GAZETENİN 2144 Yıllık TARİHİNDEN, Alıp Cebinize Koymalık 4 Bilgi
Gazete dünyanın en güzel şeyi. En azından, eskiden öyleydi. Artık pek yoklar ortalarda. Elbette yıllar ve yollar birbirine karıştıkça, dijital olan pek çok alanda fiziksel olanı bitirdikçe gazeteler de teslim bayrağını çektiler biraz. Artık günümüzde gazetelerin vazifelerini telefonlardan çok daha rahat, ucuz ve zahmetsizce görebiliyoruz. Yine de, gazetelerin büyüsü devam ediyor olacak ki, bir şekilde ahşap sandalye ve tablet bilgisayarın fiyat olarak denk olabildiği bir dünyada gazeteler faaliyet göstermeye devam edebiliyor. Bir hikmet olsa gerek, değil mi?
Belki de o hikmet işte gazetelerin tarihinde saklıdır diye düşünüp, kısa bir seyahate çıkalım istedik. Gazeteler nereden geldi? Nereye doğru istikamete başladılar? Hafif bir bilgi kahvaltısı gibi düşünüp tüketin. Tamam mıdır? Okey o hâlde, afiyet bal şeker olsun; buyurun!
1. Kökenleri Antik Roma’ya Dayanıyor!
Gazete diye adlandırdığımız şeyi, eğer “düzenli olarak yayınlanan ve kamuyu güncel olaylara dair bilgilendirmeyi amaçlayan matbu” olarak tanımlayacaksak köken olarak Antik Roma‘ya dayandırmak mümkün. Bu gayeyle çıkan ilk yayın, M.Ö. 131 civarında yayınlanmaya başlayan Acta Diurna‘ydı. Yayının adı Latinceden çevirdiğimizde kabaca Günlük Olaylar anlamına tekabül ediyor. İlk etapta Acta Diurna sadece devlet eşrafına gizli gizli dağıtılıyor. Ta ki M.S. 59 yılında Jül Sezar –bizim Sezar, evet– onu kamuya açana kadar. Acta Diurna’nın ömrü, Roma’nın başkenti İstanbul‘a taşınınca bitiyor. Bize bıraktığı miraslar ise şöyle:
- Diurna kelimesi, gevşeye gevşeye Journal, yani jurnal kelimesine evriliyor. Akademik yayınlar için kullanılan tabir bu hâlâ.
- Pek çok Resmi Gazete’nin öncülü oluyor.
- Muhteşem havalı bir sloganı var, yıllardır medya sektörüne ışık tutuyor: Publicare et propagare. Meali, “Kamuya Aç, Ve Yay!” demek. Sarih!
2. Nesneye Yanlış Adla Seslenen Biz Değiliz; Anglo-Saksonlar, Almanlar, Fransızlar, Herkes!
Dünyada gazeteye gazete diyen dil aileleri çok az. Türkî diller çiçek gibi gazet, gazete falan diyor. Ruslar Газета diyor. Diğer dillerin kafası çok karışık. Journal ve türevleri, Zeitung ve türevleri, bir yandan da Anglo-Sakson dünyasının newspaper‘ı. Halbuki haklı olan kim? Bence bizim taraf! Modern Avrupa’nın ilk gazetelerinden kabul edilen, Venedik bazlı Notizie Scritte yayınından gelen bir isim var burada. Şimdi elbette diyeceksiniz, “burası notizie diyor, scritte diyor, gazete ne alaka?” Hemen yanıtlayalım: Notizie Scritte, o zamanın parasıyla bir gazetta‘ya satılıyor. İlk adı da böyle koyuluyor.
Ki, İtalyan demişken!
3. İtalya’nın Kuzeyinde Bir Tarih Yatıyor!
Lombardiya taraflarında epey küçük bir kasaba var. Adı Mantova. Şehrin meşhur olduğu birkaç şey var. Monteverdi, L’Orfeo isimli operasının galasını burada yapıyor mesela. Kasaba Shakespeare tarafından da bir selam almış vakti zamanında, Romeo’yu meşhur oyunda buraya sürüyorlar. Sanata sepete katkısı bol bir şehir. Ancak ilginçtir, esas esprisi medya sektöründe. Dünyanın hâlâ yayında olan en eski gazetesi Mantuva’nın yerel bir yayını. An itibariyle Gruppo Editoriale L’Espresso tarafından yönetilen Gazzetta di Mantova 1664 yılından beri faaliyet gösteriyor. Yani 353 yıldır yayınlanmakta!
4. Bizim Olaya Duhulümüz, 18. YY Sonu!
Son olarak: peki biz ne zaman girmişiz bu işe? Avrupa’da matbaanın yaygınlaşmasıyla birlikte 17. yüzyıl itibari ve sonrasında gazeteler sağda solda patlak vermeye başlıyor. Bizim topraklarda ilk olarak yabancı menşeli gazeteler basılıyorlar, bunların doğum yılları da takribi olarak 1700’ler sonları. Osmanlı topraklarındaki yerel girişimlerin başlaması ise Vekayi-i Misriye ile, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın emriyle oluyor. Basılan gazete çift dil, Osmanlıca ve Arapça. Ondan sonraki kilometre taşı, basılan ilk Türkçe gazete. William Chruchill tarafından, 1840 yılında hayatına başlayan Ceride-i Havadis‘e ait bir onur bu. Onu takiben gelen büyük adım ise ilk yerli gazetecilerce basılan Türkçe gazete, o da zaten cümlemize malum: 1860 tarihli Tercüman-ı Ahvâl.
Türkiye’de en uzun süredir aktif olarak gazeteyi ise söylememize gerek yok. 7 Mayıs 1924‘te kurulan, ve hâlâ yayınını sürdüren Cumhuriyet logosunu bile değiştirmeden 93 yıldır hayatta olmanın haklı gururunu yaşıyor.
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)



Yorum Yap