İçeriğe geç
Dizi 15 dk okuma

AMERICAN GODS 1. Sezon Finali İnceleme – SEZON FİNALİ Dediğiniz Böyle Olur!

Berna Ece Gündüz

Son güncelleme: 22 Haziran 2017

Bunca zamandır bölüm bölüm incelemekten ötürü bizleri mutluluktan dört köşe yaptı. Önceki yedi bölümü de dahil her bir saniyesinde referans, sembol ve bilimum bilgi patlaması yaşatan detayları ile geek damarlarımızı daha da kabarttı. Ve biz bunların mimarı American Gods’ın sekizinci ve sezon finali bölümü sebebiyle toplandık bugün. Bazı şeylerin su yüzüne çıktığı ama yine de diğer bazı olayların da açıklığa kavuşamadığı bir bölüm oldu, ki biz buna zaten uzun süredir alışıktık. Kitabı ile gerek paralelliklerini şahane kotaran ve gerekse de öykünün kronolojik sırasına uymadan önümüze yeni şeyler çıkaran dizimiz, uzun bir süre ara verecek. Biz de bu ara ne kadar uzun olursa olsun, heyecanımızı ve sevgimizi sıcak tutmak adına gelin şu şahaneler şahanesi sezon finaline hep beraber bir göz atalım.

Dizinin Basmakalıp İtalya’sı: Bilquis

american_gods_s01e02_bilquis_1494241271067

Sezon finalinde açıklanmasını beklediğim karakterlerden biriydi Bilquis. Kim olduğuna dair bütün bir sezon boyunca yalnızca ilk iki bölümde minik sahneler görmüştük. Fakat gel gelelim yine de son bölüme sıkıştırılmış hikayesiyle ne yazık ki benim canımı sıkan bir detay oldu kendisi.

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, Bilquis’in sahneleri gereksiz uzundu. Zaten çok az da olsa nasıl bir tanrıça olduğunu anlamıştık: Şehvet, aşk, zevk ve benzeri birçok duygunun tanrıçasıydı kendisi. Anansi’nin hikayeyi anlatmaya başladığı sıra müthiş pür dikkat ve neşeli izliyordum ki sonralarında Bilquis’in de suyunu çıkarttıklarından dolayı güzelim Anansi’nin anlatış sahnesi de güme gitti gibi hissettim bir an. Yani ne gerek var on beş bin kere kadının aynı işini göstermeye? Biraz sakız muamelesi görmüş Bilquis. Şu ana kadar bize kendini sevdirecek ya da ısındıracak pek bir hareketi de olamadı kadıncağızın; zaten az görüyoruz, bu nedenle de öyle çat diye karşımıza son bölümde çıkınca biraz daha iyi bir şeyler bekliyor insan haliyle.

Ama her şey bir yana Bilquis’in gerçekte kim olduğunu onaylama şansına eriştik. İkinci bölüm incelemesinde bahsini geçirdiğimiz Saba Melikesi Belkıs, gerçekten de Bilquis imiş. İslamiyet’te Belkıs olarak isimlendirilen tanrıçamız, Lilith olarak da biliniyor demiştik. Bunlara ek olarak İsrail Kralı Süleyman’ın karısı olduğunu ve de cin olduğunun düşünüldüğünden de bahsetmiştik. Tüm bunlara çok eklenecek bir durum kalmıyor aslında. Tıpkı Mad Sweeney’de olduğu gibi, aslen bir tanrı ya da tanrıça olarak değil de, sonradan ilahileşmiş kral ve kraliçeler şeklinde bir geçmişe sahip Bilquis. Onun dışında zaten bildiğimiz şekilde gücünü kaybetmiş biri haline gelmiş, olay bu.

Milattan önce 864’te bir hayli güçlü olan Bilquis gittikçe zayıflıyor bu hususta. 70’lerin diskoları ve en nihayetinde de 2013 yılı ile artık yeterince gücü kalmadığına şahit olduğumuz Bilquis’in sekanslarının hepsi, tarih boyunca nasıl hayata tutunmaya çalıştığını anlattı bizlere. Evet, kendisi “Eski Tanrılar” bünyesinde bir varlık. Bunu da yüzyıllar öncesinde bile şehvet ile beslenmesiyle güç kazandığı sahnelerden anlıyoruz. Tabii Bilquis’in de gücünün ve ona inanların bir şekilde sonu geliyor ki; bunun sebebini dizimiz erkek milletine bağlıyor. Erkekler, Bilquis gibi güçlü kadınları yollarından çekmeye çalışan birtakım insanlar olarak sunuluyor bizlere bu sahnelerde. Hatta ve hatta, 2013 yılına gelindiğinde dahi, IŞİD’in bizzat yıktığı Belkıs’ın tapınağı sahnesinde de bunu yakalamamız mümkündü. Fakat gücünü yitirmiş ve eski şanına özlemle bakan Bilquis’in tek çaresi “Yeni Tanrılar”dan uzanan bir yardım eli oluyor.

