En İyi 10 Sahnesiyle Bir Diyalog Efsanesi: THE NEWSROOM!
Hayatımızda çok kısa bir süre kalan, ve damağımızda yarım bir tat bırakan dizilerin şahlarından biridir Newsroom. HBO’da yayınlanan ve ödüllü yazar Aaron Sorkin’in yarattığı dizi, yer yer klasik Sorkin hastalıklarından –her şeyi bilen bir ana karakter, tek vasfı esas çocuklara argüman kazandırmak olan zayıf muhalifler, bir Wikipedia sayfası kadar bilgi içeren konuşmalar– muzdarip olsa da, bitişinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, hâlâ aklımızda en iyi yer eden HBO işlerinden biri. Biz de bu yüzden, dizinin en iyi sahnelerini alıp, sizlere sunalım istedik. Buyurun, videolarıyla birlikte, anılar denizinde coşun diye!
10. Mackenzie Ve Will’in Geçmişi
Newsroom, ikinci sezonundan itibaren ağır bir konu dizisi olmaya başladı. İkinci sezondaki Genoa ve üçüncü sezondaki daha zayıf Kundu Uprising konuları, daha dominantlardı sezon içerisinde. Ama ilk sezondan o kadar iyi karakter oturtulmuştu ki, esas çocuklar bu konuların içerisinde kaybolmadılar. İşte Sorkin bu karakterizasyonu yukarıdaki gibi sahnelerle, çok hafif dokunuşlarla vermişti. Bizim ekip Will’e karşı koz kullanılacaksa sürpriz olmasın diye, “millet ne diyebilir?” araştırması yaparken, Mac bir şeye şaşırıyor, olaylar gelişiyor. Aynı anda hem Jim, hem Maggie, hem Will hem de Mac’in karakterlerine süper bir ışık tutuluyor.
9. Neal’ın Tutuklanması
https://www.youtube.com/watch?v=MlInwQ9aFn4
İkinci sezonda Sorkin’in Occupy Wall Street‘i ele alışı, şüphesiz dizinin en büyük falsolarından biriydi. Sorkin üç sezon boyunca, dedebeyliğin karşısına yeni nesli alıp, dedebeyliği onurlu göstermeye çalıştı. Bazı noktalarda başardı da, ancak OWS ile ilgili yaptıkları cidden usta yazarın kariyerindeki en saçma dakikalara sebebiyet verdi muhtemelen. Her halükarda bizim için izlemesi keyifliydi. Hem bu sahnede Will’in hukuk bilgisi döktürmesini seyretmenin Sorkinist keyfi bir yanda, hem de OWS ve Gezi’nin benzerliklerine şahit olmanın eğlencesi başka bir yanda.
8. Kafası Güzel Will ve Bin Ladin!
Bizim için zerre önemli değil elbette, fakat Amerikan halkı için Bin Ladin’in Amerikan ordusu tarafından ölü ele geçirilmesi, büyük bir olaydı. Ne olursa olsun, 3000 kişinin hayatını kaybettiği bir saldırının mimarının yakalanmasından bahsediyoruz. Newsroom bu –iyi ele alınmazsa mayın olabilecek– bölgeye tüm zarafetiyle, hafif bir tonla girip; gerçekten duygusal bir finalle kapattı. Bölümün başında Will’in –böyle acil bir durum beklemediği için– kafa olması ve yayını da öyle yapmasını seyretmek dev eğlenceliydi.
7. That’s How I Got To Memphis
https://www.youtube.com/watch?v=kp04NqmwWn4
Kadronuzda Jeff Daniels gibi gitarı da, sesi de ayrı güzel bir adamla, John Gallagher Jr gibi Tony ödüllü bir Broadway yıldızı varsa, illa ki bir yerde şarkı söyletmeniz gerekir. The Newsroom da müzik çok özel bir yer kaplıyordu, o yüzden de dizinin finalinde böylesine naif ve duygusal bir sahnede Daniels ve Gallagher’ın gitarlarını coşturmaları, hiçbirimizi şaşırtmadı. Şarkıyı da çok güzel cover’lamıştı yani hergeleler…
6. Sloan Sabbith’in Çıplak Resimleri
https://www.youtube.com/watch?v=DFgAVcyPz0A
Beylik bir laf belki ama, The Newsroom’un en iyi ele aldığı yirmi birinci yüzyıl konularından biri buydu. Hatta ben bu spesifik konuyu, yani ünlü birinin çıplak resimlerinin internette dolaşmaya başlaması mevzusunu Newsroom’dan başka işleyen kimseyi hatırlamıyorum. Sloan’un yaşadığı halet-i ruhhiyeleri mükemmel verdi Aaron Sorkin. Tabii manidar olan, Sloan’u oynayan aktris Olivia Munn’ın bundan bir iki sene sonra tüm bunları bizzat yaşayacak olmasıydı, o ayrı.
