İçeriğe geç
Sinema 9 dk okuma

5 Mühür Sahnesiyle A CLOCKWORK ORANGE’ın Harcındaki Kombo: Seks ve Şiddet

Ozan Cem Yılmaztürk
5 Mühür Sahnesiyle A CLOCKWORK ORANGE'ın Harcındaki Kombo: Seks ve Şiddet

Son güncelleme: 2 Ağustos 2019

Sorgulanamaz bir sinema otoritesi olsam kuracağım ilk cümlelerden biri “A Clockwork Orange gelmiş geçmiş en vurucu filmlerden biridir.” olurdu ki kimse bu filmin hakkını yiyemesin. Etik sınırları olmayan bir gençliğin, çok dar etik çerçeveleri içinde yaşayan ve herkesi yaşamaya zorlayan sistemle olan çatışmasının gösteriliş şekli bile bu iddialı cümleyi kurmayı haklı gösterebilir. Bunun yanında kendimizi hiç sıkmadan filmde görebileceğimiz; gelecek kavramanın hiçbir zaman tek başına olumlu olmadığı, sistem yobazlığının dini yobazlığı geride bırakacak kadar tehlikeli olduğu, polis kuvvetinin sözlük tanımının tam zıttı uğruna var olduğu iddiaları da A Clockwork Orange’ın gözden kaçmayacak vurguları. Ancak Stanley Kubrick’in çok da hevesle başlamayıp sonradan dört elle sarıldığı bu filmde parmakla gösterilecek, takdire şayan ve mide kaldıracak asıl vurucu kavramlar; şiddet ve cinsellik.

Anthony Burgess’in romanından radikal değişiklikler eşliğinde uyarlanan filmin ilk yarısında şiddet ve cinsellik kontrol edilemeyen genç neslin bağımlılıkları olarak tasvir ediliyor fakat olayların gelişme sürecinde ve sonrasında bu iki kavramın insan iradesinin delilleri olduğu vurgulanıyor. Filmlerinde ikililik yaratmayı seven Kubrick, bu sefer bize temel içgüdülerimiz üzerinden id ve süper egonun çatışmasını anlatıyor. Elbette bu çatışmanın ikna edici bir biçimde yansıtılması için tarafların tanıtıldığı güçlü sahneler gerekiyor. Kubrick, şiddetin insan psikolojisindeki yerini anlatmaktaki marifetlerini Full Metal Jacket’a saklamış olacak ki şiddetin tek başına sahnede olduğu anlar filmde sempati veya antipati duymaya müsaade vermeyecek kadar yüzeysel çekilmiş. Fakat şiddetin cinsellikle beraber servis edildiği sahneler hayranlık uyandırmanın çok ötesinde duruyor. Hakeza cinselliğin tek başına ele alındığı sahneler de öyle. İddialı sözleri havada bırakmamak adına bu yönleri ile öne çıkan 5 sahneyi tek tek ele alalım.

 

HANEYE TECAVÜZ ve TECAVÜZ SAHNESİ

https://www.youtube.com/watch?v=ovR2ms9g8MY

A Clockwork Orange’ın daha ikinci sekansında Alex ve çetesinin yasa ve düzen özlemi duyan yaşlı bir dilenciyi acımasızca dövdüğünü görüyoruz fakat hemen ardından gelen sekansta aynı çetenin bir kadına tecavüz etmekte olan bir başka çeteye saldırdığına tanık oluyoruz. Bu, filmin gerisinden habersiz olan seyircide çetenin etik kimliğine karşı bir kafa karışıklığı yaşatıyor: Bu adamlar tamamıyla acımasız zorbalar mı yoksa en azından bir kadını tecavüzden kurtaracak kadar acıma duygusuna sahipler mi? Bu kafa karışıklığına cevap hiç gecikmeden ve ağırlığını esirgemeden geliyor.

