İçeriğe geç
Sinema 6 dk okuma

50 Yaşında Hâlâ Gönül Titreten Hugh Jackman’ın Unutulmaz 9 Filmi

J. H.
50 Yaşında Hâlâ Gönül Titreten Hugh Jackman'ın Unutulmaz 9 Filmi

Süper kahraman filmlerini, fantastik filmler ve bilim kurgu dünyasını sevenler için çok önemli birkaç aktör var. Patrick Stewart, Ian McKellan, Hugo Weaving gibi efsaneler. Bunlar bizim sevdiğimiz çok fazla işte rol aldılar ve bizim gönlümüzü çok fazla defa çaldılar. Ama eğer safi önem olarak bakacaksak, bir kişiyi daha aralarına almamız gerekiyor. Hugh Jackman. Sebebi de çok basit. Yeni milenyumun ilk senesinde çıkan ve sonrasında gelecek 15 senede süper kahraman filmlerinin palazlanmasında dev öneme sahip X-Men’in başarısında, onun Wolverine olarak payı çok büyüktü.

Denklemi bir nevi şöyle kuralım, Batman Begins ve Iron Man gibi “game-changer” dediğimiz filmlerin hepsi X-Men’in fırlattığı rüzgarla yapıldılar. X-Men’in o rüzgarı gelişine yollamasını sağlayan yapbozun en önemli parçası da Wolverine’di, Hugh Jackman’dı. Jackman’ı bir kere öyle sevdik yani. Sonra da öteki taraflarını görmeye başladık. Gerçek hayatta acayip tatlı bir adam olması gibi, ya da Broadway, Tony Ödülleri ve Oscar Ödülleri’ndeki müzikal performansları gibi. Ya da en basitinden, ekrana çıkınca yaş kaç olursa olsun gönül titretmesi gibi…

Evet, henüz Hugh Jackman tam 50 olmadı, şu an 46 yaşında. Ama önemli değil. 70 yaşında olsa da o bizim için Wolverine olacak. O zaman gelin beraber, Wolverine’in en iyi filmlerine şöyle bir bakalım!

 

X-Men

http://www.youtube.com/watch?v=E78oHkN7jB4

Zaten yukarıda yeterince sözünü ettik, bir daha 2000 yılında çıkan X-Men filmini övmemize gerek yok. Fakat Hugh Jackman’a dair öncesinde gelen tepkileri bir hatırlamakta fayda var. Zira şu an kendisi gelmiş geçmiş en başarılı süper kahraman rolü seçimi olarak gösteriliyor ama, ilk açıklandığında -o zamanın primitif internetinde- kıyametler kopmuştu. Bu Avustralyalı tanınmamış adam kimdi, niye böyle uzun bir adamı kısalığıyla meşhur bir role seçmişlerdi?.. Sonra film çıktı, hepsini unuttuk gitti. Karşımızda duran şey Wolverine’di zira.

 

Swordfish

2000’lerin başında sinema dünyası şimdikinden çok daha farklıydı. Bilmiyorum fark ettiniz mi, ama artık “orta seviye” film diye bir şey kalmadı. Bir şey ya blockbuster olması için 200-300 milyon dolarlık bütçeler alıyor, ya da ödül çevresine oynaması için 3-5 milyon dolara yapılıyor. Şöyle 50-100 milyon dolarlık, Swordfish gibi “orta seviye” filmler pek kalmadı artık. Dominic Sena imzalı Swordfish, Jackman’ın ikinci büyük filmiydi. O zamanların modası “hacker” konseptiyle yapılmıştı ve Jackman gibi yıldızı yükselen Halle Berry’yi de sokmuştu aralara. Eleştirmenlerden iyi not alamadı, gişesi de orta şekerli kaldı.

 

Van Helsing

2000’ler başının fantastik sinemasında en hakkı yenen filmlerden biridir Van Helsing. Başrolünde Hugh Jackman ve Kate Beckinsale’in oynadığı film, gerçekten de görsel olarak çok kıymetli bir lisana sahipti. Görsel efektler şimdinin CGI festivalleriyle kıyaslayınca çok zayıf kalıyor, ama o dönem için gerçekten güzel çekilmiş bir filmdi. Çocukken izlediğimden midir nedir, hep iyi anılarım var bu filmle ilgili. Korkman gereken yerde korktuğumu, adrenalin pompalamam gereken yerlerde de gaza geldiğimi hatırlıyorum. İyi bir filmdi, illa ki tekrar izlemek gerek…

 

The Prestige

Chris Nolan, kendisinin Himalayalar’ı yarattığını düşünen bir milyar kişi gücünde kitlelere sahip olmadan önce çıkmıştı bu filmle karşımıza. Ben hâlâ Nolan’ın en iyi işlerinden biri olduğunu düşünüyorum The Prestige’in. Bir kere, kadrosu muazzamdı. David Bowie bile çıkıyordu bir yerinden! Hugh Jackman, karşısındaki Christian Bale ile harika paslaşıyordu. O dönem de söylemiştim, şimdi de söylüyorum; bu filmin ödüllere aday gösterilmemesi katliamdı resmen.

