İki tane karanlık lordun ismini bir arada andığımızda ister istemez “Kim kimi yener?” gibi bir muhabbet ortaya atılıyor. Bunu neredeyse bütün hayran grupları, zaman zaman farklı iki evrenden farklı iki karakteri seçerek zaman zaman ise aynı evren içinden güçleri birbirine eşit gözüken farklı iki karakteri seçerek yapıyor. “Hazırlıklıysa Batman alır,” gibisinden bir muhabbetten bahsediyorum. Silmarillion Antolojisi’nin bugünkü yazısında size, bu tartışmalardan birisine nokta koymaya geldim!

Şaka yapıyorum tabii ki. “Melkor mu alır Sauron mu” gibisinden bir konuya kesinlikle girmeyeceğiz zira Melkor da Sauron da iki farklı gücü, iki farklı karakteri, iki farklı hırs ve amacı sembolize ediyor. İkisinin de lore içinde önemli yerleri var. Bütün bunların yanında, ikisinin de ortak noktası kötü karakterler olmaları, dolayısıyla ikisini kıyaslamak belki de ikisini de ayrı ayrı anlamamıza daha çok yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Hangisi hangisini yener gözüyle bakmaktan ziyade aralarında nasıl bir hırs farkı, nasıl bir güç eşitsizliği var, bunları öğrenmek bize daha çok şey katacaktır.

Eh, takdir edersiniz ki buraya oturup size kafamdan sallama bilgi yazmayacağım. Peşin peşin kaynak belirtmek istiyorum: Bu yazımda kaynak olarak aksini belirtmediğim sürece yalnızca Christopher Tolkien’in on iki ciltlik The History of Middle-Earth serisinin onuncu cildi olan Morgoth’s Ring’i kullanacağım. Şurada bahsettiğim ana kötümüz Melkor’un ve onun hizmetkârı olan Sauron’un güçleri (ve dolayısıyla kişilikleri, motivasyonları) arasında nasıl farklar vardı, bu ikisi arasında nasıl bir kıyas yapabiliriz, inceleyeceğiz. Yani eğer ilginizi çeker de daha fazlasını görmek isterseniz sizi oraya yönlendirmiş olayım, ben burada yalnızca Christopher Tolkien’in elçiliğini yapmış olacağım çünkü.

Michal Kváč (Artsation)

Morgoth’s Ring’de, İkinci Çağ’daki Sauron’un, Birinci Çağ’ın sonundaki Morgoth’tan daha güçlü olduğundan bahsediliyor. Bu da şu şekilde açıklanıyor: Morgoth’un hizmetkârı olmasına rağmen Sauron, Morgoth kadar düşmemiştir. Morgoth, Arda üzerinde hakimiyet sağlamak amacıyla Arda’da doğup yetişen bütün varlıklara, kendi varlığının bir kısmının geçmesine izin vermiştir. Böylece Morgoth’un gücü dünyadaki neredeyse bütün varlıklar üzerinde bir noktada var olurken, Sauron’un gücü yalnızca yüzükler üzerinde var olur. Yani, Sauron’un gücünün Morgoth kadar dağılmadığını söylemek mümkün.

Peki, Sauron’un gücü mü yetmiyor bu kadar dağıtmaya? Bu sorunun tek cevabı ikisinin güçlerinin farkı değil, onların “planları” da farklı. Sauron’un planı dünya üzerindeki canlıları kontrol etmek iken Morgoth, güce tutkun. Şöyle düşünün: Morgoth, daha fazla güce sahip olmak için kendi gücünü diğer varlıklar üzerinde tahakküm kurmakta kullanmakta çekinmezken Sauron, kendi gücünü canlıları kontrol edecek bir araç üzerinde kullanıyor.

Morgoth, güç arzusunun büyüklüğünden ötürü dünyadaki büyük çapta mevzularla daha çok içli dışlı oluyor. Yavanna’nın küçük yaratımlarını yok saymasının sebebi de bu. Yavanna’nın küçük çiçekleri onu ilgilendirmiyor, o volkanik patlamaların peşinde. Bu sebepten olsa gerek ki Arda’da kendi iradeleriyle var olan diğer canlıların varlığı Melkor’u panikletiyor. Üzerinde kontrolünün olmadığı canlıları gördüğü vakit de ilk plan olarak fiziksel güç uyguluyor onlara. Onları kontrol etmekten ziyade yok etmek üzerine yoğunlaşıyor. Durum böyleyken, Melkor’un en güçlü olduğu dönem, canlıların yaşamadığı bir Arda’nın olduğu dönem oluyor. Zira canlıların varlığı, onun gücü için bir tehdit.

Anato Finnstark (Artstation)

Sauron’un yaptığı ise katletmek falan değil. Bakın direkt alıntı yapıyorum: “Sauron bu nihilist deliliğe hiçbir zaman ulaşmamıştı.” İnanmazsınız, Sauron kaosu değil düzeni seviyor. Melkor nasıl hayatına bir “kötü” olarak başladıysa, Sauron da kötülüğün dışında başladığı için onun ruhunda kalan iyilik parçaları hala var ve onun düzene duyduğu saygı da buradan geliyor. Sauron, düzene sadık bir ruh iken Melkor’un tek planı yok etmek.

