GEORGE LUCAS’ın Çok İyi Yaptığı, Ama FORCE AWAKENS’a Kadar Kıymetini Bilemediğimiz 6 Şey
Son güncelleme: 22 Ocak 2020
Başımızdan bir adet Force Awakens geçti geçtiğimiz günlerde. 16’sını 17’sine bağlayan gece, geceyarısı gösterimi ile izledik; filme dair görüşlerimizi şurada paylaştık. Yetmedi, bir de video formunda izlemek istersiniz diye düşündük, onun için de spoiler’sız vaziyette fikirlerimizi size şöyle aktardık. Bütün bunların ışığında, garip bir ekstra hissiyatın oluşmaya başladığını fark ettik. Star Wars’ın yaratıcısı George Lucas‘a dair acayip bir minnet. Resmen adamın kıymetini ancak gidince anlayabildik…
Burada spesifik olarak Güç Uyanıyor‘la ilgili spoiler vermeyeceğiz. Ama en nihayetinde, bu bir “George Lucas elini eteğini çekince Star Wars’tan eksilen şeyler” yazısı, dolayısıyla bir anlamda, Force Awakens’ın o kadar da iyi yapamadığı şeyleri anlatıyor. Filmi hâlâ izlemediyseniz ve kesinlikle hiçbir şekilde önceden eleştirilerle düşünceleriniz bulansın istemiyorsanız; bu yazıyı da okumayın. Ama onun dışında, meraklanmayın, spesifik olarak Force Awakens ile ilgili konuşmayacağız.
Hazır mıyız? Buyurun!
Felsefi Alt Metin
Sizden küçük bir zihin egzersizi yapmanızı rica edeceğim. Gözünüzü kapatın. Yoda’yı hayal edin. Hangi filmden olduğu fark etmez, 1, 2, 3, 5, 6…. Yoda gelsin gözünüzün önüne. Söylediklerini hatırlamaya çalışın. “İnanmadığın için başarısız oldun” gibi cümleleri, “Kaybetme korkusu karanlık tarafa yönlendirir” gibi cümleleri anımsayın. Ya da Obi-Wan’ın dediklerini, Qui-Gon’u. Lucas, filmlerini Doğu felsefesinden inanışlar ve yorumlarla doldurdu hep. Taoizm, Budizm her zaman Star Wars’ın çeperlerinde gezen felsefelere ilham kaynağı olmuştu. Force Awakens, Lucas’ın bunu ne kadar göze sokmadan, ince ince olaya dahil edebildiğini; ve bunun ne kadar taklit edilmesi zor bir şey olduğunu ispat etti. Bununla kalsa, yine iyi.
Siyasi Arka Plan
George Lucas ayrıca öyküsüne siyasi arka plan yedirme konusunda da başarılıymış, onu da bundan yoksun bir Star Wars filmi izleyince anladık. Prequel üçlemedeki 20 dakikalık senato görüşmelerini beğenir ya da beğenmezsiniz, o sübjektif. Ama Palpatine’in güce yükselişi, İmparatorluk’un tiranlığı, Jedi’ların düzenle olan ilişkisine dair atıflar ve yorumlar, galaksinin ücra köşelerinde yaşanan küçük güç çekişmeleri, boşlukları doldurmaya çalışanlar… Lucas bunları anlatmaya çok düşkündü ve gerçek dünyayla da paralellik çekmekten çekinmiyordu. Force Awakens bunu pek yapamadı, yapmayı da tercih etmedi.
Işın Kılıcı Dövüşleri
Bunu yargılamak için çok erken. Yeni Star Wars filmleri belki de ileride bizi muhteşem ışın kılıcı düellolarıyla ihya edecek. Ama bir şey kesin; biz Lucas’ı bu konuda da hak ettiği kadar övmedik. İlk filmlerin teknolojiyle kısıtlanmış kapasitesi düşük dövüşleri bile üzerine düşünülmüş sekanslardı. Luke’un eğitimsiz bir Jedi olarak hiçbir zaman Vader’ı yenememesi ince bir detaydı mesela. Sonra Lucas’a teknoloji verdiler, adam daha ilk dakikadan Qui-Gon & Obi-Wan vs. Darth Maul dövüşüyle ihya etti, finali de muazzam bir Obi-Wan vs. Anakin / Yoda vs. Palpatine ikilisiyle kapattı.