The Fountain

Hugh Jackman da listesinden pek çok efsane yönetmeni silebilmiş bir aktör. Baz Luhrmann, Bryan Singer, Christopher Nolan ve tabii ki Darren Aronofsky. Ölüm ve yaşam üzerine kurulmuş bir bilim-kurgu film olan The Fountain, Hugh Jackman’ın kendsine göre Fountain onun hayatındaki hem en zor, hem en çok şeyi değiştiren, hem de en sevdiği roldü. Aronosfky’nin ölüm güzellemesini izleyenler için, bu beyan hiç de anlaşılmaz değil.

 

Deception

Hugh Jackman’ın The Fountain ve Les Miserables arasında görece kayıp bir dönemi var. O dönemde ne hikmetse X-Men filmleri haricinde ciddi bir hit çıkartamadı, ne eleştirel ne de gişe başarısı olarak. Deception da bu dönemin filmlerinden biriydi. Oysa ki ana kadrosu çok, ama çok sağlamdı. Michelle Williams, Ewan McGregor ve Hugh Jackman’dan oluşan üçlü üzerinden çok ilginç bir erotik-gerilim hikayesi anlatılıyordu. Meraklısının izlemesi cidden tavsiye olunur.

 

Australia

Bu filmle ilgili büyük bir beklenti vardı sonbahar aylarında. Filmin arkasında Moulin Rouge’u mega bir hit yapan Baz Luhrmann vardı. Başrollerde Avustralya’nın en büyük aktörlerinden ikisi oynuyordu. Film her yanıyla 1940’ların o efsane aşk filmlerine saygı duruşunda bulunuyordu. Herkes yeni bir Casablanca bekliyordu yani filmden anlayacağınız. Fakat olmadı. Biraz fazla uzundu ve kendini biraz fazla ciddiye alıyordu. Ama yine de Jackman’ın kariyerinde mühim olan rollerden biridir, tartışmasız…

 

Les Miserables

Bana soracak olursanız, Fountain’ın da ötesinde Jackman’ın en iyi performansı buydu. Jackman Jean Valjean olmak için doğmuş bir adam. Broadway geçmişi onu resmen bu role getirmişti. Eğer filmin çıkışı Daniel Day-Lewis’in film çektiği senelerden birine gelmeseydi muhtemelen heykelciğe uzanırdı da. Ama Day-Lewis maalesef evinden çıkmış, ortaya kusursuz bir performans koymuş ve gitmişti, Jackman’a da Altın Küre kaldı.

 

X-Men: Days of Future Past

Son filmi olarak da geçen senenin hiti Days of Future Past’i koyalım dedik buraya. Neticede neresinden bakarsanız bakın, X2’den sonra Hugh Jackman’ın oynadığı ilk iyi X-Men filmiydi Days of Future Past. Kabul, The Wolverine o kadar fena değildi, ama Jackman’a yaraşır bir X-Men filmi görmek ancak Bryan Singer işin içine tekrar dahil olunca nasip oldu. O kadar genç yeteneğin arasında Jackman “beyler durun, abiniz burada” diye masaya yumruğunu koydu, şeklini bıraktı ve biz de hayran olduk haliyle. Ne yapacaktık?

J. H.

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Tüm yazıları (1579)

Bunlar da ilgini çekebilir

3 yorum

  1. Hugh jackman ve Robert downey Jr benim en sevdiğim aktörlerden ikisi asla ayırmam onları sevmemin en büyük sebeblerinden biri ilk olarak rolden kurtulmaya çalışmıyorlar C.bale tam tersi batman olmak istemiyor hugh jackman tam adam 6 7 defa oynadı halada oynamak ıstıyor hugh jackman ve robert karakterlerine bağlı adamlar marvel marvel yapan iki kişi

  2. Swordfish’in yeri ayrıdır. Bence bu listedeki en süper filmdir. Sonra Prestige gelir. Van Helsing de zamanına göre iyi bir filmdir. Hugh Jackman hem kişiliğiyle, hem de oyunculuğuyla gönlümüzde ayrı bi yerdedir.

    Ama eğri oturup doğru konuşalım, çizgi romanlardan Wolverine’i sevenler için Hugh’un Wolverine’i tümüyle hayal kırıklığıdır. Evet karaktere yeni bir boyut kazandırmış, bayanların gönlünde taht kurmasını sağlamıştır ama aynı zamanda orijinalinden sadece esintiler taşıyan sıradan bir karakter haline getirmiştir. Zamanı için fena olmayan bi casting olabilir ama bugün (hele RD Jr’ın Tony Stark’ını gördükten sonra) hala en başarılı casting diyen varsa bu işten hiç anlamıyo demektir. Gişe ya da hikayeye uygunluğu tartışmıyorum. Ama mesela bi Tom Hardy oynasaydı Wolverine’i esas o zaman görseydik karakteri.

    Bu arada the Wolverine’e fena diildi demişsiniz, kesinlikle katılmıyorum, yanlışlıkla olduğunu ümit ediyorum. X-Men’in en başarısız filmlerinden biriydi kanımca. İki spin-off filmi de potansiyellerini hunharsızca çarçur etti bence ama bu başka bi tartışma konusu.

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.