Hayatımızda adeta üçüncü bir elimiz veya kuyruk cinsinden, çok da farkında olmadığımız bir ek uzvumuz gibi kullandığımız telefonların günceldeki reklamlarını takip ediyorsunuzdur. Aynı modelin hafızasını şu kadar artırdık minvalinde de olabiliyor bu tanıtımlar, artık telefonunuzun ekranını bükebileceksiniz yeniliğinde de. Arada sırada içimden, fotoğraf çekmek için üç ayrı lens taşımamak yahut monitöre bağlanmak için ayrıca aparata ihtiyaç duymamak gibi hevesli reklam vaatlerinin, eskiden nasıl olduğuna bir bakmak geçiyor. Bugün eksikliğini duyduğumuz şeylerin, bu şeylere sahip olabileceğimizi bile hayal edemeyeceğimiz zamanlarda nasıl vaat edildiğini görmüş oluyorum.

Eski reklamlara bakmak hem geçmişteki zamanlara bir bakış atmamıza, içlerinde taşıdıkları iletilerle birlikte o zamanlarda toplumun arzularını anlamamıza ve yaşadıkları değişime yönelik çıkarımlar yapmamıza hem de ilgilisi için, reklam sektörünün nasıl geliştiğini izlememize olanak veriyor. Telefonlarla ilgili şurada ilk yazısını, şurada da ikinci yazısını bulabileceğiniz bir dosya konumuz mevcutken karşıma, coğrafyamızdaki ilk telefon reklamlarından birkaç tanesi çıktı. Belki siz de bu gibi şeylere meraklısınızdır ve zaman zaman “Nereden nereye geldik” diye hayıflanmayı seviyorsunuzdur diye, bu reklamları paylaşmak istedim.

Beyhûde Yorulmayın!

Öncelikle görsellerin çözünürlükleri için kusura bakmayın. Yukarıda gördüğünüz reklam, 17 Mart 1915 tarihinde, Ahmed Cevdet’in sahibi olduğu, Türk basınının en uzun süreli günlük gazetelerinden biri olan İkdâm gazetesinde yayımlanmış.

Çan şeklinin üzerindeki telephone yazısı zaten açık, anlaşılır. Onun üzerinde ise Osmanlı Türkçesi ile yine telefon yazıyor. Alt kısımdaki açıklamaya ise “Beyhûde yorulmayınız, telefon ediniz!!” sloganı düşülmüş.

Vakit Nakittir

Üstteki reklamda, eski model bir telefonu kullanmakta olan bir kadın resmedilmiş. En üstteki ayrı kutucuk, reklam metni içerisinde değil ancak orada yazan “ilânâta mahsustur” ibaresi, bir reklamla karşı karşıya olduğunu okuyucuya gösteriyor.

Reklam metnine, en üstte yer alan “Vakit nakittir” sözünün hatırlatılmasıyla başlanmış. Sonrasında ise aşağıya doğru gidecek şekilde slogan verilmiş; “Telefon kullanınız, vakitten kazanırsınız”.

Yegâne Hizmetçiniz

Bir önceki reklamla aynı telefon modelinin tasvirini burada da görüyoruz. Ancak bu sefer verilen mesaj değişmiş. Reklam diyor ki “Arz-ı hizmette hiç tehir etmeyen ve daima hazır bulunan yegâne hizmetçi”.

Bu reklamda telefon, istediklerinizi yapmayı hiç ertelemeyen ve her an isteklerinizi yerine getirmeye hazır olan bir yardımcı mahiyeti kazanmış. Telefon ahizesini uzatan bir kadın tasvirinin altındaki hizmetçi vurguları sebebiyle bu reklam bugün çıksaydı neler olurdu diye düşünmek de bir bakıma kıyaslama imkânı sunuyor. Tabii böyle toplumsal cinsiyet konuşmalarının olmadığı zamanlardayız, aman yanlış anlaşılmayayım.

Telefon Elzemdir

Bu reklamdan ise biraz Yeşilçam filmlerinden alışkın olduğumuz sokak satıcısı havası almadım değil. Bir öncekine kıyasla daha küçük tasarımlı bir telefon modeli var burada. Yani daha ergonomik mi diyelim, taşınmaya uygun mu diyelim. Nitekim reklam metni de bu daha işlevsel modeli vurgulayacak şekilde veriyor mesajını: “Şehir dâhilinde, sayfiyede, yazıhânede, ikâmetgâhta telefon elzemdir”.

Kelimeleri metinde yazılı oldukları hâliyle tek tek ve vapurda jilet satan Şener Şen edasıyla seslendirin, neden Yeşilçam filmindeki satıcı havası aldığımı anlayacaksınız. Bu reklamla birlikte artık insanların iş yerlerinde, evlerinde ve hatta yazlıklarında bile telefon kullanabileceklerini de görmüş oluyoruz. Kullanabilmek ne kelime hatta, buralara giderken telefon kullanmak elzem!

Eski reklamlar aracılığıyla telefonlarla tanıştığımız zamanlara ufak bir bakış atmış olduk. Eminim daha pek çok alet-edevat için, teknolojik gelişme için ayrı ayrı ilk reklam örneklerine baksak daha bir sürü üzerine düşünecek şey çıkacaktır. Benim bu telefon reklamlarından çıkarımım ise şu oldu; hemen hepsinde bir vakitten kazanma, daha az zaman ve uğraş harcayarak işleri sürdürme vaadi ön planda. Her geçen gün telefonumuzla daha çok vakit geçirdiğimiz veya telefonumuzun başlı başına bir vakit geçirme aracı olduğu düşünülünce biraz çelişkili geliyor.

Düşünsenize, insanları telefonla tanıştıracak ve onları telefon almaya itecek vaadiniz, bu aletler sayesinde vakitten tasarruf edeceklerini söylemek. Sonrasında hem vakitten tasarruf edip hem de işleri daha basit bir şekilde tamamlamayı, hayatı kolaylaştırmayı ön plana alıyorsunuz. Fakat geldiğimiz noktada artık daha uzun süre video oynatmak, galeride daha fazla resim veya müzik dosyası bulundurup telefonun başında daha fazla vakit geçirebilmek için vaatler veriliyor. Telefon başından kalkıp yapmamız gereken işleri de her yeni model ve her yeni uygulama ile daha fazla telefon başında yapmaya yöneliyoruz. Bu da her zaman kötü bir şey değil elbette.

Yazar

Üç kedi anası, doktora öğrencisi, ismiyle müsemma, çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine biraz daha şaşırarak "daha deniz daha müren" arıyor. Sosyal medya için: dogan.mdd

1 Yorum

  1. Ismail Savran Cevap ver

    İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz 😀 😀 :D. Kendimi gördüm

Leave a Reply to Ismail Savran Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.