Krek Tiyatro’daki oyunları ve Netflix için yazıp yönettiği Bir Başkadır ve Cici ile tanınan Berkun Oya, başrollerini Aslıhan Gürbüz’le Fatih Artman’ın paylaştığı kara komedi türündeki Kuvvetli Bir Alkış ile ekranlara geri döndü.

Öncelikle başlıktaki tat kaçıran kelime şakasını aşıp buraya geldiyseniz teşekkür ederim. Bu başlığı atmak zorundaydım çünkü gerçekten de farklı bir iş var karşımızda. Daha önce Son, İntikam, Masum, Bir Başkadır gibi dizilerin senaryosunu yazan Berkun Oya, bu sefer gerçekçi olma kaygısı gütmüyor. Yönetmenliğine ve seyircisine güveninin sonsuz olduğunu hissettiğimiz Kuvvetli Bir Alkış’ta derdini kendisinin beyin kıvrımlarında gezinerek anlatmasını seyrediyoruz.

kuvvetli bir alkış

Kuvvetli Bir Alkış, çocuk bekleyen Zeynep (Aslıhan Gürbüz) ve Mehmet (Fatih Artman) çiftine odaklanıyor. Diziye bu çiftin bebekleri için alışverişe çıkmalarını izleyerek başlıyoruz, daha sonrasında ise bebek yapmak gibi bir derdi olmayan başka bir çiftle takılıyorlar. Diğer çiftin absürtlüğüne (Kutsal Motor Youtube kanalından tanıyabileceğiniz Zeynep Ocak’ın neredeyse kendisini canlandırması harikaydı bu arada) ve bu çift üzerinden Berkun Oya’nın yine “beyaz Türk” diyebileceğimiz kesime eleştiriler sunacak gibi oluşuna dayanabilirseniz dizi bambaşka bir yola giriyor. Bölümün sonunda anne karnında doğumunu sigara içerek beklediğini gördüğümüz sözde bebeğimiz, bundan sonra dizinin üçüncü başrol koltuğunu kapıyor.

Dünyaya gelme konusunda pek isteği bulunmayan bu nihilist bebek, ikinci bölümde doğuyor ve kendisine Metin ismi bahşediliyor. Sonrası ise malum, her bölüm Metin’in hayatında belli bir döneme denk gelecek şekilde ilerliyor Kuvvetli Bir Alkış. Yetişkin halini Cihat Süvarioğlu’nun canlandırdığı Metin’in çocukluk ve ergenlik süreçlerindeki “büyümüş de küçülmüş” tavırları aklıma direkt olarak Azizler’deki “denyo Caner” karakterini getirdi, zaten o filmin senaristi de Berkun Oya imiş!

kuvvetli bir alkış

Dağınık bir oda şeklinde tasvir edilen anne karnında bekleyen yetişkin bir bebeği gösteren veya beş yaşındaki bir çocuğun “kutuplaşmadan” bahsettiği bu dizi, Bir Başkadır’daki gerçekçiliğin aksine oldukça sürreal ögeler içeriyor. Günün sonunda tüm bu ögelerin hayatın içindeki kavram ve ilişkilerin anlatılması için bir araç olarak kullanıldığını görsek de bu bir absürt/kara komedi. Türe uzak olanların pek haz almayacağını düşündüğüm Kuvvetli Bir Alkış, son dönemden örnek vermek gerekirse I’m Thinking of Ending Things’i anımsattı bana. Yerli yapımlardan ise yine Azizler en yakın örnek sanıyorum.

Kuvvetli Bir Alkış’ta Zeynep ve Mehmet’in ebeveynlik süreci üzerinden formalitede devam etse de iletişimsizlikten dolayı biten ilişkilere, anne ve babanın çocuğa bakış açısındaki farklılığa ve hep çocuk kalan yetişkinlere değiniyor. Yarım saatten 6 bölüm süren kısacık bir dizi olmasına rağmen bunlarla kalmıyor, potansiyelimizin altında bir yaşam sürmenin pişmanlığı gibi varoluşsal sancılardan tutun hafıza kavramının gücüne varan yelpazedeki konularda bir şeyler söylüyor. Bu derin mevzuları yormadan, müthiş oyunculuklar eşliğinde ve hatta Gibi dizisinin absürtlüğüne varan sekanslarla sunabilmesi Kuvvetli Bir Alkış’ı yerli diziler arasında özel bir yere koymamızı sağlıyor.

