Seksi Romantize Etmeden, Karikatüre Çevirmeden Yansıtan 6 Film
Sinema ve seks başlığını inceleyeceğiz birlikte önümüzdeki dört hafta boyunca. Nereye düşüyor, nereden yükseliyor; neye dayanıyor? Bunları konuşmayı da, bir şeyi söyleyerek başlamamız gerekiyor: Seks sinemada çoğunlukla ya romantize ediliyor, ya da karikatürize ediliyor. İkisinin ortasında duran, yer yer garip, yer yer tatlı; her yeriyle ise gerçek cinsellik pek alan bulmuyor kendisine.
Biz onları bir gruplayalım istedik. İlk adım olarak, gayet pırlanta; ne dersiniz?
Buyurun.
Watchmen
İkinci denemeleri daha stilizeydi elbette Nite Owl ve Silk Spectre‘ın. Ama mühim olan, ancak ikinci denemenin stilize olmuş olmasıydı. Watchmen burada Nite Owl ve Spectre seks sahnesini çok gerçekçi bir yerden yakalıyordu. Nite Owl bir kimlik bunalımı yaşıyor, orta yaş buhranlarının üstüne bir de post-süper kahraman travmalarında geziniyordu. Silk Spectre da ondan halliceydi zaten. Beraberce önce olduramadıp, sonra da güzel paslaştılar işte.
Knocked Up
Karikatürize olmayan iddiamızdan sonra Knocked Up görmek enteresan gelebilir, ama Knocked Up’ın bütün filmi başlatan seks sahnesi esasında epey gerçekçiydi. Özellikle de birbirinin liginde bulunmayan iki insanın bir hatadır başladıkları bu deneyime yaklaşımları, komik olmakla beraber, epey de isabetliydi aslında. Tabi Ben’in yaptığı hayvanlığı hiçbir noktada tasvip etmiyoruz, orası ayrı.
Blue Valentine
Blue Valentine’da Dean ve Cindy‘nin tüm ilişkisi felaket gerçekçiydi zaten. Hani otursanız, üzerine tez yazacak yirmi beş farklı şey bulabileceğiniz kadar derindi; bir yandan da hepimizin başına gelmiş izler yakalayabileceğiniz kadar da tanıdık bir şeydi. E hâl böyle olunca, filmin seks sahnelerinin de aynı gerçekçilikte olması gayet doğal. Bu arada söyleyelim, elinde Ryan Gosling ve Michelle Williams gibi iki doğmamış, mermerden yontulmuş insan varken seksi romantize etmemek, büyük bir yönetmenlik iradesi.
Don’t Look Now
Bu filmi buraya koyuyoruz, çünkü içinde barındırdığı seks sahnesi her ne kadar büyük bir ustalıkla montajlanmış ve çok dürüst performanslarla bezeli olsa da, efsane olmasına sebep olan şey insanların gerçekten de bu seks sahnesini gerçek sanmasıydı. Donald Sutherland ve Julie Christie ayrı ayrı çıkıp kesin dillerle yalanlayana kadar, Hollywood’da bir şehir efsanesiydi filmin gerçek seksi kayıt ettiği. Düşünün ne kadar gerçekçi çekildiyse?
Tiny Furniture
Lena Dunham’ın kariyerini başlatan Tiny Furniture’u izlemediyseniz, bir göz atmanızı öneririm. Girls seviyorsanız hele, hiç düşünmeyin. Özünde Girls gibi, 20’li yaşlarının ortasında hayatını bir yere oturtmaya çalışan insanların hikayesini anlatan Tiny Furniture’un, yine aynı Girls gibi romantize edilmekten çok uzak, gerçekliğiyle insana tokat gibi vuran bir seks sahnesi vardı. Ya hatta dürüst olalım, baya Girls: The Prequel bu film yani…
Don Jon
Şimdi gelelim ana yemeğimize. Don Jon aslında az çok bu yazının da dert edindiği bir şey üzerine dönüyor. Şunu diyor Joseph Gordon-Levitt’in kusursuz ilk yönetmenlik denemesi: Romantize edilmiş / stilize edilmiş aşk da, cinsellik de bizim hayatımıza sirayet ediyor. Bunu da iki karakter üzerinden, iki koldan inceliyor.
Bir taraftan Jon’u ve onun porno izleyerek oluşturduğu seks beklentilerini izliyorsunuz. Jon gerçek seks esnasında ne zaman pornonun aşırı derecede rafine edilmiş mükemmeliyetinden uzak bir şey yaşasa, olaydan koptuğu için genelde cinsel birleşmelerinden tatmin alamayan bir adam. Barbara buna kıyasla, filme “normal” olarak giriyor. En azından cinsel tarafta öyle belki, ama film sonra alttan alta pişirdiği müthiş mesajı patlatıyor: Barbara da aynı şeyi romantizm üzerinden yapıyor. Gordon-Levitt bu konuda, neredeyse Requiem for a Dream’in uyuşturucu kullanım sahnelerinden pastiş yaptığı sekanslarla, Barbara’nın romantik film tüketimiyle Jon’un porno tüketimi arasında hiçbir fark olmadığını göstermek istiyor izleyicilere.
Ve kendisi de, bu iki sektörün ortasında bir yerde durduğundan, seks ve sinemayı aynı anda işlediği için, çok enteresan seks sahneleri içermekte. Farklı amaçlara hizmet eden, farklı noktalarda duran sahneler. O yüzden de listemizde assolist alanı ona ayrılmış vaziyette. İzlemediyseniz, mutlaka izleyin!
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)





Yorum Yap