AmericanGods_TA

Technical Boy’un bir telefon uzatarak Tinder’a benzer bir uygulamayı Bilquis’e gösterdiği sahnede, kendisini bir çeşit itilaf ve ittifak devletleri arasında kalmış minik bir İtalya gibi izledik. Emellerine, kendi çıkarlarına neresi daha çok ilgi gösteriyorsa oraya gidiyor. Bu çıkar meselesinde de pek haksız çıkmamışız aslında; gerek sitede gerek de Youtube kanalında yaptığımız yorumlarda Bilquis’in hem geçmişe hem de günümüz geleceğine bir şekilde uyum sağlayabilen türden bir tanrıça olduğunu konuşmuştuk. Bu bölüm de bizi yanıltmayacak şekilde yorumladı kendisini.

İhtiyacı olan güce tekrar erişebilmek için yeni olan tanrılardan yana olmaya razı gelen Bilquis’e Sheba isimli uygulamanın, ki Sheba’nın Saba ile aynı olduğunu hatırlatalım, güç verdiğini görüyoruz. İnsanlar bu uygulamayı kullanarak aslında bir bakıma Bilquis’e inanmış ve dolayısıyla da ona güç sağlamış oluyorlar. Zaten sonrasında da perperişan bir kadın yerine, yeni amacına istemeden de olsa hizmet etmeye hazır edilmiş ve biraz daha toparlanmış bir tanrıça geliyor.

Kısaca şehvet duygusunun her dönemde tutunmak için adapte olması gerektiği gibi bir gerçekle karşılaştık. Ama niyeyse diğer Amerika’ya Geliş hikayeleri veya başka türden tanıtımlar şu ana kadar beni Bilquis’te olduğu kadar uzakta tutmamıştı. İlginç.

Eski ve Yeni Tartışmalarına Son: Uyum Sağlayan Kazanır

american-gods-season-1-episode-8-review-come-to-jesus (1)

Bütün bölümü domine eden düşünce buydu aslında: Her dönemin şartına doğru koşullanabilen tanrılar, varlıklarını sürdürme konusunda zorluk çekmezler. Bunu Bilquis’te gördük dedik ama, öte yandan Vulcan ve Easter’ın da aynı şekilde paylarına düşen adaptasyonu aldığını izledik. Vulcan’ın eski bir tanrı olmasına rağmen insanların onu kendi dönemine ve teknolojisine adapte etmesini zaten iki bölüm önceden hatırlıyoruz. Sezon finalinde de Anansi’nin ve Wednesday’in konuşması sırasında bunu bir kez daha vurguladılar; Anansi “Onlardan birini öldürdün.” derken yeni tanrıları kastetmiş ve de Wednesday “Hayır, kendimden birini öldürdüm.” derken de eski tanrıları ima etmişti. Yani bir bakıma bu tür yozlaşma ve uyum sağlama durumlarının onlar da farkında. Eh, bir de gözümüzü gönlümüzü açan ve komik Jesus’ların olduğu inanılmaz bir bahar partisinde karşılaştığımız Easter (Paskalya) da bu olaya dahil olmak üzereydi az kalsın. Medya’nın “zamana ayak uyduramazsan yok olursun” düşüncesini, Wednesday’in desteğiyle aştı zira. Bu sefer koşullanmayı sağlayacak olanlar tanrılar değil, insanlar olacak.

Easter, Türkçe meali ile Paskalya, aslında çok eski bir gelenek tüm Hıristiyanlar için. Paskalya “yeniden doğuş, canlanma, yenilik” gibi anlamlara gelmekte ve aslında köken olarak doğanın doğuşunu temsil etmektedir. İsa’nın da Paskalya haftasının kutlandığı vakitlerde yeniden hayata dönmesi sebebiyle, bir bakıma dini bayram haline gelmiş bu çok eski gelenek. Hatta “Paskalya tavşanı” olarak bilinen sembolik hayvan da, bir bakıma Noel Baba görevi görsün diye çocuklara uydurulmuş bir hikayeden geliyor. Sepetinde şekerler, oyuncaklar ve renkli yumurtalarla Paskalya’dan bir gün önce gelen bu tavşan, çocukların yaramazlık mı yaptığı yoksa uslu mu durduğu konusunda kendilerini sınırlamalarını hatırlatan küçük bir simge oluvermiş. Tabii bunların hepsi zaman geçtikçe normal karşılanan ve biraz da unutulan detaylar. Biz bu sırada daha da eskilere, asıl anlamını koruduğu zamanlara gidersek Easter’ın biraz daha Anglo-Sakson kökenlere dayandığını görebiliriz.

