World of Warcraft’ın En İyi 10 Bölgesi
Geldik günün en zor listesine. Şarkıları saydık, raid’leri, dungeon’ları saydık. Onlar yine görece kolaylardı. Ama bu, bu başka bir şey. Burada bölgelerden söz ediyoruz. Üşenmedik saydık, WoW’un şu an bir veya öteki şekilde gidebildiğiniz 100 bölgesi var (ya da Gnome’ların başlangıç bölgesi olan Gnomeregan ile Ahn’Qiraj: The Fallen Kingdom’ı saymazsanız 98). Bunların her biri de her oyuncu için ayrı bir öneme sahip.
Bazısı kimi oyuncunun ilk defa oyuna başladığı yer, bazısı ise en güzel guild maceralarını yaşadığı ormanları barındırıyor. Bazısında kimsenin unutamadığı düşmanlar var, bazısının ise mimarisi her seferinde görenleri hayran bırakıyor. Seçmek zor o yüzden.
Biz yine de bir deneyelim dedik. Bizim için şu kriterler önemli oldu:
- Coğrafi / Mimari Estetik
- İçindeki quest’ler / Hikaye
- Oyundaki Önemi
Bu kriterlere şahsi kanaatlerimizi olabildiğince az katmaya çalıştık. Ortaya şöyle bir sonuç çıktı. Buyurun, görün!
10. Uldum

Cataclysm 1-60 arasını komple değiştirirken, bir yandan da 80-85 arasında WoW tarihinin en uçuk ve inovatif bölgelerinden birkaçına imza atmıştı. Tamamen su altında geçen Vashj’ir ilginç bir deneydi, tutmadı ama akıllarda yer etti. Mount Hyjal phasing’in belki de o güne kadar en ağır kullanıldığı enstantaneyken, Deepholm WoW’un ilk yeraltı bölgesiydi. Ama tüm bunların arasında biri, net bir şekilde aralarındaki en iyiydi: Uldum. Arkasındaki Titan mitolojisi, bölgenin içine işlemiş Mısır atmosferi bir yana, Harrison Jones questleri ve ara sinematikleri, gerçekten de tadından yenmez şeylerdi.
9. Jade Forest

WoW her ek paketiyle grafiksel olarak bir atılım yaptı muhakkak, ama nedense bana en yüksek sıçramayı Pandaria gerçekleştirdi gibi geliyor hep. Evet, Cataclysm gerçekten de yeni karakter modelleriyle pek bir devrimseldi, ama Pandaria başkaydı. Sanıyorum çok uzun bir süre sonra ilk defa, WoW gerçekten de gününün şartlarına göre de güzel gözüken bir oyun olmuştu ve biz bunu Jade Forest’ın muazzam ormanlarıyla fark ettik. Hadi o harika ağaçları es geçtiniz diyelim, Jade Forest’ın kartvizitinde yazan en önemli şeyi katiyen ıskalayamazdınız. Jade Forest: Güzel Ormandır, Sizi Şaka Sandığınız Pandaren’lere Isındırır…
8. Grizzly Hills

Uzun yıllar Blizzard “hani bir Emerald Dream paketi?” diyenlere hep aynı cevabı veriyor: “Komple yeşil bir ek paketi istemezsiniz!”. Herhalde Blizzard’ın hayatında yaptığı en yarım yamalak söylem budur, zira kendileri hesapta komple “beyaz” olması gereken bir bölgeyle neler yapabileceklerini Wrath’te göstermişlerdi. Sanıyoruz unuttular. Tekrar hatırlamak isterlerse, Grizzly Hills’e bir adım atmaları yeter. Ölümsüz koruları ve pürüzsüz güzelliğiyle Grizzly Hills Wrath’in en büyük başarılarından biridir.
7. Mulgore (Vanilla / Cataclysm)

