H.P. Lovecraft’ın kalemi, yarattığı karakterler ve onlar üzerine yazdığı hikâyeler; yalnızca dönemin korku edebiyatı okurlarını değil, 21. yüzyılın popüler kültürünü de etkiliyor. Bahsettiğim şey şu ki Cthulhu’nun Çağrısı 1926 yılında çıkmış arkadaşlar, üzerinden neredeyse 100 yıl geçmiş ve biz hâlâ atlatabilmiş değiliz hikâyeyi! Düşünmesi ne kadar garip değil mi, bir şey yazıyorsunuz ve insanlar o şeyden o kadar etkileniyor ki yıllarca sizin başlattığınız hikâyenin üzerine eklemeler yapıyorlar. Yorumluyorlar, edebi inceleme yazıyorlar; popüler kültüre gelince de oyunlar yapıyorlar, filmler çekiyorlar, şarkılar yazıyorlar.

Bu konuda aklıma neredeyse 16. yüzyıldan günümüze kadar olan edebi süreç içinde Shakespeare gibi isimlerin bile desteklediği ve devamlı olarak doğruluğu kanıtlanan bir vecize geliyor: “Edebiyat ölümsüzleştirir.” Koskoca beş yüzyıl boyunca haklı çıktılar bu yazarlar, bence artık sorgulamadan kabul edebiliriz bu lafın doğruluğunu.

Konu dışına çıkmayalım şimdi, geri saralım. Popüler kültür dedik, müzik dedik… Geekyapar’da bol bol müzik üzerine yazı yazdım ama hâlâ belli etmediysem açık açık söyleyeyim: çok severim müziği. Cthulhu’yu da çok severim. Bu ikisinin birleşmesi de, hâliyle, beni bayağı mutlu eder. Bundan mütevellit, Metallica gibi efsane bir grubun Cthulhu Mitosu üzerine parçaları olduğunu fark ettiğimde havaya uçtum dersem beni garipsemezsiniz diye umuyorum. Siz de benimle aynı düşüncelerdeyseniz bu yazı sizin için bir altın madeni niteliğinde olacak arkadaşlar. Endorfin salgılamaya hazırlanın, coşacağız şimdi!

The Call of Ktulu

En bariz parçayla başlayalım. The Call of Ktulu, dokuz dakikalık bir instrümental şaheser. Metallica’nın rahmetli bassisti Cliff Barton zamanında kaydedilen bu şarkıda, onun, göz ardı edilemez derecede çok emeği var. Zaten Barton, lise yıllarından beri bir Lovecraft hayranı olduğu için grubu bu mitlerle tanıştıran üye. Bu şarkının sadece öyle minik bir gönderme olsun diye değil de gerçekten hayranı oldukları için kaydedildiğini nasıl anlıyoruz biliyor musunuz? Şarkının isminden. Cthulhu öyle yazılmıyor. Bunu Cliff Barton bilmiyor muydu? Biliyordu elbette. Fakat Lovecraft hayranları çok iyi bilir ki Cthulhu Mitosu’ndaki karakterlerin isimleri ağza alınmamalıdır; böyle uyandırılırlar çünkü, böyle çağrılırlar. Cthulhu’yu çağırmak demek de bir yıkımı, bir felaketi çağırmak demektir. İşte bu nedenle bu parçanın adı Ktulu.

Parçadan çok bahsetmemiş oldum, biraz da ondan bahsedeyim. Sakince başlayan melodi, ilerleyen dakikalarda diğer instrümanlarla beraber yükseliyor ve dokuz dakikalık süresi içinde fark ettirmeden, yavaşça yeniden düşerek sakinleşiyor. Son saniyelerinde ise baterinin solo olarak girmesiyle tekrar toparlıyor, sonra da kesilerek bitiyor. Ben Cthulhu Mitosu’nda bu parçayı nereye oturtabiliriz diye düşününce aklıma şu cevap geliyor; Cthulhu’nun uyanışı! Neden olmasın ki, bir düşünün.

The Thing That Should Not Be

Lovecraft ile ilgili olduğu en bariz parçalardan ikincisi de bu. Neredeyse tüm sözleri bir yerlere gönderme, hatta öyle ki bu parçanın üzerine makale yazılır. Hadi baştan sayalım göndermeleri sayabildiğimiz yere kadar.

Parçanın ilk sözü, “Messenger of fear,” Lovecraft evreninin yaratıklarından Nyarlathotep’e bir gönderme. “Dark deception” demesinden de bunu anlıyoruz zira The Crawling Chaos olarak da bilinen Nyarlathotep’in en bilindik özelliği, görünüşünü değiştirerek insanları aldatmasıdır. Dark deception, yani “Karanlık yanılgı” da ona cuk diye uyuyor. Sonraki sözlerde geçen “Hybrid children” da The Shadow over Innsmouth hikâyesine bir gönderme: bu hikâyede insan-ejderha karışımı yaratıklardan bahsediliyor. Bu yaratıklar doğduklarında insan suretindeler fakat büyüyünce Derin Olanlar’a dönüşüyorlar. Bir sonraki sözde şu geçiyor: “He watches lurking beneath the sea.” Suyun altından olanı biteni izleyen karakter… Cthulhu’dan bahsediyor olmalılar! Devamında da Yüce Eskiler’den biri olduğunu vurguluyorlar, Cthulhu’dan başka kim olabilir?!

