Tim Burton imzalı yeni Netflix dizisi Wednesday, çok kısa bir süre önce izleyiciyle buluştu. Gerçi, bu yeni The Addams Family uyarlamasından henüz haberdar olmamanız biraz zordu çünkü dizi çıktığından beri geçen birkaç günlük sürede Netflix içerisinde on sekiz kadar ülkede birinci sıraya yerleşti. Bu esnada sizler de meraklısıysanız Wednesday’i zaten izlediniz fakat ya meraklıysanız ama Netflix’in bir anda popülerleşen işlerine güvenemiyorsanız? Yahut önceki tecrübelerinizden yola çıkarak sevdiğiniz bir eserin daha, yeni bir uyarlama ile katledildiğini görmekten korkuyorsanız? Veya hiç meraklı değilseniz ve merak duymanız gerekip gerekmediğinden de emin olamıyorsanız?

Tüm bu durumlar için azılı bir Addams Family fanı olarak buradayım; sizlere Wednesday’i gönül rahatlığıyla izlemeniz için kapı gibi beş sebep vereceğim. Bunların bazısı, diziyle ilgili önceki fikirlerinizden işkillenmenize yol açabilir. Üzerine, bu yazıda diziyle ilgili keyfinizi bölebilecek herhangi bir spoiler da bulunmayacak. Haydi bakalım!

1) Bu Bir Dedektiflik Hikâyesi!

Wednesday Addams, Jenna Ortega
Ciddi bir Wednesday Addams görüyorsunuz.

Wednesday dizisinin anlatmak istediği tek hikâye bu değil ancak sekiz bölümün içerisinde sizi ittiren en büyük tema, Addams Family’nin dünyasına göre bile anormal kalan bazı cinayetleri içeriyor. Fragmanda gördüğünüz büyüme hikâyesi, ergenlik aşkları ve Wednesnay’in kopuk bir elle yaşayacağı birtakım tuhaf olayların hepsi “Katil kim?” sorusu etrafında birleşiyor. Bir yandan Jenna Ortega tarafından canlandırılan Wednesday’in garip bir şekilde soğuk ama bir şekilde de ulvi havasına kapılıp, “Az daha kara mizah isteriz!” derken diğer yandan da tüm şüphelileriyle ilk bölümden tanıştığınız bir suçun failini, Wednesday ile birlikte arıyorsunuz.

Spoiler vermemek adına detaylara girmiyorum fakat çok da şaşırtmacalı bir hikâye değil bu, beklentiyi doğru ayarlamak lazım. Yine de işin içine biraz daha gizem katmak ve şansını çok zorlamayan, klasik bir katil kim hikâyesiyle bu gizemi sağlamak tam Addams Family kumaşı! Bu yolla Wednesday karakterine de bir yeni katman eklenmiş oluyor; elli yılı aşkın bir zamandır tatlı mizacına ve narin görünümüne rağmen ölüme olan takıntısı ve çoğunlukla kardeşine yönelttiği sadizmiyle sevdiğimiz bu karakter, bir özellik daha kazanıyor. Eh, bir uyarlama da az çok bunu yapabilmeli.

2) E Bu Harry Potter Olmuş?

Nevermore Academy
Nevermore Academy

Durun beni yanlış anlamayın, doğrudan Harry Potter olmamış; tabii ki Wednesday kendisine sürekli eziyet eden bir ailenin yanında büyüyüp bir gün yılanlarla konuşabildiğini ve bilemiyorum, dünyadaki en önemli insan olduğunu keşfetmiyor. Fakat Harry Potter’ın, Harry Potter’ın da dışına taşan bir yönü varsa o da “kendini ait hissedeceği bir yer bulma” hikâyesi oluşudur dersem, çok yanılmış olmam sanırım. Harry Potter’ın Percy Jackson araklaması olup olmadığını, hikâyedeki büyünün işleyişi dâhil açıklanamayan bütün kurgu boşluklarını, tüm kitap serisinde yer alan tek Orta Doğulu’nun neden Ali isimli bir uçan halı kaçakçısı olduğunu ve J.K. Rowling’in ne ara bu kadar kötü bir insana dönüştüğünü sabaha kadar tartışabilirdik fakat şansımız olsa, vakit kaybetmeden Hogwarts’a ışınlanacağımız gerçeği değişmezdi.

Wednesday’in şanslı azınlığımız gibi kendisini olduğu gibi kabul eden bir ailesi var ama her hâlükârda şanssız çoğunluğumuz gibi o da kendisini keşfetmek için kendine ait bir yer bulmak zorunda. Hepimiz ailemizi, onları ne kadar sevsek de ilk çevremizi; ilk öğretmenimizi, ilk arkadaşlarımızı, ilk aşkımızı ve şartlarımız ne kadar iyi olsa da ilk alışkanlıklarımızı aşmak zorundayız ki bu dünyada kendimize ait bir yer bulalım. Wednesday, normalden sığındığı anormalliklerin içerisinde bile kendine özgü olmaya çalışıyor. Nevermore, bu dünyada normalden dışlanmışların bir araya geldikleri bir okul ve Harry gibi ama ondan biraz farklı olarak bu yeni dünyayı keşfetmeye pek de meraklı olmayan Wednesday’e kendini ait hissetmeyi öğretiyor. Tanıştığı diğer arkadaşları da aynı durumdalar.

