DC Universe’ün üçüncü filmi olarak 23 Ekim’de vizyona girmeye hazırlanan body horror türündeki Clayface filminden ilk fragman yayınlandı.
Arkadaşlar, yıllardır istediğimiz şey bu değil miydi? Süper kahraman sinematik evrenleri çıktığından beri istiyorduk ki filmler birbirinin kopyası olmasın, her karakterin kendi tarzını yansıtsın ve yaratıcı şeyler görebilelim. Yalan yok, Marvel’ın ilk döneminde filmleri karakterlere göre özelleştirmeyi başarmışlardı, hatta Marvel Cinematic Universe’ün başarısını buna bile bağlayabiliriz; ama filmlerin Marvel’ın standart yapısından çıktığını göremedik, “Marvel filmi” diye bir tabir oluştu, dizi tarafında ise sadece WandaVision ve Wonder Man ile bu sıradanlığı kırmaya çalıştılar.
James Gunn’ın önderliğindeki DC Universe ise en başından bu algıyı kırarak, bütün filmlerinde yönetmenlere tam özgürlük vererek ilerlemeyi hedefliyor. Sadece isminde değil, içeriğinde de yeşil bir şey göremediğimiz Lanters dizisinin fragmanı bunun ilk sinyallerini vermişti. İçerisinde Green Lantern’ların yer alacağı, DC Universe’te geçen ancak True Detective hissiyatında bir dedektiflik dizisi olacak Lanters. Clayface’i de tek cümleyle özetlemek istersek A24 estetiğine sahip bir body horror diyebiliriz.
DC Universe’ün yol haritası ilk açıklandığında Clayface’i listede görmek beni şaşırtmıştı. Sonuçta kendisi ne bir kahraman, ne de DC’nin en popüler isimlerinden. Ancak senaryoyu çok beğendiğini her fırsatta dile getiren James Gunn, son dönemde The Substance ve Together gibi örneklerle sükse yapan body horror türünün hype‘ını da kaçırmak istememiş olacak ki film, 23 Ekim’de DC Universe’ün henüz daha üçüncü filmi olarak gösterime girecek.

Bu kadar konuştum, hâlâ filmin konusundan bahsetmedim ama sonunda süper kahraman janrıyla korku türünü bir arada görmenin heyecanını yaşıyorum sevgili geekler! Şu ana dek Hellboy ve Blade gibi bağımsız yapımlar dışında bu iki türü yakınlaştıran bir film göremedik, “sinematik evrenler sonrası dönemde” bunu deneyen Morbius ve Doctor Strange in the Multiverse of Madness gibi örnekler ise bence sınıfta kaldı. Ama Clayface fragmanı sonunda bunun başarılmış olabileceğine dair umut vaat ediyor.
Yakışıklı bir oyuncuyken yüzü deforme olmuş Matt Hagen’i hasta yatağında görüyoruz. Dehşet içinde kameraya bakarken arkada The Flaming Lips’ten “dünyanın en güzel yüzüne sahip olduğunun farkında mısın” cümlesini içeren Do You Realize’ın daha karanlık bir versiyonu çalıyor – ki James Gunn’ın Guardians of the Galaxy 3 soundtrack‘inde de yer alan bir şarkıdır. Filmden sahneler ekrana gelirken face kelimesini tekrar tekrar duyuyoruz, ve Clayface’in dönüşümünü görmemizle fragman sona eriyor.

Bakın, ben bu filmle ilgili başka bir şey görmek istemiyorum. Şu yazıyı yazdıran, şu heyecanı veren 63 saniyede öğrendiklerimin üstüne başka bir şey eklemeden, belki sadece hikâyenin esinlendiği Batman: The Animated Series’teki Feat of Clay bölümlerini izlemek suretiyle sinema salonuna girmek istiyorum. Ve sonunda Venom veya Joker gibi ana sinematik evrenden ayrışmadan iyi bir villain filmi izlemiş olarak da salondan çıkmak istiyorum.
Bilmiyorum ben mi fazla heyecanlandım sevgili geekler ama, süper kahraman janrı yaşayacaksa böyle yeni ve cesur işler hatrına yaşayacak. Superman filmi ile kalplerimizi kazanan DC Universe, bakalım sonraki adımlarında bunu devam ettirebilecek mi, önümüzdeki aylarda hep birlikte göreceğiz.