İçeriğe geç
Oyun 8 dk okuma

Fantastik/Bilimkurgu RYO’ların Senelerdir Vazgeçemediği 13 Klişe

J. H.
Fantastik/Bilimkurgu RYO'ların Senelerdir Vazgeçemediği 13 Klişe

Bilen bilir, bilmeyene de küçük bir özet geçelim. Rol yapma oyunları çoğu uzman tarafından ikiye ayrılır. İlkine “Japanese RPG” denir, Türkçe terim karşılığı J-RYO’dur. Burada savaşlar çok katı bir sıra tabanlı sistemde yaşanır, savaş ekranı ana ekrandan kopuktur, genelde skill ağaçlarını siz dağıtmazsınız ve diyaloglarla budaklanan hikaye konseptine pek ehemmiyet tanınmaz. Diğer türü, yani “Western RPGs” denilenini ise, Batılı RYO olarak çevirmek mümkündür. BioWare, Obsidian ve Bethesda bugün bu akımın öncülerindendir, geçmişinde de Interplay, Black Isle, Origin gibi firmalar vardır.

İşte bugün o Batılı RYO’ların vazgeçemediği klişeleri konuşmak için buradayız. Taa Ultima günlerinden beri bu oyunlar şu 13 klişeyi kullanmaktan vazgeçemediler. Eğer unuttuğumuz, sizin eklemek istediğiniz varsa yorumlarda belirtmekten çekinmeyin. 13 tane yazdık ama, daha çok var farkındayız!

 

1. Fakir / mahkum / amnezik olarak başlamak

1 Prison

Batılı RYO’ların başlangıç kanunları bellidir. Ya hapishanede başlarsınız (saygılar Bethesda), ya çok fakirsinizdir (saygılar Lionhead), ya da geçmişinize dair hiçbir şey hatırlamazsınız (hepinize saygılar). Stüdyolar bunu kasten yaparlar ki sonrasında kariyer basamaklarını yükselişiniz daha da bir efsane olsun. Tabii amnezik, fakir ya da mahkum olunca toplumdan da soyutlanmış olursunuz, dolayısıyla senaristler sizi dünyaya yeni bir değişken olarak sokabilme şansını elde ederler. Bu sayede de biraz dışarıdan bakma fırsatı edinirsiniz işte…

 

2. İlk düşman olarak haşarat

2 Rat

Bunun artık tüm stüdyolar farkında. Bu klişe ezbere bilinen bir şey. Hatta çoğunlukla kendi kendileriyle dalga geçiyorlar bu yüzden. Ama değiştirmiyorlar arkadaş! İlk kestiğimiz düşmanlar illa ki ya sıçanlar, ya örümcekler, ya da sürüngenler oluyor arkadaş. Bir de hepsi hormonlu, süper boy….

 

3. Ekseriyetle İngiliz İngilizcesi konuşan insanlar

3 British English

İşte biz buna Amerikalıların İngiliz İngilizcesi fetişi diyoruz. Batılı RYO’larda her karakter Downton Abbey’den fırlamış gibi konuşur. Tamam, eyvallah, fantastik edebiyatın temelleri Britanya’da atıldı; kabul İngiliz İngilizceside hakikaten sofistike geliyor kulağa. Tamam da niye tüm dünya o şekilde konuşuyor arkadaş? Bunu herhalde bir Dragon Age kırmayı denemişti, bir yöre İtalyan, bir yöre de Fransız aksanıyla konuşuyordu. Evet işte dostlar, böyle uluslararası sesler duysak ya? Öhm, ses demişken bu arada…

 

4. Sesini soluğunu duymadığımız ana karakter

4 Silent protagonist

Bir RYO’da ana karakter misiniz? Geçmiş olsun, ömür billah konuşmanız mümkün değil. Yani daha doğrusu, siz konuşacaksınız da, sizi kontrol eden canlı kanlı insanın sizi duyması mümkün değil. Bu yıllar boyunca pratik olmadığı için yapılmadı. İşte diyalogunu seç, oku, ondan sonra bir de sesli halini duy meselesi biraz gerdi insanları. Bunu kıran Allah için BioWare’in diyalog tekerleği oldu, ama yine de RYO ana karakterlerinin %90’ı bugün hala konuşamıyor. Onların sessiz çığlıklarını duyun!

 

5. Kısa zamanda toplanan United Colors of Benetton tarzında bir ırklar arası grup

5 Benetton

Bu sessiz karakterimizin etrafında toplanan gürültülü grup, illa ki o evrenin küçük bir birleşmiş milletler konseyi tadına ulaşır kısa sürede. Ne kadar ırk varsa hepsinin birer ikişer temsilcisi bulunur. Tabii aslan payı da her zaman insanlarındır. İlla ki alkol seven dwarf, bilge elf ya da bunların o evrendeki muadilleri gelip, grupta kendi ırklarını temsilen konuşur, şakalaşırlar. Bir de o ırklar arasında hep çok spesifik bir örnek vardır ki o da şöyledir…

 

6. İlla ki o evrende tüm derdi şeref/onur olan bir ırk

6 Honor

Ya bu nereden çıktı? Niye her fantastik rol yapma oyununda var? Tamam, her evrende birden çok ırk olsun. Okeyim, keyifli keyifli oynuyorum en nihayetinde, seviyorum bu çeşitliliği. Tamam da, illa her fantastik diyarda bir adet “Bizim birincil olayımız şereftir, sözümüzden dönmez, anlaşmaları bozmayız” tarzı bir ırk olmak zorunda? Hatta onlarla tanışırsın, sözünden dönmeyeceği gerçeği yüzünden bir anlaşma yaparsın o sonra istemeye istemeye de olsa anlaşmanın şartlarını yerine getirir, falan…