Risk Alma Eğilimi
Gelin Lucas’ın en hakkı yenen kıymetini övelim biraz. Force Awakens’ın A New Hope’a çok benziyor olması artık spoiler değil, bariz belli bir şey. Bunun böyle olması, yapan insanların “hayranlar bunu seviyor” demesinden kaynaklandı. Lucas hiçbir zaman hikayelerini böyle yazmadı. Doğru ya da yanlış, tartışılır. Ama o “küçük adamın, büyük ve korkunç teknolojik gücü yenmesini” yazmak istiyordu, Stormtrooper’ları Ewok’lara dövdürttü. Anakin’i çocuk olarak gösterdi ilk filmde, ikinci filmde ergenliğini izletti; hiçbir zaman “bu Vader’ın karizmasını çizer mi?” diye düşünmedi. Lucas bildiğini yazan bir adamdı, bu da bazen beğenilmeyen kararlara sebebiyet verdi. Ama aynı zamanda, her zaman izlediğimiz şey de yeniydi.
Dünya İnşası
Lucas’ın en iyi olduğu şeylerden biri, dünya inşasıydı. Her filmde de yepyeni dünyalar çıkardı karşımıza. Çöl gezegeni Tatooine, bataklık gezegeni Dagobah, buzul gezegeni Hoth, bulut şehri Bespin, orman gezegeni Endor, su altı dünyasıyla Naboo, fütüristik şehir Coruscant, yağmurlar şehri Kamino, Dune vari Geonosis, lav gezegeni Mustafar… Bunların hepsi çeşit çeşitti ve her biri gözünüzün önünde canlanıyordu ufak detaylarla. Hepsinin mimarisi, kostümü, iklimi, sakinleri bambaşkaydı ve hepsi ince ince işlenmişti. Ama Lucas’ın, “inşa yeteneği” bundan çok daha ötede bir şeyde de ortaya çıkıyordu.
Evren İnşası
Star Wars filmlerini izlerseniz bir şey fark edeceksiniz; ana karakterler devamlı ekranda gözükmeyen maceralara göndermede bulunuyorlar. İlk filmden, Luke’un “Tosche istasyonundan güç dönüştürücü alacaktım ya?” diye sızlanmasından, Han’ın “Kessel’e 12 parsec’de gittim ben” demesinden itibaren olan bir şey bu. Leia başka İsyancı savaşlarını anlatıyor, Anakin ve Obi-Wan birlikte yaşadıkları maceralarını konuşuyorlar, başka gezegenlerden söz ediliyor, Vader Boba Fett’e bakıp “parçalarına ayırma bu sefer” diyor. Siz de otomatikman, boşlukları kendiniz dolduruyorsunuz. “Demek ki Kessel çok zor gidilen bir yer” diyor hayal gücünüz, boşlukları dolduruyor. Kessel kaçakçılar arasında namı çok bilinen, gitmesi de gelmesi de zor bir yer. Belki de asteroidler var yolda? Boba Fett’e Vader “atomlarına ayırma” diyor, vay be, demek ki ne kadar sert bir adam bu Boba Fett! Lando ile Han nasıl maceralar yaşadılar acaba? Ya da Anakin ve Obi-Wan? Clone Wars çok haşmetli gözüküyor, Grievous neden öksürüyor, peki ya o Bothan’lı casuslar nasıl aldılar planları?
Lucas size hep şunu diyor: Bu koskoca bir evren. Bir galaksi. Biz sadece burasına bakıyoruz, ama tuvalin geri kalanı kocaman. Orada ne olduğu ise tamamen size kalmış. Bu sadece “şu karakterin arka plan hikayesini açıklamıyorum, çünkü gizem” gibi bir şey değil. Bilmenizin hikayeye kilit etkisi olacağı falan yok zira. Han ve Lando beraber nasıl kaçakçı maceralarına katıldılar, bilince Bespin’de olanları daha iyi anlıyor falan değilsiniz. Bu sadece sizin evrenin geri kalanına büyük bir merakla sarılmanıza sebebiyet veriyor. Hayal gücünüzü çalıştırıyor, sizi evrene davet ediyor. Fazlasını da yapma niyeti yok…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)





Yorum Yap