Merhaba millet! Sir Gawain and The Green Knight adındaki Arthur hikâyesinin yakında filmi çıkacak, hem de bu bir A24 filmi olacak ve bu beni öylesine heyecanlandırıyor ki ara ara hikâyeyi komple baştan yeniden okuyasım geliyor. Bugün de durum böyle olunca ne yapayım ben de, oturdum bilgisayarımın başına, Sir Gawain’i açıp tekrar bir göz attım. Ne kadar özlemişim! Benim gibi özledikçe açıp açıp eski hikâyeleri tekrar okuyanlar bilirler: Hani bazı detayları ilk okuduğunuzda fark etmezsiniz de ikinci hatta üçüncü okuyuşunuzda çok daha önemli gelir ya, işte ondan geldi başıma. Zaman geçtikçe sembolizme daha da büyük saygı duyan minik bir edebiyat öğrencisi olarak Sir Gawain’in kalkanını görünce gözlerim parladı, ben bundan bahsedebilirim, çok da güzel olur dedim kendi kendime.

Eh, demem o ki sevgili dostlar, bu ayki dosya konum olan kurgusal silahların ikinci yazısında sizlere Gawain’in “beş açılı yıldızla süslenmiş” kalkanından bahsedeceğim. Excalibur‘umuzu çekip çıkarttıysak, hazırız demektir!

Nedir Bu Hikâye?

Chunyu Wang (Artstation)

14.yüzyıl civarında ortaya çıktığı düşünülen bir Kral Arthur hikâyesidir aslında. Sir Gawain ismindeki bir şövalyenin, dönemin ideallerine göre test edilmesini anlatır. Yani hikâye, aslında tamamen Gawain’in kendisini ispatlaması üzerine. Bambaşka bir amaçla çıktığı yolculukta attığı her adım, bu teste hizmet ediyor aslında.  

Hikâyenin başında Kral Arthur, yeni yıl kutlamalarında şövalyelerine hediyeler dağıtır, herkes işin eğlencesindedir. Hediye faslı bittikten sonra yemeğe geçerler fakat Arthur, şövalyeleri ona kendisini eğlendirecek bir hikâye anlatmadan yemek yemeyi reddeder. Aradan çok geçmez ki Arthur’un dileği adeta kabul olur, içeriye kendisine Green Knight yani Yeşil Şövalye diyen dev bir savaşçı içeriye dalar. Devasa atıyla içeri girdiğinde, tüm gözler ona dönmüştür. Gerçekten de baştan aşağı yeşil ve korkutucudur. Green Knight, şövalyelerden hiçbirisinin kendine eşit bir savaşçı olmadığını söyler ve onları bir yarışmaya davet eder. Bu yarışmaya göre şövalyelerden birisi kendisine bir defa vuracaktır ve karşılığında da tam bir yıl sonra kendisini ziyaret edecektir, böylece Green Knight da aynı şekilde ona vuracaktır.

As the Knight of the Green Chapel I am known to many;
Therefore if you ask for me, I shall be found.
So come, or else be called coward accordingly!

Çevirmen: Brian Stone

Şövalyeler arasından Arthur’un yeğeni olan Sir Gawain, öne çıkar. Kendine güvenerek bir defa Green Knight’a vurur ve onun kafasını uçurur. Green Knight’ı öldürerek, Arthur’un şövalyelerinin güçlerinin aslında onun gücüne eşit olduğunu göstermektir amacı. Fakat Green Knight hiç istifini bozmaz, yere yuvarlanan kafasını eline alarak yarışmanın kurallarını Gawain’e hatırlatır. Sonra da atına binerek gider.

Cesaret Testi

Tam olarak cesaret denmese de Gawain’in, dönemin “chivalry” ideallerine uyup uymadığını test etmektir aslında Green Knight’ın amacı. Hikâye boyunca Gawain’in önüne engeller çıkar, bu engelleri Gawain sabırla atlatır. Anlattığımız her şey aslında buna hizmet etse de bu hikâye öyle bir hikâye ki aslında içinde aşk deseniz var, ihanet deseniz var, uyuzluk deseniz yine var! Bütün bu dünyevi zevkler karşısına çıkıyor ama Gawain, davasından vazgeçmiyor yani. Liyakat, arkadaş, liyakat!

Sekiz yüz yıllık bir hikâye için spoiler uyarısı vermem gerekmediğini düşünerek söylüyorum: Hikâyenin sonunda Green Knight, Gawain’in kafasını kesemiyor. Gawain, mükemmel bir şövalye olduğu için testi geçiyor. Green Knight’ın baltası, yalnızca boynunda küçük bir çizik bırakabiliyor. Bu da hikâye boyunca verdiği tavizlerden ötürü. Yani bu hikâye, aslında bir ders niteliğinde: Okuyanların “chivalry” ideallerine uyabilmeleri için yapması gerekenleri anlatıyor.

