İçeriğe geç
Oyun 4 dk okuma

EZIO AUDITORE’nin 21. Yüzyılın EN İYİ Oyun Karakteri Olduğunu İspat Eden 5 Şey

Yiğitcan Erdoğan

Eğer başlıktaki iddianın kriterini gelmiş geçmiş bandına çekersek; evet, elbette Ezio Auditore’den daha iyileri var. Bir kere ortada bir Mario gerçeği var. Sonic var, Link var, Solid Snake var, Gordon Freeman, Nameless One, Cloud var. Ama geçen milenyumda doğanları liste dışı bırakırsanız, biraz değişiyor tablo. Netleşiyor. Çok muazzam başka karakterler de var hepinizin hayatında yer etmiş. Ama ben inanıyorum, nesnel olarak da ispat edilebilir sebeplerle Ezio bir baş önüne çıkıyor herkesin.

“Sebepler ne” diye soracak olursanız da, biz şöyle saydık:

1. Tema Müziği Muhteşem

Yukarıda saydığım efsane video oyunu karakterleri var ya? Onların yanına isterseniz bu binyıldan karakterler de ekleyin. Gözlerinizi kapatın. Hepsini düşünün. Arkada bir müzik çalmaya başlıyor mu? Ezio‘da başlıyor işte. Aklınıza Ezio Auditore gelince, otomatikman Jesper Kyd’in belli ki “Ben oyun moyun dinlemeden bütün meziyetimi şu kağıda dökeceğim” kararı alarak nakış gibi işlediği Ezio’s Family de geliyor. Ki yani söylemek gerek, Ezio’nun tema müziği o kadar iyi ki, dönüp bütün serinin tema müziği oldu. Oradan hesap edin!

 

2. Oyunları Muhteşem

Assassin's Creed Brothethood

Her genç oyun karakterinin başına gelir. Normaldir. Hayatınıza parlak, kaliteli bir oyunla başlarsınız. Çok tutulur. İkinci oyun gelir, o da iyidir. Ama sonra bir şeyler yanlış gitmeye başlar. Janrınızın zirvelerinden, elalemin gokart oyununda komik karakter olmaya düşersiniz. Normaldir. Her oyun iyi olacak diye bir kaide yoktur neticede, her oyun karakteri bazen kötü oyunlarda boy gösterir. Ezio hariç. Ezio Auditore da Firenze, üç oyunun başrolü olarak çıktı karşımıza. En kötüsü Revelations bile sadece önceki oyunlar aptalca iyi olduğu için vasat duruyordu. %100 başarı oranı, video oyun karakterleri için harika bir oran.

3. Öyküsü Muhteşem

Ezio Auditore da Firenze

Ezio Auditore’nin öyküsü, bakın iddia ediyoruz, bundan kırk elli yıl sonra “intikam hikayeleri” derslerinde konu başlığı olarak geçecek. Profesörler öğrencilerine “Bakınız çocuklar” diyecek, “Suikastçinin Şiarı II isimli oyunda tanıştığımız Ezio’nun intikam hikayesi, janrın zirve noktalarından biridir. Karakterin motivasyonları apaçık belirlenmiş, oyuncu tarafından içselleştirilmesi sağlanmış, ve araya yeterli süre ile ikna edici ama aşılabilir seviyede engeller konulmuş, bunların hepsi de bir yandan nefes kaçırmadan, ustalıkla serinin çatı hikayesine bağlanmıştır. Dersimiz bu haftalık bu kadar, önümüzdeki hafta Ezel’i izleyip gelmeyi unutmayın.”

Ne? Olur mu olur?

 

4. Görünüşü Muhteşem

Ezio Auditore da Firenze 2

E video oyun karakterlerinin en önemli detaylarından biri kostüm. Zaten vakti zamanında o yüzden toplayıp bizce en iyisi olanları listelemiştik. Bu kostümler, iyi yapıldı mı karakteri zenginleştirmekle kalmazlar; aynı zamanda kendileri de birer ikon olurlar. Mario’nun şapkası, Link’in yeşil tuniği, Gordon Freeman’ın gözlükleri gibi. İşte bizce, Ezio; çift hidden blade’iyle, üçgen kapşonuyla, belindeki kuşağıyla o ikonik kostümlerden birine sahip. Hatta o kadar mühür bir kostüm ki Ezio’nunki, 2007’de bizim aklımızı başımızdan uçuran selefinin kostümü bugün Ezio’nun yanına kalınca hacdan dönmüş babaanne gibi kalıyor…

5. Elimizde Doğdu, Elimizde Büyüdü, Gözlerimizin Önünde Yüzleşti Ölümüyle

Ezio Auditore da Firenze 3

En vurucu olan kısmı da bu.

Ezio Auditore da Firenze, diğer hiçbir oyun karakterinin; genelde de çok az kurgusal karakterin yaşattığı bir şeyi tattırdı bizlere. Biz, Ezio’nun hayatının her önemli dönemecinde onunla birlikteydik. Kelimenin tam anlamıyla gözlerini bizimle açtı Ezio. Floransa damlarında kız kovalarken yanındaydık. İhanete uğradı, değer verdiği her şeyi kaybetti; beraber öfkelendik. Beraber bilendik, birlikte çarpıştık. İntikamı beraber aldık. Ezio damsız Don Juan’dan, bir öğretmene, bir lidere dönüştükçe gurur duyduk. Ve en sonunda, gözlerini kapattığında da yanıbaşındaydık.

Oyun karakterlerinin diğer kurgusal karakterlerden en büyük farkı içlerinde sizin de girebileceğiniz bir boşluğun bulunmasıdır. Kelimenin tam anlamıyla siz tuşa basmadıkça karakter gitmediği için, doğru dokunuşlarla sizin karakteri içselleştirmenizin sağlanması kolaydır. Bu sağlandıktan sonra, karakterin hayatı bir parça da size ait olur, mesele sadece bu hayatın ne kadar süreceğidir.

İşte Ezio için, tam bir ömürdü bu. Biz Ezio’yduk, Ezio olduk. Onun bir ömrü boyunca onunla güldük, aşık olduk, ağladık, gezdik, öğrendik, şoklardan şok beğendik ve en çok da etkilendik. Ezio’nuk yaptıklarından, bizim onunla birlikteyken yaptıklarımızdan. Ezio inanılması güç derecede havalı bir karakterdi, ve onunla geçirdiğimiz ömrü boyunca biz de kendimizi öyle hissettik. Aynen vakti zamanında, bilge adamın veda ederken söylediği gibi:

Bunun bir repliğini bile unutmayacağım, bir gününü bile, yemin ederim. Asla unutmayacağım; Ezio’nun ben olduğu zamanı.

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.