a5sd2

Easter (Ēostre), ya da dizide söylendiği gibi Ostara, aslında bir Alman tanrıçası. Aslen Anglo-Sakson’lar tarafından Ēostre uğruna düzenlenen festivaller ve bayramlar, zamanla yerini İsa’nın yeniden doğuşunu kutlamalara bırakmış, tıpkı dizide bize anlatıldığı gibi. Artık doğanın canlanmasını ve hayat bulmasını değil, İsa’nın insanlığa tekrar gönderilmesini temsil eden bu bayram, tıpkı Aziz Bede‘nin sekizinci yüzyılda “The Reckoning of Time” eserinde bahsettiği gibi zamanla değerini yitirdiğini gösteriyor bizlere.

E Paskalya’nın unutulma hikayesi de birebir dizide işlenince, bizim yalan makinesi Bay Wednesday güzeller güzeli Easter’ı tarafına çekmek için insanların ona dua etmesini sağlamasını istiyor. Çünkü bir tanrı, ona dua edinildiği ve inanıldığı sürece var olur; dolayısıyla da artık akıllarda yalnızca Jesus’ı anımsatan Paskalya Bayramı’nın, yeniden bahar tanrıçasını hatırlatmasını sağlamak çok büyük ve önemli bir adımdı dizi için. Wednesday’in de söylediği gibi, insanların artık bir şeyi elde edebilmek için uğraşması ve dua etmesi gerekecek. Yani savaşın etkilerini bir sonraki sezonda görürken, bu kadar çok ilahisel varlık dışında ölümlüler dünyasında da etkisini izliyor olacağız demek bütün bunların hepsi.

Biz Zaten Biliyorduk Ama… Sonunda Odin Be!

promo317323801

Bölümün sonunda nihayet Shadow’a gerçekte kim olduğunu açıklayan Bay Wednesday, şahane efektlerle izleyiciyi yakalamayı başardı. Tabii sadece izleyici değil, aynı zamanda Yeni Tanrılar da bundan paylarını aldı ve oldukları yerde tir tir titrediler. Koskoca Odin’in karşısında kim titremezdi değil mi?

Gondlir, Grimnir, Glad-o-War ve daha birçok ismiyle tanındığını belirten Bay Wednesday, İskandinav mitolojisinin baba tanrısı olan Odin olduğunu nihayet açıkladı. Biz bunu zaten en başından beri biliyorduk; birtakım kelime oyunlarından yola çıkarak Çarşamba ile bağdaştırdığımızda bunu çözebilmek kolaydı. Fakat birkaç bölümdür artık daha fazla gözümüze sokulan bir çift kuzgundan ve de bizzat kendisinin “kurtlarım” diye bahsettiği hayranlardan bahsetmeyi unutmayalım, onları da anlatalım bu sırada. Zira Odin’i tanımayan kalmadı artık, üzerine söylenecek ne söz ne bir yorum var şu an.

İsimlerinin anlamları sırasıyla “düşünce” ve “anı/akıl” olan Huginn ve Muninn adındaki kuzgunlarımız, İskandinav mitolojisine aitler. Tek görevleri de, bütün Midgard’ı (yani dünyayı) dolaşıp Odin’e buradaki gelişmeleri haber olarak iletmektir. Zaten bu yüzden Odin çoğu kez “Kuzgun Tanrı” olarak da anılmaktadır. E bir de dizide göremediğimiz ama bizzat Odin tarafından isimleri anılan diğer yaratıklarımıza gelelim: Geri ve Freki. Her iki kelimenin de anlamı “açgözlü, pisboğaz, yırtıcı” gibi anlamlar taşıyor ve bu yaratıklarımız Odin’e eşlik eden bir çift kurt olarak biliniyorlar. Görünüşlerinin hakkını veren isimlere sahip olan bu kurtların, Odin’le olduğu kadar kuzgun Huginn ve Muninn ile de bağlantıları var, ki o da Odin’in Midgard’ı yaratış hikayelerinden birinde anlatılır:

