Merhaba! Yazılması kaçınılmaz bir yazı ile karşınızdayım bugün. Benimle beş dakika beraber müzik dinleseniz anlarsınız ki ben Iron Maiden’ı çok seviyorum. Tabii ki onlarca farklı grup dinlerim, bir sürü yeni albüm keşfederim, ara ara başka gruplara da düştüğüm olur, günlerce eski grupları dinlediğim de. Buna rağmen, günün sonunda Maiden benim kürkçü dükkanımdır. Bana gerçekten evim gibi hissettiren bir grup; hiç yabancılık çekmediğim, galiba sonuna kadar da sevmeye devam edeceğim bir grup bu.

Takdir edersiniz ki Iron Maiden’ın şarkılarının neredeyse hepsine aşığım diyebilirim ama hepsini eşit derecede sevdiğimi söylersem yalan söylemiş olurum. Bazı şarkıların ve albümlerin yeri benim için çok ayrı. Farklı anılarla, kişilerle, duygularla bağdaştırmışım onları farkında olmadan. Seventh Son da böyle bir albüm. Bir şaheser benim için.

Seventh Son of a Seventh Son, Iron Maiden’ın baştan sona kadar mistik bir öyküyü anlatan ilk konsept albümü. Daha önceden böyle bir çalışmaya hiç kalkışmayan Maiden’ın da çok gurur duyduğu bir eser. Zaten Steve HarrisYedinci Oğul” konsepti ile karşılarına çıktığında Maiden üyeleri de bu fikri çok beğenmişler, hepsinden çok da solist Bruce Dickinson heyecanlanmış bu fikre. Zira kendisi bir önceki albüm olan Somewhere In Time albümünde çok fazla söz yazarlığı yapamadığından grupta yalnızca bir solist olarak durduğunu ve gruba sağladığı katkının azaldığını düşünüyormuş, Seventh Son konseptini duyduğunda da fikri çok çabuk benimsemiş. Albümdeki birçok şarkıda kendi yaratıcılığını gösterme fırsatı yakalamış. Dolayısıyla Dickinson için de önemli bir albüm demek mümkün.

Yedinci Oğul nasıl bir konsept, neyden bahsediyor bu albüm kısaca açıklayalım. Yedi sayısı zaten birçok dinde özeldir: Genesis’te Tanrı’nın dünyayı altı günde yarattığı ve yedinci gün dinlendiği yazılıdır. Bunun yanında bir de ölümcül günahların yedi tane olması var. Yalnızca dinlere özel bir durum değil bu elbette, mitlerde ve bazı halk hikâyelerinde de yedi sayısına rastlamak mümkün. Yedinci oğlun yedinci oğlu da bu hikâyelerden birinde geçer. Efsaneye göre, yedinci oğlun yedinci oğluna özel güçler bahşedilmiştir; o, geleceği görür, şifacıdır, seçilmiş kişidir.

İşte Maiden da bu efsaneyi konu alan bir konsept albüm yapmayı seçmiş. Albümü bu konsepte uydurabilmek için bir şema bile hazırlanmış, yalnız Harris bunun albümün yazılma aşamasını kolaylaştırmadığını itiraf etmiş. Albüm için çoğunlukla Orson Scott Card’ın Seventh Son kitabından esinlendiklerini de belirtmişler. Güzel de bir detay vereyim: Seventh Son albümünün, Maiden’ın yedinci stüdyo albümü olduğunu biliyor muydunuz? Yedi sayısından bol bol bahsedeceğiz bu arada, albümde bir motif olarak tekrar ve tekrar karşımıza çıkacak.