Bir kadının tecavüzden kurtarılmasından ve tecavüzü gerçekleştirmek üzere olan çetenin güzelce benzetilmesinden biraz sonra Alex ve droogileri şehrin dışındaki lüks bir eve yolculuk yapıyorlar. İşte bu yolculuğun sonunda, 1971 yılı öncesinde herkese romantik duygular çağrıştıran Singin’ in the Rain parçasının bütün masumiyetini kaybettiği sahneye geliyoruz. Singin’ in the Rain’i hevesle şakıyan Alex ve onun droogileri eve zorla giriyor, evi darmaduman ediyor, evde yaşayan kadını zorla soyuyor ve kocasına bunu zorla seyrettiriyorlar.

Aceleye getirilmeden ve neşeli şarkı sözleri eşliğinde soyulan kadın bedensel bir tecavüze uğrarken bunları seyretmek zorunda bırakılan kocanın cinsel hayatına tecavüz ediliyor. Aslında, sinemanın unutulmazları arasına girmiş bu sahne en ağır tecavüz sahnelerinden biri olarak anılsa da Kubrick bu sahnede cinsel birleşmeyi hiçbir zaman alenen göstermiyor. Seyircinin tek gördüğü bir tecavüze hazırlık oluyor fakat bu hazırlık kusursuzca yansıtıldığından sahnenin akılda tamamlanması kaçınılmaz oluyor. Bu sayede A Clockwork Orange asla tamamını göstermediği bir tecavüzün hayalini seyircisine kurdurarak bizim de cinsel düşüncelerimize bir tacizde bulunuyor.

Sahneyi yıllar sonra bile akıldan çıkmayacak hale getiren etken ise şüphesiz ki şarkı seçimi. Kubrick’in filmlerinde kullandığı müziklerde Hitchcock etkisi çok barizken bu sahnede yönetmen tamamen kendine özgü bir seçimde bulunuyor. Aynı adlı filmiyle en romantik anların şarkısı haline gelen Singin’ in the Rain, vahşi bir tecavüz ve darp sahnesinde kullanılarak seyircide algı karmaşası yaratılıyor: Duyulan şarkı ön belleğe mutlu anları ya da en azından mutlu bir film sahnesini getirirken, görülenler yepyeni bir vahşeti hafızalara kazıyor; Böylece sahne olabilecek en çarpıcı hale getiriliyor.

 

GRUP SEKS SAHNESİ

22_3

Yine muhteşem bir müzik seçimi: Alex’in hiç çaba sarf etmeden yatmaya ikna ettiği iki kızla olan grup seks sahnesine Rossini’nin Willliam Tell Uvertür’nün yüksek tempolu finali eşlik ediyor. Müziğe de çok yakışan hızlı çekim tekniği ile hem seks sahnesinin uzun sürmesinden kaçınılıp hem de filmde uzun süren bir sekse yer verilebilmiş. Bu sahnede kızların tanımadıkları bir erkekle beraber olmaya hemen ikna olması, Alex’in giyinmeye çalışan kızları tekrar tekrar soyup sevişmeye devam etmesiyle cinsel vurdumduymazlığın ve doyumsuzluğun altı çizilmiş. İç güdünün yanında hiçbir duygu barındırmayan grup seks sahnesiyle A Clockwork Orange; doğru kullanılan müzik, çekim tekniği ve anlatı ile bir dakikaya koca bir tespit sığdırmış.

KEDİLİ KADININ ÖLÜM SAHNESİ

Bu sahnede kısaca, Alex soyguna direnen bir kadının kafasını ezerek öldürüyor. Ama daha az önce şiddet sahnelerinin tek başına yeterli olmadığını söylemiştim değil mi? Merak etmeyin sözümden dönmüyorum. Çünkü bu cinayet sahnesini dikkatli izlediğinizde her objenin ışık vurmayan tarafında cinselliğin sinsi gölgesini görebilirsiniz. Öncelikle Alex’i ele alalım: İşkenceden, tecavüzden zevk alan maskülen bir erkek. Kurbana gelirsek: Bilinçli, erkeğin şiddetine ve otoritesine boyun eğmeyen feminen bir kadın. Evinin dekorasyonuna baktığımızda her yana asılı tablolarda çıplak kadın resimleri görüyoruz ki bu kadının bir lezbiyen olduğu ihtimalini doğuruyor ancak sonrasında çok değer verdiği bir penis biblosunu da görüyoruz. Tüm bunların ışığında kurbanımızın feminist bir biseksüel olduğu çıkarımını yapmak yanlış değil. Şimdi ise en az bu iki persona kadar önemli olan bir şeyi, cinayet silahını inceleyelim: Kocaman bir penis biblosu. Ahlaki değerlerini kaybetmiş bir erkek, feminist ve biseksüel bir kadını kocaman bir penis biblosuyla kovalıyor ve onunla kadını öldürüyor. Sanırım Kubrick’in; kadının ve farklı cinsel tercihlerin ataerkil yapının altında ezilişini tasvir ettiği çıkarımına hep beraber vardık.