Dizinin toplumun şehirli orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesiminin dertlerine odaklanması ve içerdiği fantastik, yer yer beyin yakan sahneler sebebiyle Gibi popülerliğine erişmesi zor görünüyor. Oysaki anne karnındaki iki bebeğin sohbet etmesi, bir tartışmada “ayran gönüllü” sözünün en ağır laf olması veya çocuğun yanında İngilizce kavga edilmesi gibi “kesit alınabilecek” bolca sahneye sahip. Zaten dizi bittikten sonra en akılda kalıcı noktası yarattığı absürt ve kara-komik sahneler oluyor. Evet; iyi bir kurgu, temiz bir görüntü yönetimi, kusursuz denilebilecek oyunculuklar ve şahane müzikler içeriyor bu dizi ama biz onu bu özellikleri ile değil, bizi en çok etkileyen sahnesi ile hatırlayacağız.

kuvvetli bir alkış

Yazının yavaşça sonuna gelirken oyunculara ayrıca bir methiye düzmek gerektiğini düşünüyorum. Behzat Ç’den beri takip ettiğim ve daha önce Bir Başkadır’da Berkun Oya ile çalışmış olan Fatih Artman, bu zor rolü hiç zorlanmadan oynuyormuş hissi veriyor. Oyunculuğunun iyice olgunlaştığını hissettiğimiz Artman, Türkiye doğumlu olmasa belki de adından çok daha fazla söz ettirebilecek biri olabilirdi. Partneri Aslıhan Gürbüz de muazzam. Yanılmıyorsam Oya ile ilk kez çalışan Gürbüz, oğlunu her daim koşulsuzca seven anne karakterine çok iyi can veriyor. Yapacağım bir kötü kelime şakasını daha maruz görürseniz, oyuncuların gerçekten kuvvetli bir alkışı hak ettiğini düşünüyorum. Dizinin finalinde evlerde ayağa kalkıp alkışlasak da abes kaçmaz aslında, Oya’nın tiyatro kökeni sebebiyle dizilere kattığı teatrallik burada tavan yapmış durumda.

Bir Başkadır’da “bizi bize anlatma” vazifesini gerçeklikten uzaklaşmadan ifa eden Berkun Oya, Kuvvetli Bir Alkış’ta tam tersini yapıyor. Ancak öyle güzel yapıyor ki bunu, yüzümüzden hafif bir tebessümü eksik ettirmeden anne-babamızla ilişkimizi, sadece uykusundayken iletişim kurabildiğimiz partnerlerimizi ve özlem duyduğumuz çocukluğumuzu düşündürtüyor. Diziye türünden bağımsız yapılabilecek tek eleştirinin Oya’nın toplumun yine aynı kesimini ele alması noktasında yapılabileceğini düşünüyorum, ancak şahsen böylesine özel bir hikâye anlatıcısını hele de içinde yer aldığı veya en çok maruz kaldığı çevreyi anlatmasından dolayı da yargılayamayacağımı belirtmek istiyorum.

Siz ne dersiniz, yerli dizi tarihinde yer edinecek kalitede bir iş izlediğimizi düşünüyor musunuz? Yazı boyunca sıraladığım övgülere katılan veya katılmayan tüm geekleri aşağıdaki yorumlar kısmına bekliyorum.

Author

Genellikle popüler kültür evrenlerinde yaşıyorum çünkü Thanos'un da dediği gibi "Reality is often disappointing."

1 Comment

  1. Eda B. A. Reply

    Yorumlarınıza katılıyorum. Çok beğendim diziyi. Aynı yönetmen olduğunu bilmeden seyrettim ve dizi bitince , ya bu ayni kadronun mu diye açıp baktim internete (ve sizin yaziyi da öyle buldum). Bir Başkadır dizisi Türkiye gerçekleri ve sorunsallarini aynalamisti, tiyatral bir şekilde. Bunda ise daha evrensel ve varoluşsal sorunlar harika absürt ve hafif kara komedi ile verilmis ( komedi dozunu fazlaya kaçırmadan). Müthiş ayarında bir dizi olmuş. Aslında ağır dram olacak şeyleri tüy gibi hafif anlatmış. Oyunculuklar harika. Çocuk oyuncuları bile iyi idi. Müzikler muhteşem, bizim jenerasyonun (yas 40 üstü) 80 ler 90 lardan gelen algısına cuk oturan müzik seçimleri.
    Emeği geçen herkese büyük bir alkış.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.