Moonchild, albümün ilk şarkısı. Daha ilk sözlerinden bize albümün temasını hatırlatıyorlar: “Yedi ölümcül günah, kazanmanın yedi yolu, cehenneme çıkan yedi kutsal yol. Senin yolculuğun başlıyor, yedi yokuş, yedi kana bulanmış umut, yedi alev, yedi arzu.” Albümün introsunda yedi dize olduğunu fark ettiniz mi? Böyle küçük küçük detaylar kalbimi pır pır ettiriyor. Bu parçada şeytan, yani Lucifer, Yedinci Oğul’un ailesine sesleniyor. Oğlunu kurtaramayacaklarını, onun kendisine hizmet etmesinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Ayrıca Yedinci Oğul’u lanetliyor, öldükten sonra cehennemin, onun evi olacağını söylüyor. Bu, Yedinci Oğul’un kaderinin bir habercisi aslında zira o, şeytana hizmet etmesinden mütevellit yaşadığı yere de felaket getirecek.

Böylece Infinite Dreams’e geçiyoruz. Yedinci Oğul’un babasının gözünden bakıyoruz. Paranormal kabuslar görüyor. Aslında, düşlerinde ölümden sonra neler olacağını gördüğünü düşünüyor. Merak da etmiyor değil fakat bir defa bu rüyalara dalarsa tekrar uyanamayacağından korkuyor. Parçanın sonunda da ölümden sonra bir yaşam olduğuna inandığını, her şeyin ansızın sona eremeyeceğini belirtiyor.

Bir sonraki parça Can I Play With Madness?, Yedinci Oğul’un babasının oğlunun akıbeti hakkında bilgi sahibi olmak için bir kahine gitmesini anlatıyor. Kahin de ona gerçeği söylüyor, “Madem bu kadar bilmek istiyorsun, oğlunun ruhu ateşten bir gölde yanacak” diyor.

The Evil That Men Do ile albüm devam ediyor. Burada işin boyutu değişiyor. Yedinci Oğul’u lanetleyen şeytan görüyor ki aile hâlâ oğullarından umudu kesmedi, kendi kızını kullanarak Yedinci Oğul’un babasını baştan çıkartıyor. Onu kötülüğe, hainliğe davet ediyor. Babası da buna kanıyor. Şeytanın kızına âşık olduğu için kendini suçlayan baba, sürekli gördüğü kabusların da etkisiyle kendini öldürmeyi düşünüyor. “Kötülükler sonsuza dek yaşar,” temalı bir parça: bu temayı unutmayın, ileride tekrar karşımıza çıkacak.

Beşinci parça, Seventh Son of a Seventh Son, bir şaheser. Beni Maiden’a âşık eden, benim için farklı grupların ve şarkıların kapısını aralayan bir parça. Dickinson’ın bu parçadaki vokalleri, onun bir hazine olduğunu kanıtlar nitelikte. Gerçekten de bu albüm için bir piece de resistance. Çok seviyorum ya! Bu parçada baş karakterimiz olan Yedinci Oğul’un doğumundan bahsediliyor. Aslında bu şarkı direkt olarak albümün konseptini özetliyor demek mümkün. Yedinci Oğul’un seçeceği yolu görmek için tüm ailesi tetikte bekliyor, iyi taraf da kötü taraf da onu yanına çekmeye çalışıyor.

Yalnız, biliyoruz ki onun kaderi zaten belli. Kendisi de biliyor bunu, geleceği görüyor çünkü. The Prophecy’de, Yedinci Oğul başlarına gelecek olan felaket konusunda kasaba halkını uyarıyor. “Kehanet gerçekleşecek,” diyor, “Tüm kasaba lanetlendi.” Fakat onu dikkate alan yok, dolayısıyla felaket sonunda gerçekleşiyor- yalnız bu felaketin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnızca şeytanı gülümsetmeyi başardığı için büyük bir şey olduğunu anlıyoruz.

Böylece The Clairvoyant’a geliyoruz. Bu parça Yedinci Oğul’un geleceği görebilmesi hakkında. Güçlerini kontrol altına almayı, görüşünü keskinleştirmeyi öğrenmiş. Buna rağmen elindeki güç ona çok geliyor. Bu güçten kurtulmasının tek yolu olarak da ölümü görüyor- yalnız, ironik olan bir durum var ki kendi ölümünün nasıl gerçekleşeceğini göremiyor.