7. İlk ziyaret ettiğiniz kasabanın illa ki yanması

7 Megaton

Bu da yıllardır süre gelen garip bir klişe. İstisnası da hakikaten çok azdır. İlk ziyaret ettiğiniz kasaba ya cehennem ateşlerinde yanar, ya ejderha dağıtır, ya da düşman orduları ilk oraya girer. Gerçekten bunu da anlamaya çalışırken devrelerimizi yakacakmış gibi hissediyoruz. Neden? Hani bu kadar mı “beyler olay ciddi” havası vermek için başka yöntem düşünemediniz arkadaş? Niye ilk köy? Bunun bilim kurgu versiyonu da ilk gezegendir bak. Neredeyse istisnasız her oyun…

 

8. Fıçı ve kutularda saklanan loot

8 Crates

Yahu niye? En saçması da bu hakikaten bunun. Her rol yapma oyununun sonlarına doğru resmen kutu/fıçı fetişisti olursunuz. Hiçbir zaman da içinden faydalı bir şey çıkmaz, ama siz hep “ya çıkarsa?” diye, “ya bakmadığım fıçıdan epik item düşerse?” korkusuyla kutu kutu pense gezmeye başlarsınız bir noktadan sonra. Zaten bir de “o senin kutun mu ulan” sorunsalı var. Tüm diyarın kutuları fıçılarına ipotek koymuşuz sanki. Yapmayın artık bunu ya!

 

9. İlla ki her kasabanın questlerinin çoğunlukla tavernalardan gelmesi

9 Inn

Bu sadece bir RYO klişesi değil, fantastik/bilimkurgu edebiyatının da bir klişesidir. Tavernaya gidersiniz, orada kapşonlu biri gelip size gizemli bir görev verir. Her kasabada da bu böyle olur. Her kasabanın da tavernası vardır bu arada. Bu da biraz saçma değil mi? Niye yani? Yorgan döşek yüz kişilik bir nüfusa sahip küçük kasabanın niye bir tavernaya ihtiyacı var onu anlamadım? Siz hiç gerçek hayatta oteli olan köy gördünüz mü arkadaş?

 

10. Şahsi öneminiz ne olursa olsun verilen getir götür questi

10 Quest

Sen dünyayı mı kurtarıyorsun? Seçilmiş olan mısın? Evrenin kaderi sana mı bağlı? Yaptığın her neyse büyük bir aciliyeti mi var? Herkesin hayatını kurtarmak için mi savaşıyorsun? Okey, şimdi şu paketi alıp benim iki kasaba ötedeki kuzenim Larric’e götürebilir misin? Süpersin. Tamam.

 

11. İçinde örümcekleden başka bir şey olmayan mağara bölümü

11 Spider

İlk düşman haşarattır, haşaratın türü değişir, ama şu klişe sittin sene de geçse değişmez. İlla ki oyunun bir noktasında, içinde örümceklerden başka bir şey olmayan bir mağaraya gireriz. Alakalı olmasa da gireriz. O dakikaya kadar hiç örümcek görmemiş olsak da gireriz. Hep de size ağ atıp, “stun” falan ederler bir süre. Son, boss örümceğin de illa ki düşürdüğü örümcek temalı süper bir eşya vardır. Biraz canlanın artık RYO yapımcıları, biraz çizginin dışında düşünün. Fütüristik oyun yapıyorsunuz, yine örümcekli mağara!

 

12. Kıyamet seviyesine yükselmiş bir tehlike

12 apocalypse

Batılı RYO oyunlarında hiçbir tehlike “ya abi, bi sorun var, çözebilir misin?” seviyesinde olmaz. Hatta “yardımına çok acil ihtiyacım var!” seviyesinde de olmaz. Batılı RYO’larda tehlikenin seviyesi hep “Kıyamet geliyor, dünya başımıza yıkılacak, tek çare sensin sessiz kahraman!” civarındadır. Yukarı çıkar, aşağıya inmez. Ya bir “undead” vebası yayılmaktadır, ya cehennemin kapıları açılmıştır, ya yıllardır görülmeyen kadim bir yaratık tekrar savaş alanlarına dönmüştür, ya da bilim kurguları konuşuyorsak, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kitle kıyım silahı icat edilmiştir. Bir tane de RYO yapın da sakin sakin oynayalım be…

 

13. Boss’u katiyen tek bir dövüşte yenememek, ya rövanşa ant içmek, ya da iki kısımda dövüşmek

13 boss

Tabii tehlike demişken… Bir tane, öldürdük mü tüm sorunun çözüleceği bir boss vardır. İlla ki vardır. O bossla oyunun başında bir kere kapışırsınız. Niye mi? Çünkü iki sonuç çıkar o ilk kapışmadan. Ya yenilirsiniz, sonra güçlenip rövanşı almaya ant içersiniz, ya da kıl payı yenmeyi kaçırırsınız; o andı düşmanınız içer. Tabii sonda kazanan hep siz olursunuz, ama o ilk karşılaşmanın yankıları son savaşta hep duyulur. Ya düşmanınız, ya siz, “Artık daha güçlüyüm” minvali bir laf edersiniz; ya da birisi illa “Bu sefer elimden kaçamayacaksın!” der…. O da mı olmadı? Eğer boss ile tek bir dövüş yaşıyorsanız, illa ki daha güçlü bir formu vardır, onu da sonda gösterir. Bu da yıllardır hiç değişmez.

J. H.

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Tüm yazıları (1579)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.