İçeriğe geç
Spor 5 dk okuma

NBA’in Gizli Cevheri CENTRAL DIVISION’dan, Bizi Farklı Şekillerde Cezbetmiş 4 Rekabet!

Yiğitcan Erdoğan
NBA'in Gizli Cevheri CENTRAL DIVISION'dan, Bizi Farklı Şekillerde Cezbetmiş 4 Rekabet!

NBA’in çok ilginç çalışan bir bölge sistemi var. Takımlar sene içerisinde zırt pırt 4-5 saatlik uçak yolculukları yapmasınlar diye, önce Konferans’lara, sonra da Division’lara bölünüyorlar. Biraz yerel rekabeti kızıştırmak adına da, sene içerisinde en çok maçlarını Division rakipleriyle, sonra Konferansdaşlarıyla yapıyorlar. Rakip konferans takımları ile ise, sadece senede iki kez oynuyorlar. O yüzden, Division’lardan genelde müthiş rekabetler çıkıyor. Ve bizce, bütün Division’lar arasından, Central Division’ın özel bir tarafı var.

Müsaadeniz varsa, şöyle anlatmak isteriz.

 

Bulls – Pistons (’87 – ’91)

AUBURN HILLS, MI - 1990: Joe Dumars #4 of the Detroit Pistons handles the ball against Michael Jordan #23 of the Chicago Bulls circa 1990 at the Palace of Auburn Hills in Auburn Hills, Michigan. NOTE TO USER: User expressly acknowledges and agrees that, by downloading and/or using this Photograph, User is consenting to the terms and conditions of the Getty Images License Agreement. Mandatory Copyright Notice: Copyright 1990 NBAE (Photo by Andrew D. Bernstein/NBAE via Getty Images)

Listemize en baba rekabetlerden biriyle başlıyoruz. 80’ler sonu, 90’lar başı NBA basketbolu; Doğu Konferansı’nın uzun süredir olduğu gibi facia olmadığı yıllardı. Celtics’in efsaneleri Bird, McHale ve Parish yaşlandıkları için, taht inceden boşalmış, ortaya da pek çok aday çıkmıştı. Spud Webb’li, Doc Rivers’lı, Dominique’li Atlanta; Pierce’lı, Moncrief’li Bucks, genç Cavaliers adaydılar, ancak nefesleri yetmedi. Doğu’nun tahtının iki kulbuna, iki takım yapıştı. Dumars, Thomas, Laimbeer’lı Bad Boys kadrosuyla Detroit, ve genç Jordan’ın başını çektiği Chicago. İlk kapışmalarında, Chicago gençti. Tecrübesizdi. Jordan’ın nefesi tek başına yetmiyordu takıma. Thomas ve ekibi ise komando gibiydi.

1988’de Konferans yarı finalinde, 89 ve 90’da da iki kez üst üste ise Konferans finallerinde elediler Bulls’u. Üstelik öyle şen şakrak değil, baya dirsekle, tırnakla, küfürle elediler. Jordan kızdı. Jordan bilendi. Jordan’ın yanına bir de Pippen eklenince, Majesteleri atağa geçti. 1991’de bir daha karşılaştılar Pistons ile. Ancak Jordan artık üst vitesteydi. Hanedan başlamıştı. Jordan’ın maç başına 29.8 sayı, 7 asist, 5.3 ribaund, 2.3 top çalma ve 1.8 blok ile domine ettiği seride Bulls içeride dışarıda maç kaybetmeden, finallere çıktı. Bu maçı unutulmaz yapan şey ise, Thomas ve ekibinin, son maçın son düdüğünü beklemeden sahayı terk ettikleri o unutulmaz andı…

 

Bulls – Pacers (’98)

02 Jordan Miller

Bu rekabet biraz daha şahsi bir seviyede esasında. Temeline indiğimiz zaman, Bulls – Pacers’ın 88’deki müthiş Doğu Konferansı Finali ile taçlanan rekabeti, esasında iki çok farklı karakterde 2-guard’ın mücadelesi: Reggie Miller ve Michael Jordan. Miller; aynı Ewing, Barkley ve sayısız büyük isim gibi, Jordan yüzünden bir şampiyonluk kazanamamış oyunculardan biriydi. Elbette Indiana’da kalma inadının da bununla ilgisi vardı, ama pek çok kez de yaklaştı. Shaq’a yenildiği NBA finalleri bir yana, kokusunu en çok aldığı yıl, herhalde 1998’di. Yedinci maça taşınan seriyi, Bulls kazandı; ama iki takım taraftarları o seriyi unutmadı ve sezon boyu süregelen maçlar, bu yüzden hep bir kısım gergin yaşandı…

