GEEKYAPAR 2015’in En İyileri – GEEKYAPAR Yazarlarına Göre, 2016’nın EN İYİ 10 Filmi!
Son güncelleme: 28 Aralık 2022
Geekyapar, geride bıraktığımız yılın en iyi işlerini seçmeye başladı! Bugünle başlayarak, bundan sonra -yine geçen seneki gibi, hatta bu metni bile geçen seneden kopyaladık, çünkü mantık aynı- 2016’yı kıyıp doğrayacağız; altında neler var, geçerken bizlere neler bırakmış onları irdeleyeceğiz. Sürecimiz çok basit. Geekyapar’ın yazarlarına, dizi, film, çizgi roman, oyun ve müzik kategorilerinde o sene onlar için ekstra anlam ifade eden üçer işi yazmalarını istedik. Sonra da en fazla aday gösterilenleri sıraladık. Oyları eşitse, o zaman da biraz kanaat kullandık; biraz da yazan kişi kendi sırasında kaça koymuş; ne kadar tutkuyla anlatmış onlara baktık.
İlk iş olarak da filmleri inceliyoruz. Buyurun, Geekyapar yazarlarına göre 2016’nın en iyi 10 filmi!
DOCTOR STRANGE
Anlatan: J.H.
Captain America: Civil War elbette ki iyiydi, ama esasen bu kadar yükün altında kötü olmamasına çok coşuldu bu yıl. Yoksa olağanüstü yaptığı tek şey, o havalimanı sahnesiydi. Strange ise, çok klişe orijin hikayesi haricinde, bir şeyi kimsenin yapmadığı gibi uygulamayı becerebildiği için kıymetliydi: Üçüncü perde. Olağan süper kahraman filmlerinin üçüncü perdelerinin her biri birbirine benzerken, Doctor Strange “ben pazarlık etmeye geldim” dedi Doctor Who’dan fırlamış bir çözümleme paragrafıyla. Etkileyiciydi, bu yüzden listeye girmeyi hak etti.
KUBO AND THE TWO STRINGS
Anlatan: Ömercan
Kubo and the Two Strings, bizim önümüze basın gösterimi olarak gelene kadar, öncesinde de bilmediğim bir filmdi. Ancak akılda yer etti, çünkü her yeri kendine has, kendine özgü. Hem animasyon olarak çok başarılı, hem de çok güzel bir masal. Hatta yetişkin birine masal anlatmanın en güzel yolu!
THE LOBSTER
Anlatan: Ozan
The Lobster gün yüzüne ilk 2015’de çıkmış olsa da o yılın kritiklerine yetişemeyecek kadar geç sinema salonlarında yerini almıştı. Bu nedenle aynı Golden Globe gibi filmi değerlendirmeye 2016 kapsamında alıyorum. İzlediğim en ilginç distopyayı resmediyordu film. İlişkilerin zorunluluğu ve kanunlaştırılması… Aynı zamanda sonundaki belirsizlikle Inception’dan daha küçük çaplı ama daha derin bir düşünceye gömüyordu seyircisini. – Ozan
ROGUE ONE: A STAR WARS STORY
Anlatan: Can T.
Bu sene hiçbir blockbuster filmin yaşatmadığı gazı yaşattı bana. Sonunda beni sinema koltuğunun kollarına tutundurtup içimi pırpır ettiren yegane film oldu. The Force Awakens ne yapamadıysa Rogue One yaptı, gönlüme tahtını kurdu. Siz başkalarının ne dediğine bakmayın, başından sonuna, harika bir film kendisi. Star Wars seven, mutlaka gitmeli!
CAPTAIN FANTASTIC
Anlatan: Yücel
İç ısıtan sıcacık hikayesini mi söylesem, Sigur Rós’un muhteşem parçalarıyla süslenmiş olmasını mı söylesem, Viggo Mortensen mi desem, ne desem bilemedim. Gidin, izleyin ve filmin sonunda çalan şarkıyla beraber siz de dans edin.
LA LA LAND
Anlatan: Yiğitcan
Daha durun. Gerçekten, daha durun. Övmeye daha yeni başlıyorum. Film önce bir Oscar’a aday gösterilecek, sonra üzerine “Caz filmiydi, hani zenci?” şekli politik doğrucu çıkışlar yapılacak, film incesinden kalınına bir değerlendirilecek ve ben övmeye devam edeceğim. Çünkü bir insan çıkıp aynı anda bu kadar çıplak, ama bir yandan da bu kadar sıcak bir film yapıp; “Bazen olmayan” aşkları ve “Olanı solduran” şöhret tutkusunu böylesine anlatırsa, o filme bir şey yapılmaz. O film övülür.
FANTASTIC BEASTS AND WHERE TO FIND THEM
Anlatan: Yiğitcan
Fantastic Beasts’i izleyip “eh?” diye yorumlamak çok kolay. Çok yönden “eh” bir film çünkü. Ancak işte Harry Potter filmiydi. Bunu “lan seriye dahildi, daha ne?” diye söylemiyorum. Önceden planladığını sonda vurmak, tanıştırdığı her konsepti merkez temaya oturtmak, gözeneklerinden “dışlanmış çocuk” hikayesi fışkırtmak… Bütün bunlarla birlikte, bir Harry Potter filmiydi Fantastic Beasts. O yüzden benim oyumu aldı.
