Şiir, düz kelime anlamına ek olmak üzere ya da yerine anlamlar oluşturmak için dilin ses estetiği veya ses sembolizmi ve ölçü gibi estetik ve ritmik özelliklerini kullanan bir edebiyat türüdür.

Şiir, sözcüklere farklı yorumlar getirmek veya onlardan kaynaklanan duygusal tepkiler yaratmak için biçim ve bir araya getirmeleri kullanır.

Yahya Kemal Beyatlı şiiri “Bildiğimiz musikiden farklı bir musiki” olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı’ya göre şiir “Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır.” Ahmet Haşim şiiri “Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan” olarak tanımlar. Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için “Mutlak hakikati arama işidir” der.

Sibernetik kavramını orasından, burasından çekiştiren Geek Dosya serisine devam ediyoruz. Dört yazı sürecek serinin ilk yazısında, istenmeyen ikilemler doğuran sibernetik organizmaları kendimize dert edinmiştik, ikinci yazıda ise cyberpunk diyerek çetrefilli bir bilim kurgu alt türünü kurcalamıştık. Bunlara paralel olarak ilk yazının girişinde sibernetik kelimesinin, ikinci yazıda punk kelimesinin tanımlarını cahil hükümetlerin hazzetmediği web sitesi Wikipedia’dan alıntılamış, yazıların girişine zımbalamıştık. Bu sefer kapıda asılı duran alıntı, şiir kelimesinin tanımı. Serinin ilk iki yazısını okumayan ya da okusa da -Theseus’un gemisi ve Punk’la sibernetik arasında alaka kurmamıza rağmen- hâlâ pek güven duymayan okuyucular, sibernetiğin mesele edildiği bir yazı serisinde şiirin ne aradığını soruyor olabilirler. Bu soruya en uygun cevabı yazının sonunda bulacağınıza inanıyorum. Ama ondan önce size göstermek istediğim bir şey var:

tumblr_n3s51ylzsR1rt1x5uo1_500
Baskının silik oluşuna tedbiren ve alıntı yapma gereği ihtimaline karşın:

TOMRIS’e

SİBERNETİK

3 kere 3 dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
“mutlu aşk yoktur”
bilirsin

ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur

kare kökü yoktur

Bu şiir, imzasından çıkaramadıysanız eğer, Turgut Uyar‘a ait. Onu edebiyat derslerinden; simgeci söyleyişi, yoğun hayal gücü, alışılmamış tamlamalar kullanması, sanattan fayda ummaması ile İkinci Yeni akımının başarılı şairlerinden biri olmasıyla veyahut şiir ile düz yazı arasındaki farkı kaldırmasıyla hatırlıyor olabilirsiniz. Bir şiir okuyucusuysanız; Göğe Bakma Durağı‘ndan, Bir İntihar Akşamı Üstüne Söylenti‘den, Geyikli Gece‘den tanıyorsunuzdur onu. Kiminizin aklına hemen Tomris gelir. Sevdalıysanız “Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak” ile, yalnızsanız “Çekemezsin bir yere sineden başka” ile anıyorsunuzdur. Hiçbiri değilse de, bir güzel gününüz bile varsa yağmurla ıslanan, Turgut Uyar’ı az biraz anlıyorsunuzdur.

Peki, Uyar’ın Sibernetik şiirini ne kadar anladık? Farkındayım; bu bir şiir, bir makale değil. Ancak her şiir üzerine biraz kafa yorulmasını ister ve ben iki haftamı sibernetik üzerine araştırma yaparak geçirdikten sonra adı Sibernetik olan bir şiire kafa yormadan edemedim: Uyar; her ne kadar imgesel bir dile sahip olsa da, hayallere kapılıp giden bir kaleme sahip değildir. Şairaneliğe şiirlerinde sık rastlanmaz. Basit sözler arasında güçlü çağrışımlar yaparak icra eder sanatını. En azından İkinci Yeni akımına ait şiirleri böyledir. Bu yüzden aşk, tek başına derinine inilen bir duygu değildir Uyar’ın şiirlerinde. Aşkı anlatabilme derdine düşüp ayakları yerden tamamıyla kesik bir şiir yazmaz. Açıklanabilir olanlarla arası sanki daha iyidir. Belki de bu yüzden açıklaması daha basit olan yalnızlık, mutsuzluk ve umutsuzluk hakkında yazmayı ve bunları hissetmeyi bırakamamıştır.

11
Sibernetik şiirindeyse Turgut Uyar, sınırlarının çizilemediğini gördüğü aşka en azından bazı kesinlikler kazandırmaya çalışır. Sibernetiğin kabul ettiği şeyleri kabul eder önce şair: Her şeyin bir sebebi, sonucu, işleyiş şekli ve süreci vardır. “3 kere 3 dokuz eder” gibi genelliklere bu yüzden değinir şiirin başında; rasyonelliğine imza atar. Sonrasında “mutlu aşk yoktur” diyerek hızlı bir yargıda bulunmuş gibi gözükür aşk için fakat burada asıl yaptığı; daha önce aşka kesinlikler kazandırmayı denemiş ve aynı adlı şiirinde “mutlu aşk yoktur” sonucuna varmış Aragon‘a bir selam çakmaktır.

Kendinden önceki formel ve edebi kesinlikleri onadıktan sonra “ama” der Uyar, “baharda ya da dışarda / sonsuz göğün altında / aşkın aşkla çarpımı / nedendir bilinmez / hep sonsuzdur / karakökü de yoktur” Yani aşkın kesin ve bilinebilir tek yanı, onun sonsuz ve açıklanamaz olduğudur. Görüldüğü gibi şiirinde aşkı anlattığı ya da açıkladığı yoktur ama aşka, onun sınırlarının ve sonuçlarının olmadığı yönünde bir kesinlik katabilmiştir. Bu aynı zamanda şiirlerinde aşkı şairane dillerle bir kalıba sokan bütün şairlere de bir anti-cevaptır. Sınırları çizilemez olan aşkı açıkladığını düşünenler sadece sonsuzluğa bir birim eklemişlerdir. Turgut Uyar bu çıkarımı yaptığı şiirine sebepleri, sonuçları, işleyişleri, limitleri kendine mesele eden sibernetik biliminin adını vererek hoş bir ironi yaratmıştır.

Elbette mevzubahis şiir ve şair olduğunda haklarında kurulan her cümlenin başında gizli “bence”ler vardır. Bu okuduklarınız da Turgut Uyar ve onun Sibernetik şiiri ile ilgili benim “bence”lerimdir.

Yazının sonuna geldiğimize göre; yazının başında, oluşmuş olabileceğini düşündüğüm bir soruya en uygun cevabı yazının sonunda bulacağınızı söylemiştim. Yalnız cevabı verecek olan ben değilim. Cevap yıllar önce, Turgut Uyar ile yanyana gelse şairliklerinin gölgesinde çöllerin serinleyeceği şair, Nazım Hikmet tarafından verilmiş:

“Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.” 

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.