Pacers – Pistons (’04)

03 Pacers Pistons Brawl

Burada biraz daha farklı bir durumdan söz etmek gerek; zira bu rekabet… Ee, pek de sportif değil. Bilmeyenler için, şöyle anlatalım. 2000’lerin ortasında, Larry Brown’ın liderliğindeki Detroit Doğu’da yeller estiriyordu. 2004 yılında bunun meyvesini, şimdinin Golden State’inden bile daha etkileyici bir ilk beşe sahip (Payton, Fisher, Bryant, Malone, Shaq) Los Angeles’ı yenerek almışlardı zaten. Mütevazi bir beşleri vardı. Bad Boys kadar sorunlu değillerdi, ancak yine de Rasheed ve Ben Wallace sağ olsun, teknik faul eksik olmuyordu maçlardan. Yine de, kimse onlardan böyle bir şey beklemiyordu.

19 Kasım 2004 günü, Detroit ve Indiana, Pistons’ın evinde buluştu. Maçın bitmesine bir dakikadan az bir süre kalmıştı, Pistons’ın mağlubiyeti kesin gibiydi. Sonra bir kavga çıktı. Artest Wallace’a sert bir faul yaptı. Wallace geri dönüp çıkıştı. Takım arkadaşları dahil oldu. Sonra kavga yatıştı biraz. Artest’i kenara yolladılar dinlensin diye. O esnada bir hayran, Artest’e bir kola kutusu fırlattı. Artest ne yaptı? Dönüp bunu yaptığına inandığı bir hayranı pataklamaya başladı. Tabii dövmeye çalıştığı adamın durumla alakası olmadığı gibi, Artest bu esnada Pacers’ın radyo spikerini de hastanelik etti. O saatten sonra iki takım arasında oynanan tüm maçlar, bunun gölgesi altında icra edildi ve uzunca bir süre, bu gerginliğin yarattığı rekabetçi ortamı izlemek keyifliydi. Bugün bile, sarı-mavi ve kırmızı-mavi renkler bir araya gelince, bir elektrik oluyor. Bugün bile o maçlar ayrı açılıyor!

 

Bucks – Cavaliers (’16)

Tony Snell,Kyrie Irving

Şimdi, burada neyden bahsettiğimizi iyice bir şekillendirmek gerek. Central Division’da nam salmış başka senelik veya dönemlik rekabetler var. Ancak biz biraz farklı bir şey yapmak istedik bu listenin finalinde. Bu sene izlemeniz gerektiğine inandığımız bir ikiliyi paylaşalım dedik.

Milwaukee Bucks, bu sene gerçekten de muhteşem bir çıkış içerisinde. Seyretmesi çok tatlı bir top oynuyorlar. Jabari Parker ve Giannis Antetekounmpo ikilisini izlemek müthiş keyif. Greg Monroe, Michael Beasley, Dellavedova gibi işini iyi yapan rol oyuncuları var. Cavs ise canavar gibi. Warriors’ı tesadüfi yenmediklerini herkese ispat etme derdindeler. Bu dert, Kevin Love’ı aşka getirdi. Kyrie Robin’di, Nightwing etti. J.R. Smith bile hep beklediğimiz o istikrara kavuştu. Topu muhteşem döndürüyorlar. Ayakları sağlam yere basıyor.

Bucks ise pek canavar değil. Belki playoff’a ulaşabilecekler. Belki de bunu başaramayacaklar. Ve muhtemelen Cavs’e de bol bol yenilecekler zaten. Ama bu sene LeBron ve saz arkadaşlarıyla yaptıkları iki maç da, muhtemelen Cavs’in sezon içerisindeki Warriors müsabakaları hariç oynadığı en seyirlik karşılaşmalardı. Ve döndüre döndüre bir daha oynayacaklar play-off’lar gelene kadar. Gidişata bakılırsa, play-off’ta da denk gelecekler. Ve gerçekten, biz bu sene ara ara Bucks – Cavs maçlarını izlemenizi öneriyoruz. Çok tatlış, minnoş, biraz tek taraflı ama yine de takip etmesi şart bir ikilik var orada…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.