada ağırladığımız 1989 tarihli başyapıtı Nothing to My Name tüm Çin Halk Cumhuriyeti tarihinin en önemli parçalarından biridir. Bazı şarkılar vardır ki, beraberinde taşıdığı yükleri ve ağırlıkları hissetmeniz için dinlemeniz yeter sadece. Nothing to My Name de öyledir işte. Alimlerin xibeifeng, yani Kuzey Rüzgarları ismini verdiği janra münasip şarkı bir yandan klasik Çin müziği ögelerini elinde tutar, onları rock müziğe bular ve bir yokluk anlatır. Adıma hiçbir şey yok der Jian sevdiği kıza. Bu yokluk beyanı bir neslin damarına girer. Çin Halk Cumhuriyeti bir değişimin kıyısındadır. Bu değişim pek çok genci bir boşluğa itmiş, büyük gelecek kaygılarına gark etmiştir. Tam da bu anda çıkagelir Jian. Adına hiçbir şeyi yoktur, ama umutları vardır. Sevdiği kıza elini uzatır. Kız güler ona. Neden güldüğünü sorar ona Jian. Kendisine de neden devam ettiğini. Kimilerine göre burada Jian Çin’in gençleri, şarkıdaki kız da Çin’in ulusudur. Gençler kayıptır, ulus ise küçük görmektedir onları. Bu psikolojilerin içinde 1989’da Tiananmen Meydanı’nda dünyayı sallayan bir protesto gerçekleşir ve bu çalkantıların tam ortasında, ruhunda ve kalbinde de Cui Jian vardır. Adına hiçbir şey olmayan adam.

Ha bir de… Bu 10’lunun Spotify playlist’i, şu şekilli:

Tıklarsan bu içerik Spotify'dan yüklenir ve Spotify kendi çerezlerini kullanabilir.

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.