odin_manual_of_mythology

Kardeşleriyle beraber Dünya’yı (Midgard) yarattıktan sonra yalnız kalan Odin, ilk kurtlarını yaratır. Geri ve Freki ismindeki bu kurtlar, Odin’e yolculuk ettiği zamanlarda eşlik etmektedirler. Bu beraber oldukları süre içerisinde iki kurt da birbirinden ayrılamaz hale gelirler ve bütün bir dünyayı kurt nesliyle doldurmaya başlarlar. Tabii bu sırada avlanacak hayvan bulamamaktan dolayı zorluk çekmeye başlarlar ve Odin kurtların halini gördükten sonra iki tane de kuzgun yaratmaya karar verir: Huginn ve Muninn. Kuzgunların yardımı sayesinde avlarını paylaşmaya razı gelen kurtlarımız, açlık problemlerine nihayet çözüm bulmuş olurlar. Bu hikayeyle beraber de nesillerdir ağızdan ağıza yayılan semboller sayesinde kuzgunlar ve kurtların, vahşilik konusunda ortaklaşa iş yaptığı düşünülmektedir.

Tüm bunların yanı sıra, Odin bir de ilk insanları yaratmayı aklına koyar. Geri ve Freki’yi de insanlara, yol yordam öğrenmeleri için örnek bir figür olarak anlatır. Çünkü Odin, bu kurtların insanlara çok değerli, erdemli dersler verebileceğini düşünür. Hatta ilginç bir detaydır ki, Odin’in yarı kurt yarı insan bir ırka babalık yaptığı söylenir. Bu ırkın adı Wulfsungs olarak bilinmekte ve de bir efsaneye göre harika savaşçılar olduğu düşünülmektedir.

Bu İskandinav mitolojisine ait hikayeye son bir ek olarak da, Odin’in bir kurt tarafından öldürülmüş olduğunu söyleyelim. Bir yeminin bozulması üzerine gerçekleşen bu eylem, tanrı için gurur verici olarak da nitelendirilir. Zira kurtlarını tam anlamıyla özene bezene ve tüm insanlığa örnek olsun diye yaratan Odin, böyle bir eylem karşısında onur duymaktan başka bir şey düşünmemektedir.

Son Not – Geriye Kalan Her Şey ve Gelecek Sezon

orlando-jones-as-mr-nancy-or-anansi-in-american-gods

Ayrı bir başlık açacak kadar uzun detayı olmayan diğer konulara da ufaktan değineyim istedim yazıyı bitirmeden önce. Mesela Anansi; ne kadar da şahane bir girişti o öyle değil mi? Daha “Evvel zaman içinde…” diye başlarken bile gerçekten dinleyicisini yakalamayı başarıyor kurnaz tanrımız. Öte yandan uzun bir süredir görmeyi beklediğimiz ve kitap okurlarının hayranı olduğu Shadow’un rüyalarından biri de, çok açıklığa kavuşmasa da umut vericiydi. Şimdilik dizi izleyicilerine çok bir şey ifade etmiyor maalesef ama kitabı okumuş olanlar muhtemelen bu tür sahnelerin devamı için birçok fedakarlıkta bulunacak kadar çok hevesliler.

DCod5Q9VoAAkQmR

Easter’ın partisindeki birbirinden farklı birçok Jesus‘ın olması, hatta ve hatta Bakire Meryem‘in küçük Jesus’lardan birini emzirmesi gibi hoş detaylar da gözden kaçmadı elbette. (O sahnelerde ne kadar eğlendiğimden bahsetmiyorum bile) Medya’nın Technical Boy ve Mr. World ile Easter’ın partisine çatkapı geldiği sahnenin de Judy Garland‘ın şu videodaki kılık tiplemelerine bir gönderme olduğunu da atlamayalım bu sırada. Zira her gelişiyle bizi büyüleyen Medya’nın, Gillian Anderson tarafından bir harika detaylandırılışını en az birkaç kez övmezsek rahat uyuyamıyoruz. Yüzsüz adamlar niye gerçekten yüzsüz diye sorarsanız da, ta ilk bölümden Shadow’u Technical Boy’un limuzininde sıkıştıran o suratsız elemanları hatırlatalım. Hatırladık mı şimdi? Güzel.