Sauron düzeni seviyor ve düzeni sağlamanın en kolay yolunun güç gerektiğini biliyor. Melkor’un iradesi ve gücü, evren üzerindeki yaptırımlarını güçlü bir biçimde var etmesi gibi özellikleri, Sauron’u Melkor ile birlikte çalışmaya iten şeyler haline geliyor. Durum böyle iken Sauron, diğer canlıları pek de anlamıyor, anlamaya da çalışmıyor. Planlarını gerçekleştirmek, Sauron’un tek hedefi haline geliyor. Diğer canlıların zekalarını denkleme katmıyor demek oluyor bu. Gandalf’ı anlamıyor yani, Saruman’ı anlıyor çünkü Saruman, onun yanında.

Sauron gücünü Melkor gibi çarçur etmiyor, yalnızca yüzüklerin üzerinde var ediyor demiştik. Peki bu beraberinde neleri getiriyor? Açıklayalım hemen. Melkor’un gücünü yayması, Melkor’un tam anlamıyla bir salak olduğu manasına gelmiyor. Evet, Tolkien’in “evil, therefore stupid” gibi bir sözü var fakat Melkor için de şöyle bir şey geçerli: Belki de o, gücünü yaydığı için ölümsüz. Nitekim Morgoth’s Ring’de de şöyle bir cümle geçiyor:

The whole of Middle-Earth was Morgoth’s Ring.

JohnnySlowhand (Deviantart)

Kötü güçlerin tahakkümünü sona erdirmek için gücü yok etmek, zayıflatmak gerekir. Melkor’un gücünün yayılması demek, evrendeki her şeyde bir miktar Melkor bulunması demek oluyor. Böylece, evrenin özünde de bir miktar Melkor bulunmuş oluyor. Sauron, en başında böyle bir şey yapmadı- Dolayısıyla onu yok etmek için onun gücünü içinde var ettiği yüzüğü yok etmek yeterliydi. Fakat Melkor’un yüzüğü, Orta-Dünya’nın ta kendisi.

Öyleyse, Melkor’un gücünü evrenden çekmek için bir fiziksel müdahale şart oluyor. Evrendeki her şeyin içinde biraz Melkor varsa, Melkor’u nasıl komple yok ederiz? Manwe’nin problemi de bu işte, Valar’ın Melkor ile savaşmak konusundaki çekingenliklerinin sebebi de bu. Melkor’u tamamen yok etmek demek, Arda’yı tamamen yok etmek demek oluyor. Böylece, evrendeki kötülüğü hiçbir zaman tam manasıyla yok edemeyeceğimiz gerçeğiyle baş başa kalıyoruz. Dualizmi gördünüz mü? Her iyiliğin içinde bir miktar kötülük, bir miktar Melkor var.

Eee, Valar nasıl oluyor da Melkor’u yeniyor? Melkor’da olmayan şeyi kullanarak: Sabır. Silmarillion Antolojisi’nin sonraki bölümlerinde elbet değineceğim bir konu olduğu için şimdi pek bahsetmiyorum fakat Melkor’un Zamansız Boşluk’a atılması, Valar’ın doğru zamanda doğru şekilde saldırması sayesinde oluyor.

Irulana (Deviantart)

Neyse ki bu onun için bir son değil. On birinci cilt, The War Of The Jewels’ta yazdığına göre Melkor geri dönecek ve Dagor Dagorath’ta savaşacak. Silmarillion’da yer almasa da Christopher Tolkien’in dediğine göre babasının bir planıydı Mandos’un bu kehaneti: Melkor tam olarak yok olmadı, geri dönüp tekrar yükselecek ve Savaşların Savaşı’nı başlatacak. Belki de bu kehanet, gerçekten de Melkor’un gücünü Arda’nın dört bir yanına dağıtmasından doğmuştur. Zira Arda yok edilmedikçe, Melkor’un gücü yok edilmeyecek, bu da Melkor’un bir parçasının mutlaka Arda’da yaşamaya devam edeceğini gösteriyor. Nitekim Sauron da bunun bir parçası aslında: Melkor’un kötülüğünün tohumlarından birisi, Melkor’un yozlaştırdığı ruhlardan biri.

Silmarillion’dan bölüm bölüm bahsetmektense (ki onu da yapmaya devam edeceğiz) arada böyle bir nefeslenip karakterlere ve kitabın küçük kısımlarına yaklaşmak, Silmarillion’u daha iyi anlamak için yardımcı oluyor diye düşünüyorum. Umarım sizler de sıkılmıyor, bu yolculukta benimle olmaya devam ediyorsunuzdur. Zira yolumuz uzun- Tek başına çok sıkıcı olurdu. İyi ki varsınız! O halde ben de yorumlarınızı beklediğimi belirterek noktalıyorum cümlelerimi. Bir sonraki bölümde görüşelim mi?

Yazar

Batı Edebiyatları okur, kedi sever. Bir de buralarda yazıp çizer. @mightbeyagmur

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.