I promised a stroke, which you received: consider yourself paid.
I cancel all other obligations of whatever kind.

Beş Açılı Yıldız

Alarie-tano (Deviantart)

Arthur’un sarayından ayrılıp Green Knight’ın peşine düşme vakti gelince Gawain, silahlarını ve kalkanını ister. Hikâyemizin yirmi yedinci ve yirmi sekizinci kıtaları tamamen bu kalkan hakkında arkadaşlar. Hemen küçük bir hatırlatma: Yazar veya anlatıcı, eğer bir hikâye içinde var olan bir nesneyi uzun uzadıya anlatıyorsa o nesne, bize hikâye hakkında değerli bir şey anlatıyordur aslında. Eh, koskoca iki tane kıtadan bahsediyorsak üzerinde durmakta fayda var sanırım.

Thus this Pentangle new
He carried on coat and shield,
As a man of troth most true
And knightly name annealed.

Gawain’in kalkanının üzerindeki beş açılı yıldız, Gawain’in sahip olup olmadığını test etmek için yolculuğa çıktığı “chivalric” kanunları, yani iyi bir şövalye olmanın ilkelerini temsil ediyor aslında. Beş sayısı, burada beş adet önemli şövalyelik özelliğini anlatıyor bize: Güven, onur, inanç, iyilik ve saflık. Bu beş idealin ismi her yerde değişir ama özünde hep aynıdır, beş tanedir.

Beş sayısının önemi burada bitmiyor aslında. Orta Çağ sembolizminden bahsettiğimizde beş sayısının birçok farklı şekilde kullanıldığını görebiliyoruz ki bu hikâyede de geçiyor, birazdan bahsedeceğim. Örneğin çarmıha gerilen İsa’nın vücudundaki beş yara izi ya da Meryem Ana’nın beş saf sevinci gibi. Bu arada hikâyemizde her açıdan sembolik bir anlatıma sahip olan bu yıldızı, Gawain’in kalkanında taşıyor olması da harika bir detay değil mi?

Kalkan ne yapar? Bizi saldırılara karşı korur. Kalkan ile saldırmayız, korunuruz. Şövalyelerden de kendi ahlaki kanunlarını korumaları beklenir- Bu beş yıldız da hem Gawain’in koruması gereken ilkeleri hem de bu temellerin aslında onu koruduğunu anlatıyor bize. İkisi de olabilir cevap, siz hangisine yorumlarsanız artık. Kalkanın öneminden yirmi sekizinci kıtada bahsederken de şöyle deniyor:

First he was found faultless in his five wits.
Next, his five fingers never failed the knight,
And all his trust on earth was in the five wounds
Which came to Christ on the Cross, as the Creed tells.

Beş duyusu da kusursuzdu, beş parmağı da onu hayal kırıklığına uğratmazdı. Bu dünyada yalnızca İsa’nın beş yara izine güvenirdi. Devamında da savaşırken aklında devamlı olarak gücünün Meryem Ana’nın beş sevincinden geldiğini düşündüğünü söylüyor. Yirmi sekizinci kıtada anlatıcı, son olarak da Gawain’in yukarıda bahsettiğim beş “chivalric” kanuna uyduğunu anlatıyor. Böylece hikâyenin ortasında verilen detay, hem hikâyenin sonu hem de karakterin kişiliği hakkında bize bilgi vermiş oluyor. Çok tatlı değil mi?

Anlatıcının anlatmak istediği çok şey varsa ve anlatının yedi bin beş yüz sayfa olmasını istemiyorsa, anlatmak istediği şeyleri daha vurucu bir şekilde aktarabilmek için bazı sembollerden faydalanır ve okuduğunuz metinde tatlı bir sembolizm yakalarsanız edebiyat, sizin için çok daha güzel bir hale gelir. İşte Sir Gawain için aynen böyle hissediyorum. Hem çok tatlı bir hikâyeyi anlatıyor, hem anlatımı eğlenceli, hem de çok tatlı semboller kullanıyor ve keşfettikçe mutlu oluyorum.

Sir Gawain gerçekten çok tatlı bir hikâye arkadaşlar. Başlarda yalnızca Kral Arthur’un akrabası olduğu için değerli olduğunu hisseden bir adam iken, Green Knight gibi korkunç bir varlığın müdahalesinden sonra kendisini dünyevi zevklerle zorlayan bir yolculuğa çıkan bir şövalyeyi ve bu şövalyenin değerinin aslında tamamen kendi kişiliğinden geldiğini anlatıyor. Neyse, öyle işte. Daha fazla konuşursam susmam.

Siz ne dersiniz? Sir Gawain, sizi de mutlu ediyor mu?

Yazar

Batı Edebiyatları okur, kedi sever. Bir de buralarda yazıp çizer. @mightbeyagmur

2 Yorum

  1. Sizin sayenizde Green Knight hikayesinin müptelası oldum, filmini de merakla bekliyorum. Çok yaşa Geekyapar 🙂

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.