5. Sloan, Japonca ve Charlie Atarı
https://www.youtube.com/watch?v=oDS3SynTNJA
Newsroom’un bağırmaları meşhurdur. Gerçekten, YouTube’a “Newsroom Shouting” yazarsanız, zilyar kompilasyon göreceksiniz karşınızda. Herkes pek bir agresifti dizide, ama bu bağırmaların tartışmasız en mükemmeli Charlie’nin Sloan’a yönelik, kesinlikle haklı çığırışıydı. Sahneden hemen önce, Sloan’ın canlı yayında yediği haltlar ve bunlara karşı çaresiz Don’u izlemek zaten çok eğlenceliydi, bunun üzerine o kesintisiz Sam Waterston şovunu Don Keefer’ın sakin sakin hazırlaması… Leziz resmen!
4. Casey Anthony
The Newsroom, yeni nesli karşısına alıp azarlamadığı zamanlarda sansasyonalist medya tokatlama derdindeydi ki, açıkçası hep bu dertte kalsa daha dürüst ve daha haklı bir dizi olurdu muhtemelen. Çünkü gerçekten de, sansasyonalist medyaya karşı söylenecek çok söz var Amerikan toplumunda. Sorkin bunların en güzelini, çok abartılan Casey Anthony davasını ele alan bölümlerde söyledi. Dile getirdiklerinin en mükemmel örneği de, Don Keefer’ın “rakipler ne halt yiyor, bu iş nasıl dönüyor” başlıklı dersiydi.
3. Amerika Neden Dünyanın En İyi Ülkesi Değil?
Bu zaten The Newsroom’un açılış sahnesi. Pek çoğumuz, o dönem CNBC-e dizinin promosyonunu bu sahneyle döndürdüğünden diziye böyle aşık olduk. Will McAvoy’un hiçbir insanın aklında tutmasının mümkün olmadığı istatistiklerle tüm salonu ezişi tipik bir Sorkin sahnesiydi ve tipik bir Sorkin sahnesi kadar tatmin ediciydi. Ne Jeff Daniels, ne de Aaron Sorkin verdikleri istatistikleri muhtemelen şu gün hatırlamıyorlardır, ama bizim içimizde, dizi bu sahneyle HBO’dan onay aldı gibi bir his var, nedendir bilinmez.
2. Gabrielle Giffords’ın Vurulması
Arizona meclis üyesi Gabrielle Giffords’ın vuruluşu, dizinin sadece Sorkin’e bel bağlamayan müthiş sahnelerinden biriydi. Hatta belki de, Sorkin ile ilgisi olmadan harika olan tek sahneydi. Zira bunu tam damardan giren bir an yapan şey, metin değil, diyaloglar değil, konu hiç değildi. Bir montaj odası zaferiydi Giffords sahnesi. Coldplay’in Fix You’su yavaş yavaş yükselirken, kameranın şarkının temposuna göre hareket edişi ve finaldeki patlama… Tüyleri her seferinde diken diken eden şey.
1. Amen
The Newsroom’un en iyi bölümünün Amen olduğunu yıllar önce iddia etmiştik, bu iddiamızdan da caymıyoruz. Bir yandan Kahire Protesto’larını ele alan, bir yandan karakterlerin şahsi meselelerine odaklanan, bir yandan da gazeteciliğin gerçekten hayran olunası taraflarıyla ilgili tespitler yapan bölümün finali, bu muhteşem konuşmayla bitiyordu. Yine Sorkin tipi yemleyici itiraz göreceksiniz muhtemelen, ancak Will McAvoy’un atarı o kadar ihya ediyordu ki insanı, bu yemi görmezden geliyordunuz ister istemez. Konuş Will, benim için de konuş!
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)
Yorum Yap