Mulgore’un içinde hiçbir zaman ilginç bir şey olmadı. Hiçbir zaman. Çok zorlasanız, kafama silah dayasanız Darkmoon Faire derim belki, ama o da Mulgore’a özel bir şey değildi, öyle değil mi? Mulgore düz bir bölgeydi her zaman. Ama biz onu o yüzden sevmedik mi? Oyunda yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri Mulgore’da güneşin doğuşunu izlemektir, emin olun. Çünkü o kadar uçsuz bucaksızdır ki Mulgore’da çayırlar, o kadar kusursuz bir yeşildirler ki; Thunder Bluff’un mesalarından birinin üzerinde Doğu’ya dönüp oturduğnuzda, gerçekten burnunuza güneşle ısınmış çimen kokusu gelir…
6. Zangarmarsh

Bir şeyi itiraf edelim, Hellfire Peninsula rezalet bir bölgeydi, hâlâ da öyle! Kıpkırmızı, ıssız, devamlı sağdan soldan sizi rahatsız eden mobların peydah olduğu, iç karartıcı bir bölgeydi HFP. Üstüne üstlük BÜTÜN WoW oyuncularının Dark Portal’a giriş lokasyonu olduğundan Burning Crusade’in ilk saatlerinde oynanmaz hâldeydi. Biraz akıllı oyuncular, hafif güçlendikleri takdirde canlarını bir sonraki bölgeye atabileceklerini fark ettiler: Zangarmarsh. HFP istilaya gelmiş bir uzaylıysa, Zangarmash “merhaba dünyalı, biz dostuz” diyen bir E.T. gibiydi adeta. Oraya adım attığınızda, gerçekten de Azeroth’un uzayında olduğunuzu hissediyordunuz, ama bunu size kocaman mantar ormanları, kesilmeyen bir uğultu ve garip yaratıklar veriyordu. Harikaydı.
5. Eastern Plaguelands (Vanilla / Cataclysm)

Hem Vanilla, hem de Cata’da dokunaklı hikayelerin yeriydi Eastern Plaguelands. Scourge’un yakıp yıktığı yerde o kadar harika öykü yaşandı ki… Argent Dawn’ın kökleri de, Ebon Blade’in kökleri de buradaydı. Arthas karanlık tarafa düşüşüne burada başlamıştı. Vanilla’nın içinde bir raid bulunduran nadir bölgelerinden de biriydi üstelik Eastern Plaguelands uzunca bir süre. Cata’da çehresini değiştirdi, biraz renk kattı bölgenin yüzüne Blizzard, ama içindeki iskelet aynen bakiydi. Burası vahim, kara, yanık topraklardı ve siz bunu biliyordunuz.
4. Stranglethorn Vale (Vanilla)

Cata’da aldığı son hâl dayanılmaz olduğundan bertaraf etmiyoruz kendisini. O kadar da facia bir durumda değil zira. Burada vanilla diye altını çizmemizin sebebi nostaljik yatkınlıklar da değil, aksine, çok basit. Vanilla’daki STV, WoW’un gerçek anlamıyla bir MMO olduğu yerlerden biriydi. Zul’Gurub’uyla, Gurubashi Arena’sıyla, Fishing Competition’ıyla, Green Hills of Stranglethorn quest’iyle, Bloodsail Buccaneers repiyle ve tabii ki unutulmaz gank mücadeleleriyle STV, bir curcunaydı vanilla günlerinde. ZG’nin daima yeni başlayan guild’ler için bir öğrenme raid’i olarak kalması yüzünden, orada level 60’lar hiç eksik olmadı. Onlar Nesingwary için sayfa peşinde koşan 30 level’lara sataşınca da main’ler çağırılır, server’ın gördüğü en hararetli guild savaşları başlardı. Canlıydı ve heyecanlıydı Stranglethorn Vale.
3. Southern Barrens (Cataclysm)