Evet, buraya kadar olan kısımda Harry Potter’a özgü olmayan bir büyüme hikâyesinden de bahsediyoruz ama son bir kozum daha var: Hogwarts’ın büyüdükçe kafamızı daha çok kurcalayan bazı yanları burada can sıkmıyor. Hogwarts, 11 yaşında ve öncelikle okuma-yazma yahut dört işlem gibi elzem becerileri kazanması gereken çocukları durmadan tehlikeye atmasıyla ünlü bir yer ve “dünyanın en güvenli yeri” olarak anılan bir okul için bu en hafif tabirle saçma. Fakat Nevermore’da durum böyle değil çünkü Addams Family’nin, sınırları doğru düzgün çizilmemiş o tekinsiz ve tersine dünyasındayız. Başınıza gelen tüm felaketleri zaten bekliyorsunuz ve işin güzel yanı, onlardan zevk alıyorsunuz.

3) Edgar Allan Poe!

Edgar Allan Poe
Edgar Allan Poe; bu şairin bir başka uyarlamasını da Altered Carbon’da izlemiştik, hatırladınız mı?

Nevermore ismi geçer geçmez bu maddenin sizi beklediğini biliyordunuz, itiraf edin. Bu diziyi herhangi bir kimseye önermek için sayılabilecek pek çok şeyin yanında biraz ufak kalabilir, kabul ediyorum. Fakat Nevermore’un ta Ortaçağ’dan günümüze, Poe’nun “Kuzgun” isimli en bilindik şiirinden ulaşan bir kelime olarak ün saldığını ve tarzının da ölüme düşkün Wednesday karakteri ile ne kadar örtüştüğünü söylememe lüzum var mı? Okulun adını Nevermore koymakla kalmayıp Poe’yu en ünlü mezunlarından biri olarak tanıtmış, yetmemiş bir de doğrudan adamın heykelini dikmişler. Evet, Edgar Allan Poe referansını biraz daha cesur bir dizide, ona daha çok yakışan hüzünlü bir mutlulukla almak isteyebilirdim ama bir de bu az önce bahsettiğim heykelin, dizide yer alan bir başka heykel ile olan ve altı asla çizilmeyen zıtlığını düşününce… Ay yazarken bile mutlu oldum.

Yeri gelmişken referanslara ve farklı bağlamlardan alınıp esere katılan unsurlara da değinelim bu maddede. Çoğunluğu bölümlerin sonuna denk gelmek üzere Wednesday bol bol çello çalıyor, genelde de Metallica’dır, Rolling Stones’tur tercih ediyor ki müzik kullanımı açısından bence bu bir artı; Paint It Black kendi başına zaten cool bir şarkı ama kelimenin tam anlamıyla her şeyi siyaha boyamak isteyen bir Wednesday ile daha esprili oluyor çünkü! Bir de tabii ki Wednesday’in dilinden doğrudan ismiyle dökülen Sartre referanları var, tadından yenmez ve ikinci maddeyle de çok bağlı; şurada nedenini biraz anlatmıştım. Netflix yapımı bir gençlik dizisi ekseninde bunlar güzel ve yeterli detaylar.

4) Ergenliğin “Başkası Yerine Utandıran” Hâlleri…

Netflix, Wednesday dizisi
Wednesday ve bir başka referans ile Yoko başta olmak üzere sınıf arkadaşları.

Diziyi izlemeden bu maddeye kadar ulaştıysanız ve zaten bu sebeple diziden kaçtıysanız, “büyüme hikâyesi” kısmına değinmemden iyice işkillenmiş olabilirsiniz. Otuzuncu yaşını henüz kutlamış biri olarak farklı bir bağlamda, ben de aynı şekilde hissederdim. Bu hikâyeyi kendi şartlarımda bizzat tecrübe edeli yıllar geçti; belki o yılların sayısından bir o kadar fazla da bu hikâyeyi işleyen eseri okudum, izledim, dinledim. Bana daha farklı ne katabilir?

Eh, burası biraz işkillenme sebebi gerçekten. Bazılarımız yıllar geçse de büyüme hikâyelerini cazip buluyoruz çünkü bazı teknik durumlar için yaşlanmak -bir anlamda- tekrar çocuk olmaya benziyor. Başka bazılarımız da ilk aşklar ve ilk hayal kırıklıklarına duyulan sempati aracılığıyla hayata dair umut tazeliyor belki. Bazılarımız için aranan nostalji hissini taşıyor bu hikâyeler, anıları ziyaret etmek anlamına gelebiliyor. Fakat geri kalanlardan biriysek, başkası yerine utanmamıza neden olan bazı anlara şâhit olup, yüksek ihtimalle unutmak istediğimiz o zamanları bize hatırlatıyorlar. İşte bu grup ve geri kalan herkes için dahi Wednesday iyi bir seçim çünkü inanın, sizden farklı sebeplerle olsa bile Wednesday yaşıtlarının davranışları karşısında sizden daha çok cringe yaşıyor!

