Smile son zamanlarda sinema salonlarında izlediğim en iyi korku filmlerinden bir tanesi. Başka korku yapımlarından esinlenildiği anlar çok somut bir şekilde kendini belli etse de film boyunca insanın üzerinde pek az materyal kullanarak bıraktığı etki çok yoğun. Pişmiş kelle gibi sırıtan yabancıl bir varlığın, bir terapiste, hastası aracılığıyla dadanmasını anlatan film, kozlarını saklamayı ve doğru yerlerde kullanmayı çok iyi biliyor. Günümüzde artık başka korku filmlerinde de bu eğilimi görüyoruz ve korku türünün elindekileri göstere göstere değil de daha zarif yöntemlerle gerilimi sağlamayı benimsemesi, pek çok ilginç olasılığa kapı açıyor.

Korku filmleri genelde, insanları film boyunca germekte kullandıkları unsurları hikâyenin sonunda açıklamaya, büyülerini izah etmeye meyillidirler. Perili bir evde geçmişte yaşanmış olayların detayları veya adı sanı ortaya çıkmış bir şeytanın ne gibi olağanüstü bağlantılarla insanlara musallat olduğu gibi pek çok şey açıklanmaya, insanların zihninde bir tutarlılık ağı kurulmaya çalışılır. Her ne kadar bu tutarlılığın sağlanması gerekse de ya daha üst makamlardan gelen direktifler nedeniyle ya da yazarların kendi kurgularına duydukları aşk sarhoşluğuyla filmin genelde son on beş-yirmi dakikasında bütün bu süreçte kurulan gerilim, olayları açıklamaya çalışan bir bilgi yığılımı ile bozulur ve geriye, o son kuruyemişin çürük çıkması ile ağızda bıraktığı berbat tadı andıran bir deneyim kalır. Tıpkı yerli korku filmlerinin geleneksel aile yapısı içinde sık sık kullandıkları aile içi dolaplar, yasaklı ilişkiler veya ihanetler gibi.

Benzer bir bilgi yığılımını da ben yaptığıma göre tam olarak neyden bahsettiğimi iyi anladınız çünkü yazının ilerleyen kısımlarında bu noktaya geri döneceğiz.

Hikâye boyunca insan üzerinde müthiş bir baskı kuran Smile, ürkütücülüğünün bir kısmını da doğa üstü unsurları sıradan insanların üzerine yığmasına borçlu. Bu sayede makyajların veya özel efektlerin sağlayamadığı o yabancıl hissi, insanların tuhaf davranışlarından, ürkütücü ifadelerinden ve başarılı bir şekilde inşa edilmiş sosyal bir paranoyadan alıyoruz. Aynı davranışlar ve ifadeler çok tanıdık gelecektir çünkü bunları dışarıda sokaklarda, ofislerde ve okullarda sık sık görmeniz çok mümkün. Zaten filmin izleyicisi üzerinde kurduğu egemenliğin bir kısmı da bu tekinsiz aşinalıktan geliyor.

Yaklaşık iki saat süren akışı boyunca yapımın yakaladığı başarılardan başka bir tanesi, yarattığı paranoya. Sık sık boş bırakılan karanlık arka planlar her an oradan fırlayabilecek bir varlığın olasılığını bizlere düşündürtürken genelde ya beklenmedik geçişler ve bağlar kullanarak insanları yerinden sıçratıyor ya da daha karmaşık detayları birlikte kullanarak izleyicileri oldukları yerde felç bırakıyor. Uzun uzun süren sahneler insanın kalbinin dayanamayacağı kadar yüksek bir gerilim kuruyor, zavallı kurbanımızın içinde kaldığı durumlar da ona duyduğumuz empatinin ekran üzerinden geri sekip yine bizleri daha kolay vurmasını sağlıyor. Yer yer ucuz sıçratmalar kullanılsa da bunların kullanıldığı yerler yine ince hesaplarla hazırlanmış. Filmin sonunda bu ucuzlukların hiçbirini hatırlamıyorsunuz.

Yazının başında belirttiğim bilgi yığılımı, filmin sonunda yine biraz var ve kurdukları bu korku mitini, ucundan başından açıklamaya çalışıyorlar. İyi ki bu durum çok devam etmiyor ve bazı yerlerde yine gerilimi tırmandırmak için farklı biçimlerde kullanılıyor.

Filmin hikâyesinin hatları rahatça anlaşılabilir, olaylar kolay kolay takip edilebilir. Diğer korku yapımlarında karşılaştığımız bilgi yığılımları gibi karşımızda duran korkunç varlıkların detayları bir ansiklopediden dökülürcesine bizlere anlatılmıyor, tam aksine gerektiği kadar bilgi verilip gerisi bir sır gibi saklanıyor ki bence en iyisi de bu. Böylesine olaylar ve varlıklar açıklandıkça sahip oldukları ürkütücülüğü, inşa ettikleri gerilimi de kaybediyorlar. Smile’da bu durum dikkate alınmış ve her daim bizleri korkutan düşman, gizemli ve ürkütücü olarak bırakılmış. Ta ki filmin sonundaki bazı kararlara kadar.

Eğer ki korku yapımlarını takip etmeyi seviyorsanız Smile’dan çok tatmin olacağınızı düşünüyorum. Pek çok benzer filmden çok ileride olmasa da sahip olduğu farklılıklar ona kesinlikle ayrı bir lezzet katıyor. Bir yandan da ilham aldığı bu eserlerle paylaştığı benzerlikleri çok iyi bir şekilde kullanmış ve bunu da bir koz olarak elinde tutmayı iyi biliyor. Eğer ki korku türü ile yeni tanışmışsanız veya yeni tanışacaksanız yine göreceli olarak kaliteli bir yapım ile karşı karşıyasınız diyebilirim.

Bu durum diğer yapımların sıradanlığından kaynaklanıyor olsa da Smile, korku türü içinde pek çok türdeşinin üstünde bir nitelik sergiliyor. Korku arıyorsanız bu zaman diliminde izleyebileceğiniz en iyilerden birisi.

Yazar

Filmlerde, oyunlarda, kitaplarda olsun güzel bir hikayeyi çok sever.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.