Orijinal Barrens, vanilla WoW’un en büyük tasarım hataları diye 10 maddelik bir liste yapsak, 9’unu tek başına kapatırdı. Horde ırklarının dörtte üçü için mecburi olması, çok büyük olmasına rağmen çok az uçuş noktasına sahip oluşu, Alliance oyuncularının kolaylıkla ziyaret edebileceği bir limanın merkez kasabaya iki adım ötede oluşu, questlerin çoğunun sizi bu devasa bölgenin bir ucundan diğerine fütursuzca koşturması ve genel olarak kurak toprakların göze zerre hoş gelmiyor oluşu pek acayipti gerçekten de. Ama yine de, zorluklardan güzellik doğarmış ya; WoW’un en ikonik bölgelerinden biriydi de Barrens aynı zamanda. Ama dedik ya, bozuktu, o yüzden o haliyle listeye girmesi mümkün olmazdı.
Ama Cata’da Blizzard’ın üzerine en çok uğraştığı bölge oldu birden. En radikal değişiklik ise şuydu: Bölgenin kuzeyi 10-20 arası Horde oyuncularına bırakılırken, aşağısı 30-35 level aralığındaki tüm oyuncuların quest yapmasına açıktı. Ve gerçekten muhteşemdi oradaki quest’ler. Alliance ve Horde savaşını iliklerinizde hissettiğiniz tek bölgeydi neredeyse, hem de iki tarafıyla birden. Horde ve Alliance oyuncuları, resmen bütün bölge boyunca bir savaşın iki tarafını oynadılar. İki taraf da nefret etti birbirlerinden ve iki tarafın da geçerli sebepleri vardı. Southern Barrens, bu yüzden, muazzam bir savaş hikayesi anlattı bizlere ve finali, iki fraksiyon için de unutulmazdı.
2. Hillsbrad Foothills (Vanilla / Cataclysm)

Vanilla’da Hillsbrad bir sebepten çok ünlüydü ve o sebep tek başına bile bu bölgeyi top 10’a sokardı: Tarren Mill vs. Southshore. BG’ler gelene kadar Horde ve Alliance’ın ilk kanları döktüğü yerler bu iki kasabanın arasıydı. Bir anlamda Warcraft evreninin Hyjal’dan sonraki ilk büyük savaşıydı Hillsbrad’de yaşanan. Sonra Blizzard Cata ile bölgeden Alliance’ın elini eteğini çekti. Bu belki de bir gerilemeye yol açabilirdi bölgenin efsaneliği söz konusu olduğunda. Ama oraya yerleştirilen questler o kadar harikaydı ki, daha da yukarıya fırladı Hillsbrad gözümüzde. Eğer vaktiniz olursa, kaç level olduğunuz önemli değil, bu bölgeye bir uğrayın. WoW’un dokuduğu en keyifli, komik ve yeri geldiğinde de vurucu quest’lerin bir çoğunun burada yaşandığını göreceksiniz.
1. Nagrand

Bir numara hiç değişmedi. Benim kafamda en azından, hep aynıydı. Şahsi kanaatiniz nedir bilmiyorum, ama objektifliğe en yaklaştığım maddenin bu olduğu kanaatindeyim ben. Nagrand’ın coğrafi özellikleri kusursuzdu bir kere. Mulgore’un çayırları, Outland’in uzaylı atmosferiyle birleşmişti. Huzur veren, sükut yaşatan bir bölgeydi Nagrand. Ve hikayesel olarak da, WoW’un en sağlam karakter arklarından biri burada başlıyordu: Garrosh Hellscream’in yükselişi ve düşüşü. Horde oyuncuları için çok özeldi Nagrand, ama Alliance oyuncuları bile bu büyüleyici lokasyonda saatlerini kaybettiler yaratık avlayarak. Belki de bir bölgenin en önemli ayracıdır, o yüzden söylemek lazım, grind yapmanın en keyifli olduğu yerdi burası…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)
Zangarmarsh hiç sevmem, 1-2-3 numaraya Loch Modan’ı koyarım 🙂