Ve 2016’nın En İyi ÜÇ Filmi…
Bronz: DEADPOOL
Bakıyorum da, herkes yazmış zaten, tekrarlamaya gerek var mı? Evet var! Mad Max’in geçtiğimiz yıl geek dünyası için yaptıkları ne kadar değerliyse, Deadpool için durum çok daha yüksek seviyelerde. Önemli olanın bütçe olmadığını, bu karakterleri seven insanların ruhuna dokunabilmenin yeterli olduğunu sille tokat ortaya koydu Deadpool. Yalnızca Reynolds gibi bir adamın emeğinin karşılığını verebilmek için bile tekrar söz etmeye değer… – Turgut
Deadpool’un en sevdiğim özelliği vaad ettiği ile yapılan iş arasında –diğer büyük Marvel veya DC yapımlarının aksine- neredeyse hiç fark olmaması. Gittim, güldüm, daha çok güldüm ve huzurla sinemadan çıktım. Evimde üzerimde pijamalar ile güleceğim zamanları iple çekiyorum. – Cevdet
Gümüş: ZOOTOPIA
Şu sene içerisinde Türkiye’de gösterime giren ve gidebildiğim tüm animasyonlar arasında direkt olarak birinci numaraya taşıyacağım tek filmdi. 2016’nın Zootopia haricinde verimli bir animasyon senesi olduğunu düşünmüyorum. Tüm Geekyapar mecralarında o kadar övmeden sonra hala da izlemediyseniz çok şey kaybediyorsunuz. – Berna
Zootopia neydi biliyor musunuz? Zootopia nefret etmenin çok kolaylaştığı bir yıl için nefes almaktı. Zootopia ayrımcılığıyla, ayrımcılığa maruz kalanların kiniyle ilgili söylenmiş çok güzel sözlerdi. Zootopia zekaydı, kalpti, ruhtu, akıldı. Zootopia 2016’nın en iyi filmi değildir diyenlere bir sarılın. Belli ki hayatlarında biraz sevgi eksiği vardır. Siz sağlayıverin onu da. –Yiğitcan
Benim konuyla ilgili tek bir yorumum var: Keşke dünya üzerindeki bütün politikacılar, seçildikten sonra, yemin törenine çıkmadan iki saat önce bir odaya alınsalar. Ellerine jelibon verilse, yanlarına plastik bardaktan kola dökülse, bir armut sandalyeye oturtulup iki saat Zootopia izleseler. Yemin ediyorum size, dünyadaki pislik oranında %3’lük bir düşüş kesin görürüz be! – J.H.
Altın: ARRIVAL
2016, bir vasatlar ve hayal kırıklıkları senesiydi. Üzerimize “eh?” filmler, çabuk unutulanlar, ve kötülükleriyle akılda kalanlar yağdı. Geeklerin izlemesine değecek tek filmse Arrival’dı. – Sungur
Filmi doyumsuzca övdüm zaten. Ama 2016’da son bir kez övmekten zarar gelmez: Dünya savaşlarının sonrasında kaleme alınan bilim-kurgu ve distopya romanlarının itinayla değindiği iletişimi tekrar bilim-kurguya taşıyan filmdir Arrival. Uzayın gizemini kara deliklerden, dev uzay araçlarından kağıt üzerindeki tek harfe konstantre etmiştir. – Ozan
Uzaylılarla tanışma mevzusunu, bu kadar orijinal ve bu kadar gerçekçilik açısından ikna edici olması çok iyi filmin. Konu ve anlatım şekli de gayet başarılı. Küçük ama büyük bir film. – Ömercan
Her ne kadar çizgi romanların büyük sinema filmlerine dönmesine sevinsemde yapılan janjanlı block buster filmlerin kuru gürültüsü arasında mis koktu. Bir bilim kurgudan çok politik bir janra olarak değerlendirdiğim filmi bana da ‘keşke gelse şuradan şimdi şöyle…’ dedirtti. – Cevdet
Muhteşem bir “first contact” hikayesi. Bu sene arkadaşlara “koşun gidin izleyin” dediğim nadir filmlerdendi. Amy Adams’ın performansı mükemmeldi. – Yücel
Bir kere önce, filmin adı ne kadar manidardı, onu konuşmamız lazım. Çünkü tamam, “uzaylılar varış noktalarına ulaşıyorlardı”, eyvallah. Ama bizce her şeyden önce, Denis Villeneuve için bir “Arrival” oldu bu film. Çok uzun ve çok zorlu bir yoldu Villeneuve için. İşte 1996’da, Cosmos ile Cannes’da başladı. 2008’de Next Floor, Cannes Kısa Film ödülü. 2010’da Incendies, En İyi Yabancı Film Oscar adaylığı. 2015’de Sicario. Ve 2016’da Arrival. Villeneuve, bir yandan “sanat filmi” kemiklerini terk etmeden, kitlelere ulaşmayı öğrendi ince ince. Ve şu an, “bir sonraki Nolan” mevkinde, hazır bekliyor bize soracak olursanız. Ondan gelecek Blade Runner’ı heyecanla bekliyoruz. – J.H.
Geekyapar ekibinin ortak imzası. 2013'ten beri sinema, dizi, oyun, çizgi roman ve pop kültür üzerine haberler, duyurular ve ekip yazıları bu hesaptan yayımlanıyor.
Tüm yazıları (604)









Yorum Yap