Buradaki ölümden kastın ne olduğunu bir sonraki parçada, yani albümün son parçasında anlıyoruz. Only The Good Die Young, genel manada Yedinci Oğul’un psikolojisi ile alakalı. Ona inanmayan kasaba halkını sorguluyor, mucizelere inandıklarını fakat onun söylediklerine inanmadıklarını söylüyor.

Güçlerini iyiye kullandığında insanların onu küçük gördüğünü fark eden Yedinci Oğul, umudunu kesiyor artık. Bunun başlangıçlarını bir önceki parçada görmüştük: “İlginç değil mi?” demişti, “Doğduğumuz anda ölmeye başlıyoruz.” Bu parçada da “Ölüm de bir nevi doğum günü müdür?” diye soruyor. İyilikten fayda görmeyen, iyiliğin sorularını cevapsız bıraktığını fark eden Yedinci Oğul, böylece kötüyü seçiyor. İyi tarafını öldürüyor.

Yalnızca iyiler genç ölür. Kötülerin hepsi sonsuza dek yaşar.

Only The Good Die Young, Iron Maiden

Albüm, başladığı dizelerle bitiyor. Böylece biz de bu hikâyenin sonuna gelmiş oluyoruz.

Seventh Son için Maiden’ın en iyi albümü diyemem zira bu fazla öznel bir düşünce olur ve ben zaten Maiden albümleri arasında böyle bir seçim yapamam. Fakat benim için gerçekten de en özeli. Çok sevdiğimi tekrar ve tekrar, siz bıkana değin söyleyebilir, size de lütfen dinleyin diyebilirim yalnızca.

Böylece bir konsept albüm yazısını daha noktalamış oluyoruz, değerli okurlar. Iron Maiden hakkında söylenecek birçok şey var elbette. Fakat hepsinin bir vakti var. Hatta kim bilir, belki bir albümlerinden daha bahsederim yakında. Peki sizin en sevdiğiniz Maiden albümü veya şarkısı ne? Hadi, biraz da yorumlarda buluşalım!

Yazar

Batı Edebiyatları okur, kedi sever. Bir de buralarda yazıp çizer. @mightbeyagmur

4 Yorum

  1. En sevdiğim en özel albümü burda görmek çok güzel bi duygu. Harika yorumların ve emeğin için teşekkürler. Manowar King of Metal albümünün incelemesini görmek isterdim

    • Yağmur Sevinç Cevap ver

      Teşekkürler! Olur da Manowar’a düşersem mutlaka onunla ilgili bir yazı da yazarım, not aldım kenara 🙂

  2. Benim de Somewhere in Time albümüyle birlikte en sevdiğim albümü. Infinite Dreams canlı dinlemek için çok çabaladım ve biliyorsundur İstanbul’a geldiklerinde Seventh Son albümü konseptiyle çıktılar, genellikle o albümün şarkılarını söylediler ancak orjinal turnede söylemelerine rağmen burada söylemeyip bizi üzdüler. Güzel bir yazı bu arada beğenerek okudum, konsept olduğunu bilmeme rağmen sözleriyle ve parça parça anlattıklarıyla detaylı bir şekilde ilgilenmemiştim. Artık dinlerken daha detaylı hayaller canlandırarak dinleyeceğim sayende.

  3. Iron Maiden anlaşılan birçok kişi için bir liman. Ben de ne kadar farklı müzikler dinlersem dinlliyim belli bir süre sonra tekrar Maiden albümlerini defalarca dinlerken buluyorum kendimi,.Sanırım birçoğumuz bu şekildeyiz. Üstelik herhangi bir mecrada reklamı yapılmamasına karşın.. Bu da müziklerinin ne kadar evrensel ve gerçek olduğunu gösteriyor bence…Güzel yazıydı, teşekkürler..

Leave a Reply to Mustafa Ata Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.