Günlerden bir gün, o da bizler gibi, hayatın olağan akışının bu tahammülden geldiğini anlayacaktır, orası ayrı bir hikâye.

5) Genç-Yetişkin Türüne Yeni Temsiller.

Wednesday and Thing
Wednesday ve Thing. Thing her zamanki gibi çok şey.

Wednesday’i izlerken sürekli olarak hatırlamak pek mümkün değil fakat bu yapım, Tim Burton‘un elinden çıkmış. Sürekli şekilde hatırlamak mümkün olmuyor çünkü ‘ürkünç, korkunç ve çoğunlukla ölümü hatırlatan şeyleri olduklarından daha sevimli bir hâle getirmek‘ hem Addams Family hem de Tim Burton için aynı anda geçerli bir eylem tanımı olabilir. Bunun üzerine Addams Family’nin oldukça eski bir eser olmasını, elimizde bir değil birçok uyarlama bulunmasını, bu uyarlamaların güncelliğini, karakterlerin kıyafetlerinden konuşma tarzlarına değin zaten belirli bir stili taşımalarına dair alışkanlıkları eklediğimizde, Tim Burton estetiği denilince aklınıza gelen ilk şeyden daha farklı bir şey görüyorsunuz. Ama tam bu noktada ya sırıtmayacak kadar iyi bir eşleşme var ya da tat kaçıran örneklerine giderek daha sık şâhit olduğumuz birçok uyarlamanın yazar/yapımcı/yönetmeninin aksine daha farklı, daha iyi, daha bilmemne olmak için çok kurcalamamış diyebiliriz.

Wednesday, ailesi ve Thing tamamen alışkın olup, beklediğiniz gibiler tabii. Fakat onca genç-yetişkin yapımı içerisinde bu stildeki kurt-adamlar ve en meşhuru Medusa olan gorgonların aramıza katılışı… Bazı kareler evet, yine bir genç-yetişkin hedef kitlesi için ekran görüntüsü olarak tasarlanmışlar ve sirenlerin şarkısı biraz ucuz görünüyor fakat yine de bu değişik temsiller için Wednesday’i tecrübe etmeniz gerekiyor.

Bonus: Hepimizin Mahcup Zevkleri Var!

Wednesday dizisi oyuncuları Jenna Ortega, Catherine Zeta Jones ve Luis Guzman
Addams aile fertleri

Şimdi birbirimizi yemeyelim; en sevdiğimiz yirmi alternatif müzisyen listesine almasak bile bazen Justin Timberlake dinliyoruz. Gatekeeping yapmak niyetinde değilim; Timberlake sadece eski zamanlardan kalma bir örnek. Yerine keyfinizin istediği ve meşrebinizin ne tarafa yakın olduğuna göre değişecek bir şekilde Miley Cyrus, Maroon 5, Ezhel, Kibariye ve daha aklıma gelmeyen pek çok ismi koyabilirsiniz. Hepsini aynı cümle içerisinde kullandığım bir geekyapar yazısı yazdığım için mutluluğumu belirtmekle beraber, nereye vardığımı anlamışsınızdır. Herkesi ikna etmek zor olabilir ama hayatın her alanında mahcup zevklere ihtiyacımız var. Lahmacunun içine sardığınız kebabın cinsi sizi ilgilendirir, hesap vermek zorunda değilsiniz. Dolayısıyla eğer yukarıda saydığım ve bence samimiyetle tamamen yeterli olan maddeler sizi ikna etmediyse, bu eşantiyon madde etsin.

Wednesday en temelinden konusu ile ilginizi çekmiyorsa, bu türü daha önce hiç beğenmediyseniz, kısıtlı vaktinizde daha rafine zevklerinize vakit ayırmak sadece daha mantıklı olduğu için çekici geliyorsa yahut sadece kafa dağıtıp eğlenmek için bir şeyler izleyecek ve yarın ondan kimseye bahsetmek istemeyecek olsanız bile Wednesday yine iyi bir seçim olurdu çünkü sizi çok mahcup etmeyecektir.

Uzun süreli bir Addams Family seveni olarak ileriye detay vermeden kurguladıkları ilk fragmandan sonra duyduğum öfkeyi geri alıyorum, dizide daha fazlası var. Siz hâlâ neden izlemiyorsunuz, inanın bilmiyorum!

Author

Editör-in-çiif. Hayvan dostu, çokça yalnız; ismiyle müsemma ama çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine şaşırarak ‘takı taluy takı müren‘ arıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.