 

UYSALLIK TESTİ SAHNESİ

48-temptation

Bir noktada Alex “halka kazandırma” programından geçtikten sonra programın başarısı seyirci önünde test ediliyor. Programın sonucundan beklenen Alex’in şiddete ve cinselliğe tepkisiz kalması. Test için Alex aşağılanıyor, dövülüyor ve Alex gerçekten de şiddete karşılık vermiyor. Sahneye çıplak bir kadın alındığında ise Alex ona dokunmak istese de koşullandırılan beyni buna engel oluyor ve nihayetinde test başarılı görülüyor. Yani hükümet, sistem ya da otoriteyi nasıl adlandırıyorsanız o; gençlerin iradelerini ellerinden almayı bir başarı kabul ediyor. Cinsel, dolayısıyla romantik; şiddetli, dolayısıyla rekabetçi bütün duyguları yok olan ve sadece amaca hizmet eden bireyleri ideal görüyor. Hatta şimdilerde birçok adı olan o otorite insanları tek tipleştirmekte o kadar kararlı hareket ediyor ki filmde -ekmeğini tek tipleştirmeden çıkaran- dini bütünüyle temsil eden Peder, böylesi bir tek tipleştirmeye maruz kalan kimsenin ahlaki seçimler yapabilecek bir varlık olmadığını savunmak durumunda kalıyor. Böylece kendisini tamamen ide bırakan kişinin yanı sıra süperegosu baskın getirilen kişinin de ahlak değerleri taşımadığı fikrini çıkarabiliyoruz.

 

FİNAL SAHNESİ

Ve karşılaşma berabere bitiyor! Finalde Alex’in “halka kazandırılmasının” gördüğü takdire tanık oluyoruz: Basın, otorite, toplum… Sosyal sahnelerin hepsi Alex’i uysallaştığı için alkışlıyor. Bu distopik filmi “Gelecekte insan suni yollarla içgüdülerinden arındırılacak.” mesajıyla kapatacağımızı zannederken Beethoven’ın 9. Senfonisi eşliğinde idin hakim olduğu topraklardan, bilinçaltından gelen bir sahneyle kapanış yapıyoruz. Alex’in hayalinde ona gelen takdirler uysallığına değil, bir kadınla şiddet zoruyla beraber oluşuna getiriliyor. Yani nefesimizi verdiğimiz dünya uysallığı, iç dünyamız vahşiliği takdir ederken insanın temel taşını, kişiliği var eden ego sadece anlam kaymasına maruz kalmış bir kelime olarak işlevsizce köşede bekliyor.

Yazının onları ne kadar doğru aktardığı sizin takdirinize kalmış ancak A Clockwork Orange’ın cinsellik ve şiddet üzerine söyleyecek çok şeyi olduğu kesin. Sadece bu iki kavram üzerine kurulmuş olmasa da onlara merkezinde yer veren film, sinema ve/veya seks hakkında söyleyecek birkaç şeyi olmasını isteyen herkesin birden fazla kez izleyip çıkarımlarda bulunması gereken bir eser. Çünkü filmin yönetmeni Stanley Kubrick bile filmi çekerken kendini fazla kaptırıp bazı şeyleri abarttığını itiraf ediyor. Yani film yapım olarak bile tek başına süperego ve id tartışmasına bir örnek teşkil ediyor. Eh, madem o kadar çıkarımda bulunduk bir tane de yazı sonuna çakalım:

Bilinçli bir insan ne sadece kendini ne de sadece çevreyi dinler. Bilinç, ikisinin sesinin kesiştiği noktadır.

Oldu mu?

Ozan Cem Yılmaztürk

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Tüm yazıları (267)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.