Emily-Browning-Essie-MacGowan-107-dcb8944a-6f72-498c-8ee7-20a1ad1aa8fd

Unuttuğumuz bir şey kaldı mı? Hah, bizim dinamik ikili Ölü Gelin ve Leprikon‘dan da bahsedelim yahu! Mad Sweeney’nin bahsettiği “hayata geri döndürecek İsa”, meğersek bizim tatlı ve güzeller güzeli Easter’dan başkası değilmiş. Tabii bu sırada Laura’nın bir tanrı tarafından (Wednesday) öldürülmesi sebebiyle bunun gerçekleşemeyeceğinden bahseden Easter, tüm insanlığa kıtlık yaşatmak için bizim Odin’in galeyanına geledursun; bu sırada Laura’nın aklında kimbilir ne tür tilkiler dolanıyordur. Zaten onlarca Jesus gördükten sonra hiçbir şeye inanmayan kadın birden, Mad Sweeney’i tehdit ettiği sahnede “İsa üzerine yemin ederim ki seni mahvederim. Bak zaten hemen dışarıda dolaşıyor.” demesiyle anlamış olduk ki en ateist karakter bile bir şekilde inanmayı tercih etti eninde sonunda.

American Gods Season 1 2017

Ha, bu arada ateist demişken; Judy Garland kılığındaki Medya’nın, Easter’ı taraflarına çekmek için bahsettiği “Ateist bir dünyadayız, uyum sağlamayı öğren.” sözlerine gelelim bir de. Bu yeni dünyaya adapte olmanın, hatırlanmaları için tek yolları olduğunu iddia eden Yeni Tanrılar üçlüsü, Bay Wednesday’den koca bir sistem eleştirisi göndermesi yiyorlar. “Onlar sadece bir şeyler üretir ve sana pazarlar, oysa Eski Tanrılar ilham verir.” minvalindeki konuşmasıyla, Yeni Tanrılar’ın bizzat kapitalist sistem olduğunu açıklarken hiç de yanılmıyordu kendisi. Zaten önceki incelemelerimizde Mr. World’ün “yeni dünya düzeni tanrısı” gibi birçok şeye işaret ettiğini tahmin etmiştik birkaç kez. Kapitalist sistemin onlar olduğunu iddia etmek de pek yanlış sayılmaz.

maxresdefault

Son olarak, bölümlerdir duvar suratlığından vazgeçmeyen ve bir şeylere inanma konusunda sıkıntı yaşayan Shadow’un nihayetinde “her şeye” inanıyor oluşuyla da koca bir oh çekmişsinizdir herhalde. Bundan sonra Wednesday’in bizzat Odin olduğunu bilerek hareket edecek olan Shadow’un elbette birtakım değişik davranışları olacaktır. Laura’nın “Senin o çok sevgili tanrın beni öldürdü” kışkırtmaları ne kadar yaşanır gelecek sezon bilemiyoruz ama arkasında Mad Sweeney olduğu sürece pek de sırtı yere gelmez sanki? Her şey bir kenara, sezon finalinde nihayet “The House on the Rock” tabelasını görmek, bizi gelecek sezon bekleyen savaşın ayak seslerine doğru hafiften bir yükseltmedi değil. Wisconsin’e henüz varmış olmasalar da, Bilquis’in o yöndeki yolculuğundan ve bütün bir sezon bahsi geçen muhabbetlerden, artık herkesin orada bir araya geleceği gerçeğini onaylamış oldu dizimiz. Şimdi tek sıkıntımız ne yazık ki beklemek. Hem de çok uzun bir süre! Ay bize bir şeyler oluyor sevgili geekler!

come_to_jesus

Konuşacak detaylar, meseleler elbette her zaman olduğu gibi bitmiyor American Gods izleyicileri. Sekiz bölümdür yazılarımızı ve inceleme videolarımızı takip eden ya da etmeyen herkese bolca teşekkürlerimizi iletiyoruz buradan. Bir sonraki sezona kadar çok daha idmanlı ve yeniliklerle çıkacağız karşınıza. O vakte kadar incelemelerimizde sürç-i lisan ettiysek affola. Yorumlarınızı merak etmek bir yana, bizden bu konuda istediğiniz başka içerik fikirleri varsa çekinmeden söyleyin, olur mu? American Gods okumayı da, izlemeyi de, incelemeyi de çok sevdik ekipçe; sizin de hoşunuza giden konularda ortaklaşa bir keyif paylaşımı yaşayalım! Bir sonraki sezona kadar sağlıcakla, selametle kalın güzel geekler; aman dikkat, Odin’in yıldırımlarından biri kafanıza denk gelmesin!

Berna Ece Gündüz

Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Tüm yazıları (523)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.