Yok yok vazgeçtim, böyle olmaz. O kadar çok gönderme var ki listedeki diğer şarkılara geçemeyeceğim. Özet geçeyim en iyisi. Parçada genel anlamda Cthulhu’dan ve evrendeki diğer yaratıklardan bahsediyorlar; onların geri döneceğini, ölümsüz olduklarını söylüyorlar. Hatta bir kısımda Cthulhu’nun Çağrısı kitabında direkt olarak geçen bir şiirden alıntı yapıyorlar. En kısa tabiriyle bu parça için Lovecraft hayranlarından Lovecraft hayranlarına bir selam diyebilirim. Dinleyin, dinletin diyorum.

All Nightmare Long

Death Magnetic albümündeki en sevdiğim parçalardan biri olan All Nightmare Long’un sözlerine bakmayı hiç akıl edememiştim. Bir baktım ki ne göreyim, Lovecraft göndermeleri kalbimi pıt pıt ettiriyor. Bu defa aynı evrende geçen fakat Lovecraft tarafından yazılmamış bir hikâyeden esinlenilmiş, yani Frank Belknap Long’un “The House of Tindalos” isimli hikâyesinden. Bu parçanın sözleri çok spesifik göndermeler içeriyor, örneğin şarkıda geçen “The light that is not light is here” sözü direkt olarak hikâyeden alınma. Hatta kendi sözleriyle James Hetfield‘dan alıntı yapalım:

H.P. Lovecraft’ın mitolojisine geri dönmek istedik. Bu şarkı, esasında, içinde kurbanlarını kabuslarında avlayan kurtlar olan The Hounds of Tindalos hikâyesi hakkında.

Şarkının ilk kısmı daha çok Cthulhu’ya hitap gibi. Asıl esinlendikleri hikâyeyi nakarat kısmını dinlediğinizde anlayacaksınız, özetle bir avdan bahsediliyor. “Sizi merhametsizce avlarız, kabuslarınız boyunca avlarız / Nefesimizi yüzünde hisset” diyor, anlıyoruz ki Hetfield’ın bahsettiği kurtların bakış açısından yazılmış.

Sadece sözleriyle değil, müziğiyle de sekiz dakikalık efsanevi bir parça bu ayrıca, belirtmeden bitirmeyeyim dedim.

Dream No More

Daha ilk dizelerinden bize Lovecraft edebiyatını yaşatan bir eser daha. Dream No More, genel anlamda Cthulhu karakteri ile alakalı. Cthulhu’yu anlatıyor bir nevi, siz de eğer karakterden haberdarsanız bu sözlere bol bol coşabiliyorsunuz.

“Seni avlar / Ruhunu kör eder / Senden nefret eder / Ve kendinin olanı geri alır” diyorlar nakaratta. James Hetfield, bu parça için birinci maddede bahsettiğim “The Call of Ktulu” parçasının devamı olduğunu söylemiş. Hatta şöyle minik bir ayrıntı var ki bu beni çok mutlu ediyor: fark ettiyseniz ilk parçada Cthulhu’yu uyandırmamak amacıyla adını değiştirip yazmışlar. Fakat bu şarkıda onun adını bol bol anıp onu uyandırmaya çalışıyorlar, kaşınıyorlar resmen. İşte aradığımız ruh bu! İşte aradığımız heyecan!

Arkada Dream No More çalarken evde “Cthulhu uyan!” diye bağırmak da çok zevkli bir etkinlik bu arada, tavsiye ederim.

Başka şarkıları var mı Cthulhu hakkında bilmiyorum, siz biliyorsanız da bana söylemekten çekinmeyin zira mutluluk içinde dinliyorum hepsini. Edebiyat ölümsüzleştiriyor hakikatten. Yani, üzerinden yıllar geçmesine rağmen eskimeyen bir konuda böylesine güzel içerik çıkartmak hâlâ mümkün oluyorsa bence edebiyat gerçekten de ölümsüzleştiriyor diyebiliriz. Ne dersiniz?

Kaynak: 1

Yazar

Batı Edebiyatları okur, kedi sever. Bir de buralarda yazıp çizer. @mightbeyagmur

3 Yorum

  1. Bir Lovecraft hayranı olarak Nox Arcana’dan bahsedilmemesine şaşırdım. Necronomicon albümü tüm evreni konu alıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.