İçeriğe geç
Oyun 8 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Lineer Serüven Oyunu

Yiğitcan Erdoğan
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Lineer Serüven Oyunu

Gelmiş geçmiş en iyi 10 serilerimizi özlemiş miydiniz? İstemsiz sebeplerden bir süreliğine ara verdik ama, yine burada, karşınızdayız. Daha önce gelmiş geçmiş en iyi 10 açık dünya serüven oyununu listelerken, şöyle yazmış, sizlere ayrımı nasıl yaptığımızı şu şekilde açıklamıştık:

“Bize göre türün varlığında bir problem yok. Eskiden olduğu gibi “vura vura ilerle oğlum” tipi oyunlar evrilerek daha Adventure vari hikayeler, görev yapıları ve diyaloglar içermeye başladılar, ismi de bu bağlamda, o yönde doğru gelişti. Bununla bir sıkıntımız yok. Fakat bizce türün ikiye ayrılması gerekiyor, lineer ve açık dünya olarak. Çünkü Grand Theft Auto serisi ile, Max Payne serisini aynı kefeye koymak, neresinden bakarsanız bakın, bize doğru gelmiyor. Bu yüzden bu alt türü aldık, serimizin göbeğine yerleştirdik.”

Bu ayrımın arkasındayız. Bizce serüven oyunları (yani İngilizce tabiriyle Action-Adventure oyunları) size ne tip bir özgürlük sunduğuna göre ciddi anlamda farklılaşan bir çatı janr ve bu yüzden de ikiye ayrımalı. Açık dünya serüven oyunlarının tanımını o listede yapmıştık, lineer serüven oyunlarının tanımını ise şimdi yapacağız.

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • Lineer serüven oyunlarında aynı Açık Dünya serüven oyunlarında olduğu gibi ana amaç düşmanları bir çeşit savaş ile alt etmek, tercihen de bunu yaparken çevre engellerini de aşmaktır. Buradaki en önemli fark, hikaye anlatımının daha çizgisel bölümler üzerinden netleştirilmiş olmasıdır. Neyin ne zaman yapılacağına oyuncu değil, oyun karar verir, oyun çoğunlukla birbiri ardına dizilmiş “level”lardan oluşur. 
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

Tamam mıyız? Checkpoint’i geçtik mi? Canımız full mü? O halde buyurun, başlayalım!

 

10. The Legend of Zelda: Ocarina of Time

Ocarina of Time

Eğer Amerika’da ya da Japonya’da yaşıyor olsaydık, şu an belki de günahların en büyüğünü işliyor, başıma dev dert alıyordum. Ama Türkiye’de yaşıyoruz ve güzide ülkemizde bu tip bir listeye Zelda yazıldığında sorulacak soru “nasıl 1 numara olmaz?” değil, “Niye girmiş ki listeye?” kıvamında olacaktır. Anormal de değil, Zelda serisi hiçbir zaman öyle büyük kitlelere ulaşamadı Türkiye’de. Ama bu yine de Ocarina of Time’ın şu listesine soktuğumuz türe olan katkılarını yadsıyacağımız anlamına gelmiyor. Target-lock sistemiyle türün temelini atan Ocarina of Time’dır zira. Hâlâ da oynanır.

 

9. Tomb Raider: Anniversary

Tomb Raider Anniversary

Bu listeye bir Tomb Raider oyunu geleceği kesindi. Adımız kadar emin biliyorduk bunu. Gelin görün ki, hangi Tomb Raider oyununu buraya koyacağımız konusunda bir hayli zorlandık. Kafadan elediğimiz bir Chronicles, Angel of Darkness ve Underworld vardı. Sonra birbirine çok benzediğinden, ek paket kıvamındaki II, III ve IV’ü de eledik. Ama en nihayetinde, bize seriyi en iyi temsil eden, bugün de hiç sırıtmayan bir oyun gerekiyordu. O yüzden de Anniversary’yi tercih ettik. Lara’nın ilk macerasının, mis gibi grafikler ve temiz oynanış mekanikleriyle birleşmiş hâli, listeye 9. sıradan girdi.

 

8. Beyond Good & Evil

Beyond Good & Evil

Aslında bir üçlemenin ilk ayağı olacaktı Beyond Good & Evil. Hikayenin girizgaha baya vakit harcaması da buna delaletti. Zaten hem Jade, hem Pey’j, hem de Hillys bir oyunla yetinmeyeceklerini, daha derinden deşileceklerini gösterir niteliktelerdi. Gelin görün ki, eleştirmenlerin tüm övgüsüne, üzerine fırlatılan tüm ödüllere rağmen Beyond Good & Evil’ın devamı gelmedi. Bir ara E3’te bir teaser gösterdiler, umutlandık ama, kimse devamını getirmedi. Hadi sevgili Michel, Rayman mola versin bir iki yıl, sen bize Jade’i ver…

 

7. Prince of Persia: The Sands of Time

Prince of Persia The Sands of Time

Önce bozup, sonra düzelten seriler yazımızda Prince of Persia’yı da yazmıştık hatırlayacaksınız. Prince of Persia 3D, üçüncü boyuta geçerken tökezleyen onlarca oyundan biriydi. Pers Prensi’nin bu yeni boyutta ne yapabileceğini çözmesi, birkaç yılını aldı ama en sonunda karşımıza taş gibi bir şekilde çıkınca unuttuk çözemediği yılları. Sands of Time, neredeyse kusursuz bir oyundu. Sonrasında gelen oyunların kalitesi azaldı mı, arttı mı tartışılır, ama herkesin damağında bir Prens’lik tat bıraktığı kesindir. Baksanıza, bugün insanlar hâlâ yeni PoP istiyorlar.

