Sinema Tarihinin 6 Lüzumsuzluğuyla UNUTULMAZ ÖLÜMÜ
Yazan: Ekrem Poyraz
Ölümler filmlerin her zaman en heyecanlı, hüzünlü, can alıcı sahneleri olmuştur. Bazen sevdiğiniz karakterin ölümüne ağlar, bazen bir kötü karakterin ölümüne seviniriz. Ancak sinema tarihinde öyle ölümler vardı ki “Ya arkadaşım böyle ölüm mü olur çok rahat kurtulurdu o.” ya da “Bu mudur hayran olduğm adamın ölümü? ” dedik. Bu tip ölümler filmi izlerken hep kafamızın bir köşesini kurcaladı ve bize acı verdi. İşte onlardan bazıları:
Bill Murray, Zombieland
Zombi kıyametleriyle dalga geçen filmler arasında benim en beğendiğin buydu. Hatta Bill Murray çıkınca falan çok hoşuma gitmişti, ki çok severim kendisini. Ancak dışarısı zombi kaynarken, kendisini daha tanıtmadığı insanlara zombi makyajı yapıp korkutarak şaka yapıyor abi adam. Hem de adamın silah taşıdığını bile bile. Bill Murray’de şaka mı kalmadı arkadaşım ya.
Professor X, X-Men: The Last Stand
Jean Grey’in kendi mutant güçleri tarafından ele geçirilmesi sonucu, sevdiği adamı bile rahatça öldüren bir canavara dönüşmüştü. Professor X aklına bile giremediği kızın önüne tekerlekli sandalyeli ve yanında başka mutant olmadan çıkıp bu işi medeni insanlar gibi konuşarak halletmek istemişti. Ya senin zaten tek yaptığın akıl kontrolü, madem olmuyor; ya kaç ya savaş diğer mutantlarla birlikte. Ya da bırak o cesareti Wolverine göstersin.
Boba Fett, Return of the Jedi
O ki galaksinin en iyi paralı askerlerinden biri. O ki sadece 3 replikle milyonları kendine hayran bıraktıran, Jabba the Hutt’ın sağ kolu. Ancak aynı zamanda yarım metre arkasına bakmayı akıl edemeyip, Han Solo’nun yanlışlıkla kendisine çarpması sonucu zavallıca can vermiş kişi. Efsane üçlemeye tabii ki lafımız yok ama Boba Fett için de daha şanlı ve mantıklı bir ölüm izlemek hepimizi daha çok tatmin ederdi.
Jack Dawson, Titanic
Biliyorum biraz klasik oldu ama es geçemeyeceğim. Sevdiği kızın, kurtarma ekipleri gelene kadar dahi, sıkışmasını istemeyen koca yürekli adamın hikayesiydi Titanic. Fazla söze gerek yok ama madem hikaye böyle, filmi çekerken daha küçük bir tahta parçası da mı bulamadınız? Usta DiCaprio sen de mi diyemedin “Ben sığarım buraya bu ne saçma şey” diye. Artık James Cameron nasıl bir diktatörse sette kimse cesaret edememiş galiba uyarmaya.
Robert Neville, I Am Legend
Yine bir aşk uğruna gereksiz bir ölüm. Bu kez kurban Will Smith’in oynadığı Robert karakteri. Kıza kaçmasını söyleyip el bombasının pimini çekip zombilere koşan bir diğer koca yürekli adam. Sadece bombayı atmak varken bombaya sıkıca sarılıp zombilere atladı ki bombanın etkisi azalsın ve zombiler ölmek yerine sadece sersemleyip kızın peşini bıraksınlar. Bakın hem kızı kuratrıyor hem de başka bir ırka son derece saygılı.
Jonathan Kent, Man of Steel
Zack Snyder’in “Ben bu Superman’in babasını kalp krizinden başka şekil öldürmek, bir yandan da sembol yapmak istiyorum ama adamın oğlu Superman nasıl yapacağım?” deyip işin içinden çıkamadığı, sonunda da böyle olabildiğince saçmaladığı bir sahne. Sesten hızlı hareket eden süper kahramanımızın 10 metre ötesindeki babasını sadece çevredeki can havliyle koşan insanların kaçışmayı bırakıp bunları izleyeceği ihtimali üzerine kimliğini belli etmemek için babasını ölüme terk ettiği sahne. Ya sen istersen kutuplara götür yerin altına hapset Superman’i, fırtınadaki tüm insanları kurtarması 1 dakikasını almayacak. Ne gizli kimlikmiş arkadaş.
Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!
Tüm yazıları (162)





Yorum Yap