 

6. Uncharted 2: Among Thieves

Uncharted 2

PS3 sahiplerinin belki de dönüp arkadaşlarına gururla gösterebilecekleri ilk oyundu Uncharted: Drake’s Fortune. Naughty Dog maskot platform oyunlarından mezun olmuş, ciddi, gerçekçi bir oyun yapmıştı. Ama inanın, Uncharted 2 bu kadar iyi olmasaydı o ilk Uncharted’ın zihinlerde ve kalplerde bıraktığı iz, Heavenly Sword, Resistance kıvamında olurdu. Uncharted 2 öylesine kompakt, büyüleyici ve etkileyiciydi ki, bir anda sadece PS3’ün değil, 7. konsol neslinin de en önemli oyun serilerinden biri hâline geldi Naughty Dog’un yeni bebeği. Sonra oradan da ver elini Last of Us.

5. Max Payne 2

Max Payne 2

Hayatındaki her kötü şey gibi, Max Payne 2’de bir kadının ölümüyle başlamıştı. O muhteşem, unutulmaz, tüyleri diken diken eden müziğin eşliğinde açılan Max Payne 2 sizi kapkaranlık ve ıpıslak bir New York masalının içine çekiyordu yavaş yavaş. Sadece bunu yapmayı başarmış olsa dahi bu listede bir yeri olurdu, ama Remedy’nin nokta atışı sağ olsun, aynı zamanda oynanışı da o kadar pürüzsüz ve akışkandı ki, başından kalkamıyordunuz. Sağa sola slow-mo eşliğinde uçmak, noir bir havayla birleşince ortaya çıkan şey zamansız bir klasik oluyormuş demek ki.

 

4. Batman: Arkham Asylum

Arkham Asylum

Arkham Asylum, pek çok oyunun yapamadığını yapar ve henüz daha ilk saniyesinde sizi içine alır. Bu zaten üç oyun stüdyosundan ikisinin nasıl yapacağını bilmediği bir şeydir. Oyunu açar açmaz Arkham tımarhanesine girmek zaten zor bir iştir yani. Ama Rocksteady’nin başyapıtı, bunun üzerine bir de bugüne kadar hiçbir film, çizgi roman, oyun ve dizinin yapamadığını yapıp, size bizzat kendinizi Batman gibi hissettirmeyi başarır. Anlatması hayran olmamasından daha zor olan dövüş sisteminden tutun da, gizledikleri irili ufaklı detaylara kadar, mükemmeldir Arkham.

 

3. Metroid Prime

Metroid Prime

Zelda gibi, ülkemizde çok büyük bir hayran kitlesi olmayan Nintendo serilerinden biri de Metroid. Yalnız inancım şu, Zelda serisini sevmek için, önce biraz alışmak gerekiyor. Ama Metroid serisine, özellikle de Metroid Prime serisine aşık olmak için sadece bir GameCube ya da bir Wii edinmek yeterli. Çünkü oyuna ilk başladığınız anda, kusursuzlaşana kadar yontulmuş bir heykelle yüz yüze olduğunuzu fark ediyorsunuz. Samus’un macerası, yaşınız, cinsiyetiniz ne olursa olsun, sizi etkileyeceği kesin işlerden biri.

 

2. Resident Evil 4

Resident Evil 4

Daha önce en iyi korku oyunları türünde Resident Evil 2’yi 4 numaraya koyduğumuzda da açıklamıştık, Resident Evil serisi, dördüncü oyuna kadar statik kamera açıları, kısıtlı mühimmatı ve atmosferiyle düpedüz korku oyunuydu. Fakat üstat Shinji Mikami rahat durmadı. Dördüncü oyunun vakti geldiğinde, tüm seriyi alt üst edip, bambaşka bir şey hâline getirdi. Ne hayırlı bir kararmış bu yarabbim! Resident Evil 4, köşesiyle, bucağıyla sapasağlam bir sanat eseriydi resmen. Yeminimiz var, Ashley de olmasa herhalde bir numarayı daha da zorlardı. Ama…

 

1. God of War II

God of WAr 2

Lineer serüven oyunları dendiğinde aklınıza ilk gelen oyun, bizim de bir numaraya koyduğumuz oyun oldu. God of War II, bizce PS2’nin de gelmiş geçmiş en iyi oyunuydu, ki PS2’nin inanılması zor derecede geniş kütüphanesine baktığınızda bu bile oyunun kalitesi hakkında size yeterli bir izlenim vermeli. Ama bunun da dışında, God of War II gerçekten de ciddi bir tutku ürünüydü. Sony Santa Monica’nın mitolojik oyunu, oynayanı sarmalayan bir hissiyatla yapılmış ve oyunculara sunulmuştu. Kratos, ilk oyunuyla da efsane olabilirdi zaten, ama ikinci oyunuyla, efsanenin de üstünde bir yer buldu kendine oyunlar tarihinde…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.